1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. “Biz nasıl bir ‘devlette’ yaşıyoruz?”
“Biz nasıl bir ‘devlette’ yaşıyoruz?”

“Biz nasıl bir ‘devlette’ yaşıyoruz?”

Hür-İş Federasyonu ile Kamu-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu, okullardaki temizlik işlerini yürüten taşeron şirketin sahibinin Üstel’e oy vaadiyle işe alım telkininde bulunmasına tepki gösterdi; “Tam bir rezalet” dedi...

A+A-

Recep DAL

Hür-İş Federasyonu ve Kamu-İş Başkanı Ahmet Serdaroğlu, Özgür Gazete’nin gündeme getirdiği; okullardaki hademe hizmetlerini yürüten taşeron şirketin sahibi Ferah Şehsuvaroğlu’nun Üstel’e oy şartıyla işe alım yapacağı yönündeki açıklamalarına işaret ederek, “Sanki de devlet kendilerininmiş gibi bir de istihdam yapıyorlar. Biz nasıl bir devlette yaşıyoruz?” dedi.

Serdaroğlu, okullardaki hademe sisteminin taşeron şirketler üzerinden yürütülmesine de tepki gösterdi; “Hademelerin devlet işçisi olması gerekiyor. Bu yanlıştan derhal dönülmeli” ifadelerini kullandı

Geçmişte sendikalaştıkları için mağdur edilen 100’ü aşkın hademenin 3-4 ay maaş alamadığını ve ciddi mobbing yaşadığını belirten Serdaroğlu, “Sırf örgütlendiler diye kayıtsız çalıştırıldılar. Bu bir suçtur” diye konuştu.

Serdaroğlu, yaşananlarla ilgili açtıkları davanın yaklaşık 1,5 yıldır Yüksek İdare Mahkemesi’nde karar aşamasında beklediğini söyleyerek, “Yüce yargımızdan talebimiz, artık kararın okunması yönündedir. Çünkü geciken adalet, adalet değil” açıklamasında bulundu.

Son dönemde yaşanan taciz olayına da dikkat çeken Serdaroğlu, hademelerin yalnızca temizlik görevlisi olmadığını vurgulayarak, “Çocuklarımız yere düştüğünde onları kaldıran ve onları koruyan çalışanlardır” dedi. Serdaroğlu, mevcut sistem nedeniyle yaşanan taciz olayının da “devlet eliyle gerçekleşmiş” olduğuna dikkat çekti.

Mahkemelerdeki personel eksikliği nedeniyle de hükümeti uyaran Serdaroğlu, eksikliğin giderilmesi çağrısında bulundu. İstihdam politikasına da tepki gösteren Serdaroğlu, “İşe göre adam alınmalı, adama göre iş değil” ifadelerini kullandı.

Serdaroğlu, iki seçimin aynı anda yapılacak olmasına da karşı çıktı; “İki seçimin bir arada yapılması doğru değil” diyerek, yeterli çalışan sayısı ve teknik altyapının bulunmadığını belirtti. “Bununla ilgili bir çalışma yapılmışsa da toplumla paylaşılmalı” diyen Serdaroğlu, oy sayımlarının devlet çalışanları eliyle yapılması gerektiğini söyledi.

“Tam bir rezalet”

Hür İşçi Sendikaları (Hür-İş) Federasyonu ile Kamu İşçileri Sendikası (Kamu-İş) Başkanı Ahmet Serdaroğlu, YENİDÜZEN’e özel açıklamalarda bulundu.

Okullardaki hademe/temizlik ihalelerine katılan Cumero adlı şirketin sahibi Ferah Şehsuvaroğlu’nun Özgür Gazete aracılığıyla basına sızan ve infiale neden olan açıklamalarını değerlendiren Serdaoğlu, sadece Başbakan Ünal Üstel’in onaylayacağı kişilerin işe alınacağı yönündeki söylemlerini ‘tam bir rezalet’ olarak niteledi.

“Keşke Ünal Üstel Başbakan olmasaydı”

Üstel’in sosyal devlet anlayışına uymayan bir davranış sergilediğine vurgu yapan Serdaroğlu, “Çocuklarımızın yetiştiği bir kamu okuluna hademeleri toplayıp bu organizasyonun yapılması ve Başbakan Ünal Üstel’in orada bulunması bizleri üzdü. Keşke bunlar hiç yaşanmasaydı, Ünal Üstel Başbakan olmasaydı” dedi.

