1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. “Sanatta ifade özgürlüğünün sınırı yoktur”
“Sanatta ifade özgürlüğünün sınırı yoktur”

“Sanatta ifade özgürlüğünün sınırı yoktur”

Kıbrıslı sanatçı George Gavriel kuşkusuz son zamanların en çok tartışılan isimlerinden biri. 

A+A-

Kıbrıslı sanatçı George Gavriel kuşkusuz son zamanların en çok tartışılan isimlerinden biri.  Eserlerinde sıklıkla dini semboller, kimlik tartışmaları ve toplumsal çelişkiler üzerinden güçlü bir eleştirel dil kuruyor. Ortodoks ikonografisini çağdaş sanatla yorumlayarak sanat çevrelerde ve kamuoyunda yankı uyandırıyor. Sanatın ifade özgürlüğü, toplumsal hassasiyetler ve politik gerçekliklerle kurduğu ilişkiyi sorgulayan bu üretim pratiği, sanatın yalnızca estetik bir alan değil aynı zamanda güçlü bir toplumsal müdahale aracı olduğunu da bizlere hatırlatıyor.

 

Röportajın başında George Gavriel’e sanatsal yolculuğunun nasıl başladığını ve resimle kurduğu güçlü ilişkinin arkasındaki motivasyonu sordum. Çocukluk yıllarından itibaren resim yapan Gavriel, her ne kadar ailesi tarafından daha “güvenli” bir meslek edinmesi için teknik eğitime yönlendirilmiş olsa da sanata olan ilgisinden hiç vazgeçmediğini anlatıyor.

“Çocukluğumdan beri resim yapıyor, her zaman ressam olacağımı söylüyordum. Babamsa geçimimi sağlayabilmem için bir meslek öğrenmem amacıyla beni Teknik Okul’a gönderdi. Yine de hayatın bir cilvesi olarak hayalim gerçekleşti. Burs kazandım ve Moskova’ya giderek Surikov Güzel Sanatlar Akademisi’nde eğitim gördüm. Benim için resim yapmak yaşam biçimi. İnsanların binlerce yıldır yaptığı şey bu: sanat aracılığıyla iletişim kurmak. Ben de çalışmalarım aracılığıyla iletişim kurmaya, yaşadıklarımı, deneyimlerimi ve sorgulamalarımı ifade etmeye, içinde bulunduğum dönemin politik ve toplumsal gerçekliğini hissetmeye ve aktarmaya çalışıyorum.”

brc-1195.jpg

“Sanat dünya görüşünün yansımasıdır”

Röportajın devamında George Gavriel’e Kıbrıs’ta üretmenin onun sanatını nasıl etkilediğini sordum. Bir sanatçının yaşadığı yerle kurduğu bağın üretim sürecinde önemli bir rol oynadığı düşünüldüğünde, Gavriel için de doğduğu, büyüdüğü ve deneyimlerini biriktirdiği bu coğrafya belirleyici bir yere sahip.

“Bir Kıbrıslı sanatçı olarak doğduğum, büyüdüğüm, deneyimlerimi yaşadığım, insanlarını, çevresini ve tarihini bildiğim bu yerde yaşayıp çalışmak benim için çok önemlidir. Sanatçının işi onun aynasıdır derler. Dünyayı nasıl gördüğünü ve yorumladığını gösterir; onun dünya görüşünün bir yansımasıdır. Ben buna şunu eklerim; aynı zamanda sanatçının yaşadığı ve ürettiği toplumun da aynasıdır.”

 

“Eserlerim Hristiyan öğreti ve davranışlarının çelişkisini gösterir”

Sanatçının eserlerinde dini sembollerin çağdaş ve eleştirel bir bakışla yeniden yorumlanması dikkat çekici bir unsur olarak öne çıkıyor. Bu nedenle Gavriel’e, bu yaklaşımın onun için bir karşı çıkış mı, bir sorgulama mı yoksa daha çok estetik bir arayışın parçası mı olduğunu sordum. Sanatçı, bu sembolleri yalnızca estetik bir referans olarak değil, aynı zamanda toplumsal ve politik çelişkileri görünür kılmanın bir yolu olarak ele aldığını vurguluyor.

“Özellikle yaşadığımız toplumda sanatın rolü sarsıcı olmalıdır; egemen sınıfın anlatısına karşı sorgulama ve itaatsizlik içermelidir. Çalışmalarımda Hristiyanlığın sembollerini çoğunlukla, Hristiyanlığın öğretileri ile Hristiyanların davranışları arasındaki çelişkiyi göstermek için kullanıyorum. Toplumumuzdaki ikiyüzlülüğü ortaya koymak istiyorum: Hristiyanlığın öğrettiği sevgi ve dayanışmaya karşılık insanların nefret ve insanlık dışı davranışlar sergilemesini. Elbette ele aldığım temalar ne olursa olsun çalışmalarımda estetik arayış da her zaman vardır. Benim için sanatta kesinlikle sınır yoktur. Demokratik bir ülkede hiç kimse sanatsal düşünceyi sınırlayamaz veya ona bir çerçeve çizemez. Bu tür şeyler demokratik olmayan ya da teokratik rejimlerde olur. Bir de Orta Çağ’da oluyordu. Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası ve özellikle Avrupa Birliği, sanatsal ifade özgürlüğünü güvence altına almaktadır.”

