1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. “Kayıpları bulduğumuzda görevimizi yerine getirmiş oluruz”
“Sağlıklı çocuk” için “sağlıklı boşanma”

“Sağlıklı çocuk” için “sağlıklı boşanma”

“Boşanma tek başına çocuğa zarar vermiyor ”

A+A-

İngiltere’de Roehamptan Üniversitesi’nde Çocuk ve Ergenlerin Değerlendirilmesi Araştırma Merkezi’nde, Kuzey Kıbrıs’ta boşanmalar ve boşanmaların çocuklar üzerindeki etkisi üzerine doktora çalışması olan Fatoş Bayraktar, konuyla ilgili YENİDÜZEN’e önemli açıklamalarda bulundu.

Uzman Psikolog Fatoş Bayraktar: “Boşanma önemli bir yaşam olayıdır, yeni bir değişim yeni bir uyum gerektirir. Bu nedenle ailenin desteğe ihtiyacı var. Özellikle de yüksek çatışmalı boşanma süreçlerinde psiko-sosyal destek çok önemlidir. Kuzey Kıbrıs’ta ihmal edilen en önemli nokta, ebeveyn eğitim programı uygulanmamasıdır. Sağlıklı evliliği oluşturan her neyse sağlıklı boşanmayı oluşturan da aynı şeydir”


Didem MENTEŞ


Doğu Akdeniz Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık, Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nde (DAÜ-PDRAM) görev yapan Uzman Psikolog Fatoş Bayraktar,  istatistiklerin 2007 yılından beri boşanmalarda ciddi artışlar olduğunu gösterdiğini belirterek,  ailelerin gerek boşanma sürecinde gerekse boşanma sonrasında psikolojik destek almasının önemli olduğunu vurguladı. Kuzey Kıbrıs’ta “psikososyal destek sistemi” ve “hukuk sistemi” arasında yeterli düzeyde işbirliği olmamasının boşanma süreçlerinin sıklıkla sağlıksız gerçekleşmesi yönünde risk oluşturduğunu aktaran Bayraktar, boşanacak çiftlerin Ebeveyn Eğitim Programı çerçevesinde psikososyal destek almasının önemini vurguladı. Roehampton Üniversitesi, Psikoloji Bölümü, Çocuk ve Ergen Değerlendirme ve Uygulamalı Araştırma Merkezi’nde Kuzey Kıbrıs’ta boşanmalar ve boşanmaların çocuklar üzerindeki etkisi üzerine doktora çalışmalarına devam etmekte olan Bayraktar, bu konuyla ilgili YENİDÜZEN’e önemli açıklamalarda bulundu.

‘ Salt İstatistikleri Konuşmanın Ötesine Gidip “Ne yapacağız? noktasını tartışmalıyız”


Uzman Psk. Fatoş Bayraktar, 2007 yılından beri son yıllarda sadece boşanma oranlarında değil, çocuk sahibi olan çiftlerin boşanma oranlarında giderek artış görüldüğüne dikkat çekti.  2007 yılında boşanan ailelerin % 57’si çocuk sahibi iken 2012 yılında % 63’nün çocuk sahibi olduğunu aktaran Bayraktar, 2012 yılındaki aile davalarının bakıldığı zaman da % 75’inin boşanma davaları olduğunu belirtti. Bayraktar, 21’inci yüzyılın dünyanın birçok ülkesinde ‘artan boşanmalar dönemi’ olduğuna dikkat çekti. Kuzey Kıbrıs’ta ise en temel eksikliğin; her yıl mahkemelerin açıkladığı faaliyete raporuna göre değerlendirmeler yapıldığını söyleyen Bayraktar, rakamlara dayanarak, tüm boşanmaları aynı şekilde gerçekleşmiş gibi varsayıp, yorumlamanın hatalı olduğunu vurguladı. İstatistiklerden yola çıkarak, gerek ebeveynlerin gerekse çocukların boşanmadan nasıl etkilenmiş olduğuna ilişkin yorum yapılamayacağını vurgulayan Bayraktar, çocukların anne-babalarının boşanmalarını aynı şekilde algılamadıkları ve aynı şekilde baş etmediklerini belirtti.  Bayraktar, ülke olarak bunun ötesine gidemediğimizi, her yıl aynı noktada kaldığımızı belirterek, artık boşanmalarla ilgili istatistikleri konuşmanın ötesine gitmemiz gerektiğine dikkat çekti. Fatoş Bayraktar, özellikle ABD ve Avrupa ülkelerinde artık “hukuk alanı” ve “psikososyal destek alanı” arasında çok sıkı bir ilişki kurulduğuna vurgu yaptı. Bu ülkelerde de boşanmaların arttığını ancak “ne yapacağız” sorusunun çoktan sorulmaya başlandığını söyleyen Bayraktar, bizim ülkemizde de ivedilikle bu noktaya gelmemiz gerektiğini ifade etti. 

