
“Kıbrıs’ın entelektüelleri siyasetten daha ileridedir”
Kıbrıslı Rum yazar, şair ve edebiyat eleştirmeni Yorgos Frangos, “Kıbrıs’ın entelektüelleri siyasetten daha ileridedir” ifadelerini kullandı.
Simge ÇERKEZOĞLU
Aynı adanın insanları, ortak bir geçmişi, kültürü ve hafızayı paylaşan iki toplum… Kıbrıslı Rum yazar, şair ve edebiyat eleştirmeni Yorgos Frangos, “Bize Benzeyen Bilinmeyen” isimli kitabında otuz üç Kıbrıslı Türk edebiyatçının eserlerini ele alarak, farklılıklardan çok benzerliklerimizin ve ortak kimliğimizin izini sürüyor. Yazarla Kıbrıslı Türk edebiyatına duyduğu ilgiden Kıbrıslılık kimliğine, edebiyatın iki toplum arasında kurduğu bağlardan barış ve birlikte yaşama kültürüne uzanan bir sohbet gerçekleştiridik. Kıbrıs’ın entelektüellerinin siyasetten çok daha ileride olduğunu savunan Frangos, ortak geleceğe dair umudunu hala koruyor. Kitabının adında saklı olan en güçlğ düşünce; birbirimize sandığımızdan çok benziyoruz. Ancak birbirimizi hala yeterince tanımıyoruz.
Kitabını Türkçe de konuşabilen babasına ithaf ediyor Yorgos Frangos. Babasının insanları “dilin sesleriyle değil, kalbin titreşimleriyle” ölçtüğünü söylüyor. Kıbrıslı Türklerin edebiyatına duyduğu ilginin de babasının bu yaklaşımıyla bağlantılı olup olmadığını merak ediyorum.
“Yurdumuz bölündüğünde ben on iki yaşındaydım. Köklerim Baf’ın Yeroşibu bölgesine dayanıyor. Ancak köyümüzde yaşayan Kıbrıslı Türkler, 1964 yılında köyden ayrılarak başka yerlere yerleşmişlerdi. Benim hatırladığım, Kıbrıslı Türklere ait boş evlerdi. Babamın Limasol’da çalıştığı fabrikada da çok sayıda Kıbrıslı Türk vardı. Babamın arkadaşlarıydılar. Babam onlarla Türkçe konuşur, onlar da Yunanca cevap verirlerdi. Uzun yıllar hiçbir Kıbrıslı Türkle iletişimim olmadı. Eğitim için Rusya’ya gittiğimde Kıbrıslı Türk arkadaşlar edindim. Okuduğum ilk edebî eserler Mehmet Yaşın ve Neşe Yaşın’a aitti. İlk çevirilerim de onların eserlerinden oldu. Türk edebiyatına da ilgim vardı. Nâzım Hikmet’in şiirlerini, Yaşar Kemal ve Aziz Nesin’in öykülerini okurdum. Kıbrıs’taki her edebiyatçının kendi yurdundaki edebiyat hakkında bilgi sahibi olması gerektiğini düşünüyorum. Zaman içinde Fikret Demirağ, Mehmet Kansu, Gürgenç Korkmazel ve Jenan Selçuk’un da eserlerini okudum, kendilerini tanıdım. Fileleftheros gazetesinde yazdığım edebiyat yazılarında bu isimlere de yer verdim. Kıbrıs Türk edebiyatı üzerine pek çok yazı kaleme aldım. Zamanla bu yazıları bir kitapta toplamaya karar verdim. İşte bu kitap böyle ortaya çıktı. Kitabımda otuz üç Kıbrıslı Türk edebiyatçıya yer veriyorum.”

“İsimler olmasa kimin yazdığını ayırt edemezsiniz”
Edebiyatın ortak geçmişimizi, kültürümüzü ve kimliğimizi görünür kılan güçlü yanları var. Yorgos Frangos da Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum edebiyatçıların eserlerinde ortak izlerin peşine düşüyor. Taner Baybars’ın romanlarından Fikret Demirağ’ın şiirlerine uzanan bu yolculukta, farklı dillerde yazılmış eserlerin aynı coğrafyanın belleğinde nasıl buluştuğunu anlatıyor.
