1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Müziği ile kalplere dokunuyor; BİRSEN TEZER
Müziği ile kalplere dokunuyor; BİRSEN TEZER

Müziği ile kalplere dokunuyor; BİRSEN TEZER

Müziği ile kalplere dokunuyor; BİRSEN TEZER

A+A-


Filiz Uzun

Her ne kadar enerjik, yerinde duramayan, sabırsız ve kıpır kıpır olsam da müzik seçimim genellikle duygusal, içinde bir öykü olan, ruhuma hitap eden müziklerdir genellikle.  Dinlerken gözlerimi kapatıp beni başka diyarlara sürükleyecek, ruhumun ta en derinine inmeyi başaran parçaların hafızamdan gitmesi mümkün değildir.

Klasikleşmiş ve yıllar geçse de unutulmayan parçalara baktığınızda, unutulmama sebepleri de bu değil midir zaten? Sizi derinden etkilemiş olması, sözlerinin anlam ifade etmesi. Ruhunuza hitap etmesi. Öbür türlü olanların, belki ritmi sizi eğlendirdiği için bir süre dinler, daha sonra yerine başkası geldiğinde hatırlamazsınız ne ritmi, ne de sözlerini.

Bana, “şu an yaptığın işi yapmasaydın ne yapmak isterdin” diye sorsalar. “Sahnede olabileceğim bir iş yapardım” diye cevap verirdim sanırım. Çok seviyorum müziği. Belki ses eğitimi alıp şarkı söylerdim ya da kim bilir bir enstrüman çalardım. Neyse bu hayalimi karaoke gecelerinde gerçekleştirip mutlu oluyorum şimdilik .

Gerçekten müzik yapanlara inanılmaz saygı duyuyorum.  Ne anlamlı iş yapıyorlar düşünsenize. Bir hekim gibiler esasında. Hekimler fizyolojik sağlığımızla ilgilenirken,  müzisyenler de ruh sağlığımızı tedavi ediyorlar. Müziksiz bir hayat düşünebilir misiniz? Ben asla düşünemiyorum. Hüzünlenince müzik dinliyoruz, mutlu olunca da. Müziksiz bir hayat renksiz bir dünyaya dönüşürdü bana göre.

Bildiğiniz üzere geçtiğimiz günlerde Kıbrıs’tan Birsen Tezer geçti. Sevgili Egemen Hasan Koç arkadaşımın organize ettiği 3 gecelik konser dizisi ile bizleri büyüledi yine. Biliyorsunuz Birsen Tezer, ülkemizde sık sık konser veren bir sanatçı. Çocukluk ve gençlik yılları Kıbrıs’ta geçtiğinden kopamamış hala bizlerden. İyi ki de.

Ben de konserlerinin ilkini dinledim bu sefer. Tüm şarkılarını ezbere bilen, dinlemekten çok keyif aldığım bir sanatçı Birsen Tezer. Bülent Ortaçgil düetleri ile de tanıyoruz ve çok seviyoruz sesini. İlk konseri  geçtiğimiz Çarşamba akşamı Zephir Bar’da oldu. İnanılmaz coşkulu ve keyifli bir dinleyici kitlesi vardı o akşam. Ben de en ön sıralarda eşlik ettim Birsen Tezer’e tüm şarkılarını birlikte söyleyerek.

Nasıl keyifli bir akşamdı anlatamam.  ‘Aşk Bu Değil’, ‘Değirmenler’, ‘Balıkesir’, ‘Çığlık’ çığlığa adlı parçaları ardı ardına seslendirip biz dinleyicilerle adeta bütünleşti.  İnanılmaz bir performans sergiledi. Hele ‘Boşver’ parçasını seslendirirken kendinden geçti diyebilirim. İnanılmaz gırtlak oyunlarıyla bizi şaşırttı Birsen Tezer.  Bence hem dinleyici hem de Birsen Tezer harikaydı.

