1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Barometresi 2021
Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Barometresi 2021

Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Barometresi 2021

Yolsuzluk toplumun ciddi bir çoğunluğu tarafından önemli bir sorun olarak görülmekte olup bunun bireysel girişimlerle düzel(til)ebileceğine yönelik inanç ise gün geçtikçe azalmaktadır.

A+A-

Hakan Karahasan
hakan.karahasan@gmail.com

Yakın zamanda Sertaç Sonan ve Ömer Gökçekuş tarafından yayımlanan Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Barometresi 2021 adlı rapor ile aslında halk arasında dedikodu olarak dolaşan bazı söylentilerin, halk nezdinde salt dedikodu değil, bizzat gündelik yaşamın önemli bir parçası  olduğunun bilimsel bir çalışmayla görünür kılındığı iddia edilebilir. Rapor, yine aynı ikilinin 2017 yılından bu yana yayımlamış oldukları Kuzey Kıbrıs yolsuzluk algısı raporlarının (2017, 2018, 2019, 2020) bir nevi devamı şeklinde okunabilir, lakin bir farkla: Yolsuzluk algısı raporlarında, iş insanları ve kamu sektöründen emekli uzmanların yolsuzluk algılarının ne olduğu ölçülürken, yolsuzluk barometresi raporu “Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan sıradan Kıbrıslı Türklerin yolsuzlukla ilgili deneyim ve görüşlerini kapsamlı bir şekilde ele almakta ve 2020 yılında yayınladığımız benzer bir raporun devamı olma özelliğini taşımaktadır” (s. 3). Diğer bir deyişle, Yolsuzluk Barometresi toplumun yolsuzluk hakkında ne düşündüğüne odaklanmasıyla, bundan önceki raporların bir nevi devamı niteliğini taşımaktadır.

xxxxx-002.jpg

Raporun bulgularına bakıldığında şöyle bir yorum yapmak mümkün: Yolsuzluk toplumun ciddi bir çoğunluğu tarafından önemli bir sorun olarak görülmekte olup bunun bireysel girişimlerle düzel(til)ebileceğine yönelik inanç ise gün geçtikçe azalmaktadır. Yolsuzluğun arttığına dair algı her geçen gün artarken, aynı zamanda, yolsuzluğu önleyebilecek mekanizmaların belki de en önemlisi olması gereken hükûmete duyulan güven oranı, son derece düşük bir seviyededir. Bu da bizlere, yolsuzluk algısının artışına paralel, durumun gün geçtikçe daha da kötüleşeceği düşüncesinin toplum tarafından sadece düşüncede kalmaktan ziyade, normalleştirilmeye doğru gitmekte olduğunu ve böylece siyaset kurumuna olan güven kaybının kalıcılaşacağına dair önemli doneler sunmaktadır. Lakin burada küçük ama önemli bir ayrıntıya da değinmek gerekiyor: Toplumdaki yolsuzluk algısının gün geçtikçe artmasına rağmen, özellikle, yine toplum nezdinde buna yönelik ciddi eleştirilerin getirilmemesi/getirilememesi/getiril(e)miyor oluşu, iğne çuvaldız meselesinde olduğu gibi, siyaset kurumunu tepeden inme, içinde bulunduğu toplumdan soyut bir şekilde görme anlayışı gibi sağlıksız bir anlayışı da barındırma potansiyeline sahip. Rapor bunu söylemiyor, sadece raporu okuyan birisi olarak, raporun sonuçlarının bu şekilde bir yorumlanması gibi bir ihtimal olduğunu belirtmek istedim. Sonuçta, raporun geneline bakıldığında, yolsuzluk hakkında toplumun genelindeki kaygı oranının gün geçtikçe arttığını görmek mümkün. Bununla birlikte, artan kaygılar, toplum içinde, madem siyaset ve siyasetçilerden umut yok, o zaman iş başa düşüyor anlayışını getirmek yerine, “böyle gelmiş böyle gider” anlayışının kemikleşmesine katkı koyabilir. Öyle bir durumunda ise, kaygılı ancak bir şeyler değiş(e)meyecek anlayışıyla, özellikle gençlerin yaşadıkları topluma, yere olan güvenleri olmayacağından, son derece karamsar bir gelecek tablosu çizmek mümkün.

Raporun ortaya koyduğu bir başka önemli nokta ise, mahkemelerin en güvenilir kurum olduğudur. “Biraz güveniyorum” diyenlerin oranı %49 iken, “çok güveniyorum” diyenlerin oranı %10, “hiç güvenmiyorum” diyenlerin oranı ise %12. Bunun dışında, raporda yer alan verilere bakıldığında, kara parayla mücadele söz konusu olduğunda toplum genelinde ciddi şüpheler olduğu görülebilmekte. Hükûmet ve siyasetçilere olan güvenin az olduğu bir ortamda, bu sonuç hiç de şaşırtıcı değil. Yolsuzluğun “ne olursa olsun kabul edilemez” olduğu noktasında ezici bir çoğunluk olduğu belirtilmekteyken (%83), ki bu AB ortalamasının da üzerinde bir rakam, uygulamada, buna rağmen nasıl oluyor aynı toplum tarafından seçilen siyasetçilerin yolsuzluğa bulaştığı kanısı hakim olabiliyor sorusunu sormak gerekiyor. Kanımca, üzerine düşünülmesi gereken sorulardan birisi, bir yandan yolsuzluk algısının toplum genelinde son derece yüksek olduğu, diğer yandan ise, yolsuzluk konusunda aynı toplumun seçtiklerinin yolsuzluğa bulaşmış oldukları yönünde yaygın kanı. Diğer bir deyişle, toplumun önemli bir çoğunluğu yolsuzluğu kabul edilemez bulmasına rağmen, yine aynı toplumun seçtiklerinin yolsuzluğa bu denli bulaşmış olmaları arasında hiç mi tezat yok? Burada sorgulanması gereken sadece siyaset kurumu, siyasetçiler değil, aynı zamanda onları o seçildikleri noktalara taşıyan toplumun bizzat kendisi. Ciddi bir eleştiri sürecine ihtiyaç olduğunu hatırlatmasıyla, ayrıca bir önem taşıyor Yolsuzluk Barometresi raporu.

Düşünülmesi gereken çok şey var. Yazıyı sonlandırmadan kısaca değinmek gerekirse, yolsuzluk algısına bakıldığında, adanın diğer tarafında da durumun çok parlak olmadığını belirtmekte fayda var. O açıdan, ada genelinde yolsuzluk algısının toplum nezdinde yüksek olduğu, ancak yolsuzluğu önleme konusunda yapılması gerekenleri siyaset kurumundan talep etmekten çok şikâyet etme kültürüne doğru bir gidildiği, sonuçlara bakınca ayrıca görülebilmekte. Rapor sayesinde, iğneyi kendimize, çuvaldızı da şikayet ettiğimiz sisteme, siyaset kurumuna batırmanın zamanı çoktan geçti belki de. Ya da, var olan durumu değiştirmek için tam zamanı...

 

Kaynakça

Sertaç Sonan & Ömer Gökçekuş. (2022). Kuzey Kıbrıs Yolsuzluk Barometresi 2021. Lefkoşa. https://www.academia.edu/84373806/Kuzey_K%C4%B1br%C4%B1s_Yolsuzluk_Barometresi_2021.

Bu haber toplam 960 defa okunmuştur
Gaile 495. Sayısı

Gaile 495. Sayısı