
Geri Dönüşümde Yeni Dönem: 100 Milyon Ambalaj Toplandı, İzmir İlk 5 İl Arasında
Türkiye genelinde 1 Temmuz 2026’da ulusal ölçekte uygulamaya geçen depozito iade sistemi, kısa sürede dikkat çekici bir geri dönüşüm hacmine ulaştı.
YENIDUZEN ADVERTORIAL
Türkiye genelinde 1 Temmuz 2026’da ulusal ölçekte uygulamaya geçen depozito iade sistemi, kısa sürede dikkat çekici bir geri dönüşüm hacmine ulaştı. Ağustos ayının ilk yarısında 100 milyon ambalaj sınırının aşılmasıyla birlikte İzmir, sistem kapsamında en fazla ambalaj toplanan beş şehir arasına girdi. Kentte aynı dönemde kapıdan kapıya atık toplama uygulamalarının yaygınlaştırılması, geri dönüşümün yalnızca merkezi sistemlerle değil, mahalle ve hane ölçeğinde de büyüdüğünü gösteriyor.
Türkiye'nin atık yönetiminde son yıllarda üzerinde çalıştığı dönüşüm, 2026 yazıyla birlikte günlük yaşamda daha görünür hale geldi. Plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarının çöpe gitmeden yeniden ekonomiye kazandırılmasını amaçlayan Depozitosu Olan Ambalajlar, kısa adıyla DOA sistemi, 1 Temmuz 2026 itibarıyla 81 il ve 973 ilçeyi kapsayacak şekilde ulusal entegrasyon dönemine geçti. Sistem kapsamında uygun ambalajlarını iade noktalarına teslim eden tüketicilere ambalaj başına 1 lira teşvik bedeli sağlanıyor.
Uygulamanın ilk haftalarında ortaya çıkan rakamlar, vatandaşların depozito sistemine hızlı şekilde uyum sağlamaya başladığına işaret etti. İlk 10 günlük dönemde yaklaşık 18,8 milyon ambalaj toplanırken, 1 Temmuz ile 11 Ağustos arasındaki toplam sayı 100 milyon 182 bin 985'e ulaştı. Böylece henüz ulusal uygulamanın ilk ayları tamamlanmadan önemli bir toplama hacmi ortaya çıktı.
İzmir, ambalaj iadesinde öne çıkan kentlerden biri oldu
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre sistem kapsamında toplanan ambalajların 66 milyon 146 bin 145'ini PET şişeler oluşturdu. Alüminyum içecek kutularında 17 milyon 43 bin 567, cam şişelerde ise 16 milyon 993 bin 273 adetlik toplama rakamına ulaşıldı.
Aynı veriler şehirlerin sisteme katılımı konusunda da önemli bir tablo ortaya koydu. En fazla ambalajın toplandığı iller sırasıyla Antalya, İstanbul, Kocaeli, Adana ve İzmir oldu. İzmir'in nüfusu, yaz dönemindeki tüketim hareketliliği ve geniş hizmet sektörü dikkate alındığında ilk beş içinde yer alması, kentte geri dönüşüm alışkanlığının yaygınlaşması açısından dikkat çeken göstergelerden biri olarak değerlendiriliyor.
Geri dönüşüm açısından bu rakamların önemi yalnızca çöpe giden ambalaj miktarının azaltılmasıyla sınırlı değil. Ambalajların kaynağında ayrı toplanması, farklı materyallerin birbirine karışmadan geri kazanım tesislerine ulaşmasını kolaylaştırıyor. Böylece plastik, cam ve metal gibi malzemelerin ekonomik değerini koruyarak yeniden üretim zincirine dahil edilmesi mümkün hale geliyor.
Özellikle alüminyum ve diğer metaller, geri kazanılabilir malzemeler arasında ekonomik değeri yüksek gruplardan birini oluşturuyor. Kentlerde yalnızca içecek ambalajları değil, kullanım ömrünü tamamlayan metal ürünler, kablolar, üretim artıkları ve çeşitli hurda türleri de döngüsel ekonominin hammaddesi haline gelebiliyor. Bu nedenle İzmir hurdacı aramasıyla geri kazanım seçeneklerini araştıran bireyler ve işletmeler açısından da malzemelerin türlerine göre ayrılması ve uygun toplama kanallarına yönlendirilmesi giderek daha fazla önem taşıyor.