“Boşanma tek başına çocuğa zarar vermiyor ”


Uzm. Psk. Fatoş Bayraktar şöyle devam etti: “Ülkemizde giderek artan bir boşanma kültürü var ancak bu kültür üzerinde yeterli kontrole sahip değiliz. Sadece istatistiklerden hareket ederek bütün boşanmaları aynı kefeye koyuyoruz. Örneğin ‘500 çocuğun 500’üde travma yaşadı, hepsi kurbandır ya da mağdurdur’ diyoruz,  halbuki her boşanma kendine özgüdür. 30 yıl önce araştırmalar bize ‘boşanma, çocuğun psikolojik sağlığını için hangi yaşta olursa olsun olumsuz etkiler’ diyordu. Ama bu 30 yıl önceki akımdı. Artık dünya genelinde artan boşanmalar üzerine daha çok araştırma yapılıyor olmasının, farklı bulgular ortaya koyduğunu belirten Bayraktar, boşanmanın tek başına çocuğun gelişimine zarar veren bir yaşam olayı olmadığını, boşanmanın ‘nasıl gerçekleştiği’ ve ‘boşanma sonrası ailenin boşanmaya ne derece uyum sağlayabildiği’ ne göre boşanmanın etkisinin belirlenebileceğini aktardı. Boşanmayı çocuk için en çok risk haline getiren faktörün ise, ‘boşanma öncesinde ve sonrasında anne-baba arasındaki şiddetli çatışmaların yaşanması ve bu çatışmalara çocuğun maruz bırakılmasıdır.” dedi.

Psiko-sosyal destek şart


Fatoş Bayraktar, “Boşanma sürecinde ve sonrasında, anne baba arasındaki çatışma çocuğun psikolojik sağlığını riske atan sinsi bir faktördür. Çünkü anne baba çoğu zaman bunun farkında değildir. Boşanmanın hemen arkasından anne, baba ve çocuğun hayatında yeni bir yaşam süreci başlar. Bu da ailenin bütün başa çıkma becerilerini değiştirebilir. Bu bir geçiş dönemidir, bu noktada anne baba çoğu zaman kendine odaklanır ve çocuğun ihtiyaçlarının farkında olmayabilir. Halbuki boşanma sürecinde en önemli şey çocuğun ihtiyaçlarının mahkeme süreçlerinden itibaren göz önünde bulundurulmasıdır. Gerek velayet konusunda gerek çocuğun yaşamında meydana gelebilecek diğer gelişimler konusunda sadece anne-babanın değil çocuğun ihtiyaçlarının dikkate alınması önemlidir. 


Bayraktar, bugün hukuk sistemi ile psiko-sosyal destek sistemi işbirliğini oluşturan ülkelere bakıldığı zaman çocuk sahibi çiftlerin boşanmadan önce  bir ebeveyn programından geçirildiğini, araştırmaların bu programların boşanmayı uzun dönemde daha az riskli hale getirdiğini gösterdiğini söyledi.  Çiftlerin bu süreçte desteğe ihtiyacı olduğunu çünkü ebeveyn becerilerinin zayıflayabildiğini aktaran Fatoş Bayraktar, “boşanma önemli bir yaşam olayıdır, yeni bir değişim yeni bir uyum gerektirir. Bu nedenle ailenin desteğe ihtiyacı olabilir” dedi. Özellikle de yoğun çatışmalı boşanma süreçlerinde psiko-sosyal desteğin çok önemli olduğunu belirten Bayraktar, maalesef Kuzey Kıbrıs’ta hukuk sistemiyle psiko-sosyal sistemi arasında işbirliğinin yetersiz olduğuna, bunun her iki meslek çalışanlarının da ihmalinden değil sistemin yetersizliğinden kaynaklandığını belirtti.

