1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. "İnsanları müzikle birleştirebilirsiniz"
"İnsanları müzikle birleştirebilirsiniz"

"İnsanları müzikle birleştirebilirsiniz"

Dr. Nicoletta Demetriou; Kıbrıslı bir etnomüzikolog, araştırmacı, yazar ve geleneksel müzik sanatçısı. Çalışmalarını ağırlıklı olarak Kıbrıs'ın geleneksel müziği, sözlü kültürü ve iki toplumun ortak kültürel mirası üzerine sürdürüyor.

A+A-

 

 Dr. Nicoletta Demetriou: "Geçmişi geri getiremeyiz ama ortak kültürel mirasımızı yaşatabiliriz."

Dr. Nicoletta Demetriou; Kıbrıslı bir etnomüzikolog, araştırmacı, yazar ve geleneksel müzik sanatçısı. Çalışmalarını ağırlıklı olarak Kıbrıs'ın geleneksel müziği, sözlü kültürü ve iki toplumun ortak kültürel mirası üzerine sürdürüyor. Kurucusu olduğu Kıbrıs Müzik Arşivi projesiyle unutulmaya yüz tutmuş müzik mirasının belgelenmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması için önemli çalışmalar yürütüyor. "Kıbrıs'ın ortak müzik mirasını korumak, aslında ortak hafızamızı korumaktır. Müzik, insanlar arasında iyi niyet ve karşılıklı anlayış oluşturabilir." diyen Nicoletta Demetriou, müziği yalnızca kültürel bir miras değil, aynı zamanda toplumlar arasında köprü kuran bir araç olarak görüyor. Bu alandaki çalışmaları, 2026 Avrupa Kültürel Miras Ödülleri kapsamında En İyi Araştırma Ödülü ile de takdir edildi. Demetriou ile Kıbrıs müziğine duyduğu ilginin nasıl başladığını, etnografik araştırmalara yönelişini ve ortak kültürel mirasın korunmasının neden bu kadar önemli olduğunu konuştuk.

 

Müzikoloji eğitiminin ardından uzmanlığını etnomüzikoloji alanında yapan Dr. Nicoletta Demetriou, Kıbrıs'ın geleneksel müziği üzerine çalışmalarını yıllardır sürdürüyor. Demetriou, bu alana yönelişinin çocukluk yıllarında başladığını söylüyor.

"Çocukluğumda şarkı söylemeye başladım. Daha çok Kıbrıs'ın geleneksel şarkılarını seslendiriyordum. Daha sonra üniversitede müzikoloji eğitimi aldım. Yüksek lisansa başladığımda ise uzmanlık alanı olarak etnomüzikolojiyi seçtim ve özellikle Kıbrıs'ın geleneksel müziği üzerine çalışmaya karar verdim."

bz8-4924.jpg

“Bir arşiv tüm Kıbrıslılar için kuruldu”

Röportajımızın ana konusu Kıbrıs Müzik Arşivi projesinin ayrıntılarını konuşuyoruz. Demetriou, projenin yalnızca bir arşiv oluşturmayı değil, Kıbrıs'ın ortak müzik mirasını gelecek kuşaklara aktarmayı hedeflediğini anlatıyor.

"Kar amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşu olan Kıbrıs Müzik Arşivi, 2022 yılında Lefkoşa'da kuruldu. Temel amacımız Kıbrıs'ın müzik mirasını korumak, belgelemek ve gelecek kuşaklara aktarmak. Bu doğrultuda geleneksel müziğe ait ses kayıtlarını, video kayıtlarını ve fotoğrafları toplayarak dijital ortamda arşivliyoruz. Araştırmacılarla halkın erişebileceği dijital bir müzik kütüphanesi oluşturmayı hedefliyoruz. Bunun yanında seminerler, atölyeler, konferanslar ve eğitim programları düzenliyor; kaybolmaya yüz tutmuş Kıbrıs müzik ve şiir geleneklerini yeniden görünür kılmaya çalışıyoruz. Arşivimizde özellikle Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum geleneksel müziği, halk şiiri, folklor, yerel tarih ve kültürel miras üzerine çalışmalar yer alıyor. Bu arşivi oluşturma çabamız bütün Kıbrıslılar için. En büyük projemiz Kıbrıs Müzik Arşivi'ni dijital ortama taşımak ve bu kapsamda yürüttüğümüz etnografik saha çalışmalarını genişletmek. İlk dijital arşiv paylaşımlarımızı 2026 yılında yapmaya başladık. Eğitim programlarımızı çoğunlukla Güney Lefkoşa'da, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum çocukların katılımıyla gerçekleştiriyoruz. Bu programlarda etnografik görüşmelerin nasıl yapıldığını anlatıyor, gençlere kendi toplumlarında bu araştırmaları nasıl uygulayabileceklerini göstermeye çalışıyoruz. Goethe Enstitüsü iş birliğiyle yürüttüğümüz programda yaklaşık yirmi gençle çalışma fırsatı bulduk. Umarım bu programın devamı gelir."

 

Kıbrıslı Kemancılar Projesi, Kıbrıs Müzik Arşivi kapsamında yürütülen en kapsamlı ve dikkat çekici çalışmalardan biri bana göre. Projenin yürütücüsü olan Demetriou, araştırmanın ayrıntılarını şöyle anlatıyor.

"Kıbrıslı Kemancılar Projesi, Kıbrıs'ın geleneksel müzik kültürünü belgelemeyi amaçlayan kapsamlı bir araştırma projesidir. Temel hedefimiz, Kıbrıs'ta geleneksel düğünlerde, panayırlarda ve dini festivallerde müzik yapan son kuşak profesyonel halk müzisyenlerinin yaşam öykülerini kayıt altına almaktır. Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum müzisyenlerle yaptığımız sözlü tarih görüşmeleri aracılığıyla ortak müzik mirasını belgeliyor, kaybolma tehlikesi altındaki müzik geleneklerini gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyoruz. Proje yalnızca kemancıları değil; lavta (laouto), zurna, davul ve def gibi geleneksel çalgıları çalan müzisyenleri de kapsıyor. Burada 'kemancı' ifadesini, geleneksel halk müzisyenlerini temsil eden genel bir ad olarak kullanıyoruz.

Bu çalışma kapsamında bir belgesel film, bir kitap, sözlü tarih röportajları, fotoğraf koleksiyonları ve araştırma materyallerinin yer aldığı dijital bir arşiv oluşturduk."

bz8-4978.jpg

“1950’li yıllar öncesindeki müzik kültürü kayboluyordu”

Uzun yıllar çok emek vererek oluşturduğu projenin ortaya çıkış hikayesini Nicoletta Demetriou şu sözlerle anlatıyor.  

"Çok yaşlı Kıbrıslı müzisyenlerle yaptığım röportajlar 2005 yılına dayanıyor. Bu çalışma, Londra'da doktora yaparken başlattığım bir projeydi. Kıbrıs'a döndükten sonra ise araştırmayı saha çalışmalarıyla sürdürdüm. Adanın dört bir yanında yaşayan ileri yaştaki müzisyenlere ulaştım; yaşam öykülerini, müziklerini ve Kıbrıs'ın geleneksel müzik kültürünü konuştuk. Bu çalışmaya başlamamın en önemli nedeni, 1950'li yıllar öncesindeki Kıbrıs müzik geleneğine ilişkin müzisyenlerle yapılmış kapsamlı bir araştırmanın bulunmamasıydı. Bir yandan da bu kuşaktan müzisyenlerin yavaş yavaş aramızdan ayrılması, sözlü kültürün ve müzik mirasının kaybolma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyordu. Elbette müziğe olan ilgim ve insanların yaşam hikâyelerini dinlemeyi sevmem de beni bu araştırmayı yapmaya teşvik etti. 2005 yılında başladığım proje 2012'de tamamlandı. Çalışmanın sonunda bir kitap, dijital bir arşiv ve bir belgesel ortaya çıktı. Araştırmam 2012-2019 yılları arasında Oxford Üniversitesi bünyesindeki Oxford Centre for Life Writing'de yürütüldü. İlk saha çalışmaları British Academy ve Leverhulme Trust tarafından desteklenirken, belgeselin yapımı kitlesel fonlama yoluyla tamamlandı."

 

“İki toplumun birlikte yaşadığı köylerde müzik de yaşam gibi iç içeydi”

Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum toplumlarının geleneksel müziğine ilişkin yıllarca saha araştırmaları yürüten Demetriou, bu süreçte yüzlerce yaşam öyküsüne tanıklık etmiş. İki toplumun ortak müzik mirasını belgeleyen Demetriou, araştırmaları sırasında kendisini en çok şaşırtan noktanın müziğin etnik kimliklerden çok yaşanılan coğrafya ve ortak yaşam kültürü tarafından şekillenmesi olduğunu anlatıyor.

"Kıbrıslı Kemancılar Projesi, 1963 öncesi dönemi kapsayan bir çalışma. O yıllarda iki toplum birlikte yaşıyordu. Elbette bazı benzerlikler ve farklılıklar vardı, ancak bunlar çoğunlukla köylere ve bölgelere göre değişiyordu. İki toplumun birlikte yaşadığı köylerde müzik de yaşam gibi iç içeydi. Buna karşılık, toplumların ayrı yaşadığı bölgelerde müzik gelenekleri de zamanla farklılaşmıştı. Aslında müzik, toplumsal yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır; toplum nasıl şekilleniyorsa müzik de onu takip eder. Bu nedenle 1963 öncesinde müziği toplumlara göre değil, daha çok bölgelere göre değerlendirmek gerekir. Aynı durum danslar için de geçerliydi. Çünkü dansın ve müziğin, konuşulan dille doğrudan bir ilişkisi yoktur. Farklılıklar daha çok şarkı sözlerinde ortaya çıkıyordu. Türkçe konuşulan köylerde şarkılar Türkçe söylenirken, Kıbrıslı Rumların yaşadığı ya da iki toplumun birlikte yaşadığı köylerde repertuvarın büyük bölümü Yunancaydı. Örneğin Dillirga, Feslikan ve Leymosun Türküsü, Yunanca kökenli olup daha sonra Türkçeye de uyarlanmış, bugün her iki toplum tarafından bilinen eserlerdir. Gramofon kayıtlarıyla yayılan bazı şehir şarkıları da uzun yıllar boyunca hem Türkçe hem de Yunanca söylenmiştir."

 

“Geçmişi geri getiremeyiz ama kültürel mirasımızı yaşatabiliriz”

Kıbrıs'ın ortak müzik mirasının korunmasının neden bu kadar önemli olduğunu da sorduğumuz Demetriou, müziğin yalnızca ezgilerden ibaret olmadığını; bir toplumun hafızasını, yaşam biçimini ve ortak deneyimlerini taşıdığını vurguluyor.

"Kıbrıslılar olarak her kuşağın Kıbrıs müziğine farklı biçimlerde ilgi duyduğunu söyleyebilirim. Kıbrıs Müzik Arşivi'ni de bu mirası tanımak, araştırmak ve gelecek kuşaklara aktarmak isteyen herkes için kurduk. Çünkü müzik, toplumsal yaşamdan bağımsız düşünülemez. Adada yaşanan değişimler müziğimizi de etkiledi ve zaman içinde kayıt altına alınamadığı için kaybolan gelenekler oldu. Bunlardan biri de Kıbrıslı çobanların kaval geleneğiydi. Bugün kaval çalan gençler var ama onların icrası, o yaşam biçiminin doğal bir parçası olan eski çoban müziğini yansıtmıyor. Bu arşiv çalışmasını yalnızca müzisyenler için değil, bütün Kıbrıslılar için yaptık. Geçmişi geri getiremeyiz ama elimizde kalan kültürel mirası yaşatabiliriz. Saha araştırmalarım sırasında fark ettim ki müzik konuşurken aslında insanların hayatlarını, anılarını ve hikâyelerini de dinliyorsunuz. Müzik insanları bir araya getirebilir; tıpkı ortak yemekler ya da ortak gelenekler gibi. Ancak bunun gerçekleşmesi için önce insanların birbirini anlamayı ve bir arada yaşamayı istemesi gerekir. Müzik, insanlar arasında iyi niyet ve karşılıklı anlayış oluşturabilecek en güçlü araçlardan biridir."

 

On beş yılı aşkın saha araştırmasına dayanan The Cypriot Fiddler projesi, 2026 Avrupa Kültürel Miras Ödülleri (European Heritage Awards / Europa Nostra Awards) kapsamında Araştırma kategorisinde ödüle layık görülürken, tüm kategoriler arasından seçilen beş Grand Prix ödülünden birini de kazandı. Demetriou, bu başarının kendisi için ne ifade ettiğini şöyle anlatıyor.

"The Cypriot Fiddler projesinin Avrupa'nın kültürel miras alanındaki en prestijli ödüllerinden birini kazanması benim için çok anlamlıydı. Araştırma kategorisindeki ödülün yanı sıra, tüm kategoriler arasından verilen beş Grand Prix ödülünden birine de layık görüldük. Jürinin değerlendirmesinde, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum geleneksel müzisyenlerin yaşam öykülerini uzun yıllara yayılan saha araştırmalarıyla belgelememiz, ortak somut olmayan kültürel mirasın korunmasına katkı sağlamamız ve iki toplum arasında kültürel diyaloğu desteklememiz etkili oldu. Bu ödül benim için sadece akademik bir başarı değil. Bunlar köklerimizin, büyüklerimizin ve ortak geçmişimizin hikâyeleri. Küçük gibi görünen bir hikâyenin ne kadar büyük bir etki yaratabileceğini gördük. En önemlisi de her iki toplumun müzisyenlerinin yaşamlarını ve mirasını gelecek kuşaklara aktarabilecek kalıcı bir kayıt oluşturmayı başardık."

Bu haber toplam 809 defa okunmuştur