“Kitap, Taner Baybars’ın bir romanıyla başlıyor. 1940’lı ve 1950’li yılların Kıbrıs’ını anlatan çok az yazar vardır. Taner Baybars da o dönemi çok güzel anlatır. Ortak kimliğimiz bu eserde çok net bir şekilde görülmektedir. Aynı duyguyu Fikret Demirağ’ın şiirlerinde de yaşadım. Onun şiirlerinde de derin bir Kıbrıslılık vardır. Yorgos Moleskis’in şiirlerine baktığımızda da benzer bir durumla karşılaşırız. Her iki şair de Trodos Dağları’nın doğasını anlatır. Şiirlerin altında isimleri olmasa hangisini kimin yazdığını ayırt edemezsiniz. Bunun gibi daha pek çok örnek var. Yeni kuşak şairler arasında da benzer örneklere rastlamak mümkün. Elbette biz Yunan edebiyatından, siz de Türk edebiyatından etkileniyorsunuz. Bu çok doğal. Ancak benim bu çalışmadaki amacım, farklılıklarımızı göstermekten çok ortak noktalarımızı ortaya koymaktır.”

“Barış için liderler değil, halk öncüdür”
Ortak bir coğrafyayı, tarihi ve kültürü paylaşan Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum edebiyatçıların bu kimliği eserlerine nasıl yansıttıklarını da konuşuyoruz. Frangos’a göre Kıbrıslılık, iki toplumun edebiyatında aynı ölçüde ve aynı nedenlerle vurgulanmıyor. Bu farklılığın arkasında ise tarihsel, kültürel ve siyasi etkenler bulunuyor.
“Kıbrıslı Türk edebiyatçıların Kıbrıs merkezli yaklaşımı, Kıbrıslı Rum edebiyatçılara göre daha güçlüdür. Kıbrıslı Rumlar için Kıbrıslılık doğal bir kimliktir. Kıbrıslı Türklerin ise bu kimliği özellikle vurgulaması, yerel kültürü ve kendilerine özgü özellikleri daha fazla öne çıkarma isteğinden kaynaklanmaktadır. Bunun bir diğer nedeni de Türkiye’nin uyguladığı kültürel baskılara ve asimilasyona karşı direnme çabasıdır. Bu nedenle Kıbrıslılık vurgusu, Kıbrıslı Türk edebiyatçılarda daha güçlüdür.Yeni kuşak edebiyatçılar arasında artık kişisel ilişkiler de gelişiyor. İnanıyorum ki ilerleyen yıllarda ortak çalışmalar da başlayacaktır. Hâlihazırda günlük yaşamda kurdukları ilişkiler aracılığıyla birbirlerine ilham veriyorlar. Bence Kıbrıs’ın entelektüelleri, çözüm konusunda siyasetçilerden çok daha ileridedir. Birlikte yaşamaya da çok daha hazırdırlar. Üstelik bu durum yalnızca entelektüel dünyayla sınırlı değil. İşçiler arasında da benzer bir yaklaşım söz konusu. Sendikalar arasındaki iş birliğini de buna örnek gösterebilirim. Bütün bunlar, siyasi liderlerin kurduğu ilişkilerden çok daha ileri bir noktadadır. Barış için liderlerin öncü olması gerekirken bizde halk öncüdür. Sonuçta iki toplumun sivil toplum örgütleri, siyasi liderleri barış yönünde cesur adımlar atmaya mecbur edecektir.”
Kitabın adı “Bize Benzeyen Bilinmeyen”. Bu kez kitabın adındaki “bilinmeyen”in kim olduğunu konuşuyoruz. Aynı adayı, ortak bir geçmişi ve kültürü paylaşmalarına rağmen birbirlerinin edebiyatını yeterince tanımayan iki toplum geliyor aklıma. Ancak burada asıl bilinmeyenin, Kıbrıslı Rumların yeterince tanımadığı Kıbrıslı Türk edebiyatı olduğunu düşünüyorum.