Sizler için bir röportaj ayarladım Birsen Tezer ile ve kaldığı otelinde buluştuk. Sıcak, samimi bir karşılama ile harika bir sohbet gerçekleştirdik. Şunu anladım ki ister sanatçı/şarkıcı ister başka iş yapmış olun, yaşanmışlıklarınız ne kadar çoksa o kadar işinize yansır. Farklı işler yapıyor olsak da Birsen Tezer ile bizi yakınlaştıran yine anneliğimiz ve kadın olarak yaşadığımız oldu. Benzer şeyler yaşayan insanlar kendini bulur ve bu duygu hemen ta ilk andan geçer kalplerin en derinlerine kadar.

Ben sesi kadar kendisini de çok sevdim. Bence tanıyan, tanışan birçok insan da benim gibi düşünür. İşte sesi ve müziğiyle dinleyicilere akan sadece notalar değil, bu yaşına kadar biriktirdiği yaşanmışlıkları da elbette.

Biz Birsen Tezer’i dinlemeye devam edeceğiz. Çünkü bu kadar kaliteli ve duygu yüklü müzik yapan ne kadar sanatçı kaldı ki. Teşekkürler Birsen Tezer, Kıbrıs’ı unutmadığınız için. Bize canlı canlı sizi dinleme fırsatı tanıdığınız için. Bir teşekkür de organizasyonu yapan Egemen Hasan Koç’a. Bence bu adamı takip ediniz. Bu yaz bizi şaşırtmaya devam edecek…

BİRSEN TEZER: İNSANIM VE MÜZİSYENİM

F.U: Kıbrıs’ta sizi ve müziğinizi seven bir kesim var. Kıbrıs’ta dinlenen bir müzisyensiniz. Kendinizi kısaca tanıtın desem ne söylemek istersiniz?
B.T:
İnsanım ve müzisyenim. En kısa bu şekilde anlatabilirim.

F.U: Çocukluğunuzun büyük bir bölümünün Kıbrıs’ta geçtiğini biliyoruz biliyoruz. Kıbrıs ile bağlantınız nasıl oldu?
B.T:
Babam vasıtası ile oldu. Babam savaş sonrası Kıbrıs’a yerleşenlerden. Savaş sonrası bir otelin işletmeciliğini üstlendi ve ailece burada yaşamaya başladık. Okul yıllarım burada geçti. İlk öğretim yıllarımda müziğe ilgim başlamıştı. Birçok yarışmaya girdim. Müziğe ilgim arttı ve konservatuara girme kararı aldım . Daha sonra ise konservatuar için İstanbul’a, Türkiye’ye döndüm. O günden beri de müzik yapıyorum.

F.U: Sanıyorum Kıbrıs ile bağlarınız kopmadı. Sık sık konserler için geliyorsunuz. Hala görüştüğünüz Kıbrıslı dostlarınız var mı?
B.T:
Evet Kıbrıs’a oldukça sık geliyorum. Elbette hiç bağımın kopmadığı güzel dostluklarım var. Her geldiğimde sağolsunlar beni hiç yalnız bırakmıyorlar.

F.U: Kıbrıs’ta sizi dinleyenleri nasıl buluyorsunuz?
B.T:
Müziğimizi dinleyen herkesi seviyorum ben. Çünkü dinledikleri zaman özümseyerek, gerçekten değer vererek dinliyorlar müziğimizi. Yaptığımız müzik hakkaten kolay bir müzik değil. Sözlü müzik olmasına rağmen çok fazla ritmik bir müzik değil. Fakat dinleyenler bana yettiği müddetçe farketmiyor. Ki bu 5 kişi de olabilir, 10 kişi de, yüzlerce kişi de, değerlendirmeyi onlara göre yapabilirim. Ancak genel olarak Kıbrıs dinleyicisini sorarsanız eskiden daha kaliteli müzik dinlendiğini söyleyebilirim. Gençlik yıllarını burada geçiren biri olarak. Bizler Santana, Pink Floyd, Bob Marley’lerle büyüdük Kıbrıs’ta. Şimdi maalesef çok da alt yapısı olmayan müzikler dinleniyor Kıbrıs’ta ve çok da yaygınlaştı.

