1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. “Kıbrıslı Türkleri temsiliyetsiz bıraktı”
“Kıbrıslı  Türkleri  temsiliyetsiz  bıraktı”

“Kıbrıslı Türkleri temsiliyetsiz bıraktı”

CTP Genel Sekreteri Asım Akansoy, Ersin Tatar ile BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar görüşmesini YENİDÜZEN’e yorumladı ve üçlü görüşme teklifinin Tatar tarafından kabul edilmemesine tepki gösterdi.

A+A-

YENİDÜZEN- Özel

Ersin Tatar’ın, uluslararası Crans Montana Konferansında müzakere masasının devrilmesinin baş aktörlerinden biri olan Hristodulidis’in elini güçlendirdiğine işaret eden Akansoy Ersin Tatar Kıbrıslı Türkleri temsiliyetsiz bıraktı" ” dedi. Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Sekreteri ve milletvekili Asım Akansoy, Ersin Tatar ile Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar görüşmesini değerlendirdi, BM parametreleri çerçevesinde bir Federasyon üzerinde inanç ve kararlılıkla durduklarının altını çizdi. Asım Akansoy, barış mücadelesinin hiçbir şekilde gerilemeden devam edeceğine de işaret etti.

 

Arabayı, atın önüne koyuyor”

Geçtiğimiz gün gerçekleştirilen Ersin Tatar ile Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar görüşmesini yorumlayan Akansoy, BM Genel Sekreteri kişisel temsilcisinin yaptığı üçlü görüşme teklifinin, Tatar tarafından kabul edilmediğini anımsattı ve eleştirilerde bulundu. Tatar’ın, bir süre önce, izolasyonların kaldırılması gerektiğini “ön koşul” olarak BM Genel Sekreteri Guterres’e ilettiğine işaret eden Akansoy, “Basına da yansıdığı üzere Tatar, doğrudan uçuşların, doğrudan ticaret ve uluslararası diplomatik temasın, geri döndürülemeden, Kıbrıs Rum tarafının onayına bağlı olmadan ve nihai çözümle bağlantı kurulmadan başlamasını öne sürdü.  Ancak bunu BM Güvenlik Konseyi kararları çerçevesinde müzakerelere başlama konusuna bağlamadı, bu yönde bir taahhütte bulunmadı. Ne bugüne dek iki taraf arasında varılan mutabakatlara bağlı olduğunu, ne Guterres çerçeve belgesini ne de 11 Şubat 2014 Eroğlu- Anastasiadis ortak açıklamasına bağlı olduğunu belirtti” diye konuştu. Ersin Tatar’ın, “arabayı atın önüne koyduğunu” vurgulayan Akansoy, “BM’ye ilettiği ön koşulların BM parametrelerinde çözüm için teşvik edici bir zemin olması gerektiğini bile söyleyemedi” ifadelerini kullandı.

 

Fırsatçı ve güven vermeyen bir tavır…”

“Ne alırsam yanıma kar kalsın” yaklaşımıyla hareket eden Tatar’ı eleştiren Akansoy, Tatar’ın fırsatçı ve güven vermeyen bir tavır sergilediğinin altını çizdi. Asım Akansoy, Ersin Tatar’ın, “Yani siz bize izolasyonları kaldırın da bakarız!” dediğine dikkat çekti ve buna BM’nin ya da Kıbrıs Rum liderliğinin cevabının tahmin edildiğini vurguladı. Tatar’ın, “Egemen eşitlik ve eşit uluslararası statümüzün karşılanabilmesi için bazı adımların atılması lazım. Egemenliğimizin net bir şekilde belirtilmesi lazım… Şu andaki pozisyona baktığımızda (BM Güvenlik Konseyi’nin) 4 Mart 1964, 186 numaralı kararla Kıbrıs Cumhuriyeti tüm Kıbrıs hükümetiymiş gibi muamele görmeye devam ediyor” ifadelerini hatırlatan Akansoy, Tatar’ın üçlü görüşmeden korktuğunu ve diyalog kanallarını kapattığını vurguladı. Akansoy, söz konusu durumun 186 sayılı kararı ortadan kaldırmadığına dikkat çekti. Akansoy, “Tam tersi Kıbrıs Cumhuriyeti’nin uluslararası kabulünü yükseltiyor. Tatar’ın bu tavrı Kıbrıslı Türklere ne kazandırdı, bunu açıklasın. Kendi tezlerinde bir adım ilerleme oldu mu? 186 kalkıyor mu? Egemen eşitlik mi kabul edildi? Uluslararası eşit temsiliyet? KKTC mi tanındı? İslam İşbirliği Teşkilatı veya Türk Devletleri Topluluğuna üye ülkeler bizi dikkate mi aldı, buralarda Temsilcilik mi açtı? ” diye sordu.

 

Kıbrıslı Türkleri temsiliyetsiz bırakma noktasında Tatar’ın rolü büyük”

“Sözde yapıcı belirsizlikle, Türkiye’nin gücünü kullanarak, diplomatik caydırıcılık gibi tehlikeli işlerle Kıbrıslı Rumlardan egemenlik hakkını alacak” diye konuşan Akansoy, söz konusu durumu, “olmayacak duaya amin demek” olarak niteledi. Kıbrıslı Türklerin bir an önce çözüm istediğine dikkat çeken Akansoy, Kıbrıslı Türklerin çok büyük çoğunluğunun adadaki belirsizliklerin kalkması ve önlerini görmek istediklerinin altını çizdi. Ersin Tatar’ın, Uluslararası Crans Montana Konferansında müzakere masasının devrilmesinin baş aktörlerinden biri olan Hristodulidis’in elini güçlendirdiğine işaret eden Akansoy, “Hristodulidis’i barış meleği yaptı” dedi. Asım Akansoy, diyalog kurmadan, masaya oturmadan, çok yönlü temas yapmadan, karşılıklı güven oluşturulması için Holguin’e yardımcı olmadan çözüm inşa etmenin, adadaki belirsizliği ortadan kaldırmanın mümkün olmadığına dikkat çekti. “Elbette Hristodulidis, AB çerçevesinde bir siyasetle, Türkiye’ye dönük siyaset yapıyor. Etkisiz bir Kıbrıs Türk Liderliği karşısında Kıbrıslı Rum Liderliği gibi dünya ülkeleri de adres olarak Ankara’yı aldı. Bu durumun doğmasında elbette Ankara’nın da doğrudan ve ciddi sorumluluğu vardır” diyen Akansoy, Kıbrıslı Türkleri temsiliyetsiz bırakma noktasında ise Tatar’ın büyük rolünün olduğuna işaret etti.

 

Gutteres, Kıbrıslı Türkler ve Rumlar için büyük bir şans”

Özellikle son yayınlanan AB Konsey kararlarının, Kıbrıs sorunu ile ilgili açık ve güçlü vurguları nın çok önemli olduğuna dikkat çeken Akansoy, “Ancak Türkiye-AB ilişkilerinin doğrudan Kıbrıs’a indirgenmiş olması sonuç alıcı değildir diye düşünmekteyim” dedi. AB’nin, Türkiye’nin Gümrük Birliğini genişletme ve TC vatandaşlarına vize serbestliği konusunu bir tür sopa olarak kullanmasının, AB kurumlarının ve Kıbrıs Rum Liderliğinin, Türkiye Dış Politikasına hakim olmadığını gösterdiğine vurgu yapan Akansoy, “Özellikle vize serbestliği konusunun engellenmesinin yaratmış olduğu büyük tepki, sadece Türkiye’deki iktidar üzerinden okunamaz. Bunun büyük anlamda, Türkiyelilerin AB tarafından dışlanma algısını büyüttüğünü görmeleri gerekir” dedi. Gutteres’in, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar için büyük bir şans olduğunun altını çizen Akansoy, Gutteres’i “çözüm isteyen ve toplumların taleplerini dikkate alan bir siyasetçi” olarak niteledi. Holguin’in de aynı şekilde hareket ettiğini söyleyen Akansoy, “Kendisi ile ilgili kısa zamanlı izlenimim bu oldu. Gelinen noktada bundan sonraki süreci hem izlemek hem de devrede olmak gerekir” dedi. Şu anda en büyük sorunlardan birinin de Kıbrıslı Türk halkının temsiliyeti meselesi olduğunun altını çizen Akansoy, “Ankara’nın gerçekleşmesi asla mümkün olmayan ayrı devlet çağrıları ve Tatar’ın bu çağrıları referans göstererek sözde yapıcı belirsizlikle, Kıbrıslı Türklerin geleceğini yok etmeye dönük adımlar atması, Kıbrıslı Türklerin göz göre göre yurtsuzlaştırılması siyasetinin bir sonucudur” diye konuştu. 

 

Yolumuz, azınlık ve alt yönetim olmama yoludur”

Asım Akansoy, “Hristodulidis ve Tatar’dan çözüm ya da yapıcı, sonuç alıcı müzakere beklemek aşırı iyi niyetli bir değerlendirme olurdu. Burada bizi kısmen umutlandıran, uluslararası gelişmelerin yarattığı dinamizmdir. Ve bunun durağan olmadığını, çok değişik faktörlere bağlı olduğunu, dinamik bir süreç olduğunu, bugünden yarına çok şeyin değişebileceğini biliyoruz” dedi. Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum çözüm güçlerine düşen büyük görevler olduğunu vurgulayan Akansoy, “Bunun başında federasyonu gündemde tutacak ortak adımlar atmak. Karşılıklı güven yaratmak. Daha çok konuşmak, anlamak ve yola devam etmek. Daha çok temas, diyalog ve ortak çalışma yapmaktır. Bizim yolumuz, kendi yurdumuza sahip çıkma ve kendi kendimizi onurlu bir şekilde yönetme yoludur” diye konuştu. Asım Akansoy, yollarının “var olma yolu” olduğuna işaret etti ve “Azınlık ve alt yönetim olmama yoludur. Dolayısıyla zihinlerde oluşmuş alt yönetim ve azınlık algılarını, bunun uygulamalarını aşmamız gerekir. Başka yolu yok. Bu nedenle BM parametreleri çerçevesinde bir Federasyon üzerinde inanç ve kararlılıkla duruyoruz” dedi. Barış mücadelesinin hiçbir şekilde gerilemeden devam edeceğinin altını çizen Akansoy, “Kararlılık ve inançla. Ne istediğini bilerek. Savrulmadan, ciddiyet, bilgi ve cesaretle” diye ekledi.

Bu haber toplam 2478 defa okunmuştur
İlgili Haberler