1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. KTÖS: Kolej giriş sınavları vazgeçilmez midir?
KTÖS: Kolej giriş sınavları vazgeçilmez midir?

KTÖS: Kolej giriş sınavları vazgeçilmez midir?

KTÖS Eğitim Sekreteri Burak Maviş, pandemi sürecinin en fazla etkilediği alanlardan birinin eğitim olduğuna işaret etti, Kolej giriş sınavlarının da vazgeçilmez olmadığının altını çizdi.

A+A-

KTÖS Eğitim Sekreteri Burak Maviş, pandemi sürecinin en fazla etkilediği alanlardan birinin eğitim olduğuna işaret etti, Kolej giriş sınavlarının da vazgeçilmez olmadığının altını çizdi.

Kolej giriş sınavlarının uygulanabilecek tek yöntem de olmadığına işaret eden Eğitim Sekreteri Maviş, pedagojiye ve çağa uygun alternatif bir seçme yöntemi geliştirecek bilgi, beceri ve yeteneğin, Kıbrıslı Türk eğitimcilerde olduğuna vurgu yaptı, “Eksik olan tek şey siyasi irade ve iyi niyettir” dedi.

KTÖS adına Eğitim Sekreteri Burak Maviş imzalı açıklamada, Eğitim-Öğretim Yaklaşımları, Yönlendirme ve Genel Eğitim Sistemi Komisyonu Kararları da paylaşıldı.

 

‘Yarışmacı anlayış değil, çok boyutlu ölçme- değerlendirme teknikleri’

Kararlarda, öğrencilerin akademik, zihinsel, sosyal ve psikolojik yönlerinden hiçbirini ihmal etmeden, tüm yönleriyle tanımayı ve geliştirmeyi amaçlayan yönlendirmenin öneminin altı çizilirken,

yarışmacı bir anlayışla yürütülen müfredat odaklı sıralama sınavları yerine, beceriye dayalı düzey belirleme amaçlı çok boyutlu ölçme-değerlendirme teknikleri ile toplanan bilgilerin kullanılmasının gerekliliğine de işaret edildi.

 

‘Parasız, bilimsel ve zorunlu eğitim’

Tüm okulların, yaparak-yaşayarak öğrenmeyi destekleyen bir eğitim alt yapı ve donanım standartlarının "eko okul" felsefesi ve standartları bakımından iyileştirilmesi yoluna gidilmesinin sağlanması gerektiğine işaret edilirken, eğitimin 4-18 yaşına kadar parasız, bilimsel ve zorunlu olması da kaydedildi.

 

“Din Dersi seçmeli olmalı, ‘Öğrenci Andı’ zorunluluk olmaktan çıkarılmalı”

Eğitim-Öğretim Yaklaşımları, Yönlendirme ve Genel Eğitim Sistemi Komisyonu Kararları arasında  “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” dersinşn, örgün eğitimin hiçbir kademesinde zorunlu olmaması ve  bunun yerine seçmeli dersler grubunda yer alması gerektiği de yer aldı.

Ayrıca, çok kültürlülükle çeliştiği ifade edilen “Öğrenci Andı”nın da zorunluluk olmaktan çıkartılması gerektiği kaydedildi.

 

“Kolej giriş sınavları uygulanabilecek tek yöntem değildir…”

KTÖS adına Eğitim Sekteri Maviş’in açıklaması şöyle:

“Dünyanın birçok yerinde eğitimciler ve eğitimi yönetenler ‘yeni normal’ denilen sürece ayak uydurmak ve yaşanan kayıpları en aza indirmek adına çeşitli alternatifler geliştirmeye koyulmuştur.

Kıbrıs’ın kuzeyinde geleneksel eğitim ihtiyaçlarına dahi cevap veremeyen merkezi eğitim sistemi, pandemi sürecinde de ağır, yavaş ve aksak hareket etmesiyle öğrenci ve öğretmen ihtiyaçlara cevap verememiş, alternatifler üretmekte oldukça yavaş kalmıştır.

Bunun en açık örneklerinden birini de yıllardır süregelen kolej giriş sınavlarında yaşıyoruz. Çok kısa bir araştırmayla, bu süreçte farklı eğitim sistemleri tarafından uygulanmış olan bir takım ölçme ve seçme sınav alternatiflerine ulaşılabilir. Öğretmenlerin, ellerindeki akademik kanıtlarla öğrenciler için yazacağı raporlardan tutun da gelişim dosyalarına kadar onlarca alternatif örnek verilebilir.

Pandemi dönemini fırsata çevirip, yıllardır çağdaş bir yapıdan uzak ve tüm paydaşların pedagojik olarak uygun olmadığı konusunda hemfikir olduğu bu giriş sınav yöntemine alternatif geliştirmeyi düşünmemiş bir Eğitim Bakanlığı vizyonu ile karşı karşıyayız.

Eğitim Bakanlığı’nın düzenlediği toplam beş Eğitim Şurası’nda da yarışmacı sınavların kaldırılması kararları üretilmiştir. KTÖS, çağ nüfusunun %15’inin başarılı, % 85’inin başarısız ifade edileceği kolej giriş sisteminin değişmesi için her bölgede öğretmen ve aileler ile toplantı yapmış, eylem organize etmiş ve alternatif üreterek yetkililere sunmuştur

Kolej giriş sınavları vazgeçilmez değildir. Kolej giriş sınavları uygulanabilecek tek yöntem de değildir. Pedagojiye ve çağımıza uygun alternatif bir seçme yöntemi geliştirecek bilgi, beceri ve yetenek Kıbrıslı Türk eğitimcilerde mevcuttur.

Eksik olan tek şey siyasi irade ve iyi niyettir”

 

Eğitim-Öğretim Yaklaşımları, Yönlendirme ve Genel Eğitim Sistemi Komisyonu Kararları

1. Hiçbir eğitim sisteminin tek bir felsefeye ya da yaklaşıma göre biçimlendirilmesi mümkün olmadığından hareketle; Kıbrıs Türk Eğitim Sistemi, öğrenciyi merkeze alan “ilerlemeci” ve toplumun merkezde olduğu “yeniden yapılandırmacı” eğitim felsefelerinin başat olduğu, ancak diğer felsefelerinin de göz önünde tutulduğu “eklektik” yaklaşıma sahip olmalıdır.

 

2. Taşıması gereken anlayışlar bakımından Kıbrıs Türk Eğitim Sistemi;

a. Değişen öğrenci profili ve ihtiyaçları doğrultusunda, tüm öğrencilere nitelikli eğitim sunabilecek şekilde kendini sürekli yenileyebilen eğitim sistemi anlayışlarını taşımalıdır.

b. Mevcut durumu bilimsel olarak analiz eden ve elde edilen verileri geleceğin eğitimini planlamada kullanabilecek özellikleri içermelidir.

c. Eğitim sistemimiz, bağımsız bir anlayışla, bilimsel temellere dayalı, kültürel ve coğrafik ve sosyal özelliklerimize uygun olarak düzenlenmelidir. Bu durumun önündeki olumsuz tüm yasal mevzuatlar kaldırılması yoluna gidilmelidir (Örneğin; Milli Eğitim Yasası’nın 22. Ve benzeri maddeleri).

d. İdari, finansal, eğitim-öğretim süreçleri ve okul gelişimi bağlamında yetki ve sorumluluğun okullarla paylaşılması anlamında “Okula Dayalı Yönetim” anlayışını içermelidir. Bu bağlamda okullar, kendi ihtiyaçları doğrultusunda, siyasi istismardan uzak ve yerelden genele bir anlayış taşıyan programları geliştirebilirler.

e. Tüm öğretme-öğrenme etkinliklerinin, toplum odaklı ve güncel yaşantılarla ilgili olarak; paylaşımı, katkı koymayı, işbirliği yapmayı ve dayanışmayı içermesine özen göstermelidir.

f. Öğretim programları “Çok kültürlülük” ve “Sosyal – Duyuşsal Öğrenme” unsurlarını taşımalıdır.

g. Başarının belirlenmesinde tek boyutlu, sayısal, alışıla gelmiş yöntemlerin yanında nitel boyutun dikkate alındığı süreç temelli yöntemlerin bilişsel, duyuşsal ve devinimsel gelişimin ölçülmesini de dikkate almalıdır.