“Daha önce de söylediğim gibi, aslında okuduğunuzda bütün bu eserlerin birbirine çok benzediğini, çok tanıdık geldiğini görürsünüz. Çünkü hepsi bizimdir ve bu benzerlik de ortak kültürümüzün bir kanıtıdır. Her iki toplumda ortaya çıkan edebî eserler, aslında Kıbrıs toplumunun bütününe aittir. Bu nedenle de birbirlerine benzerler.”

Kıbrıslı Rum bir yazar ve edebiyat eleştirmeni olarak Kıbrıslı Türk edebiyatına nasıl baktığını da konuşuyoruz. Frangos, edebiyatı değerlendirirken yazarın kimliğinden çok eserinin edebî niteliğini önemsediğini belirtiyor. Bu değerlendirmeyi üç temel unsur üzerinden yaptığını anlatırken, kendisini en çok etkileyen yazarların yeniliklere açık, cesur ve söyleyecek yeni sözleri olan edebiyatçılar olduğunu vurguluyor.
“Bir edebiyat eleştirmeni olarak üç unsura bakarım. Birincisi, edebiyatçının zihinsel ve duygusal motivasyonu; ikincisi, eserinin estetik boyutu; üçüncüsü ise üslubudur. Yenilikçi mi, modernist mi, yoksa gelenekselci mi olduğunu anlamaya çalışırım. Benim için yazarın kim olduğunun önemi yoktur. Bütün eserleri aynı ölçütlerle değerlendiririm. Kişisel olarak beğendiğim edebiyatçılar ise cesur olanlardır. Yenilikler deneyen, yeni şeyler söyleyen yazarları severim.”
Kitapta, 1974 sonrasında Kıbrıslı Rum edebiyatının kaybedilen geçmişe duyulan özlem ve nostaljiyle öne çıktığı, Kıbrıslı Türk edebiyatının ise geçmişe dönmekten çok bugüne itiraz eden ve geleceğe yönelen bir anlayış sergilediği değerlendirmesi dikkat çekiyor.
“Kıbrıs’ın trajedisi iki toplum tarafından farklı şekillerde yaşandı. Kıbrıslı Rumlar, yalnızca edebiyatçılardan söz etmiyorum, toplumun genelinde geçmişi bir şekilde idealleştirme ve nostaljiyle hatırlama eğilimi gösteriyor. Kıbrıslı Türk edebiyatçılar ise bugüne odaklanarak içinde bulunduğumuz çıkmazı aşmaya çalışıyorlar. Siyasi terimlerle konuşacak olursam, statüko Kıbrıslı Rumların daha çok işine geliyor. Bu nedenle Kıbrıslı Türk edebiyatçılar da mevcut duruma itirazlarını eserlerine yansıtıyorlar.”

(Röportajın çevirisine katkılarından dolayı Çağdaş Polili’ye teşekkür ederim.)
“Ortak noktalarımızı ortaya koymak boynumuzun borcudur”
“Kıbrıs, bütün Kıbrıslıların ortak vatanıdır” düşüncesinin Kıbrıslı Türk edebiyatında güçlü bir biçimde öne çıktığını görüyoruz. Bu anlayışın Kıbrıslı Rum edebiyatında nasıl karşılık bulduğunu ve iki toplumun edebiyatçılarının birbirlerinden ne ölçüde etkilendiğini ise Frangos’tan dinliyoruz.
“Kıbrıslı Rum edebiyatçılar da Kıbrıslı Türk edebiyatçılardan cesaret alarak Kıbrıslılık kavramını daha fazla öne çıkarmaya çalışıyorlar. Birbirlerini karşılıklı olarak etkilediklerini söyleyebilirim. Bugün iletişim kurmanın ve birlikte çalışmanın çok daha kolay olduğu koşullarda, hepimiz daha büyük adımlar atarak ortak noktalarımızı ortaya koymalıyız. Bu bizim boynumuzun borcudur.”




