 

“Farklılıkların kabul edilmesi gerekiyor”

George Gavriel’in eserlerinin yol açtığı güçlü tartışmalara da değiniyouz. Özellikle dini semboller üzerinden geliştirdiği eleştirel yaklaşımın kamuoyunda geniş yankı uyandırması, sanat ile toplum arasındaki gerilimi de görünür kılmıştı. Ona göre sanat güçlü bir araç olduğuna dikkat çekiyor.

“Öncelikle toplumumuzun, bir sanatçının hiçbir sınır ve çerçeve olmadan özgürce ifade edebilme hakkını kabul etmesini istedim. Bunun yanında hayatının her alanında farklılıkların kabul edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu sadece sanat için de değil din, milliyet, cinsel yönelim, eğitim veya iş hayatı da olabilir. Gerçekten de benim yaptığım eserlerle bu tartışma ortaya çıktı. Her ne kadar bazen çok sert veya kabul edilebilir sınırların dışına çıkmış olsa da, bunu başardım. Toplumumuz için tabu sayılan konulara dokundum. Halının altına süpürdüğümüz sorunları gündeme getirdim. Tüm bu konuların tartışılabilmesi için bir sarsıntı gerekiyordu ve bu da sanatın yardımıyla gerçekleşti.”

 

“Bu tepkiler çalışmalarımı olumlu yönde etkiledi”

Eserlerinin ardından ortaya çıkan soruşturmalar ve kamuoyundaki sert tepkilerin sanat pratiğini nasıl etkilediğini de konuştuk. Sanat ile ifade özgürlüğü arasındaki ilişkinin bu süreçte yeniden tartışmaya açıldığını hatırlatarak, yaşananların onun yaratıcı sürecine nasıl yansıdığını sordum.

“Bu soruşturmalar ve tepkiler bana sanatın gücünü, özellikle de günümüz toplumunda görsel imgenin gücünü gösterdi. Okuduğum bazı araştırmalar, görsel sanatın toplumsal mesajları bir metne göre 60.000 kat daha hızlı iletebildiğini iddia ediyor. Öte yandan bu tepkiler çalışmalarımı olumlu yönde etkiledi diyebilirim. Daha yaratıcı oldum ve eserlerimin önemli bir bölümü açıkça politik ve aktivist bir yön kazandı.”

 

“Toplumsal hassasiyetler yaratıcılığa sınır koyar”

Sanat ve ifade özgürlüğü arasındaki ilişkiyi de konuştuk. Özellikle sanatın kimi zaman toplumsal hassasiyetlerle karşı karşıya geldiği durumlar düşünüldüğünde, bu ilişkinin sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği uzun süredir tartışılan bir mesele. Ona göre sanatsal üretimin doğası gereği özgürlükle kurduğu güçlü bir bağ var.

Sanatta ifade özgürlüğü mutlak olmalıdır; hatta toplumsal hassasiyetlerle çatışsa bile. Eğer sanatın neyi ve nasıl ifade edeceği toplumsal hassasiyetlere göre belirlenirse artık ifade özgürlüğünden söz edilemez. Toplumsal hassasiyetler ise yaratıcılığa sınır koyar. Eğer onları takip edersek sonunda sanatsal üretim kurur ve sergileyecek ya da söyleyecek hiçbir şeyimiz kalmaz. Bu gibi tartışmaların eserlerimi daha radikal hale getirdiğine inanmak istiyorum. Çünkü eğer gerici ya da aşırı sağcı güçler beni daha “temkinli” olmaya zorlamış olsaydı, bu onların çalışmalarım üzerinde sansür uygulamayı başardığı anlamına gelirdi. Bu da ifade özgürlüğümün sınırlandığını ve ülkemizde daha az demokrasi olduğunu gösterirdi.”

 

“Sanat, düşüncemizi genişletmemize yardımcı olur”

Kıbrıs gibi dinî ve ulusal kimliklerin güçlü biçimde hissedildiği bir toplumda sanatın rolünü konuştuk. Tarihsel hafızanın, kimlik tartışmalarının ve siyasal gerilimlerin günlük hayatın bir parçası olduğu bu coğrafyada sanatın nasıl bir işlev üstlenebileceği önemli bir soru olarak karşımıza çıkıyor.

“Böyle toplumlarda sanatın rolü daha da önemlidir. Sanat, düşüncemizi açmamıza ve genişletmemize yardımcı olur; bizi dini ve milliyetçi kalıpların zincirlerinden özgürleştirebilir ve nihayetinde vatanımızı yeniden birleştirmemize katkı sağlayabilir. Nasıl ki Rum toplumunun içinde eserlerim farklı şekillerde yorumlanıyorsa, aynı şekilde iki toplumlu bağlam içinde de farklı yorumlanmaları doğaldır. Ancak çalışmalarımın Türk Kıbrıslı yurttaşlarım arasında da ilgi görmesinden büyük mutluluk duyuyorum. Lefkoşa’daki son sergimde sergiyi ziyaret eden birçok Türk Kıbrıslı ile tanışma ve sohbet etme fırsatım oldu. Eserlerimin ele aldığı konular konusunda görüşlerimizin büyük ölçüde örtüştüğünü gördüm. Sanatın iki toplumun birbirine yaklaşmasında ve ülkemizin yeniden birleşmesine katkı sağlamasında çok olumlu bir rol oynayabileceğine güçlü biçimde inanıyorum.”

20260306-102859-copy.jpg

img-20230301-194148.jpg

img-20210817-101710.jpg

Bu haber toplam 362 defa okunmuştur