 

3. Yetiştireceği birey özellikleri bakımından Kıbrıs Türk Eğitim Sistemi;

a. Çağdaş değerleri ve insani değerleri içselleştirmiş, ülkesinin her anlamdaki doğal, kültürel ve tarihi değerlerini birer zenginlik olarak gören; barışı, özgürlüğü, demokrasiyi ve insan haklarını benimseyen, geliştiren ve savunan özgür düşünceye sahip,

b. Her türlü (dil, din, ırk, cinsiyet, cinsel yönelim vb.) ayrımcılığa karşı bir dünya görüşünü özümsemiş, farklı kültürlere ve etnik özelliklere hoşgörülü, kendine ve başkalarına saygılı,

c. Kendine, kültürüne, çevresine sahip çıkan, özgüveni ve farkındalığı yüksek, sorumluluk sahibi, her türlü kalıplaşmış, dogmatik düşünceyi sorgulayabilen, tüm inançlara ve evrensel değerlere saygılı, bireyler yetiştirme özelliklerini taşımalıdır.

 

4. Öğrencilerin yönlendirilmesi; toplumsal ihtiyaçları da gözetecek şekilde değişen ve gelişen yaşam şartlarında bireyin çevresi ve olanakları hakkında bilgi edinmesi, kendisini tanıması ve geleceğini planlaması için doğru kararlar vermesine yardımcı olacak ilgi, istek ve becerileri esasına göre yapılmalıdır. Bu esas kapsamında öğrencilerin yönlendirilmesi şu temel ilkelere göre düzenlenmelidir:

a. Yönlendirme, tüm öğrencileri kapsayacak şekilde olmalıdır.

b. Yönlendirme, öğrencinin okula ve topluma uyumunu sağlamakla başlayıp, onun eğitimini bilinçli bir çizgide sürdürmesini hedefleyen, geleceğini belirleyecek meslek seçimine kadar varan geniş bir yelpazeyi içermelidir.

c. Yönlendirme, rehberlik hizmetinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilip okul öncesinden başlayarak tüm eğitim kademeleri boyunca devam eden bir süreçtir. Bu kapsamda okul öncesi ve ilkokullar da dahil olmak üzere tüm öğretim kademelerinde Psikolojik Danışman ve Rehber’lerin görev alması sağlanarak rehberlik hizmetleri güçlendirilmelidir.

d. Yönlendirme, ülke sınırları ile sınırlandırılmadan, ülkemizin yaşaması muhtemel her türlü değişim ve gelişim dikkatle izlenerek ulusal ve uluslararası düzeyde ortaya çıkabilecek gelişmeleri dikkate almalıdır.

e. Öğrenciyi merkeze alan ve onunla ilgili her kesimin ortak anlayışını içeren demokratik ve insancıl bir yapıda olmalıdır.

f. Yönlendirme; akademik, zihinsel, sosyal ve psikolojik yönlerinden hiçbirini ihmal etmeden, öğrenciyi tüm yönleriyle tanımayı ve geliştirmeyi amaçlamalıdır.

 

5. Yukarıda belirtilen “yönlendirme” ilke ve esaslarından hareketle öğrencilerin kademeler arasında geçişlerinde; yarışmacı bir anlayışla yürütülen müfredat odaklı sıralama sınavları yerine, beceriye dayalı düzey belirleme amaçlı çok boyutlu ölçme-değerlendirme teknikleri ile toplanan bilgilerin kullanılması sağlanmalıdır.

 

6. Tüm okullarımızın, yaparak-yaşayarak öğrenmeyi destekleyen bir eğitim alt yapı ve donanım standartlarının "eko okul" felsefesi ve standartları bakımından iyileştirilmesi yoluna gidilmesi; yapılacak yeni binaların çevresel faktörler dikkate alınarak, ekosisteme uyumlu, çevreci bir anlayışla yapılması, bu anlayışın eğitim programları içerisinde de desteklenmesi ve "eko okul" felsefesinin okul öncesinden başlayarak tüm okullarda bütünsel olarak uygulanması gereklidir.

