
ORGAZM
Aile Danışmanı ve Cinsel Danışman Uzm. Nilsu Atıcı yazdı: ORGAZM
Dün, 8 Ağustos Dünya Kadın Orgazm Günüydü. Bu nedenle bugün orgazm hakkında konuşalım istedim. Öncelikle Dünya Kadın Orgazm Günümüz kutlu olsun! Kadın orgazmı için bu şekilde özel bir gün belirlenmesinin sebebi cinsel kimlikler arası orgazm eşitsizliği ile ilgilidir. Araştırmalara göre en az cinsel haz ve orgazm deneyimleyen grubun heteroseksüel kadınlar olduğunu biliyor muydunuz?
Orgazm hakkında konuşurken çoğu zaman aklımıza tek bir soru geliyor: ‘Nasıl orgazm olurum?’ Oysa belki de önce başka bir soruyu sormamız gerekiyor: ‘Orgazm nedir ve cinsel yaşamımızda gerçekten ne anlama gelir?’.
Cinsellik hakkında konuşurken orgazmı adeta ulaşılması gereken bir ‘final’ gibi konumlandırıyoruz. Cinsel ilişkinin başladığı, geliştiği ve mutlaka orgazmla tamamlandığı bir senaryo varmış gibi düşünüyoruz. Üstelik bu senaryonun çoğu zaman tek bir doğru yolu olduğuna inanıyoruz. Oysa gerçek hayatta cinsel haz, uyarılma ve orgazm çok daha çeşitli, kişisel ve değişkendir.
Öncelikle şunu söyleyelim; orgazm olmak keyiflidir ancak cinsel ilişkinin başarılı olması için orgazm şart değildir. Bir cinsel deneyimin değeri yalnızca orgazmla ölçülmez. Yakınlık, haz, merak, rahatlama, bedensel temas, duygusal bağ, birlikte geçirilen zaman da cinsel deneyimin önemli parçalarındandır.
Nedir bu orgazm?
Orgazm, cinsel uyarılmanın ardından ortaya çıkabilen yoğun haz ve rahatlama deneyimidir. Bedende ritmik kasılmalar, kalp atışında ve solunumda değişiklikler, ardından gevşeme gibi fiziksel yanıtlar görülebilir. Ancak orgazm yalnızca bedende gerçekleşen mekanik bir olay değildir; kişinin zihinsel ve duygusal deneyimi de önemlidir. Üstelik herkes orgazmı aynı şekilde yaşamaz! Bazı kişiler için yoğun ve kısa süreli bir haz deneyimi olabilirken bazıları daha yaygın bir bedensel rahatlama hissedebilir. Orgazmın süresi, yoğunluğu, sıklığı ve kişinin bunu nasıl tanımladığı değişebilir. Dolayısıyla ‘gerçek orgazm böyle hissedilir’ şeklinde tek bir ‘tarif’ vermek mümkün değildir.
‘Kadınlar daha zor orgazm olur’ doğru mu?
Bu cinsellik konusundan en sık inanılan yanlış duyumlardan biri.
Kadınların orgazm olmasının biyolojik olarak daha zor olduğu düşüncesi, aslında oldukça yanıltıcıdır. Orgazm deneyimindeki çeşitlilikleri yalnızca biyolojiyle açıklamak, cinselliğin sosyal ve psikolojik boyutlarını görmezden gelmemize neden olur. Özellikle heteroseksüel ilişkilerde ortaya çıkan orgazm eşitsizliği bize önemli bir şey söylüyor; sorun yalnızca bedenlerde değil cinselliği nasıl öğrendiğimiz ve nasıl yaşadığımız da olabilir.
Cinsel ilişkilerin penis – vajina birleşmesi merkezinde tanımlanması, klitorisin cinsel hazdaki rolünün yeterince bilinmemesi, partnerlerin birbirleriyle haz hakkında konuşmaması, toplumsal cinsiyet rolleri ve cinsellik hakkında öğrenilen yanlış bilgiler bu eşitsizliğin oluşmasında rol oynayabiliyor.
