
“Kötü günler bitti, bu hükümetle sırada daha kötü günler var”
YENİDÜZEN’e konuşan ekonomistler; bütçe açığı, borçlanma ve enflasyon baskısının 2026 yılında da devam edeceği öngörüsünde bulundu.
EKONOMİST MUSTAFA BESİM: “Borçlarla bütçeyi çevirmeye çalışan bir devlet yapısı görüyoruz ve bu siyasi belirsizlik ile hükümet içindeki çekişmeler ekonomiyi olumsuz etkiliyor.”
EKONOMİST MAHMUT SEZİNLER: “Bütçe açığının hızla devam edeceği, borçlanmaların süreceği ve 2026 bütçesinin gerçekten çok batak bir bütçe olduğu ortadadır. Bunun için 2026’ya iyi bakmıyorum, iyi bir gelişme olacağını düşünmüyorum.”
EKONOMİST ERDAL GÜRYAY: “Kıbrıs konusundaki gelişmeler çok önemlidir. Türkiye’nin bölgedeki ilişkileri çok önemlidir. Tüm bunlar birlikte değerlendirilmelidir. Ancak şu andaki iktidarın devam etmesi daha kötü sonuçlar yaratabilir.”
Serap ŞAHİN
Enflasyonla mücadelede 2025 yılında sınıfta kalan UBP-YDP-DP Hükümeti, 2026 yılına da tarihi rekor bütçe açığı ile girdi.
Resmi enflasyon oranlarının sahada çok daha yüksek hissedildiği bir ekonomik tabloda, ekonomistlere göre 2026 yılında da pahalılık, enflasyon ve fakirleşme sürecek.
YENİDÜZEN, ekonomistlere “2026 yılında ekonomiye ilişkin nasıl bir tablo öngörüyorsunuz?” sorusunu sordu. Ekonomistler, bütçe açığı, borçlanma ve enflasyon baskısının süreceği, mevcut hükümetle 2026’da ekonomide belirgin bir iyileşme beklenmediği yorumunu yaptı. Ekonomistler, erken seçimin olası bir değişim ve hareketlilik yaratabileceğini ancak bunun tek başına ekonomik sorunları çözmeye yetmeyeceğini, Kıbrıs sorunu ve Türkiye ilişkilerinin de önemli olduğunu vurguladı.
YENİDÜZEN’e konuşan Ekonomist Prof. Dr. Mustafa Besim, 2026 bütçesinin yaklaşık yüzde 10 açık verdiğine dikkat çekerek, yatırımların son derece sınırlı kaldığını ve devletin ekonomiye katkı sunma kapasitesinin zayıfladığını söyledi. Faiz ödemelerinin yaklaşık 10 milyar liraya ulaştığını belirten Besim, “Borçlarla bütçeyi çevirmeye çalışan bir devlet yapısı görüyoruz” dedi. Enflasyonda düşüş hızının yavaşladığını ifade eden Besim, yapısal sorunlar nedeniyle enflasyonun “yapışkan” hale geldiğini, gıda, kira ve eğitim başta olmak üzere ciddi reformlara ihtiyaç olduğunu vurguladı. Siyasi belirsizliklerin ve hükümet içindeki çekişmelerin ekonomiyi olumsuz etkilediğini kaydeden Besim, icraatta bir yenilenme olmaması halinde iyileşme beklemenin zor olduğunu söyledi.
Ekonomist Mahmut Sezinler ise 2026 yılının 2025’ten daha iyi olacağını söylemenin mümkün olmadığını belirterek, bütçenin yatırım yapabilecek bir nitelikte olmadığını ifade etti. Sezinler, öngörülen bütçenin neredeyse tamamının maaşlar, kamu ödemeleri ve transferlere gideceğini, sanayiye, eğitime ve elektrik altyapısına kaynak ayrılmadığını söyledi. Enflasyonun büyük ölçüde Türkiye’den ithal edildiğini dile getiren Sezinler, buna ek olarak Kıbrıs’ın kuzeyinde üretilen ve görünmeyen bir enflasyon bulunduğunu kaydetti. Pahalılık ve fakirleşmenin 2026’da da süreceğini belirten Sezinler, bu koşullarda ekonominin güneye kayışının devam edeceğini öngördüğünü söyledi.
