1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. Enkaz ortasında ‘yüzsüzler’
Enkaz ortasında ‘yüzsüzler’

Enkaz ortasında ‘yüzsüzler’

Lefkoşa Surlariçi’nde, çöken odasını açık hava sergisine dönüştüren sanatçı Celal Atikler, molozların arasına yerleştirdiği “Yüzsüzler” çalışmasıyla politikacıları hedef aldı.

A+A-

Lefkoşa Surlariçi’nin hareketli noktalarından Zahra Sokak’ın hemen ardında, Tanzimat Sokak ile Haşmet Sokak kesişiminde yer alan yıkık bir yapı, dikkat çeken bir siyasi hiciv ve sanat eylemine ev sahipliği yapıyor.

Genç sanatçı Celal Atikler, su borularındaki sorunlar nedeniyle çöken; ardından belediye tarafından güvenlik şeridiyle kapatılan kendine ait odanın kalıntılarını açık hava sergisine çevirdi.

Yıkık kerpiç duvarlara ve kapıya asılan, demir parmaklıklar ardında resmedilmiş takım elbiseli portrelerin hemen yanına ise "YÜZSÜZLER" yazılı bir tabela yerleştirildi.

Ortasına yalnızca tek bir sandalye ve küçük bir masanın bırakıldığı moloz yığınları arasındaki figürlerin; sanatçı doğrudan isim vermekten kaçınsa da açık biçimde Başbakan Ünal Üstel ve eski Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’yı andırması dikkat çekti.

Eserler, sadece fiziki bir evin çöküşünü değil; yönetim kademesinin duyarsızlığını, kamusal hizmetlerdeki aksaklıkları ve genel olarak hükümet mekanizmasını hedef alan sert bir eleştiri olarak yorumlanıyor.

 

Su baskınından Girne’deki gemi faciasına uzanan ihmaller zinciri

Yaşanan su patlağı ve ardından gelen çöküş, sanatçının anlatımında yalnızca münferit bir ev kazası olarak kalmıyor; ada yarısındaki kamusal denetimsizlik ve ihmal silsilesine bağlanıyor. Yaşam alanını su basarak yıkıma sürükleyen sürecin, Girne açıklarında yaşanan ve denetimsizlik tartışmalarını alevlendiren gemi faciasıyla aynı zihniyetin ürünü olduğuna işaret eden sergi, ihmallerin bireylerin hayatında açtığı derin yaraları görünür kılıyor.

 

“Bu yapı yozlaşmış yönetim anlayışının bir kanıtı”

Yıkılan yaşam alanını sanatsal bir başkaldırı zeminine dönüştüren Celal Atikler, sergiyi bilerek bu enkazın içinde açtığını vurguladı. Yapının kamusal ihmallerin doğrudan bir sonucu olduğunu belirten Atikler, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu yapı, kamusal ihmallerin ve yerine getirilmeyen sorumlulukların doğrudan bir sonucudur. Bir zamanlar yaşam alanı olan bu ev, bugün ilgili kurumların ve otoritenin yozlaşmış yönetim anlayışının bir kanıtı olarak karşımızda durmaktadır. Sergiyi burada açma kararım yalnızca bir mekân tercihi değildir; yaşananları görünür kılma ve bu yapının taşıdığı hikâyeyi bulunduğu yerden anlatma isteğidir.”

 

“Gözleri, kulakları ve ağızları yok: Duyup dinlemeyen, susan iktidar”

Eserlerindeki figürlerin takım elbiseli oluşunun ve yüz hatlarındaki organların eksik bırakılmasının bilinçli bir sembolizm taşıdığını belirten Atikler, siyasi mekanizmaya yönelik eleştirisini şu sözlerle detaylandırdı:

“‘Yüzsüzler’, toplumsal eksikliklerin kaynağını sorgulayan bir dizi portreden oluşmaktadır. Çalışmalarda yer alan figürler belirli bireyleri değil; toplumu yöneten, toplum üzerinde söz sahibi olan kişi ve karar mekanizmalarını temsil etmektedir. Figürlerin takım elbise ve kravatla temsil edilmesi de bilinçli bir tercihtir. Bu kıyafetler belirli kişileri değil; makamı, otoriteyi, gücü ve karar verme yetkisini sembolize etmektedir.

Portrelerde ağız, göz ve kulakların eksik olması ise yine bilinçli bir tercihtir. Bu eksiklikler, yönetim mekanizmalarının görüp görmezden gelmelerini, duyup dinlememelerini ve konuşmaları gerekirken susmalarını temsil etmektedir. Çünkü burada, yıkılmış bir evin içinde sergilenen yalnızca sanat eserleri değil; alınmış ya da alınmamış kararların, yerine getirilmiş ya da getirilmemiş sorumlulukların toplumda ve gerçek hayatta açtığı izlerdir. Bu sergi, görmezden gelenleri görünür kılmak içindir.”

Bu haber toplam 2453 defa okunmuştur
Etiketler :