1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. “Kültür sanat ülkenin en güçlü tanıtım dilidir”
“Kültür sanat ülkenin en güçlü tanıtım dilidir”

“Kültür sanat ülkenin en güçlü tanıtım dilidir”

Kuzey Kıbrıs'ın ilk organizasyon şirketinin kurucusu Yasemin Subaş, “Kültür sanat ülkenin en güçlü tanıtım dilidir” dedi.

A+A-

Simge ÇERKEZOĞLU

Kuşkusuz kültür ve sanat organizasyonları, yalnızca sosyal yaşamı zenginleştiren etkinlikler değil; ülkelerin uluslararası görünürlüğünü, marka değerini ve kültürel kimliğini güçlendiren önemli araçlardan biri... Bu organizasyonların başarısının arkasında ise çoğu zaman görünmeyen, ancak süreci baştan sona yöneten profesyonel bir emek var. Kuzey Kıbrıs'ın ilk organizasyon şirketinin kurucusu Yasemin Subaş ile pazarlamadan organizasyon sektörüne uzanan kariyer yolculuğunu, ülkede etkinlik sektörünün geçirdiği dönüşümü, kültür-sanat organizasyonlarının toplumsal yaşama katkısını ve ülke tanıtımındaki rolünü konuştuk.

İlk olarak Subaş'ın pazarlama alanında başlayan kariyerini ve Kıbrıs'a uzanan hikâyesini konuşuyoruz.

“İzmir’de doğdum, büyüdüm ve eğitim aldım. 9 Eylül Üniversitesi’nde Ekonometri ve Marketing çift ana dalda eğitim aldı. Bir süre Milano’da çalıştım. Benim için çok iyi bir tecrübeydi. Daha sonra İzmir’de de çalıştım. Pazarlamada trade ve brand marketing diye iki marketi vardı. Ben marka pazarlama bölümünde daha çok çalıştım. Önemli markalar için projeler geliştirdim. Markaların gücünü nihai tüketiciye anlatmaya çalıştım, fikirler ürettim. Bu süreçte bu konuya merakım arttı. Kıbrıs da bu süreçte karşıma çıktı. Bir markanın satış müdürü olarak adaya taşındım. Daha fazla sahada olmam gereken bir işti. 2007 yılıydı. Koşulları gereği sadece satış müdürlüğünü yapmadım ticari pazarlama faaliyetlerini de yürüttüm. Çünkü buna karşılık gelen bir şirket yoktu. Bunları yaptıkça Kıbrıs’ta pazarlama alanında eksiklik olduğunu fark ettim. O zaman pazarlama satış temsilcilerinin arabasıyla çıkıp distribütör gelen ürünleri satış noktasına dağıtması anlaşılıyordu. Halbuki pazarlama bambaşka bir dünya. Bu pazarın açıklığı bana böyle bir ihtiyaç olduğunu gösterdi. Böylece, Kıbrıs’ta bu alanda şansımı denemeye karar verdim.”

kullanilsin-2.jpg

“Kıbrıs’ın kuzeyi Türkçe konuşulsa da bambaşka bir coğrafya”

Dışarıdan birisi olarak Kuzey Kıbrıs’a dair gözlemlerini de anlatan Subaş’ın “Türkçe konuşsa da bambaşka bir coğrafya” ifadesi ilgimi çekiyor. 

“Kıbrıs kendi özelinde, kendi dinamikleri olan bir yer. Türkçe konuşulsa da bambaşka bir coğrafya. Türkiye’den gelen hiç kimsenin Kıbrıs sınırları içinde ne yaşayan insanını ne de pazar hareketlerini, tüketici davranışlarını algılaması kolay değildir diye düşünüyorum. Burada tüketicinin pazarlamaya verdiği refleks çok hızlıdır. Ağızdan ağıza pazarlama hala çok yaygındır. Kıbrıs çok bakir bir pazardı ve beni de çok heyecanlandırdı. 2010 yılında Kıbrıs’ta şirket kurdum. Adaya yeni gelen bir ürünün sahada en iyi şekilde yer alabilmesi için lansman yönetimini sağlamaya çalıştım. O dönemde reklam şirketi olarak kurulduk. İlk organizasyona adım atışım ise 2013 yılında Kıbrıs Rakı Festivali ile oldu. Türkiye’de sigara ve alkol yasaklı pazarlardır. Reklamı yapılamaz. Tabii zaman içinde Kıbrıs’ta da bbu kurallar değişti. Böylece adadaki ilk  pazarlama ajansını kurdum. Bir işletmenin veya markanın ürün ve hizmetlerini daha fazla kişiye ulaştırmak, marka bilinirliğini artırmak ve satışlarını geliştirmek amacıyla profesyonel pazarlama hizmetleri sunan şirket olduk. Zaman içinde markaslar için etkinlikler de organize etmeye başladık. Bir etkinlik birimi de kurduk. Kıbrıs’ta bir iş iyiyse hem gelenekselleşir hem de diğer firmalar bunu örnek alır, takip eder. Adanın doğası gereği de kötü etkinliği de affetmez. Ancak biz bunu iyi yapmayı başardık ve sonuçta bugün şirketimiz bir etkinlik ajansına dönüştü. Biz ajans deyince ilk başta yıllarca mankenlik ajansı olmadığımızı anlattık.”

1-36-of-58.jpg

“Kıbrıs’ta kültür sanat etkinlikleri çok eksik”

Konuştukça sohbetimiz organizasyonların ticari yönünden kültürel ve toplumsal katkısına uzanıyor. 

“Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’a yaptığımız nezaket ziyaretinde ada coğrafyası içinde kültü/sanat alanında yapılacak etkinliklerin toplumu besleyip, gençleri de olumlu etkileyebileceği üzerine konuştuk. Biz ajansız. Bize bütçe ne taraftan verilirse onunla en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Biz bugüne kadar ticaret toplantıları, ekonomi zirveleri ve paneller düzenledik. İçki festivalleri ve halk konserleri yaptık. Bütçemiz hep buralardan karşılandı. Hükümetler de hep tanınmama üzerinden, turizm ağırlıklı ve öğrenci ağırlıklı ekonomimiz olduğunu söylüyor. Tanıtımımızı da bunun üzerine yaptık. Aslında Kıbrıs’ta kültür sanat etkinlikleri çok eksik. Rağbet olmadığı için de olabilir. İzmir’de bir caddede en az iki resim sergisi vardır. Oysa Kıbrıs’ta da dünyaca ünlü yazar, ressam sanatın çeşitli alanlarında faaliyet gösteren insanlar var. Her yeden bir yetenek çıkıyor. Adım başı kültürel etkinlikler yapabilir, Kıbrıs’ı dünyaya bunun üzerinden tanıtabiliriz. Sanat veya kültürü toplum veya gelişim için yaptığımız bir etkinlik olmadı maalesef. Ancak olmasını çok isteriz. Bunu yapmaya çalışıyoruz. Pazarlamanın dijital tarafı için çok önemli. Bir dönem hükümet influencer tanıtımı yaptırdı. Ortaya çok iyi işler çıktı. Onlara küçük, kısa tanıtım videoları yaptırıldı. Zaten Kıbrıs’a bu kadar çok öğrenci gelirken üniversitelerle ortak kültür sanat etkinlikleri yapılabilir. Üniversiteler de hükümetle iş birliği yaparak bunlara sponsor olabilir diye düşünüyorum. Biz de katkı koyup kâr amacı gütmeden bu tür etkinliklerde yer almaya hazırız. Bizi böyle bir şey yapmak çok heyecanlandırır.”

1-49-of-58.jpg

“Tanıtım yapmak için engel tanınmayacak dönemdeyiz”

Hayatımızın her alanına sirayet eden teknoloji konusunun organizasyon sektörünü nasıl dönüştürdüğünü de değerlendirmesini istiyorum.

“Artık başka bir çağdayız. Yapay zeka dönemindeyiz. Tanıtım yapmak için engel tanınmayacak dönemdeyiz. Belki spor müsabakası için Kıbrıs’ın kuzeyi kullanılmayabilir ama farklı alanlarda farklı şeyler yapılabilir. Okçuluk veya binicilik konusunda da çok iyiyiz. Devlet bunlara katkı koymuyor ama sponsor bulunsa çok şey yapılabilir. Devlet hiçbir sanatçıya veya sporcuya destek vermiyor. Biz sosyal sorumluluk projesi konusunda bizden destek isteyen firmalara bu tür önerilerde bulunuyoruz. Biz şirket olarak pazarlamayı etkinlik tarafı ile yapamasak bile sanatçıya, sporcuya kültürel anlamda destek olabilecek yerler sağlıyoruz. Tabii bunlar milli sporcu veya devlet sanatçısı olarak konumlandırılıp temelde devlet tarafından ciddi bütçelerle ödenmesi lazım ancak bizim elimizden de gelen bu kadar. Biz şirket olarak bu şekilde katkıda bulunabiliyoruz. Artık her sektörde yapay zeka var. Yedi sekiz yıl öncesinde kadar beşeri işler yapıyorduk. Ancak ne zaman dijital mecraların önemi belirdi. Biz beşeri işleri dijital şekilde de yapmaya başladık. Eskiden bilboardlar vardı sonra sosyal medya girdi işin içine dijitalleştik. Şimdi yapay zeka ile de birlikte sanatçı olarak orada bulunanları çektiğimiz görüntüleri günlerce edit yapardık. Alanı boşken çekerdik, günün farklı saatlerinde çekerdik. Şimdi iş esnasında yaptığımızda öncesini hayal edip konumlandırabiliyor. Sanatsal anlamda da ortaya bambaşka bir iş çıkıyor. İşi hızlandırma anlamında yapay zeka mesleğimize katkı koydu. Pek çok saha araştırması yapıyoruz. Onların raporlarını hızlı şekilde, uluslararası standartlarda yapay zekanın da yardımıyla yapabiliyoruz. Veriyi okumak önemli. Henüz o kadar güvenemeyiz. Bu işleri uzman kadrolarla biz yapıyoruz. Belki zaman içinde daha fazla kullanabiliriz.”

kullanilsin-1-001.jpg

Söyleşinin sonunda Kuzey Kıbrıs'ın kültür-sanat organizasyonları konusunda hak ettiği noktaya ulaşması için en büyük ihtiyacını da konuşuyoruz. 

"Öncelikle kültür ve sanatın bir gider değil, yatırım olarak görülmesi gerekiyor. Düzenli planlama, kurumlar arası iş birliği ve uzun vadeli bir vizyon oluşturulursa Kuzey Kıbrıs çok daha fazla uluslararası organizasyona ev sahipliği yapabilir. Bunun kazananı sadece sanat değil; turizm, ekonomi ve ülkenin tanıtımı da olur."

Bu haber toplam 412 defa okunmuştur