Ekonomist Erdal Güryay da bütçe açıklarının Kıbrıs’ın kuzeyinde temel sorun haline geldiğini vurgulayarak, esas problemin borç ödeme kabiliyetinin bulunmaması olduğunu ifade etti. Türkiye’nin enflasyonla mücadelesinin belirleyici olduğuna dikkat çeken Güryay, 2025’te somut ve olumlu adımlar atılmadan 2026’dan umut beklemenin mümkün olmadığını söyledi. Mevcut siyasi tablonun başarısız bir grafik çizdiğini dile getiren Güryay, erken seçim ve olası bir değişimin hareketlilik yaratabileceğini ancak bunun tek başına tüm sorunları çözmeyeceğini belirtti. Güryay, “Kıbrıs konusundaki gelişmeler ve Türkiye'nin bölgedeki ilişkileri çok önemlidir. Tüm bunlar hep beraber değerlendirilmeli.” dedi.
Ekonomist, Prof. Dr. Mustafa Besim:
“Hükümet içindeki çekişmeler ekonomiyi olumsuz etkiliyor”
Ekonomist Mustafa Besim, 2026 yılına ilişkin bütçe, enflasyon, siyasi belirsizlikler ve müzakere sürecinin ekonomi üzerindeki etkilerine dair değerlendirmelerde bulundu. Besim, kamu maliyesi açısından 2026’nın sıkıntılı bir yıl olacağını söyledi.
Ortaya konulan bütçenin yüksek açık içerdiğini belirten Besim, “Bütçenin yaklaşık yüzde 10’unun açık olduğu, yatırımların ise çok sınırlı kaldığı bir bütçe ile karşı karşıyayız” dedi. Bu tabloyla devletin ekonomiye beklenen katkıyı sağlayamayacağını ifade eden Besim, faiz ödemelerinin yaklaşık 10 milyar liraya ulaştığını belirterek, “Borçlarla bütçeyi çevirmeye çalışan bir devlet yapısı görüyoruz” ifadelerini kullandı.
Enflasyon cephesinde yaşanan gelişmelere de değinen Besim, “Enflasyonda bir gerileme var ama bu gerileme artık yavaşladı” dedi. Hızlı düşüş sürecinin geride kaldığını kaydeden Besim, “Yüzde 30’lu seviyelerden yüzde 20’lerin altına inmekte zorlanacağız. Yapısal sorunlar, arz yetersizliği, belirsizlikler ve yüksek kredi maliyetleri buna engel oluyor” şeklinde konuştu. Enflasyonun yüzde 10’lara düşmesinin zor olduğunu vurgulayan Besim, yıllık enflasyonun yüzde 20’ler civarında seyredeceğini öngördüğünü söyledi.
Enflasyonun artık “yapışkan” bir nitelik kazandığını ifade eden Besim, “Özellikle gıda, eğitim ve kira fiyatlarında artışı sınırlayacak ciddi yapısal reformlara ihtiyaç var” dedi.
Kıbrıs’taki iç siyasi tabloya da dikkat çeken Besim, son üç yıldır devam eden belirsizliğin 2026’da da süreceğini söyledi. Muhalefetin erken seçim talebi ile iktidarın bu talebe karşı duruşunun belirsizliği artırdığını belirten Besim, “Bu siyasi belirsizlik ve hükümet içindeki çekişmeler ekonomiyi olumsuz etkiliyor” dedi.
Mevcut hükümetin yaklaşık 3–3,5 yıldır iktidarda olduğunu hatırlatan Besim, “Bu hükümet artık bu topluma vereceğini verdi” ifadelerini kullandı. Son dönemde yaşanan yolsuzluklar, tutuklamalar ve sahte diploma iddialarının toplumda ciddi bir rahatsızlık yarattığını dile getiren Besim, hükümette ve icraatta bir yenilenmeye ihtiyaç olduğunu söyledi. Bu yenilenmenin sağlanması halinde, “2026’nın ikinci yarısından itibaren daha olumlu bir tablo ortaya çıkabileceğini” belirtti.
