1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. “Siyasete güven için istikrar şart; siyasetçi sözünü tutmalı, ülke şeffaf yönetilmelidir”
Manevi tahribat

Manevi tahribat

Arkeolog-Akademisyen Rıza Tuncel: “Tüm insanlar bilmelidir ki, birer birer kaybettiğimiz; geçmişimizdir”

A+A-

Çağıl GÜNALP


Antik Gastria Kenti’nde, K-PET’in “kapasite artırım çalışması” esnasında yaratılan arkeolojik tahribatın Eski Eserler Yasası’nın açıkça ihlali olduğunu dile getiren Arkeolog-Akademisyen Dr. Rıza Tuncel, arkeolojik değerlere yapılan tahribatın geri dönüşünün olmadığının herkes tarafından bilinmesi gerektiğine dikkat çekti. Arkeolojik değerlere yapılan saldırılar sonucu adada yaşayan insanların geçmişinin kaybedildiği sonucunun çıkarılması gerektiğine dikkat çeken Tuncel, “Gastria veya herhangi bir başka arkeolojik değer belli bir kesimin geçmişi değil; adada yaşayan tüm insanların geçmişidir” şeklinde konuşarak, yaşanan arkeolojik tahribatın, aynı zamanda manevi bir tahribat boyutu olduğunu  da gözler önüne serdi.


Yasanın açıkça ihlali
Arkeolog ve akademisyen Rıza Tuncel Gastria Antik Şehri’nde yaşananların, Eski Eserler Yasası’nın açıkça ihlali olduğunu dile getirdi. Kapasite artırım çalışması adı altında 30 küsur metrelik alanı, yaklaşık olarak 2 metre derinliğinde kazan ve kazmaya devam eden K-PET’in, bölgede çalışma yaparken Gastria’nın varlığından haberdar olmamasının mümkün olmadığını ifade eden Tuncel, “Sonuçta Gastria’nın kalıntıları yeryüzünde, görülen bir yerde” şeklinde konuştu.

Arkeoloji: İnsanların ortak geçmişi
“Gastria’da bugün yaşananlar hususunda önemli olan vurdumduymazlıktır. İnsanların da vurdumduymazlığıdır. Eski Eserler Dairesi, ülkedeki bütün eski eserleri kontrol edemez. Arkeolojik değerlerin korunması için devlet birimleri birbirleri ile iletişim içerisinde olmalıdır” şeklinde konuşmasına devam eden DAÜ öğretim görevlisi Dr.Rıza Tuncel, arkeoloji denen kavramın insanların ortak geçmişi olduğunun asla unutulmaması gerektiğinin altını çizdi.

Geri getirme şansı yok
Arkeolojik değerlere bilinçsiz bir müdahalede bulunulduğunda, kaybolanları geri getirme şansı olmadığını söyleyen Rıza Tuncel, arkeolojik kazılarda belgeleme işleminin önemini ise su cümleler ile açıkladı: “Arkeolojik kazıların büyük bir bölümü belgeleme ile geçer. Belgeleme o kadar önemlidir ki, Lefkoşa ve Mağusa gibi tarihi binlerce yıla dayanan yerleşim birimlerinde kanalizasyon çalışması yapılırken dahi arkeolog bulundurulmalıdır”.

Arkeolojik tahribat: Manevi tahribat
Gastria’da yaşanan arkeolojik tahribat ülkede eski eserlere verilmeyen değeri ortaya koyduğunu belirten Rıza Tuncel, “Tüm insanlar bilmelidir ki birer birer kaybettiğimiz geçmişimizdir. Gastria veya herhangi bir başka arkeolojik değer belli bir kesimin geçmişi değil; adada yaşayan tüm insanların geçmişidir” şeklinde konuşarak, yaşanan arkeolojik tahribatın aynı zamanda manevi bir tahribat boyutu olduğunu  da gözler önüne serdi. Çevre, arkeoloji ve endüstriyel gelişimin eş zamanlı gerçekleştirilebileceğine, gelişimin arkeoloji ile el ele yapılabileceğine dikkat çeken Tuncel, arkeolojinin gelişmeye “karşı” olduğu şeklindeki bir algının doğru olmayacağının altını çizdi.

Cezai yaptırım
Arkeolojik alanlarda “duyulan” tahribatların, yaşanan tahribatın 10’da biri olduğunu açıklayan Arkeolog ve akademisyen Rıza Tuncel, konuşmasını şu cümleler ile sonlandırdı: “Eski eserlere yapılan saldırılar karşısında cezai yaptırım caydırıcı olmalıdır. Arkeolojik değerlere saldırıyı gerçekleştiren ister devlet kurumu, ister zengin biri isterse daha farklı biri olsun, herkes için bu yaptırım uygulanmalıdır”

Esentepe Ağırsu’da da tahribat
Diğer yandan Esentepe Ağırsu’da devam eden arkeolojik çalışmalarda, bölgede bulunan Neolitik çağa ait kazı alandaki kalıntıların bir kısmının tahrip edildiği bildirilirken, bölgedeki arkeolojik kazı alanı içerisindeki toprağın inşaat faaliyetlerinde kullanmak maksadı ile çekildiği belirtildi. Bilindiği üzere, geçmiş dönemlerde ilk olarak Dipkarpaz Ay.Philon’daki antik mezarlık alanının üzerine birtakım binaların yapılması gündeme gelmişti. Geçtiğimiz aylarda konu ile ilgili açıklamalarda bulunan Arkeolog Tuncer Bağışkan, Ay. Philon’daki antik Tsambres mezarlık alanına taş ocağı açılması ile ilgili izin verildiğini anımsatmış, Chelonez’deki Banagia Apakou Kilisesi buldozerle yıkılırken, günümüzden 7000 yıl öncesine tarihlenen Karpaz burnundaki Kastros neolitik yerleşim yerinin de asker ile belediyenin işbirliğiyle yıkılıp bölgeye iki tane bayrak dikildiğini dile getirmişti.

***


Turizm Bakanlığı: “Kaleye tahribat yok”

Turizm Bakanlığı Gastria Kalesi’ne tahribat olmadığını iddia etti. Kale dışında arkeolojik kalıntıların akıbeti ile ilgili herhangi bir açıklama yapılmadı

Turizm, Çevre ve Kültür Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Kıbrıs Türk Petrolleri’nin (K-Pet) kapasite artırım çalışması esnasında Gastria antik kenti kalıntılarına zarar verildiği haberleri üzerine Eski Eserler ve Müzeler Dairesi, Gazimağusa Bölge Şube Amirliği teknik personelinin konuyu yerinde incelediği kaydedildi.
İncelemede, çalışmanın Kıbrıs Türk Petrolleri’nin kendi özel mülkünde ve 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı’nın dışında yapıldığı ve Gastria Kalesi’ne yönelik herhangi bir tahribatın söz konusu olmadığı öne sürüldü.
Açıklamada, söz konusu bölgede Gastria Kalesi’nin korunma alanında yer alması nedeniyle bölgedeki her türlü inşaat ve fiziki müdahalenin Anıtlar Yüksek Kurulu’nun iznine tabi olduğu hatırlatılarak, çalışmanın izinsiz olması nedeniyle 13 Nisan’da İskele Kaymakamlığı ve Polis Müdürlüğü tarafından durdurulduğu dile getirildi. Turizm Bakanlığı açıklamasında Gastria Kalesi dışındaki antik kalıntıların akıbeti ile herhangi bir ifade yer almadı.

Bu haber toplam 2798 defa okunmuştur