“Boşanmaya Uyum konusunda destek önemli”


Bayraktar, “bizde maalesef anne baba boşanma sürecinde avukatın yanına gidip gelirken bile çocuklarını yanlarında götürüp getiriyor. Halbuki çatışmanın en yoğun olduğu dönemdir ve çocuk çatışmaları birebir izliyor ve dahil oluyor. İşte bu boşanmaların çocuğun gelişimi için riskli kılan ilk ve en önemli neden budur. Halbuki çiftlere boşanmaya karar verdikleri andan itibaren, anne babanın boşanmaya uyum konusunda desteğe ihtiyacı olabilir. Biz de ise maalesef bu avukatın duyarlılığına bağlı kalıyor.

“Psikolojik Desteğe İhtiyaç Duyan Aileler yönlendirilmeli”


Kuzey Kıbrıs’ta uzmanların ailelere bir takım destek verdiklerini ancak bunu boşandıktan sonra yapıldığını vurgulayan Uzman Psikolog Fatoş Bayraktar, “ bu destek boşanma sonrası sağlanıyor aile bu desteği isterse alıyor istemezse almıyor. Bu yüzden de ebeveyn destek programları işlemiyor, gitmiyorlar talep etmiyorlar” dedi. Bayraktar, ebeveyn eğitim programının yoğun çatışma yaşayan ailelerin boşanma sürecinde uygulanmasının zorunlu olması gerektiğini vurgulayarak, boşanmanın hukuk sistemine dahil olduğu andan itibaren ailenin yönlendirilmesi gerektiğinin şart olduğuna dikkat çekti. Ebeveyn eğitim programına ailelerin yönlendirilmesinin çok önemli olduğunu yineleyen Bayraktar, “çünkü koruyucu olan budur. Bütün bilimsel verilere bunu gösteriyor. Çocuğun sağlıklı gelişiminde en önemli faktör, ailenin boşanmaya uyum sağlaması boşanma sonrasında anne baba arasındaki işbirliğinin devam etmesidir ve çocuğun olabildiğince çatışmadan uzak tutulmasıdır” dedi.

‘Çekirdek Aile’ yerine, ‘Çift çekirdek’  Aile yapısı Artıyor


Bayraktar, “rakamlar artık siz boşanma sürecinde ve sonrasında ailelere destek verme yönünde bir takım düzenlemeler oluşturmanız gerektiğine işaret ediyor’ dedi. Boşanmaların artmasıyla beraber çift çekirdek aileler giderek artıyor. Çocuğun iki evi oluyor ancak bu ebeveynler arasındaki işbirliği oluştukça bu ailelerde sağlıklı ilişkiler korunabiliyor. Anne babanın çift çekirdekli aileye uyum becerilerinin artırılmasında, ebeveyn becerilerinin düzenlenmesinde, yeni yaşamlarına uyum sağlamalarında psiko-sosyal desteğe ihtiyaçları olabilmektedir.

“Medya, boşanmayı yaşamış aileleri etiketliyor”


Kuzey Kıbrıs’ta boşanmaları dillendirme stratejilerinin de gözden geçirilmesi gerektiğini söyleyen Fatoş Bayraktar, diğer önemli yaşam olaylarını yansıtırken yapılan hataların, boşanmaları yansıtma şeklilerinde de yapıldığını belirtti. “Biz boşanmış ebeveynlere sahip çocukları farkında olmadan etiketliyoruz” diyen Bayraktar, özellikle de “Medya”nın bunu çok sık yaptığına dikkat çekti. Bayraktar, “medya ‘boşanmış aile çocuğu’ etiketi yapıştırıyor. Boşanmış aile çocuğu eşittir, sorunludur. Sağlıklı gelişmesi mümkün değildir. ‘boşanmış aile suçludur’ diyoruz. Bu da o ailenin o çocuğun boşanmaya uyumunu zorlaştıracak olan Medya tarafından yapılan bir istismardır. Yani biz bütün topu bugüne kadar anne babalara attık. Anne baba suçludur dedik, çocukları da kurban ilan ettik ve bıraktık” dedi.


Halbuki çok yoğun çatışmalı evlilik ortamlarında boşanmanın çoğu zaman çözüm olduğuna vurgu yapan Gelişim Psikoloğu Fatoş Bayraktar,  boşanmanın daha sağlıklı ilişkilerin olması için bir adım olabileceğini belirtti.  Bayraktar, “Ben boşanman promosyonunu yapmıyorum ama ‘her boşanma kötüdür, her boşanan aile çocuğu sağlıklı gelişemez, kurbandır’ yaklaşımla doğru bir yaklaşımda bulunmuyoruz. Ne yapıyoruz, gerçekten sağlıklı bir şekilde boşanmış aileleri, boşanmadan sonra sağlıklı bir şekilde gelişimleri devam etmiş çocukları etiketliyoruz ve aslında da boşanmaya uyumu zorlaştırıyoruz” dedi. Hiçbir yaşam olayı, boşanma da dahil bireyin gelişiminde kesin katı sonuçlar yaratmadığını söyleyen Fatoş Bayraktar, bunu belirleyenin koruyucu ve risk faktörlerinin nasıl bir dengede durduğu olduğunu aktardı. Boşanmalarda psiko-sosyal desteğin önemine vurgu yapan Bayraktar, koruyucu faktörlerin artırılması, var olan risk faktörlerinin de azaltılmasının bunun bir amacı olduğunu belirtti.

Sağlıklı boşanma mümkündür


Son 10 yılda yapılan bilimsel çalışmalar üzerine de konuşan Uzman Psikolog Fatoş Bayraktar, şöyle devam etti:  “Psikolojik dayanıklılık denilen bir kavram vardır. Sağlıklı evliliği oluşturan her neyse sağlıklı boşanmayı oluşturan da aynı şeydir, sağlıkloı aile içi ilişkilerdir.  Bizim artık bu kavrama alışmamız lazım. Sağlıklı boşanma; aile ilişkilerinin boşanma sonrasında sağlıklı sürdürmesidir, çatışmaların azalması ve aile bağlarının korunmasıdır. Boşanmayla birlikte evlilik bitiyor ama aile sistemi devam eder. Bu da bizim ikinci yanılgımızdır. Sanki aile yok olmuş gibi düşünüyoruz, çocuk ailesini kaybetti, ailesiz kaldı. Hayır!  Evliliktir son bulan. Çocuğun İki ayrı çatı altında yaşaması aile sisteminin devam etmediğini göstermez. Dolayısıyla sağlıklı aile ilişkileri yani anne ile çocuk, baba ile çocuk ilişkilerinin devam etmesi ve korunması, aynı zamanda boşanmış anne ve babaların çocuğun ihtiyaçları konusunda işbirliği yapabilmesi çok önemlidir. Boşanma sonrası işbirliği sağlayabilen ebeveynlerin çocukları sağlıklı evli ailelerden gelen çocuklar kadar hayatlarının her alanlarında başarılı olabiliyorlar. Halbuki şiddetin yüksek olduğu evliliklerin sürdürüldüğü ortamlardan gelen çocuklarla, boşanmış ama sağlıksız bir şekilde boşanmış, boşanmadan sonra da çatışmaların hep devam ettiği ailelerden gelen çocuklar arasında hiçbir fark olmuyor.” Bu da bize gösteriyor ki, çocuğun sağlıklı gelişimimi belirleyen temel faktör aile yapısından çok aile içi ilişkilerdir.

“Boşanma konularını ele almamızda reforma ihtiyaç var”


Fatoş Bayraktar, anne ile baba arasındaki ve anne, baba ve çocuk arasındaki ilişkilerin niteliğinin çok önemli olduğunu söyledi. Sağlıklı ilişkilerin olmadığı ev ortamlarında boşanma çözümdür ama sağlıklı boşanma hedeflenmelidir” diyen Uzman Psikolog, maalesef toplum olarak tıkandığımız ve aşamadığımız durumun bu olduğunu, bu noktada ciddi bir reforma ihtiyaç olduğuna vurguladı.
Dünyada boşanma literatüründe “boşanmış aile çocuğu” ifadesinin kalktığına dikkat çeken Fatoş Bayraktar, Kuzey Kıbrıs’ta da bunu vurgulamayı azaltmamız gerektiğini belirtti. Medyanın, bu çocukları doğrudan etiketlediğini ve ailelere siz suçlusunuz mesajı verilmesinin yanlış olduğunu bir kez daha vurguladı. Bayraktar, “sağlıklı bir şekilde boşanmış ailelerin çocukları gazetelerde bu mesajları okuduğunda dönüp dönüp ‘evet ben demek ki dezavantajlıyım’ diye düşünebiliyor. Bir kere bu bireyin benlik algısını olumsuz etkileyebilecek olan bir mesajdır. Bu noktada başarı sağlamış ailelerin de suçluluk duygularını artırabilir.

//////////

Dikkat edilmesi gerekenler

Ailelerin nelere dikkat etmesi gerektiğine de vurgu yapan Uzman Psikolog Fatoş Bayraktar, Ebeveyn Eğitim Programı’nın ilk aşamasında boşanmanın çocuğa nasıl yansıtılacağının önemli olduğunu söyledi. Boşanma sürecinde ailelere bu konuda rehberlik sağlarken en başta bakılan kriterin çocuğun kaç yaşında olduğuna bakıldığını söyleyen Bayraktar, hangi yaşta olursa olsun özellikle de küçük çocuklarda boşanma sebebinin kendi suçu olmadığının belirtilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Boşanmanın çocuğun herhangi yaptığı bir hatadan dolayı olmadığını, anne ve baba ile olan ilişkilerinin devam edeceğinin söylenmesine dikkat edilmesi gerektiğini aktaran Fatoş Bayraktar, en önemlisinin de çocuğun hayatında ne değişim olacaksa onun söylenmesi gerektiğini aktardı. Bayraktar, “çocuğun okulu değişecekse söylenmesi gerekir. Anne değil de artık babası okuldan arayacaksa bu söylenecek. Evden babamı yoksa annemi ayrılacak bunun söylenmesi gerekir. Çünkü çocuğun anlam veremediği, önceden hazır olmadığı her türlü değişim çocukta kaygı yaratabilir. Çocuk anne ve babasının ayrı evlerde yaşayacağını öğrendiği andan itibaren kendisiyle anne ile babası arasındaki ilişkilerde neler olabileceği de çocuğa aktarılması gerekir. Çocuklar farklı yaşlarda dönüp dönüp boşanmayı yeniden yorumlarlar. 2- 6 yaş arasında bir takım açıklamalar yaptınız ama ilkokul dönemlerine geldiğinde yaşın artmasıyla beraber çocukların yaşmalarını algılama ve yorumlama biçimleri de değişir ve dönüp sorular sorabilir. Ergenlik dönemlerinde farklı sorular sorabilir, üniversite çağlarında da tekrar boşanmayı yorumlayabilir. Dolayısıyla en başta yapacağınız açıklama bütün yaşamı boyunca ona yetmeyebilir. Ama anne ile babanın boşanma uyumuna destek sağlanmışsa boşanma sürecinde ve sonrasında da  bu devam etmişse, bütün bu aşamalardan anne baba yeterli şekilde geçebiliyor çünkü bu becerileri edinebiliyor.

“Riski sağlayan maalesef sistemdir”
Kuzey Kıbrıs’ta bu boşanmaları risk haline getirenin sistemdeki yetersizlikler olduğunu belirten Bayraktar, “Biz çünkü bu donanımları yaratmıyoruz. Bazı aileler gelip psikososyal destek alabiliyor görüşebiliyorlar, yeterli duyarlılığa sahip olan avukatlar da aileleri yönlendiriyorlar. Özellikle sosyo ekonomik düzeyi düşük olan ailelerin boşanma sıklıkla daha fazla risktir ve en fazla bu grubun desteklenmesi gerekir. Boşanmaya karar verilen andan itibaren ebeveyn destek programı başlaması önemlidir” dedi. Sistem olarak, risk altındaki ailelerin destek almasının daha olanaklı hale getirilmesi gerektiğini belirten Fatoş Bayraktar, mevcut aile yasasında çocuğun psikolojik, duygusal ve sosyal ihtiyaçlarını gözeten tek bir madde olmadığına da vurgu yaptı.
Uzman Psikolog, “çünkü bizim ailelere rehberlik etmemiz gerekir, farkındalık yaratmamız lazım. Eğer sizin çocuğunuz varsa ve boşanmaya karar vermişseniz, en başta düşünmeniz gereken çocuğunuzun ihtiyaçlarıdır. Çocuğun maddi ihtiyaçları yanında duygusal ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağının düşünülmesi çok önemlidir. Bizde hem aile hem ise hukuk sistemi sadece çocuğun maddi ihtiyacını düşünüyor. Boşanmalarda anne ile babanın en sık odaklandıkları konular maalesef ki mal paylaşımı, velayet ve nafakadır. Çocuğun duygusal ve sosyal ihtiyaçları ise çok uzun yıllar gözden kaçabiliyor.

Bu haber toplam 4699 defa okunmuştur