Serdaroğlu, hükümetin bir taraftan insanlara vaatler verdiğini, diğer taraftan da sömürü düzenini desteklediğini belirterek, “Bu yönetim anlayışı beraberinde usulsüzlüğü ve yolsuzluğu getiriyor” ifadelerini kullandı.

“Zamanında Merkezi İhale Komisyonu’nda (MİK) yaşanan ve yargıya taşınan rüşvet olaylarını hepimiz biliyoruz” diyen Serdaroğlu, tüm bunların şirketlere sağlanan imtiyazdan kaynaklandığını vurguladı.

“Biz nasıl bir devlette yaşıyoruz?”

Serdaroğlu, ilgili şirketin kendilerini devletin yerine koyup istihdam yaptığını kaydederek, “Devlete yapılacak istihdamlar da kurayla belirlenecekmiş. Biz nasıl bir devlette yaşıyoruz? Ünal Üstel’in bu videodan sonra süratli şekilde istifa etmesi gerekiyordu. Eğer istifa etmezse ve seçimlere böyle giderse, toplumun hiçbir ferdi Ünal Üstel’in genel başkan olduğu bir partiye onay vermemeli” diye konuştu.

Şirket sahibinin açıklamalarında bu düzenin böyle devam edeceğini söylediğini ve Üstel’in de bunu onayladığını hatırlatan Serdaroğlu, “Bu sömürü düzeninin devamını itiyorlar. Şirket bünyesinde çalışan hademeler de bu düzenden şikayetçi. Çünkü kadınları rencide edici ve aşağılayıcı konuşmalar yapıyorlar” açıklamasında bulundu.

Serdaroğlu, “Bu şirketle hükümet arasındaki ilişki nedir? Neden bu şirketi kolluyorlar? Ünal Üstel ve Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu bunu açıklamalı” diye sordu.

MİK Başkanı Pembe Arifoğlu’nun bu videoya ne diyeceğini merak ettiğini dile getiren Çavuşoğlu, “Şirket sahibi insanları ihaleden sonra işe aldığını apaçık söylüyor. Yaşanan usulsüzlük ortada” ifadelerini kullandı.

“Hademelerin çalışma statüleriyle ilgili çok mücadele verdik”

Öte yandan Serdaroğlu, bir hademenin öğrenciyi taciz ettiği gerekçesiyle 4 yıl hapis cezasına çarptırılmasının geçmişte yaşanan konuları yeniden gündeme taşıdığını söyledi.

Kamu-İş olarak okullarda çalıştırılan hademelerin alım şekilleri ve çalışma statüleriyle ilgili zamanında çok mücadele verdiklerini belirten Serdaroğlu, bundan 4 yıl önce mağduriyet yaşayan 100’ü aşkın hademenin sendikaya gelerek sorunlarını anlattığını ifade etti. Serdaroğlu, söz konusu hademelerin yaklaşık 3-4 aydır maaşlarını alamadıklarını ve çok ciddi mobbinglere maruz kaldıklarını anlattı.

Sendikanın o dönem hademelerin sorunlarını sahiplendiklerini belirten Serdaroğlu, amaçlarının çalışanları sendikal güvence altına almak ve Toplu İş Sözleşmesi imzalanmasını sağlamak olduğunu söyledi. Serdaroğlu, işçi alımları ve işten çıkarmaların kontrollü şekilde bir düzen içinde olması gerektiğine dikkat çektiklerini kaydetti.

“Sırf örgütlendiler diye kayıtsız çalıştırıldılar”

Sendikaya üye olan hademelerin sırf örgütlendikleri için kayıtsız şekilde çalıştırıldığını vurgulayan Serdaroğlu, “Bu bir suçtur. Bunu ilgili şirket ve Eğitim Bakanlığı el ele verip yapmış oldu” dedi. Bu insanların 3-4 ay boyunca maaş almadan çalıştırıldığını belirten Serdaroğlu, sırf haklarını aramak için sendikalı oldukları gerekçesiyle işten durdurulmaya çalışıldıklarını söyledi.

O dönem grevler yaptıklarını anlatan Serdaroğlu, şirketin grev kırıcılık yaparak okullara arka kapıdan hademe soktuğunu, Eğitim Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı’nın da bunu görmezlikten geldiğine dikkat çekti.