SEYİRCİNİN ENERJİSİ

F.U: Bunu sadece Kıbrıs’ta mı gözlemlediniz?
B.T:
Türkiye’de zaten öyleydi. Kıbrıs müzik konusunda birkaç adım öndeydi. Ancak şimdi burayı da kaybettiğimizi düşünüyorum ben.

F.U: Kıbrıs’ta olan konserlerinizde sizi dinlemeye gelen ve gerçekten müziğinize aşık bir kesim var burda sizi hiç kaçırmayan. Ve benim de gözlemlediğim şudur ki bu enerji size geçiyor.
B.T:
Kesinlikle öyle. Seyircinin enerjisi çok etkiliyor bizi. Örneğin bu konserler 3 günlük konserlerdi. İlk konser Lefkoşa’da idi ve harika bir seyirci vardı. Ancak dün akşam Mağusa seyircisi pek sahne odaklı değildi. Tabii ki bu sanatçıyı etkiliyor. Ben yine de kendimi orkestrama verip şarkılarımı söylüyorum ama tam da göstermek istediğim performansım değildi. Neredeyse yarı yarıya düşebiliyor. Sahnede de bunu kibar bir şekilde ifade ediyorum.

F.U: Lefkoşa’daki sahnenizi ben de izledim ve büyülendim. Tüm dinleyiciler sizinle birlikte okudu şarkılarınızı. Sizi bir sandalyede oturup, duygusal parçalarınızı okuyacağınızı düşünmüştüm ama çok eğlenceli ve enerjiktiniz.
B.T:
Kesinlikle öyle, çok çok güzel bir seyirci vardı Zephir Bar’da. Benim de sahnede tiyatral olduğum söylenir hep. Ancak bunu bilinçli bir şekilde yapmıyorum. Vücudumu  kullanmayı seviyorum. İçimden geliyor. Yine dediğim gibi seyircinin beni ne kadar etkilediğine de bağlı. Sahnede profesyonel olduğumdan, çok etkilemezse seyirci beni, dediğim gibi görevimi yapar inerim sahnemden. Ama çok da isterim gerçek performansımı sergilemeyi. Zephir Bar’daki performansım da öyleydi. Çok keyifli geçti.

“BAZEN BOŞVERMEK GEREKİYOR”

F.U: Ben sizi dinlediğim akşam  ‘Boşver’ adlı parçada gerçekten üstün bir performans sergilediğinizi düşünüyorum. Tabiri caiz ise koptunuz. Ve sizi dinlerken acaba boşverci bir kadın mı diye düşünmeden edemedim. Öyle misiniz?
B.T:
Son zamanlarda, büyüdükçe, tecrübe sahibi oldukça boşvermesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa kendinizi hasta edebileceğinizi öğreniyorsunuz zamanla. O yüzden boşvermek gerekiyor bazen. İşim konusunda ve sevdiklerim konusunda asla öyle değilim. Diğer şeyleri boşvermeyi öğreniyorum.

F.U: Çok duygusal bir kadın olduğunuzu düşünüyorum söylediğiniz parçalardan ya da söz ve bestelerinizi yaptığınız müziklerden. Yaşanmışlıklarınızı hissedebiliyoruz parçalarınızı seslendirirken. Nasıl bir genç kızlık ya da nasıl bir yaşam süreciniz oldu genel olarak?
B.T:
Gençlik dönemlerimde çok içine kapanık olduğum söylenemez ancak çok da dışa dönük bir genç değildim. Biraz çekingen bir yapım var. Bu da duygusallıktan kaynaklanıyor. Kendimi çok da rahat ifade edemem aslında. İnsanlara karşı soğuk dururum genellikle. Ama bu müzikle ortadan kalkıyor. Genç kızlık dönemim Kıbrıs’ta çok da müsait bir ortamda geçti. Kalabalık olmayan tam bana göre bir yerdi burası.