 

7. Öğretmenlerin özlük hakları erozyona uğratılmadan, çocukları sosyal çevreden soyutlamadan, yerel yönetim ve diğer sivil toplum kuruluşlarından da destek alarak öğretim yılı ve gün içindeki öğretim süresinin, beceriye dayalı yetenekleri geliştirmek hedefiyle öğrencilerin daha fazla sürelerle eğitimle buluşturulması ile ilgili düzenlemelerin planlanmasına gidilebilir. Eğitimde fırsat eşitliği ve alt-yapı eksiklikleri de dikkate alınarak söz konusu planlamanın eğitim sisteminin tamamını kapsamı sağlanmalıdır.

 

8. Eğitim 4-18 yaşına kadar parasız, bilimsel ve zorunlu olmalıdır. Temel eğitim 4-15 yaş okul öncesi eğitimini de 11 yıl (9. Sınıf dahil) kesintisiz olmalıdır.

 

9. “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” dersi, örgün eğitimin hiçbir kademesinde zorunlu olmamalı; bunun yerine seçmeli dersler grubunda yer almalıdır.

 

10. Öngörülen eğitim modeline uygun düşmeyen ve irademiz dışında şekillenen “Hala Sultan İlahiyat Koleji’ kapatılmalıdır.

 

11. Çok kültürlülük çelişen “Öğrenci Andı” zorunluluk olmaktan çıkartılmalıdır.

 

12. Milli Eğitim Bakanlığı merkez örgütü, günümüz ihtiyaçlarına cevap verebilecek nitelikte ve öngörülen eğitim sistemine uygun özellikleri taşıyan, hizmette verimlilik ve memnuniyeti ön planda tutan çağdaş yönetim kuramlarını içeren anlayışlarla yeniden yapılandırılmalıdır.

 

13. “Milli Günler, Okul Sporları ve Kol Etkinlikleri Koordinasyon Şubesi”nin yapısı ve organizasyonu hem tüm Daireler ile koordineli çalışabilmesi hem de yukarıda belirlenen (1, 2, ve 3. Maddeler) anlayışları içerecek şekilde yeniden yapılandırmalıdır. Bu kapsamda okul sporları ve kol etkinliklerinin geçekleştirilmesi aşağıdaki esasları içermelidir.

 

a. “Milli Günler” ile “okul sporları ve kol etkinlikleri” koordinasyon şubesi birbirinden ayrı yapılandırılmalıdır. Okul sporları ve kol etkinlikleri ayrı bir yapı olarak organizasyonlarını ilgili kurumlar ve federasyonlarla koordineli yapmalıdır.

 

b. Tüm öğrencilere kazandırılması beklenen Beden Eğitimi dersi kazanımlarını erozyona uğratmadan, kol faaliyeti kapsamında yürütülen okul sporları faaliyetlerinin “takım koçluğu” anlayışıyla yürütülmesi esas alınmalıdır.

c. Okul sporları, eğitsel kol faaliyetleri ve diğer sosyal etkinliklerin çeşitlendirilerek gerek okul saatleri içinde gerekse de okul saatleri dışında tüm eğitim kademelerinde ilgi ve becerilerine göre öğrencilerin seçimine sunulmalı ve katılımları teşvik edilmelidir.

d. Okul sporları organizasyonları, ilgili spor federasyonları ile koordine içerisinde gerçekleştirilmelidir.

e. Okul sporları faaliyetlerini ve organizasyonlarını yürütecek ve okullarımızın bu anlamdaki motivasyonunu artıracak faaliyetleri yerine getirebileceği “okul sporlarına” ait bütçesi oluşturulmalıdır.

f. Okul öncesinden başlayarak tüm eğitim kademelerinde öğrencilerin, çevre ve doğa ile iletişim kurmasını sağlayacak etkinlik ve kol faaliyetleri teşvik edilmelidir.

g. Öğrencilerin üst düzey zihinsel becerilerinin gelişimi açısından büyük önem taşıyan satrancın, okul öncesinden başlayarak tüm eğitim kademelerinin müfredatlarında yer alması sağlanmalıdır.

FOTO: ARŞİV

Bu haber toplam 1165 defa okunmuştur