Burada önemli bir ayrım var; vajinası olan herkesin yalnızca penetrasyon yoluyla orgazm olması gerektiği düşüncesi doğru değildir. Klitoris, cinsel haz açısından son derece önemli bir organdır ve vulvanın yalnızca küçük bir bölümünden gördüğümüz bu yapı içeride çok daha geniş bir anatomik yapıya sahiptir. Bu nedenle cinsel hazzı yalnızca penetrasyona indirgemek, cinsel deneyimin önemli bir bölümünü görmezden gelmek anlamına gelir.
Peki ‘orgazmın tek bir yolu’ var mı?
Hayır.
Cinsel haz için herkesin aynı uyarılma biçiminden hoşlanmasını beklemek, aslında cinselliği bir reçeteye dönüştürmektir. Bir kişinin hoşlandığı davranış başka bir kişi için nötr olabilir, hatta rahatsız edici dahi olabilir. Aynı kişinin bile hoşlandıkları zaman içerisinde değişebilir. Yaş, stres, ilişki dinamikleri, beden algısı, kullanılan ilaçlar, hormonal değişimler, doğum gibi yaşam olayları ve kişinin kendisini ne kadar güvende hissettiği cinsel deneyimi etkileyebilir. Bu nedenle partnerimizin ne istediğini tahmin etmek yerine sormak çok daha değerlidir. ‘Böyle iyi mi?’, ‘bunu seviyor musun?’, ‘nasıl devam edelim’ gibi basit sorular cinsel iletişimin önemli parçalarındandır.
Orgazm taklidi
Orgazm hakkında konuşurken değinmemiz gereken bir diğer konu da orgazm taklididir. Bazı insanlar partnerini memnun etmek, onu kırmamak, cinsel deneyimin bitmesini istemek, kendisini baskı altında hissetmek veya ‘normal’ olduğunu göstermek gibi nedenlerle orgazm olmuş gibi davranabilir. Bu durum kişinin yalan söylediği şeklinde basitçe değerlendirilmemelidir. Bazen orgazm taklidi, cinsel iletişimdeki baskının veya kişinin kendi hazzını ifade etmekte zorlanmasının bir göstergesi olabilir. Burada asıl soru ‘neden orgazm olmadın?’ değil, ‘bu deneyim senin için nasıldı?’ olmalıdır.
Orgazm olmak zorunda mıyız?
Hayır.
Bu cümleyi özellikle vurgulamak istiyorum; orgazm olmak zorunda değiliz.
Bir cinsel deneyimde orgazm yaşamamak, her zaman bir cinsel işlev bozukluğu olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde sık orgazm olmak da kişinin cinsel yaşamının daha başarılı olduğunu göstermez. Cinsellik bir sınav değildir. Kaç dakika sürdüğü, kaç kez orgazm olunduğu veya kimin önce orgazm olduğu üzerinden puanlanması gereken bir performans hiç değildir. Bazen cinsel deneyim yalnızca haz almakla, bazen yakınlaşmakla, bazen merak etmekle, bazen de hiçbir şey yapmadan birbirine temas etmekle ilgilidir.
Sonuç olarak orgazmı cinselliğin tek amacı olmaktan çıkardığımızda, cinsel yaşamımız için çok daha geniş bir alan açmış oluruz. Belki de artık ‘orgazm oldun mu?’ sorusundan önce ‘haz aldın mı?’, ‘kendini rahat hissettin mi?’, ‘bunu istedin mi?’ diye sormayı öğrenmeliyiz. Çünkü iyi cinsellik, herkesin aynı şekilde orgazm olduğu cinsellik değildir. İyi cinsellik; kişilerin bedenlerini tanıyabildiği, hazlarını ifade edebildiği, istemediklerinde hayır diyebildikleri, birbirlerini dinlediği ve orgazmı bir zorunluluk değil deneyimin olası parçalarından biri olarak görebildiği cinselliktir.

