“KIBRISLI KORUNMALI”

F.U: Kıbrıs hakkında ne düşünüyorsunuz?
B.T:
Kıbrıs’ın ve Kıbrıslı’ların korunması gerektiğini düşünüyorum. Buraya çok talep var. Çok fazla göç var Kıbrıs’a. Buranın kültürünün ve doğallığının bozulmakta olduğunu gözlemliyorum her geldiğimde. Ben de kendimi Kıbrıslı saydığımdan korumacı davranıyorum hep. Kıbrıs’ın bozulmasını istemiyorum açıkçası.

F.U: Kıbrıs’ta uzun yıllar yaşamış ve şu an Türkiye’de yaşayan bir sanatçı olarak ve şu an Türkiye’den bakıldığında Kıbrıs’la ilişkileri nasıl buluyorsunuz?
B.T:
Bu konuda çok genelleme yapmamak lazım. Benim hep söylediğim bir söz var; ”Ben insanları sevmiyorum. Sevdiğim insanlar var”. Kıbrıslılar ya da Türkiyeliler diye ayrım yapılmaması gerekiyor. İnsanlar bana göre yoldan çıkmaya çok müsait varlıklar. Düzgün durmak için çaba sarf etmeyen, maalesef sistemin ona dayattıklarını atlayan o kadar insan var ki. Ben Kıbrıslıları çok genellemeyi sevmesem de bana göre %80’i hakikatten benim düşündüğüm ve özümsediğim gibi duran insanlar. Materyalist değiller o kadar, zekiler, kendilerini yetiştirmiş insanlardırlar. Benim gözlemim bu. Türkiye’de ben bu tarz insanları maalesef bu kadar çok göremiyorum. Buraya geldiğimiz zaman bizler çok rahat ediyoruz.  Keşke Kıbrıs Kıbrıslı’ya kalsa. Kıbrıslı insanların çoğunluğunun özel insanlar olduklarını düşünüyorum ben.

“YENİ ÇALIŞMA İÇİN BİRİKTİRMEK GEREKİYOR”

F.U: Sanatçılığınızın yanında bir de annesiniz. Her ikisi nasıl gidiyor?
B.T:
Evet, herşeyden önce bir anneyim. 14 yaşında bir oğlum var. Çocuğun gerçekten insanı çok değiştirdiğini düşünüyorum. Oğlum, farkındalığı çok yüksek ve çok duygusal bir genç. Benim bulunduğum yerin çok farkında ve benimle gurur duyuyor. Bunu bana hissettiriyor. Bu çok özel bir şey. Nereden nereye geldiğimin, ne zorluklarla geldiğimin çok  farkında ve bana saygı duyuyor. Çoğu yetişkin insandan çok daha fazla farkındalığı olan bir çocuk o yüzden ilişkilerimiz çok iyi.

F.U: Oğlunuzun sanatın herhangi bir dalına ilgisi var mı?
B.T:
Sanatsal becerileri ve yetenekleri var ancak çok da düşkün değil. Çok doğal bir şekilde yapıyor ancak şu an hedefleri arasında yok. 6-7 yıl piyano çaldı. Resim yeteneği var. Açıkçası bir karar almada erken diye düşünüyorum ve özgür bırakıyorum oğlumu bu konuda.

F.U: Yeni albüm hazırlığı var mı?
B.T:
Son albüm çıkalı 2 sene oldu. Daha biriktirmem gerekiyor. Diyorsunuz ya şarkılarınız ne kadar samimi geliyor diye. İşte o samimiyeti sizlere hissettirebilmek için yaşamadan olmuyor. Şimdilik bekliyorum. Ancak dışardan çok sevdiğim arkadaşlarımın albümlerine düet teklifleri var. Onların çalışmaları sürüyor.

F.U: Birkaç isim verebilir misiniz?
B.T:
Mesela Güvenç Dağüstün ile bir düetimiz çıktı. Gürol Ağırbaş yeni bir albüm çıkarıyor onunla da bir düetimiz ve bir de solo parçada yer alıyorum. Akın Eldes ile olacak, Zafer Cımbıl ile bir düet projemiz var. Ediz Hafızoğlu, Metin Altıok, Çiğdem Erken ile çıktı bir düetimiz. Şimdilik böyle.