“Mevcut yapıda yenilenme olmadığı sürece ekonomide iyileşme beklemek zor”
Para politikası alanında KKTC’nin hareket alanı olmadığını vurgulayan Besim, “Türk lirası kullanıyoruz ve bu alanda müdahale şansımız yok. Elimizdeki en önemli araç maliye politikalarıdır” dedi. Vergi verenlerin devlete güven duymadığı bir ortamda yatırım ve vergi disiplininin zayıfladığını ifade eden Besim, belirsizlik ve yozlaşmanın ekonomiye zarar verdiğini söyledi.
Dış boyutta ise müzakere süreci ve güven artırıcı önlemlerin önemine işaret eden Besim, müzakereler başlayana kadar kurulan görüşme masasında atılacak adımların kritik olduğunu vurguladı. Besim, bu kapsamda Yeşil Hat Tüzüğü’nün yeniden gözden geçirilmesi, Güney ile Kuzey arasındaki mal akışının artırılması, geçişlerin kolaylaştırılması, elektrik projeleri ile hellim ve yeni ürünlerin kapsama alınmasının önemli olduğunu belirtti.
Yeşil Hat Tüzüğü’nün 2004 koşullarına göre hazırlandığını hatırlatan Besim, “Bugünün ekonomik koşulları çok değişti. Bu tüzüğün 2026’ya uygun şekilde güncellenmesi gerekir” dedi. Ürün çeşitliliğinin artırılmasının iki ekonomi arasındaki etkileşimi güçlendireceğini ifade eden Besim, bunun hem güven artırıcı önlemlere hem de kapsamlı çözüm hedefli müzakerelere olumlu katkı sağlayacağını söyledi.
Besim, mevcut yapıyla icraatta bir yenilenme olmadığı sürece ekonomide belirgin bir iyileşme beklemenin zor olduğunu vurguladı.
Ekonomist Mahmut Sezinler:
“Pahalılık, enflasyon ve fakirleşme 2026’da da sürecek”
Ekonomist Mahmut Sezinler, 2026 yılının 2025’ten daha iyi bir yıl olacağını söylemenin mümkün olmadığını belirterek, bütçe, borçlanma, enflasyon ve döviz üzerinden karamsar bir tablo çizdi.
Sezinler, bütçe görüşmelerinin yeni tamamlandığını hatırlatarak, hükümetin geçmiş yıllara kıyasla 2025’te hiç olmadığı kadar iç borçlanmaya gittiğini ve ciddi bir faiz yüküyle karşı karşıya kalındığını söyledi. “Bu faizler 2026’da karşımıza çıkacak, ödenmesi gerekecek. Bunun da ötesinde ana paraların da ödenmesi gerekecek bir durumdayız” diyen Sezinler, 2026 bütçesinin ciddi bir açık içerdiğine dikkat çekti.
2026 yılı bütçesinin mevcut haliyle yatırım yapılabilecek bir bütçe olmadığını ifade eden Sezinler, “Öngörülen bütçenin neredeyse tamamı kamu ödemelerine, maaşlara ve transferlere gidecek. Sanayiye, eğitime ve kanser durumda olan elektriğe yönelik herhangi bir yatırım öngörülmemiştir. Bu bütçeyle 2026’da da kamudan bir şey beklemek çok mümkün gözükmemektedir” dedi.
En büyük sorunlardan birinin enflasyon ve Türk Lirası olduğunu vurgulayan Sezinler, enflasyonun ana kaynağının Türkiye olduğunu belirterek, her ne kadar düşüş öngörüleri bulunsa da piyasa ve saha beklentilerinin bu yönde olmadığını söyledi. Sezinler, “Türkiye’den ithal ettiğimiz için, 2026’yı 2025’ten çok farklı bir enflasyonla kapatacağımızı söylemek mümkün değil. Bunun yanında bizim kendi ürettiğimiz bir enflasyon da var” ifadelerini kullandı.
Yerel enflasyonun görünmeyen tarafıyla yaklaşık yüzde 4 civarında olduğunu kaydeden Sezinler, “Doğru hesaplama yöntemi olmadığından dolayı yanlış hesaplamayla yüzde 2, doğru hesaplamayla yüzde 4 civarında bir enflasyondan söz ediyoruz. Saha bunu söylüyor. Buna yönelik bütçede herhangi bir çalışma da görmedik” dedi.