Serdaroğlu, yaşananlar üzerine dava açtıklarını hatırlatarak, “Grevde olanların yerine işçi alınamaz, grev hakkı ihlal edilemez gerekçesiyle bunu yapmıştık” dedi. İlk etapta ara emri aldıklarını ifade eden Serdaroğlu, ardından hem devletin hem de taşeron şirketin bu çalışanların kendi çalışanları olmadığı yönünde açıklama yaptığını söyledi.

“Sanki bu insanlar gökten zembille indi” diyen Serdaroğlu, “Bu insanları işe çağıran hükümet, ardından ağız değiştirip kendilerinin çağırmadığını söylüyor” ifadelerini kullandı.

“Kararın okunması için 1,5 senedir bekliyoruz”

İşçi ve işveren ilişkisi kurulamadığı için davanın alt mahkemeden Yüksek İdare Mahkemesi’ne taşındığını belirten Serdaroğlu, Yüksek İdare Mahkemesi’ndeki davanın karar aşamasında olduğunu söyledi. Bu safha için yaklaşık 1,5 senedir beklediklerini belirten Serdaroğlu, kararın okunmasının çok uzun bir süre aldığını kaydetti.

“Yüce yargımızdan talebimiz, artık kararın okunması yönündedir. Çünkü geciken adalet, adalet değil” diyen Serdaroğlu, bu insanların hepsinin bir ailesi ve düzeni olduğunu, düzenlerinin bozulduğunu ve işlerinden olduklarını söyledi.

“Bu ülkede sendikalaşmak yasak veya günah mı?”

Serdaroğlu, bahse konu çalışanların sırf sendikalaştıkları için özel sektör de dahil iş bulamadıklarını belirterek, “Bu ülkede sendikalaşmak yasak veya günah mı?” diye sordu. Mahkemenin bir an önce kararını okumasının ciddi önem taşıdığını ifade eden Serdaroğlu, temennilerinin okullar açılmadan kararın okunması olduğunu söyledi.

Taşeron sistemine tepki

Hademe hizmetlerinin yıllarca devlet kontrolünde ilerletildiğini anlatan Serdaroğlu, “Ne hikmetse 2010 yıllarında bir taşeron sisteminin” çıkarıldığını söyledi. Bunun “sözde maliyetleri düşürmek” amacıyla yapıldığını belirten Serdaroğlu, okullardaki hademe hizmetlerinin şirketlere devredildiğini ve böylelikle hademe alımının tamamen şirketlerin inisiyatifine bırakıldığını kaydetti.

Serdaroğlu, şirketlerin daha ucuz çalıştırabileceği kişilere yöneldiğini vurgulayarak, “Yoldan geçen ve ne olduğu belirsiz kişiler okullarda işe başlatıldı” dedi.

İhalelere ve istihdam sistemine eleştiri

UBP-DP-YDP Hükümeti’nin de kendilerinden önce başlatılan bu sistemi ısrarla devam ettirmeye çalıştığını belirten Serdaroğlu, MİK’te hademe hizmetiyle ilgili şirket ihalelerinde yolsuzluk iddiaları ortaya çıkmasına rağmen aynı ısrarın sürdüğünü söyledi.

Rekabet Kurulu tarafından bu ihalelerin tamam olmadığı yönünde raporlandığını ve ilgili şirketin bu ihaleleri almaması gerektiğinin yazılı şekilde bildirildiğini kaydeden Serdaroğlu, Eğitim Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı’nın tüm bu gerçekler ortadayken ilgili taşeron şirkete bu işi yaptırmayı sürdürdüğünü belirtti.

“Bu yapılan bir temizlik ihalesi değil, ihale yoluyla istihdamdır” diyen Serdaroğlu, istihdamın da kontrolsüz ve düzensiz bir şekilde yapıldığını söyledi. Devlete istihdam edilecek kişilerle ilgili kuralların yasalarda belirtildiğini hatırlatan Serdaroğlu, “Fakat yasadaki kuralların hiçbirine uymaksızın istihdama devam ediyorlar” dedi.

“Hademeler sadece temizlik görevlisi olarak görülmemeli”

Serdaroğlu, okullarda çalışan hademelerin devlet tarafından istihdam edilmesi gerektiğini vurgulayarak, bunun yapılmaması nedeniyle hiç tasvip etmedikleri taciz olaylarının yaşandığını söyledi.