ORTAÇGİL’LE ÇALIŞMAK

F.U: Sizi ilk kez Bülent Ortaçgil düetleriyle dinledik ve çok sevdik. Kıbrıs’ta da çok sevilen bir müzisyen Bülent Ortaçgil. İkiniz birlikte düet albüm hiç planladınız mı?
B.T:
Hiç aklımıza gelmedi açıkçası. Bülent Ortaçgil en son ‘Sen’ albümünü yaptıktan sonra herhalde bundan sonra üretemeyeceğim diyordu. Şimdi yavaştan bir kıpırdamalar başladı gibi. Kim bilir düşünürse neden olmasın. Ben çok mutlu olurum açıkçası. Ben her zaman onunla çalışmaktan keyif alıyorum, o da benimle sanırım.

F.U: Ben sizi birlikte dinlerken güzel bir dostluk alt yapınız varmış hissiyle dinliyorum. Bütünleşiyorsunuz çünkü müzikle.
B.T:
Ben çok emek harcadım Bülent Ortaçgil’in arkadaşlığını kazanabilmek için. Yıllarımı verdim diyebilirim. Ama öyle arkasından koşturarak değil onu örnek alıp öyle durarak. Ve o da bunun farkında olduğu için çok güzel bir dostluğumuz var.

F.U: Yeni planlanan konserler, projeler var mı?
B.T:
Yaza buraya Bülent Ortaçgil geliyor, benim de olur sanıyorum. Benim Türkiye’de çok yoğun bir programım var.

“SEVGİ İÇİN YAŞAYALIM”

F.U: Kıbrıs’ta sizi seven ve dinlemekten keyif alan ve gerçekten yaptığınız müziği çok kaliteli bulan dinleyicilerinize neler söylemek istersiniz?
B.T:
Seçimlerimizi karşılıklı yaptığımızı düşünüyorum. Onlar beni dinlemeyi seçmişlerse ben de onlar için tüm kalbimle söylüyorum parçalarımı. Bunu müzikle yapıyorum. Duruşumuz ve gerçekten tüm samimiyetimizle yapıyoruz. Ben beni dinlemeye gelen insanların da benim kadar samimi olduklarını düşünüyorum. Ve öyle açıyorum kalbimi. Sanırım bu da hissediliyor. Durduğumuz gibi duralım samimi kalalım diyorum. Ve sevgi için yaşayalım. Tek derdimiz bu olsun.

F.U: Kıbrıs’ta birçok kültürün etkisi var ve bu kültürlerin güzelliklerini alan bir toplum olduğumuzu düşünüyorum ben. Bu sebeptendir ki Türkiye’de gerçekten kaliteli yapılan müzikler burada daha çok dinleyici buluyor.
B.T:
Kesinlikle katılıyorum. Bu kültürel bir şeydir. Seçmeyi bilmek ve kaliteliyi ayırt etmek. Bunu yıllarca Kıbrıslılar başarıyor. Şu an oluşan göçler nedeniyle her ne kadar bozulmaya başladığını hissetsek de hala bizi sevindiren bir kesim olduğunu biliyoruz.

F.U: Kıbrıs’tan Türkiye’ye tatil için ya da konser dinlemek için gelenler sizi nerde dinleyebilir?
B.T:
Benim programım her ay çıkar ve inanın ben bile nerdeyim nerede konser olacak önümüzdeki ayı bilemeyebilirim. Bizleri web sayfamız www.birsentezer.com’dan takip edebilirler. Facebook sayfamız var Birsen Tezer sayfamızdan takip edebilirler. Ya da twiter’dan da takip edebilirler ben tüm konserleri sahne alacağımız mekanları paylaşıyorum.

F.U: Bana zaman ayırdığınız ve bu yoğun temponuzda bu sıcak ve samimi sohbet için çok teşekkür ederim.
B.T:
Ben teşekkür ederim, hakikaten ben de sizi tanıdığıma çok sevindim. Çok güzel bir sohbetti benim için de.

 

Fotoğraf: Gürcan Topukçu

Bu haber toplam 1401 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 203. Sayısı

Adres Kıbrıs 203. Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler