1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. 2010 Anayasa Referandumundan 2013 Cumhurbaşkanlığı Seçimine
2010 Anayasa Referandumundan 2013 Cumhurbaşkanlığı Seçimine

2010 Anayasa Referandumundan 2013 Cumhurbaşkanlığı Seçimine

2010 Anayasa Referandumundan 2013 Cumhurbaşkanlığı Seçimine

A+A-

 

Turan Cavlan
turancavlan@gmail.com


Bilindiği gibi 2010’da Türkiye, 1982 Anayasası’nda yapılacak birtakım değişiklikler için referanduma gitti. Teoride bu referandum, 12 Eylül 1980 askerî müdahalesinin bir sonucu olarak yaratılan demokrasi karşıtı anayasanın demokratik kurallara uygun olarak yeniden yapılandırılmasını sağlayacaktı, öne sürülen gerekçe buydu. Öte yandan muktedirlerce Anayasanın sil baştan yazılması hiç dillendirilmedi çünkü bu anayasanın yapıldığı zamandaki iktisadî ve siyasî koşullarda bir değişiklik olmamıştı; neoliberalizm adı verilen iktisadî politikalar ve siyaset, ülkenin ihtiyaçlarını karşılıyordu ve bu Anayasa, “Topluma bol gelmiyor” idi hâlâ. Dolayısıyla sol çevreler dışında, Anayasanın yeniden yazılmasını talep eden ve bu talebi dile getiren hiç kimseler yoktu 2010’da. Zaten önerilen değişiklikler, mevcut demokrasi karşıtı siyasî ortamı kökten dönüştürecek yapısal düzenlemeler değil, aksine, varolanı korumak ama ufak-tefek biçimsel değişiklikler getirerek göz boyamak anlamına gelen birtakım yenilemeler olarak değerlendirilebilirdi. Estetik ameliyat-makyaj karşılaştırması misali...Örneğin, Anayasal bir hak olan sendikalaşmanın engellendiği bir ülkede, artık yurttaşların birden fazla sendikaya üye olabileceği müjdesi veriliyor, bunun demokratikleşme yönünde dev bir adım olduğu yönünde propaganda yapılıyordu. Oysa dediğim gibi temel sorun, sendikalaşmaya engel olunmasıydı. Bir işçi bir tek sendikaya üye olup bunun getirdiği haklardan yararlanamıyorken, beş ya da on sendikaya üye olabilseydi ne değişirdi? Ayrıca, toplu sözleşme hakkının tanınıp grev hakkının yoksayılması da demokrasiyle bağdaştırılabilecek bir durum değildi.
Referandumun en çok tartışılan boyutlarından biri, yargı kuvvetinin görev ve yetkilerinde yapılmak istenen değişikliklerdi. Bu değişikliklere haklı tepkiler geldi. Cumhuriyet gazetesinden Atilla Özsever, yazısında Anayasa değişikliklerine muhalefetten gelen tepkileri özetleyerek Cumhuriyet Halk Partisi(C.H.P.)’ye yönelik eleştiri ve önerilerini sıralıyordu. Değişikliklere ilişkin eleştiriler, iktisadî ve toplumsal veçheler üzerinde yoğunlaşmıştı ve bunlar bence haklı eleştirilerdi. Buna karşın, anayasada aynı bırakılmak istenen bir kısım, bugüne kadar çoğunluğun gözünden kaçtı ya da değişiklikleri savunanlarca gözlerden saklandı.

Türkiye’nin 1982 Anayasası’na “de Gaulleci anayasa” derler. Neden? İlber Ortaylı, 07.10.2012 tarihli Milliyet’te şunları yazmıştı:
“(…) Ama Fransa değişmişti. İnsanlar ne kadar demokrat olduklarını iddia etseler de otoriteyi ve kuvvetli lideri severler. Sokaktaki Fransızlar; ‘Politikadan ve entrikada nefes alamıyorduk. Generalin gelmesi bir tanrısal atıfet’ ve ‘General en zor zamanda Fransa’yı kurtardı. Aslında Fransa çöküyordu, bunu sokaktaki adamdan evvel büyük liderler anlamalı. O da anladı’ ve ‘İkinci Harp’te bu memleket bitmişti, Fransa’ya inanan sadece oydu. Şimdi de her şeyi o düzeltecek’ dediler.”