Okullardaki hademelerin sadece bir temizlik görevlisi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Serdaroğlu, hademelerin aynı zamanda çocuklarla birlikte zaman geçiren insanlar olduğunu ifade etti.

“Çocuklarımız yere düştüğünde onları kaldıran ve onları koruyan çalışanlardır” diyen Serdaroğlu, hademelerin temizlik ihaleleri ve taşeron şirketler vasıtasıyla istihdam edilmesinin son derece yanlış olduğunu söyledi.

“Bu taciz olayı da devlet eliyle gerçekleşmiş oldu”

Serdaroğlu, “O yüzden bu taciz olayı da devlet eliyle gerçeklemiş oldu. Devleti yönetenlerin yapmış olduğu yanlışlardan ve oluşturduktan zafiyetten dolayı bugün çocuklarımız tacize uğruyor” ifadelerini kullandı.

“Halbuki bizim çocukluğumuzda böyle değildi” diyen Serdaroğlu, kendi okuduğu ilkokulda Aziziye isimli bir hademe teyzelerinin bulunduğunu anlattı; “Biz ona anne diyorduk. Aziziye annemi bize karnımız açken yemek veren, yere düştüğümüzde elimizden tutup kaldıran biri olarak anımsıyorum” diye konuştu.

Serdaroğlu, mevcut sistemin devam etmesi halinde çocukların hademeleri farklı şekilde hatırlayacağına dikkat çekti; “Şu anki çocuklar ise bu sistemsizlik devam ederse hademelerini bana taciz eden hademe olarak anımsayacaklar” dedi.

Kendisinin ve sendikasının böyle bir şeyi istemediği için mücadele ettiğine dikkat çeken Serdaroğlu, “Hademelerin devlet işçisi olması gerekiyor. Bu yanlıştan derhal dönülmeli. Bu sistem düzeltilmeli” çağrısında bulundu.

Mahkemelerde grev uyarısı

Kamu-İş, KTAMS ve Kamu-Sen olarak mahkemelerdeki personel eksikliği nedeniyle yaptıkları eyleme de değinen Serdaroğlu, eksikliğin giderilmesi yönünde hükümete çağrı yaptı.

Serdaroğlu mahkemelerdeki personel eksikliğinin belli bazı sebepleri olduğunu ifade ederek, bunların en başında artan iş yükü ve hükümetin yapmış olduğu yanlış istihdam politikalarının geldiğini söyledi.

Bazı çalışanların iş yükünden şikayet ederek görev yerini değiştirmek istediğini, hükümetin de bunu onaylayarak kendi eliyle personeli eksilttiğini belirten Serdaroğlu, yerleri değişen kişilerin yerine de adam alınmaması nedeniyle bu eksikliğin kalıcılaştığını kaydetti.

“İşe göre adam alınmalı, adama göre iş değil”

Serdaroğlu, yetkili sendikalar olarak grev ve eylem yapma uyarılarının arkasında olduklarını vurguladı.

Seçimin bahane edilebileceğini belirten Serdaroğlu, buna rağmen seçim sürecinde dahi ihtiyaç duyulan yerlere istihdam yapılabilmesi gerektiğini ifade etti. İstihdam yapılırken de bu iş yerlerinde çalışabilecek kişilerin istihdam edilmesi gerektiğini kaydeden Serdaroğlu, “İşe göre adam alınmalı, adama göre iş değil” dedi.

“İki seçimin bir arada yapılması doğru değil”

Hür-İş Federasyonu olarak iki seçimin bir arada yapılmasının doğru olmadığını düşündüklerini belirten Serdaroğlu, edindiği izlenime göre toplumun da bunu istemediğini söyledi.

Siyasetin bunu görmezden geldiğini dile getiren Serdaroğlu, iki seçimin bir arada yapılabilmesi için yeterli çalışan sayısı ve teknik altyapının olmadığını ifade etti.

“Bununla ilgili bir çalışma yapılmışsa da toplumla paylaşılmalı” diyen Serdaroğlu, oy sayımlarının da devlet çalışanları eliyle yapılması gerektiğini kaydetti.

Bu haber toplam 665 defa okunmuştur
Etiketler :