Hedef, en az 50 bin iade noktası
Depozito sisteminde bir sonraki aşama ise vatandaşların ambalajlarını daha kolay teslim edebilmesini sağlayacak iade ağının genişletilmesi olacak. Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Nurullah Öztürk'ün ağustos ayında açıkladığı plana göre ülke genelinde yaklaşık 150 sayma ve doğrulama merkezi ile en az 50 bin depozito iade noktasının oluşturulması hedefleniyor. Sistemin yaklaşık iki yıl içinde geniş ölçekte yaygınlaştırılması planlanıyor.
İade noktalarının yalnızca büyük geri dönüşüm merkezlerinden oluşması öngörülmüyor. Depozito Bilgi Yönetim Sistemi'nde yer alan bilgilere göre marketler, alışveriş merkezleri, bakkallar, büfeler, üniversiteler, site yönetimleri, hastaneler, ulaşım terminalleri ve akaryakıt istasyonları gibi çok sayıda işletme türü sisteme dahil olabiliyor. Bu yapı, tüketicinin ambalajını özel olarak uzak bir tesise götürmek yerine günlük yaşam rotası içinde teslim edebilmesini amaçlıyor.
Türkiye Çevre Ajansı tarafından açıklanan hedeflerde yaklaşık 25 milyar adet PET, cam ve alüminyum ambalajın sisteme dahil edilmesi üzerinde duruluyor. Bu büyüklük, depozito uygulamasının yalnızca bir çevre projesi olmadığını; lojistik, teknoloji, perakende, geri dönüşüm ve hammadde piyasasını aynı noktada buluşturan geniş bir ekonomik sistem haline gelebileceğini gösteriyor.
Sistemin dijital altyapısı da yeni modelin önemli parçalarından biri. Tüketiciler boş ambalajların iade süreçlerini dijital sistem üzerinden takip edebiliyor ve oluşan bakiyelerini görüntüleyebiliyor. Fiziksel atığın dijital olarak izlenebilmesi, geri dönüşüm zincirinde ne kadar ambalajın toplandığının ve yeniden sisteme kazandırıldığının ölçülebilmesini kolaylaştırıyor.
İzmir'de geri dönüşüm evlerin kapısına kadar ulaştı
İzmir'de ulusal depozito uygulamasına paralel olarak yerel yönetimin yürüttüğü farklı bir toplama modeli de genişlemeye devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Mart 2025'te başlatılan “Dönüşüme Evde Başla” projesi, evlerde ayrıştırılan ambalaj atıklarının kapıdan alınmasına dayanıyor.
Proje başlangıçta 6 ilçe ve 8 mahallede uygulanırken, Temmuz 2026 itibarıyla 9 ilçe ve 31 mahalleye ulaştı. Karabağlar, Bayraklı, Konak, Menderes, Bornova, Narlıdere, Buca ve Karşıyaka'nın ardından Güzelbahçe de uygulamanın sürdürüldüğü ilçeler arasına katıldı.
Sistem kapsamında hanelere QR kodlu mavi poşetler dağıtılıyor. Vatandaşların evlerinde ayrı biriktirdiği ambalaj atıkları belirlenen yöntemle toplanırken QR kod teknolojisi sayesinde sürecin takip edilmesi amaçlanıyor. Güzelbahçe'de uygulama Siteler, Yalı ve Maltepe mahallelerinde başlatıldı.
Bu model, Türkiye genelinde yaygınlaştırılan depozito sistemiyle birlikte değerlendirildiğinde atık yönetiminde iki farklı toplama kanalının geliştiğini gösteriyor. Bir tarafta tüketicinin içecek ambalajını iade noktasına götürerek ekonomik teşvik aldığı depozito modeli bulunuyor. Diğer tarafta ise kağıt, plastik ve farklı ambalaj türlerinin hanelerde ayrıştırılması ve doğrudan kapıdan toplanması gibi yerel uygulamalar büyüyor.
Her iki modelin ortak noktası ise atığın henüz oluştuğu yerde ayrıştırılması. Geri dönüşüm sistemlerinin verimliliğini belirleyen temel konulardan biri, farklı malzeme türlerinin evsel çöple karışmadan toplanabilmesi. Organik atıklarla kirlenen kağıt, plastik veya metal malzemelerin geri kazanımı daha zahmetli hale gelirken, temiz ve ayrı toplanan malzemeler doğrudan ayrıştırma ve geri dönüşüm sürecine yönlendirilebiliyor.
“Çöp” anlayışından “ikincil hammadde” anlayışına geçiş
Türkiye'de geri dönüşüm politikalarının önündeki en önemli kültürel değişimlerden biri de kullanım ömrünü tamamlayan ürünlere bakış açısında yaşanıyor. Uzun yıllar “çöp” olarak değerlendirilen ambalajların artık ekonomik bir karşılığının olması, tüketicinin atığı saklama ve ayrı toplama davranışını doğrudan etkileyebilecek bir unsur olarak görülüyor.
Depozito uygulamasında her uygun içecek ambalajına 1 liralık teşvik verilmesi bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri. Plastik şişe ya da alüminyum kutu tüketildikten sonra ekonomik değeri tamamen sona eren bir ürün olmaktan çıkarak geri dönüşüm sisteminde dolaşıma devam eden bir malzemeye dönüşüyor.
Aynı yaklaşım, daha geniş ölçekte hurda ekonomisi için de geçerli. Demir, bakır, alüminyum ve farklı metal türlerinin yanı sıra kağıt, plastik, cam ve elektronik ürünlerde bulunan geri kazanılabilir bileşenlerin yeniden ekonomiye kazandırılması, yeni hammadde ihtiyacının bir bölümünün ikincil kaynaklardan karşılanmasına imkan tanıyor. Böylece atık yönetimi, yalnızca kent temizliği konusu olmaktan çıkarak üretim ve kaynak verimliliği tartışmasının da parçası haline geliyor.
Kentlerde yeni ihtiyaç: Geri dönüşüm altyapısını günlük yaşamın parçası yapmak
Yeni sistemin uzun vadeli başarısında açıklanan toplam rakamların yanı sıra iade noktalarının erişilebilirliği de belirleyici olacak. Bir tüketicinin geri dönüşüm sistemine düzenli katılım göstermesi için ambalajını teslim edebileceği noktanın günlük yaşamına yakın olması gerekiyor. Bu nedenle 50 bin iade noktası hedefinin gerçekleştirilmesi, sistemin kullanım alışkanlığına dönüşmesinde kritik aşamalardan biri olarak öne çıkıyor.
İzmir gibi nüfusun geniş bir alana yayıldığı büyükşehirlerde ise tek bir toplama yönteminden ziyade farklı modellerin birlikte çalışması önem kazanıyor. Mahalle bazlı toplama, depozito makineleri, manuel iade noktaları, belediye uygulamaları ve geri kazanılabilir ticari hurdaların ayrı kanallardan toplanması aynı döngüsel sistemin farklı parçalarını oluşturuyor.
İzmir'in depozitolu ambalaj toplamada Türkiye'nin ilk beş şehri arasına girmesi ve kapıdan kapıya geri dönüşüm projesinin 31 mahalleye ulaşması, 2026 yazını kent açısından geri dönüşüm uygulamalarının görünür biçimde genişlediği bir dönem haline getirdi.
Önümüzdeki dönemde asıl belirleyici gösterge, ilk aylarda yakalanan yüksek toplama hızının sürdürülebilir olup olmayacağı olacak. İade noktalarının sayısının artması, vatandaşların sistemi günlük alışkanlığa dönüştürmesi ve farklı atık gruplarının kaynağında ayrıştırılması halinde geri dönüşüm zincirine giren malzeme miktarının daha da büyümesi beklenebilir.
Türkiye'nin 100 milyon ambalaj eşiğini kısa sürede aşması, sistem açısından güçlü bir başlangıç ortaya koydu. Ancak geri dönüşümde kalıcı başarı yalnızca milyonlarla ifade edilen toplama rakamlarıyla değil; bir şişenin, metal kutunun ya da kullanılmayan başka bir malzemenin çöpe atılmadan önce “yeniden kullanılabilir bir kaynak” olarak görülmesiyle ölçülecek. İzmir'de hem ulusal depozito sistemine gösterilen ilgi hem de mahallelere yayılan yerel toplama uygulamaları, bu dönüşümün kent yaşamında giderek daha görünür hale geldiğini gösteriyor.

