Dünyada dolar kurunun zayıfladığını ancak bunun Kıbrıs’ın kuzeyine çok olumlu yansımadığını ifade eden Sezinler, 2026’da doların yeniden yukarı yönlü bir ivme kazanacağını düşündüğünü belirtti. Sezinler, “Bu da bize yansıyacak ve 2026’yı yıllık bazda ortalama yüzde 28-30 civarında bir döviz artışıyla kapatacağımızı öngörüyorum” diye konuştu.
Bu tabloyla 2026 için parlak bir görünüm çizemediğini dile getiren Sezinler, pahalılık, enflasyon ve fakirleşmenin 2026’da da süreceğini söyledi. “Sabit gelirlinin fakirleşmesi devam edecek” diyen Sezinler, döviz ve enflasyon etkisiyle ekonominin güneye kaymasının da süreceğini öngördüğünü belirtti. Güneyin hem fiyat hem de mal çeşitliliği açısından daha ucuz bir market haline geldiğini kaydeden Sezinler, “Ekonominin kuzeyde kalması için ne hükümet çalışmalarında ne de bütçede bir program gördüm.” ifadelerini kullandı.
Sezinler, “Bütçe açığının hızla devam edeceği, borçlanmaların süreceği ve 2026 bütçesinin gerçekten çok batak bir bütçe olduğu ortadadır. Bunun için 2026’ya iyi bakmıyorum, iyi bir gelişme olacağını düşünmüyorum” şeklinde konuştu.
Ekonomist Erdal Güryay:
“2026, 2025’ten daha kötü bile olabilir”
Ekonomist Erdal Güryay, 2026 yılına ilişkin beklentilerin iyimser olmadığını belirterek, enflasyon, bütçe açığı ve siyasi tabloya dair değerlendirmelerde bulundu.
Güryay, enflasyonun büyük ölçüde Türkiye’den ithal edilen bir gösterge olduğunu vurgulayarak, “Enflasyon, büyük oranda Türkiye’den ithal ettiğimiz bir göstergedir. Türkiye enflasyonla ne kadar başarılı mücadele eder ve düşürebilirse, biz de o kadar başarılı olacağız. Kendi enflasyonumuz da bunun ekstrasıdır” dedi.
Bütçe açıklarının her ülkede görülebileceğini ancak esas sorunun borç ödeme kabiliyeti olduğunu söyleyen Güryay, “Bu ülke birkaç yıl hariç bütçe açıksız geçirmedi. Bütçe açığı tek başına büyütülecek bir şey değildir. Birçok gelişmiş ülkede de bütçe açığı vardır ama onların borç ödeme kabiliyeti vardır. Bizim yok. Borçlanma kabiliyetimiz var ama borç ödeme kabiliyetimiz yok. Bu nedenle bizdeki bütçe açıkları sorundur” ifadelerini kullandı.
2026’dan umutlu olmak için 2025’te somut ve olumlu adımlar görülmesi gerektiğini belirten Güryay, “2026’da, 2025’ten farklı olacak ne var diye baktığımda göremiyorum. Umarım olur ama göremediğim için 2026’nın 2025’ten daha iyi olacağını söyleyemem. Belki de daha da kötü olabilir” diye konuştu.
Mevcut siyasi tabloya da değinen Güryay, iktidarda olan partilerin başarısız bir grafik çizdiğini belirterek “Her geçen gün bu başarısızlığın devam ettiğini görüyoruz. Erken bir seçim ve iktidarda bir değişim belki bir hareketlilik yaratabilir. Ama bu bütün problemlerimizi çözer mi? Hayır, çözmez” dedi.
Güryay, ekonomik ve siyasi sorunların yalnızca hükümet değişikliğiyle çözülemeyeceğini vurgulayarak, “Kıbrıs konusundaki gelişmeler çok önemlidir. Türkiye’nin bölgedeki ilişkileri çok önemlidir. Tüm bunlar birlikte değerlendirilmelidir. Ancak şu andaki iktidarın devam etmesi daha kötü sonuçlar yaratabilir” ifadelerini kullandı.


















