
“Yasa delinecek! Del!”
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile ‘KKTC’ Hükümeti arasında imzalanan bir protokol daha, Kıbrıs’ın kuzeyindeki yasaları by-pass ederek yürürlüğe girdi...
Recep DAL
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile ‘KKTC’ Hükümeti arasında imzalanan bir protokol daha, Kıbrıs’ın kuzeyindeki yasaları çiğneyerek yürürlüğe girdi; Girne Asker Hastanesi’nin sivil hasta kabulüne başlamasıyla birlikte, Sağlık Hizmet Desteği Protokolü üzerinden Tabipler Birliği Yasası fiilen delindi.
Bahse konu protokolle birlikte askeri tabipler, yasaya aykırı biçimde, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği üyeliği olmadan da sivil hastalara bakabilecek.
Denetim açısından ciddi zafiyetler içeren bu yapı, hükümetin Tabipler Birliği Yasası’nı hiçe sayarak uluslararası protokol imzalamasıyla oluştu.
YENİDÜZEN’e konuşan CTP Milletvekili ve eski Sağlık Bakanı Dr. Filiz Besim, hekimlerin Tabipler Birliği’ne üye olmadan görev yapmasının yasalara aykırı olduğunu belirterek, “Tabipler Birliği Yasası’na göre, Kıbrıs’ın kuzeyinde görev yapacak tüm hekimler birliğe üye olmak zorundadır” dedi.
Uygulamanın yasayı zedelediğine dikkat çeken Besim, “Bu ülkenin yasalarının delinmesi de asla kabul edilebilir değil” dedi. Şikâyet mekanizmasının karmaşık hale getirildiğini söyleyen Besim, “Bu çok dolambaçlı bir yol” diyerek hastaların Sağlık Bakanlığı üzerinden MSB’ye uzanan başvuru sürecini eleştirdi.
Tabipler Birliği Başkanı Dr. Ceyhun Dalkan ise YENİDÜZEN’e yaptığı açıklamada, hekimlerin birlik denetimi dışında meslek icra edemeyeceğini vurgulayarak, “Hekimlerin normal şartlarda Tabipler Birliği’ne üye olmadan meslek icra etmesi mümkün değil” ifadelerini kullandı.
Protokolle birlikte mevcut denetim yapısının devre dışı bırakıldığını ifade eden Dalkan, şikâyetlerin önce Sağlık Bakanlığı’na, ardından Türkiye Milli Savunma Bakanlığı'na iletilmesini eleştirerek, “Maalesef Sağlık Bakanlığı bu noktada postacı görevi görüyor” diye konuştu. Dalkan, Girne Asker Hastanesi, ülkenin sağlık mevzuatına uygun mu diye denetlenmediğine de dikkat çekti.
Konuyla ilgili YENİDÜZEN’e değerlendirmelerde bulunan Tıp-İş Başkanı Dr. Özlem Gürkut da, Sağlık Bakanlığı’nın yurttaşlara nitelikli sağlık hizmeti sunacak altyapıyı oluşturmakla yükümlü olduğunu belirterek, mevcut uygulamayı eleştirdi. Gürkut, hükümetin yasalara aykırı olmasına rağmen Girne Asker Hastanesi’nden hizmet almaya çalışmasının tamamen popülist bir yaklaşım olduğunu vurguladı.
Girne Asker Hastanesi’nin Bakanlığa bağlı olmamasının denetim boşluğu yarattığını vurgulayan Gürkut, “Önemli olan ulaşılabilir, şeffaf ve denetime açık bir sağlık sistemidir. hükümet denetleyemeyeceği bir sisteme hasta yönlendirmiş oldu” açıklamasında bulundu.
Girne Asker Hastanesi, sivil hasta kabulüne başladı
Girne Asker Hastanesi’nin, sigortalı KKTC vatandaşlarına sağlık hizmeti vermeye başlamasıyla birlikte, uzun süredir tartışma yaratan Sağlık Hizmet Desteği Protokolü fiilen devreye girdi. Hastane yönetimi tarafından yapılan açıklamada, söz konusu hizmetin Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC arasında imzalanarak yürürlüğe giren protokol kapsamında sunulmaya başlandığı belirtildi.
Protokol çerçevesinde, KKTC Sosyal Sigorta sisteminde kayıtlı TC ve KKTC vatandaşları, kamu görevlileri, kamu sağlık çalışanları, kamu emeklileri, bu kişilerin ulusal mevzuat kapsamında bakmakla yükümlü olduğu yakınları ile mücahit gaziler, gazi yakınları ve şehit yakınlarının randevu sistemiyle ayaktan muayene ve tedavi hizmetinden yararlanabileceği kaydedildi.
Söz konusu düzenleme, Meclis Genel Kurulu’nun 25 Mayıs 2026 tarihli birleşiminde hükümete mensup milletvekillerinin oylarıyla kabul edilmiş, muhalefetin itirazlarına rağmen oy çokluğuyla yasalaşmıştı. Yasa, 5 Haziran 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmişti.
Tabipler Birliği Yasası protokolle aşıldı
Ancak protokolün yürürlüğe girmesiyle birlikte yalnızca sağlık hizmeti değil, ciddi hukuki ve denetimsel tartışmalar da beraberinde geldi. En dikkat çekici başlıklardan biri, Girne Asker Hastanesi’nde görev yapacak hekimlerin Tabipler Birliği’ne üye olmadan hasta kabul edecek olması.
Mevcut yasalara göre ülkede görev yapan tüm hekimlerin Tabipler Birliği’ne kayıtlı olması zorunlu tutulurken, uluslararası protokol statüsündeki bu düzenleme ile fiilen mevcut yasal çerçevenin bypass edildiği görülüyor. Hukuken iç mevzuatın üzerinde kabul edilen protokol, ülkedeki sağlık sisteminin temel denetim mekanizmalarından birini işlevsiz hale getirmiş durumda.
Şikayet süreci bir hayli ‘dolambaçlı’
Bu durum yalnızca yasal bir boşluk yaratmakla kalmıyor, halk sağlığı açısından da ciddi soru işaretleri doğuruyor. Çünkü mevcut sistemde bir hastanın tedavi sürecine ilişkin şikayetini doğrudan Tabipler Birliği’ne iletebilmesi mümkünken, Girne Asker Hastanesi’nde bu mekanizma tamamen değişiyor.
Yeni sistemde hastaların şikayetlerini önce Sağlık Bakanlığı’na iletmesi gerekecek. Bakanlık ise ilgili dosyayı Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı olan Girne Asker Hastanesi’ne aktaracak. Nihai değerlendirme ve işlem süreci de yine Türkiye Cumhuriyeti Milli Savunma Bakanlığı tarafından yürütülecek.
Öte yandan Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili ve eski Sağlık Bakanı Dr. Filiz Besim, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Başkanı Dr. Ceyhun Dalkan ve Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası Başkanı Dr. Özlem Gürkut, Girne Asker Hastanesi üzerinden yürüyen tartışmalara ilişkin YENİDÜZEN’e özel açıklamalarda bulundu. Açıklamalarda, protokolün yasal çerçeve, hekimlerin Tabipler Birliği üyeliği, denetim mekanizmaları ve halk sağlığına olası etkileri üzerinden değerlendirmeler öne çıktı.
YENİDÜZEN’e konuşan sağlık uzmanları:
“Kurumlar bypass edildi, denetim hakkımız yok”
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili ve eski Sağlık Bakanı Dr. Filiz Besim, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Başkanı Dr. Ceyhun Dalkan ve Kıbrıs Türk Hekimler Sendikası (Tıp-İş) Başkanı Dr. Özlem Gürkut, Girne Asker Hastanesi üzerinden yürüyen tartışmalara ilişkin YENİDÜZEN’e açıklamalarda bulundu. Açıklamalarda protokolün yasal boyutu, hekimlerin üyelik zorunluluğu, denetim mekanizmaları ve halk sağlığına etkileri öne çıktı.
CTP Milletvekili ve eski Sağlık Bakanı Dr. Filiz Besim:
“Yasa delindi, dolambaçlı şikâyet sistemi oluşturuldu”
CTP Milletvekili ve eski Sağlık Bakanı Dr. Filiz Besim, Tabipler Birliği Yasası’na dikkat çekerek Kıbrıs’ın kuzeyinde görev yapacak tüm hekimlerin birliğe üye olmasının zorunlu olduğunu söyledi.
Besim, Girne Asker Hastanesi’nde görev yapan hekimlerin Tabipler Birliği’ne üye olmamasının, CTP’nin Meclis’te protokole “rest” vermesinin ana nedenlerinden biri olduğunu belirterek, “Tabipler Birliği Yasası’na göre, Kıbrıs’ın kuzeyinde görev yapacak tüm hekimler birliğe üye olmak zorundadır” dedi.
Sivil hasta kabulünün sağlık hizmetine erişim açısından anlaşılabilir olduğunu ifade eden Besim, buna rağmen yasal çerçevenin aşılmasını eleştirdi. Besim, “Bizim CTP olarak Meclis’te bahse konu protokole rest vermemizdeki ana sebep de Girne Asker Hastanesi’ndeki hekimlerin Tabipler Birliği’ne üye olmayışlarıdır” ifadelerini kullandı.
Tabipler Birliği’nin itirazlarının bulunduğunu hatırlatan Besim, “Elbette ki insanlarımızın sağlığa erişim noktasında bu kadar sıkıntı yaşadığı bir dönemde Girne Asker Hastanesi’nde sivil hasta bakılması olabilecek bir şey. Fakat bu ülkenin yasalarının delinmesi de asla kabul edilebilir değil” diye konuştu.
Besim, hasta şikâyet mekanizmasının karmaşık hale getirildiğini belirterek, süreci şöyle anlattı:
“Protokolde yer alan bir maddeye göre Girne Asker Hastanesi’nde oluşacak herhangi bir komplikasyon veya sıkıntıda hastanın Sağlık Bakanlığı’na müracaat edebileceği ifade ediliyor. Sağlık Bakanlığı da bahse konu şikayeti MSB’ye ulaştıracak. MSB de şikayeti değerlendirip çıkan sonucu Sağlık Bakanlığı’na bildirecek. Bu çok dolambaçlı bir yol.”
Bu yapının Türkiye’deki askeri personel düzenlemelerinden kaynaklandığını ifade eden Besim, bunun sonucunda Tabipler Birliği’nin devre dışı bırakıldığını söyledi. Besim, “Uluslararası anlaşmalar ülke içerisindeki yasaların üzerinde kabul ediliyor. O yüzden Asker Hastanesi’nde Tabipler Birliği’ne üye olmayan hekimlerin sivil hasta bakmasına bu protokolle olanak sağlandı” açıklamasında bulundu.
Besim, hükümetin Tabipler Birliği Yasası’nı fiilen deldiğine dikkat çekerek, “Hükümet, bu yolu tercih ederek Tabipler Birliği gibi önemli bir kurumun yasasını delmiş oldu” dedi.
Alternatif yöntemlerin mümkün olduğunu belirten Besim, geçmiş uygulamalara atıf yaparak, “Asker hastanelerinde Kıbrıslı doktorların sözleşmeli veya hizmet alımı şeklinde geçmiş dönemde çalıştırıldıkları oldu. Yasayı delmek yerine böyle bir yöntem de başvurulabilirdi” ifadelerini kullandı.
Girne Asker Hastanesi’nin kapasitesinin sınırlı olduğuna da dikkat çeken Besim, farklı modellerin değerlendirilebileceğini belirterek, “Girne Asker Hastanesi’nin de kapasitesi çok yüksek değil. Farklı yollar denenerek sivile hizmet vermesi için şartlar zorlanabilirdi. Fakat hükümet bunu yapmak yerine ‘ben yaparım olur’ anlayışıyla olayı kapattı” diye konuştu.
Besim, denetim eksikliğinin halk sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığını vurgulayarak, “Burada meydana gelebilecek komplikasyonlarda, yanlış uygulamalarda veya hasta ile hekim arasında yaşanabilecek sıkıntılarda şikayet merciinin olmaması birçok soruna gebedir” açıklamasında bulundu.
Tabipler Birliği’nin denetim işlevine dikkat çeken Besim, “Tabipler Birliği’ne üyelik de hekim denetimi konusunda bir sigorta görevi görüyor. Oradaki doktorların birliğe üye olmayışı denetim noktasında ciddi zafiyetler oluşturabilir” ifadelerini kullandı.
Tabipler Birliği Başkanı Dr. Ceyhun Dalkan:
“Girne Asker Hastanesi, ülkenin sağlık mevzuatına uygun mu diye denetlenmedi”
Tabipler Birliği Başkanı Dr. Ceyhun Dalkan da Tabipler Birliği’nin 1956 yılında kurulduğunu hatırlatarak, hekimlerin bu yapıya üye olmadan meslek icra etmesinin mümkün olmadığını vurguladı.
Dalkan, birliğin temel amacının hekimlerin ve sağlık sisteminin tek elden denetlenmesi olduğunu belirterek, “Hekimlerin normal şartlarda Tabipler Birliği’ne üye olmadan meslek icra etmesi mümkün değil. Buradaki esas amaç da hekimlerin ve sağlık sisteminin tek elden denetlenebilmesidir” dedi.
Üyeliğin hekim sayısının ve görevlerinin takibi açısından da önemli olduğunu belirten Dalkan, hasta şikâyet süreçlerinde bir muhatap olması gerektiğini söyledi.
Protokolle bu yapının değiştiğini ifade eden Dalkan, şikâyet mekanizmasını şöyle anlattı:
“Olası hasta şikayetleri bağlamında karşımızda bir muhatap olması gerekiyor. Bu konuda muhatap da şu anda Tabipler Birliği’dir. İmzalanan protokolde ise bahsettiğim hususlar bertaraf edildi. Protokole göre bir hasta Girne Asker Hastanesi’nde yaşadığı herhangi bir sorunu Sağlık Bakanlığı’na bildirecek. Sağlık Bakanlığı da bu aldığı şikayet dosyasını direkt MSB’ye iletecek.”
Dalkan, bu yapıyı eleştirerek, “Maalesef Sağlık Bakanlığı bu noktada postacı görevi görüyor” ifadelerini kullandı.
Kurumların devre dışı bırakılmasının kabul edilemez olduğunu belirten Dalkan, “Bir diğer önemli konu da bu ülkenin kurumlarının yöneticiler tarafından hiçe sayılmasıdır. Tabipler Birliği’nin bu süreçte pas geçilmesi kabul edilemez” diye konuştu.
Dalkan, bunun sistematik bir by-pass anlamına geldiğini söyleyerek, Sağlık Bakanlığı’nın kendisini yetkisiz görmesinin tüm kurumsal yapıyı zayıflattığına dikkat çekti.
Kamusal sağlık hizmetlerinde yaşanan yetersizliklere de değinen Dalkan, Girne Hastanesi’nin tamamlanmasının önemini vurgulayarak, “Kamusal sağlığın yetersizliği nedeniyle Girne Hastanesi bir an önce bitirilmelidir. Bunun çözümü budur” açıklamasında bulundu.