Bu anayasada devlet başkanının olağanüstü yetkileri vardır, Fransa’nın Beşinci Cumhuriyeti’nin anayasasına de  “Gaulle’ci anayasa” denilir. Türkiye’nin 1982 Anayasası da aynı şekilde nitelenir. Hattâ 1982 Anayasası’na “de Gaulle’den de de Gaulle’ci anayasa” desek, sanırım yanılmış olmayız. Bu anayasada devlet başkanının yetkileri fazlacadır çünkü 1980 darbesini gerçekleştiren subaylar, iktidarı “sivillere” devrettikten sonra da kontrolü kaybetmemek istemişlerdir. Darbenin başındaki General Kenan Evren, 7 yıl boyunca devlet başkanlığı makamında oturmuştur. Böyle bir anayasa ve böyle bir siyasî anlayışla değil yedi; bugün, yirmi dört yıl sonra ve anayasa değişmedikçe ötesinde de 1980 rejimi işbaşında olacaktır.

2010 referandumuna geri döndüğümüzde, 1982 Anayasası’nda devlet başkanının (Cumhurbaşkanı’nın) yetkilerine ilişkin herhangi bir değişiklik önerilmediğini görürüz. Yani bu anayasaya göre Cumhurbaşkanı; başbakanı atar ve istifasını kabul eder, başbakanın teklifi üzerine bakanları atar ve bakanların görevlerine son verir, gerekli gördüğünde Bakanlar Kurulu’nu toplantıya çağırır ve Bakanlar Kurulu Toplantısı’na başkanlık eder, uluslararası antlaşmaları onaylar ve yayımlatır, Türk Silâhlı Kuvvetlerinin kullanımına karar verir ve daha bir sürü şey… Bunların hiçbirisinde değişikliğe gidilmek istenmemiştir çünkü iktidar partisinin yakın gelecekteki seçimlerde o makama uygun görüp aday göstereceği kişinin yetkileri, geniş bir alana yayılmalıdır. Buna bir tür fiilî başkanlık sistemi denilebilir mi? Bence evet…

Bundan ötürü, arzu edilen başkanlık sistemine geçilememiş de olunsa, şimdilik kaydıyla Cumhurbaşkanı’nın mevcut yetkileri, yetecek de artacaktır. Başkanlık sistemine geçişi isteyen güçler, yani Adalet ve Kalkınma Partisi (A.K.P.),  2015 genel seçimlerini anayasayı değiştirebilecek çoğunlukla kazanırsa Türkiye, “yeni” bir sistemle tanışacaktır. Ama aksi bir durumda, yani A.K.P.’nin bu güce ulaşamadan tek başına iktidara gelmesi ya da koalisyon kurmak zorunda kalması durumunda, işler karışacaktır.

----------------------------------------

1.http://haber.sol.org.tr/soldakiler/odpden-akp-anayasasina-destek-yok-haberi-25888, http://arsiv.sol.org.tr/?yazino=15182
2.Yargıtay Cumhuriyet Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun eleştirileri için bakınız: http://www.iha.com.tr/haber-kanadoglundan-anayasa-degisikligine-tepki-114679/ YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanı Kadir Özbek’in açıklamalarıyla ilgili bkz: http://www.milliyet.com.tr/anayasa-degisikligine-yargi-cephesinden-tepki/siyaset/sondakika/02.07.2010/1258384/default.htm
3.http://www.sendika.org/dosya/anayasa-degisikligi-ne-getiriyor/
4.http://www.milliyet.com.tr/fransa-nin-besinci-cumhuriyet-anayasasi/ilber-ortayli/pazar/yazardetay/07.10.2012/1607869/default.htm 1958 Anayasası için ayrıca bkz: http://www.tepav.org.tr/upload/files/1271251116r2721.Anayasa_Calisma_Metinleri_____2.pdf
5. Kemal Gözler (Haz.), Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Bursa, Ekin Yayınevi, 2010

Bu haber toplam 432 defa okunmuştur
Gaile 281. Sayısı

Gaile 281. Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler