1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. ‘Hükümet halkı ikna edemedi’
‘Hükümet halkı ikna edemedi’

‘Hükümet halkı ikna edemedi’

Pandemi hekimleri ve sağlıkçı milletvekilleri kullanım süresi Ekim sonu dolan 50 bin doz Astra Zeneca aşısının AB’ye iade edileceği kararını eleştirdi, bilgi kirliliğinin halkı aşıdan uzaklaştırdığına vurgu yaptı

A+A-

Derya ULUBATLI

Ülke genelinde aşılama oranının henüz yüzde 50 civarında olmasına rağmen, kullanım süresi Ekim sonu dolan 50 bin doz Astra Zeneca aşısının AB’ye iade edileceği açıklandı, karar büyük tepki çekti.

Kıbrıs’ın kuzeyindeki vatandaşlar çoğunlukla Sinovac, Pfizer Biontech ve Johnson & Johnson aşılarına yönelirken, Avrupa Aşı Ajansı (EMA) ve ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) onaylı 50 bin Astra Zeneca’nın güneye iadesi için girişimler başlatıldı. Dünya genelinde aşıya ulaşımın zor olduğu ve aşının COVID-19 ile mücadeledeki öneminin sıklıkla vurgulandığı bu günlerde atılan bu adım, hem doktorlar hem de siyasiler tarafından eleştirildi.

 

Pandemi Doktorları: “Bilgi kirliliği halkı aşıdan uzaklaştırıyor”

Pandemiden kurtuluşun tek yolunun aşı olduğunu savunan Emre Vudalı, ülkedeki aşılama oranının düşük olduğunu savundu, aşısız kişilerin sağlık sistemini zorladığından yakındı.

Astra Zeneca konusundaki bilgi kirliliğinin halkı korkuttuğunu ifade eden Vudalı, “Astra Zeneca’nın tercih edilmeme sebebi yanlış bilgilendirme” şeklinde konuştu. Öte yandan Pandemi Hastanesi Yoğun Bakım Doktoru Şükrü Onbaşı hükümetin bilgi kirliliklerini engellemek için yeterli çabayı sarf etmediğini aktardı. Astra Zeneca’ya kötü bir imaj çizildiğini dile getiren Onbaşı, “teknolojik olarak Johnsons and Johnsons’dan hiçbir farkı olmamasına rağmen insanlar Astra Zeneca’da korkuyor” dedi.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi eski başhekimi Dr. Bülent Dizdarlı ise insanların ‘sürü psikolojisi’ ile Astra Zeneca’yı reddederek Sinovac’a yöneldiğini söyledi. Bu konuda hükümete de büyük görevler düştüğünü aktaran Dizdarlı, “Sağlık Bakanlığı mobil araçlarla mahalle mahalle, köy köy, üniversite üniversite dolaşarak bu aşıyı insanların ayağına taşımalı, çalışmaları Astra Zeneca hakkında çıkarılan hurafeleri yok eden bilgilerle, kamu spotlarıyla da desteklenmelidir” şeklinde konuştu.

 

Sağlıkçı Milletvekilleri ne yorum yaptı?

Aşının pandemi mücadelesinde oldukça önemli bir faktör olduğunun altını çizen Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Dr. Sıla Usar İncirli, hükümetin aşıya teşvik konusunda yetersiz kaldığını savundu. Yetkililerin halktaki ‘AstraZeneca’ korkusunu gideremediğini aktaran İncirli, “kurultay derdindeki hükümet halk sağlığını ihmal etti” şeklinde konuştu.

Ulusal Birlik Partisi Milletvekili İzlem Gürçağ ise aşıların geri gönderilmesini doğru bulmadığını belirtti. Halkı aşı konusunda bilinçlendirmekle ilgili hükümete ve tıp camiasına önemli sorumluluklar düştüğünü de söyleyen Gürçağ, “ancak bu yolla elimizdeki aşıları geri göndermek zorunda kalmayız” dedi.

Öte yandan sosyal medya hesabından açıklama yapan HP Milletvekili ve Moleküler Biyolog Jale Refik Rogers aşıların geri gönderilmesinin ‘kabul edilemez’ olduğunu dile getirdi. Sosyal medyadaki bilgi kirliliğinin Astra Zeneca aşısının tercihini azalttığını ifade eden Rogers, Sağlık Bakanlığı’nın da bu konuda yeterli çabayı göstermediğini savundu, “farkındalık çalışmaları yapılmalıdır” dedi.


Pandemi Doktoru Emre Vudalı:

“Astra Zeneca, bilgi kirliliği yüzünden tercih edilmedi”

Dünyada pandeminin var olmaya devam ettiğini ve bundan tek kurtuluşun aşı yoluyla olacağını aktaran pandemi hekimlerinden Emre Vudalı, bu şartlarda aşılama oranının düşük kalmasını eleştirdi. Vudalı şunları anlattı: “Özellikle fakir ülkelerde insanlar aşıya ulaşamazken biz elimizdekini kullanmayıp geri iade ediyoruz. Pandemiden kurtulmak ve normal hayata dönebilmek için toplumsal aşılanma oranımız çok önemli. Biz sağlık çalışanları olarak sürekli bunu söylüyoruz. Ne yazık ki aşılanmayan insanlar, aşılıların da normal hayatına dönmesini engelliyor, sağlık sistemini zorluyor. Bu durum çok üzücü... Elimizdeki aşıları mutlaka kullanmalıyız, geri göndermemeliyiz”.

Astra Zeneca’nın tercih edilmeme sebebinin yanlış bilgilendirme olduğunun da altını çizen Vudalı, “korkutucu haberlerle insanları soğutuyorlar” dedi. Vudalı şöyle devam etti: “Gerek basında gerek sosyal medyada yayılan haberlerle insanlar korkutuldu. Bu aşının kan pıhtılaşması yaptığı söylendi, insanlara kötü bir aşı olarak gösterildi. Belki sağlık otoriteleri de yeterli bilgilendirmeyi yapmadı. Bu yüzden aşıya güven zaten azken, bilgi kirliliği yüzünden daha da azaldı”.

 

Pandemi Hastanesi Yoğun Bakım Doktoru Şükrü Onbaşı:

“Teknolojik olarak Johnsons’dan farklı değil”

Etrafta aşılarla ilgili çok fazla bilgi kirliliği olduğunu savunan Şükrü Onbaşı, hükümetin bunları engellemek için yeterli çabayı gösteremediğinden yakındı. Çoğu kişinin bu kirlilikten dolayı Astra Zeneca olmayı reddettiğini ifade eden Onbaşı, bunun yapılan kötü reklamla alakalı olduğunu aktardı. Onbaşı şunları söyledi: “İnsanlar, teknolojik olarak Johnsons and Johnsons’dan hiçbir farkı olmamasına rağmen Astra Zeneca’da korkuyor. Bunun nedeni bilgi kirliliği yüzünden çizilen kötü imajdır”.

Aşıların güneye geri gönderilmesini de yorumlayan Onbaşı, “eğer bizim vatandaşımız aşı şımarıklığı yapıp kullanmıyorsa ve gerçekten aşıların tarihleri geçiyorsa, bunları kısa sürede tüketebilecek, ihtiyacı olan ülkelere gönderilmelidir” şeklinde konuştu.


CTP Milletvekili Dr. Sıla Usar İncirli:

“Hükümet halkı Astra Zeneca konusunda ikna edemedi”

COVID-19 salgınının ülkemizde tüm hızıyla devam ettiğini aktaran Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Dr. Sıla Usar İncirli, bununla başa çıkmanın tek yolunun aşılama olduğunu belirtti. Aşılama oranı artırılmadığı sürece hem ekonomide hem de eğitimde kayıplar verilmeye devam edileceğini dile getiren İncirli, hükümetin salgınla mücadelede başarısız olduğunu da sözlerine ekledi. İncirli şöyle devam etti: “Ülkemizde her gün yüzlerce vaka, binlerce hasta var. Ölü sayımız her geçen gün artıyor. Salgının önü alınmadığı sürece hem ekonomik kriz hem eğitim kayıpları artmaya devam edecek. Bu salgının hızı ancak toplumun büyük çoğunluğu aşılanırsa azaltılabilir. CTP olarak işin başından beri aşılama çalışmalarının geliştirilerek sürdürülmesi gerektiğine vurgu yaptık. Hükümete ve Sağlık Bakanlığı’na çağrıda bulunduk, aşılama kampanyalarını artırmalarını talep ettik ancak hükümet birçok konuyu olduğu gibi bu konuyu da akışına bıraktı”.

Aşı konusundaki bilgi kirliliğinin de çok yaygın olduğunu dile getiren İncirli, bu yüzden birçok kişinin aşılanma korkusu yaşandığını ve yetkililerin bu korkuları gideremediğini iddia etti. Hükümetin vaktinde aşı bulma konusunda da geç kaldığını ifade eden İncirli şöyle devam etti: “Toplumda hem aşı konusunda tereddütlü olan insanlar hem de aşı olan ama tekrar aşılanması gereken insanlar var. Bu noktada hükümetin elindeki aşılar yeterli olmadı. İnsanların tercih ettiği aşıları bulmakta zorlandılar, ellerinde olan aşılar için de insanları ikna etmeyi başaramadılar. Halkın tereddütlerini gideremediler. Avrupa Birliği, Dünya Sağlık Örgütü ve EMA Astra Zeneca olunması konusunda çağrı yaptı ancak hükümetimiz bu aşıyı insanlara sunamadı. Bu yüzden şimdi elden çıkarmak zorunda kalıyorlar. Hem bir plansızlık hem bir beceriksizlik söz konusudur”.

 

“Kurultay derdi, halk sağlığının önüne geçti”

Aşılanmanın dünyanın her yerinde çok önemli olduğunu, hayati önem taşıdığını dile getiren İncirli,  hükümetin kurultaya odaklanmaktan halk sağlığını ihmal ettiğini savundu. Yetkililerin aşı konusunda gerekli planlamayı yapamadığını vurgulayan İncirli, “bir an önce istifa etsinler” şeklinde konuştu.

 

UBP Milletvekili İzlem Gürçağ:

“Bu adımı onaylamıyorum”

“Aşı diye ağlayan ülkelerin yanında bizim bu şekilde davranış sergilememiz çok çelişkilidir” yorumunu yapan Ulusal Birlik Partisi Milletvekili İzlem Gürçağ, bu tablo karşısında ülkenin varlık içinde yokluk yaşadığını aktardı. Aşıların geri gönderilmesini doğru bulmadığını belirten Gürçağ şöyle devam etti: “Bu hamleyi doğru bulmuyorum. Biz devlet olarak aşılanmanın ne kadar önemli olduğunu, çeşitli kampanyalarla halka duyurmalıydık. Bu yönden ciddi bir eksikliğimiz olduğuna inanıyorum. Halka aşılanma bilinci kazandıramadık. Devlet ve tıp camiasındaki insanlar halkı ikna etmek için çalışmalar yapılmalıydı. Bilgi kirliliğini gidermek gerekirdi, çünkü bilgi kirliliği insanları aşıdan uzaklaştırdı. Etrafta aşılarla ilgili dolaşan kötü bilgilerin hiçbiri bilimsel temellere dayanmıyor, dedikodudan öteye gidemiyor. Bunlar ancak cehalet kokan açıklamalar olabilir ve bilirkişiler tarafından çürütülmesi gerekir. Bu konuda hükümete ve tıp camiasına ciddi sorumluluklar sorumluluklar düşmektedir. Bu noktada istenilen başarı elde edilemediği için hem toplumun aşılanma oranı yüzde 50’de kaldı hem de aşılar geri gönderiliyor”.

Hükümetin daha yüksek bir sorumluluk bilinciyle, aşılanmayı artıracak önlemlere devam etmelisi gerektiğini savunan Gürçağ, “ancak bu yolla eldeki aşıları geri göndermek zorunda kalmayacağız” dedi.


HP Milletvekili ve Moleküler Biyolog Jale Refik Rogers:

“Aşıların geri gönderilmesi kabul edilemez”

“Hem kısıtlamalar kalsın, eskisi gibi sosyalleşelim istiyoruz. Hem yurtdışından gidiş gelişlerde karantina kalksın, ülkede seyahat özgürlüğünü geri kazanalım istiyoruz. Hem çocuklarımız yüz yüze eğitime devam etsin, sürdürülebilir olsun istiyoruz. Ama sonra da aşı olmuyoruz; aşı beğenmiyoruz.

Avrupa İlaç Ajansı ve diğer ülkelerin ilaç ajansları tarafından onaylanan Astra Zeneca aşıların 50,000 dozunun talep yok diye son kullanım tarihine kadar kullanılamayacağından geri iade edilmesi kabul edilemez bir durumdur.

Johnson & Johnson aşısıyla aynı moleküler mekanizmayı kullanan (ki ülkemizde bu aşıya talep hayli fazla) Astra Zeneca aşısının tercih edilmemesinin sebebi bilgi kirliliğidir. Yalan yanlış sözde “bilimsel” bilgileri yayan aşı karşıtları toplumda bilgi kirliliğini ve aşı tereddütünü de artırıyor.

Sağlık Bakanlığı aşılanma ile ilgili gidip aşı olun demekten başka bir şey yapmadı. Kaç defadır uyarıyoruz. Bu ülkede aşılanmanın etkisini gösterecek istatistikleri yayınlayın. Hastaneye yatan kaç kişi aşılı kaç kişi aşısızdır? Hastaneye yatıp aşılı olan kişilerin kaçı hangi aşıyı olmuştur? Yoğun bakımdaki aşılı kişilerin aşı dağılımı nedir? Arada bir kendini sorumlu hisseden bir hekimin bu verileri açıklaması yeterli değildir. Bu verilerin halkla şeffaflıkla paylaşılması gerekir. Etkinlikleri, koruyuculukları ve yan etkileri ile ilgili farkındalık çalışmaları yapılması gerekir.

Yoksa gelin aşı olun deyip beklerseniz daha çok beklersiniz! Ve dünyada aşı kıtlığı varken, pandemi ile mücadelede en güçlü silahımız olan ve bizde bol miktarda bulunan aşıları tıpış tıpış gider iade edersiniz.

Çok yazık, hem de çok!”

 

Lefkoşa Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi eski başhekimi Dr. Bülent Dizdarlı:

“Bu aşıları mutlaka biz kullanmalıyız”

Bu yazıyı uzun zamandır yazmak istiyordum. Nedense hep bir şey beni durdurdu. Ama elli bin dozdan fazla Astra-Zeneca aşısının geri iade edileceği iddiası bu yazının yazılması gerektiğini tekrar hissettirdi.

Önce Sinovac’la başlayalım. Bu aşının etki süresinin iki dozdan sonra en fazla 6 ay olduğu ve mutlaka bu sürenin nihayetinde üçüncü doza ihtiyaç duyulduğu artık kanıtlanmıştır. Sinovac’ın özellikle yeni çıkan varyantlara karşı koruyuculuğunun da daha az olduğu belirlendiğinden, uygulanan ülkelerde üçüncü dozun farklı bir aşı türüyle yapılması önerilmektedir.

Bu yazdıklarımdan Sinovac’ın gereksiz çöp bir aşı olduğu anlamı sakın çıkarmayın. Sinovac başka aşıların bulunmadığı ortamda mutlaka kullanılması gereken ve koruyuculuğundan mutlaka faydalanılması gereken bir aşıdır. Ama artık çok net biliyoruz ki, başka aşılara ulaşma şansınız varsa ve sağlığınız yönünden de bir sakınca söz konusu değilse en son tercih etmeniz gereken aşıdır.

İşte bu nedenle Oxford ASTRA ZENECA aşılarından elli bin dozu geri iade edileceği iddiasını kabul etmek mümkün değildir.

Evet doğrudur. Bu aşıya anti propoganda etkisiyle halkımız soğuk bakmıştır. Benim çalıştığım merkezde dahi yapılan AstraZeneca sayısı asla Sinovac’dan fazla olmamıştır. İnsanımız sürü psikolojisiyle Astra Zeneca’yı ret ederken Sinovac’a koşmakta ısrar etmiştir.

Ne var ki bu 50 bin doz yani 25 bin insanı aşılama olanağını terk etmeyi gerektirmez. Sağlık bakanlığı mobil araçlarla mahalle mahalle, köy köy, üniversite üniversite dolaşarak bu aşıyı insanların ayağına taşıyarak yapmalıdır. Tabi ki bu çalışmalar Astra Zeneca hakkında çıkarılan birçok hurafeyi yok eden bilgilerle yüklü broşür ve kamu spotlarıyla da desteklenmelidir.

Halkın aşıdan uzak durması sadece insana mal edilemez. Yönetenlerin de aşılanmayı ödül ve ceza sistemiyle destekleyerek cazip hale getirmesi gerekmektedir. Hükümetimiz maalesef aşı organizasyonu ve bu organizasyonun geliştirmesi konusunda yetersiz kalmıştır. Yoksa beş yüz bin insanın yaşadığı küçük bir coğrafyada en fazla elli günde bu aşılama işlemi bitmeliydi.

Uzayan zaman aleyhe çalışmaktadır. Ocak şubat aylarında Sinovac aşısı olanların artık koruma kalkanının tamamen düştüğü de hesaplanırsa , bu elli bin dozu geri vermekle büyük hata yapacağımız alenidir. Böyle bir karar verilmişse bir daha gözden geçirilmelidir. Astra Zeneca’ların Ekim sonuna kadar kullanma tarihleri geçerlidir. Bu sürede 25 bin kişinin çift dozla aşılanması iyi bir planlamayla mutlaka sağlanmalıdır.

yd-destek-gorseli-221.jpg

Bu haber toplam 2242 defa okunmuştur
Etiketler : , ,