Dalkan, Sağlık Bakanlığı ile iletişim kurduklarını ancak çözüm odaklı bir yaklaşım görmediklerini belirterek, “Sadece mevcut protokolün kabul edilmesinin zorunlu olduğu tarafımıza iletildi” dedi.
Denetlenebilirliğin önemine dikkat çeken Dalkan, “Hataların kamunun yetersizliğinden dolayı Girne Asker Hastanesi’nde bakılabileceğini düşünüyoruz fakat özellikle denetlenebilirlik açısından Tabipler Birliği’ne üyelik şarttır” ifadelerini kullandı.
Dalkan, ayrıca hastanenin mevzuata uygunluğunun yeterince denetlenmediğini söylerek, “Aynı zamanda Girne Asker Hastanesi, ülkenin sağlık mevzuatına uygun mu diye denetlenmedi” diye konuştu.
Tıp-İş Başkanı Dr. Özlem Gürkut:
“Hükümet denetleyemeyeceği bir sisteme hasta yönlendirmiş oldu”
Tıp-İş Başkanı Dr. Özlem Gürkut ise Sağlık Bakanlığı’nın temel görevinin yurttaşların sağlık hizmetine erişimini sağlayacak altyapıyı kurmak olduğunu söyledi.
Gürkut, bu görevin yerine getirilememesi nedeniyle Girne Asker Hastanesi üzerinden hizmet verilmesinin “popülist bir yaklaşım” olduğunu belirterek, “Sağlık Bakanlığı’nın görevi, bu ülkedeki yurttaşların hak ettikleri sağlık hizmetini alabilecek sağlık kurumlarını hayata geçirmektir” dedi.
Bakanlığın altyapı oluşturamaması nedeniyle alternatif çözümlere yöneldiğini ifade eden Gürkut, “Bunu yapamadıklarından dolayı yasalara aykırı olmasına rağmen Girne Asker Hastanesi’nden hizmet almaya çalışmak tamamen popülist bir yaklaşımdır” ifadelerini kullandı.
Nüfus artışının sağlık planlamasında dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Gürkut, hastane ve hekim sayısının buna göre planlanması gerektiğini söyledi.
Tabipler Birliği üyeliğinin hasta güvenliği açısından hayati olduğunu belirten Gürkut, mevcut sistemde ciddi bir denetim boşluğu bulunduğunu ifade etti. Gürkut, “Tabipler Birliği’ne üye zorunluluğu hasta güvenliği ve denetim açısından son derece hayati bir önem arz ediyor” açıklamasında bulundu.
Girne Asker Hastanesi’nin Sağlık Bakanlığı’na bağlı olmamasının önemli bir sorun olduğunu belirten Gürkut, “Bu Girne Asker Hastanesi bizim Sağlık Bakanlığı’na da bağlı değil. O yüzden Sağlık Bakanlığı burayla ilgili herhangi bir denetimde bulunamaz” ifadelerini kullandı.
Bu nedenle hem Bakanlık hem de Tabipler Birliği’nin denetim dışında kaldığını vurgulayan Gürkut, “Bu hastanedeki doktorlar Tabipler Birliği’ne üye olmadığı için birlik de bir denetimde bulunamaz. Bu çok sakıncalıdır” dedi.
Sağlık sisteminin şeffaf ve denetlenebilir olması gerektiğini belirten Gürkut, çözümün yeni yapı açmak değil mevcut hastaneleri tamamlamak olduğunu ifade ederek, “Önemli olan ulaşılabilir, şeffaf ve denetime açık bir sağlık sistemidir” diye konuştu.
Gürkut ayrıca, “Dolayısıyla hükümet denetleyemeyeceği bir sisteme hasta yönlendirmiş oldu” ve “Yurttaşlarımızın hak ettiği sağlık hizmeti, bitirilemeyen hastaneler ve sağlık birimleri yüzündendir” açıklamasında bulundu.

























