1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. Ekonomist, Yrd. Doç. Dr. Ayşem İyikal Çelebi: “Dijital paraya geçiş için alt yapı yok”
Ekonomist, Yrd. Doç. Dr. Ayşem İyikal Çelebi: “Dijital paraya geçiş için alt yapı yok”

Ekonomist, Yrd. Doç. Dr. Ayşem İyikal Çelebi: “Dijital paraya geçiş için alt yapı yok”

Çelebi, TC-KKTC arasındaki Mali ve İktisadi İşbirliği Anlaşması’nı değerlenirdi, dijital paraya geçiş yönünde ülkemizde ciddi altyapı eksikliği olduğuna dikkat çekti.

A+A-

Fayka ARSEVEN KİŞİ

Ekonomist Yrd. Doç. Dr. Ayşem İyikal Çelebi, TC-KKTC arasındaki Mali ve İktisadi İşbirliği Anlaşması’nı değerlenirdi, dijital paraya geçiş yönünde ülkemizde ciddi altyapı eksikliği olduğuna dikkat çekti.

Ekonomist Ayşem İyikal Çelebi, iki ülke arasındaki protokolde mali ve iktisadi konuların dışına çıkıldığını da belirterek, “Protokole keşke bir başka isim verselerdi” dedi.

Çelebi, anlaşmada mali ve iktisadi konulardan fazla idari yapı, temel hak ve özgürlüklerle ilgili maddeler olduğunu ifade ederek, “Niye buna ihtiyaç duydular” diye sordu.

Ekonomik anlamda ülkede birçok sorunun yaşandığını kaydeden Çelebi, tüm bunların Türkiye’ye anlatılmadığını düşündüğünü dile getirdi.

Bu hafta Ekonomist Yrd. Doç. Dr. Ayşem İyikal Çelebi ile ekonomiye dair yaşananları konuştuk.

  • YENİDÜZEN: Türkiye ile yapılan mali ve iktisadi anlaşmasını siz nasıl yorumlarsınız?
  • Ayşem İyikal ÇELEBİ: Türkiye ile imzalanan protokol “Mali ve İktisadi İşbirliği Anlaşması” ismini taşıyor. Ancak protokolün içeriği başlığı ile uyumlu değildir. Protokolde 90’a yakın eylem planı var ancak bunları çoğu mali ya da iktisadi değildir, idari meseleler çok daha ön plana çıkmıştır. Mali ya da ekonomik sorunlardan fazla yönetsel meseleler protokole yansıdı.
    Eylem planı içerisinde kamu yönetimi ve kamu maliyesi, adalet, güvenlik, savunma başlığı altındaki pek çok madde ekonomik ya da mali eylem planları içermiyor. Keşke bu protokole başka bir isim verilseydi. Temel hak ve özgürlükler, zaten bizim Anayasamız ve yasalarımızda güvence altındaydı. Neden mali ve işbirliği protokolü altında haklar ve yasalara gerek duyuldu, bunu anlamak mümkün değil…


 “Mali Protokol öncesi çalışmalar bilimsel bir akılla ve katılımcı bir anlayışla yapılmalıdır. Türkiye bizim önümüze ne koyuyorsa onu kabul ediyoruz.  Mali destek yüzde 30 arttı. Enflasyon hiç yansımadı. Geçen yıldan aktarılmayan kaynak var. Reel sektöre hiç kaynak kalmıyor.”


“Enflasyon gibi bir meselemiz var”

Şu anda enflasyon yani hayat pahalılığı gibi yaşamsal bir derdimiz var. Protokolde idari konular değil, bu anlamda bir düzenleme görmek önemliydi. Küresel enflasyon dünyada en büyük problemdir. Uzmanlar pandemiden sonra en önemli sorunun enflasyon olacağını uyarısını yapmıştı.
Bugün çok ciddi şekilde alım gücümüz düşmüştür. Pahalılık vardır. Bizim ihtiyacımız, halkın refahının ve satın alma gücünün nasıl artırılacağı konusunda protokoller yapmaktır. Devlet kontrolündeki kurumların aslında profesyoneller ve uzmanlar tarafından yönetilmesi gerekmektedir.
Bu protokoller hazırlanırken, buradaki uzmanlardan görüşler alınmadığını görüyoruz. Her bir bakanlıkta uzmanların ciddi stratejik planlar hazırlaması ve iki ülke arasındaki protokole de bu çalışmaların yansıması gerekiyor.
Ciddi bir kaynağa ihtiyacımız olduğu ortadadır. Bunun için proje önceliklerimizi belirlememiz gerekiyor. Mali Protokol öncesi çalışmalar bilimsel bir akılla ve katılımcı bir anlayışla yapılmalıdır. Türkiye bizim önümüze ne koyuyorsa onu kabul ediyoruz.
Protokoldeki mali desteğe baktığımız zaman yüzde 30 civarında bir artış görüyoruz. O zaman yaşadığımız devalüasyon ve enflasyon hiç göz önünde bulundurulmadı demek. Unutulmasın, geçen yıldan ülkeye aktarılmayan 1.4 milyar TL gibi de bir kaynak var.
Bu yıl 940 milyon TL savunma harcamaları için kullanılacak, KIB-TEK’in AKSA’ya olan borcuna yönelik kaynak aktarımı var. Yani protokoldeki kaynağın önemli bir kısmı zaten gitmiş oluyor.  Alt yapı harcamaları da çıktıktan sonra reel sektörü destekleyecek hiçbir kaynak kalmıyor. Reel sektör ise gerçekten kan ağlıyor. Reel sektörün bu hale gelmesi domino etkisi yaratacak ve yıkım diğer sektörleri de etkileyecek.
Protokolün hazırlık aşamasında bunlar hiç mi konuşulmuyor?

“Öncelik, ekonomiyi kayıt altına almak olmalıdır”

  • YENİDÜZEN: Bu sarmaldan nasıl kurtulacağız?
  • Ayşem İyikal ÇELEBİ: Öncellikle ciddi finansal, ekonomik desteğe ihtiyacımız var. Bunu da dış destek anlamında bize sağlayacak ülke Türkiye’dir. Elbette kendi içimizde ciddi dönüşümlere ihtiyacımız vardı. Özellikle de kamu yönetiminde mutlaka reformlar yapılmalıdır. Partizanlıktan uzak liyakate dayalı bir sistem kurmalıyız. Doğru insanlar, doğru görevlerde olmalıdır. Kurumsallaşma anlamında ileriye gitmeliyiz. Çok eksiğimiz var. Örneğin; Maliye ve Ekonomi Bakanlığı’nda veri eksikliği var. Veriler toplanamıyor, veriye ulaşılamıyor.
    Oysa protokoller oluşurken durum tespiti yapılır. Bizim durumumuz, problemimiz nedir, nereye ne kadar kaynağa ihtiyacımız var? Bunun için neler yapılmalıdır?
    Burası küçük bir ada ülkesi. Nüfusu, yapılabilecekler belli. Dünyayı yeniden keşfetmiyoruz.
    Kayıt dışı ekonomiden dolayı ciddi kayıplarımız var, vergi reformu şart. Tüm bunların üzerine gidilmesi şarttır. Öncelik bunlar olmalıdır.
    Dünya tümüyle dijitalleşme sürecine yöneldi. Mali ve para politikalarını kontrol altına almaya çalışıyorlar. Faiz artırımına gidiliyor ve ülkeler kendi para birimini güçlendirmeye çalışıyor. Fakat biz Türkiye’ye bağlı olduğumuzdan dolayı oradan etkileniyoruz. Türk Lirası kullanıyoruz ancak bu yönde belirleyici değiliz. Ekonomi biliminde eğer enflasyon varsa para politikası faizlerinde yükselmeye gitmeniz lazım. Türkiye ters bir yöntem izliyor. Türk Lirası’nın değer kaybına karşı ‘Kur Korumalı Mevduat’ devreye konmuştu, anımsayınız. O süreçte tam bir isyan vardı. Türk Lirası şimdi sürekli değer kaybediyor, döviz her an yükseliyor ancak bunu içselleştirdik. Bunu anlamıyorum. İnsanlar bunu kabul etmiş gibiler, tepki vermiyorlar. O günden beridir faiz baskılanıyor. Kur korumalı mevduat hesabı çıkartıldı. Faiz sabit tutulmaya çalışılıyor. Döviz krizine neden olan en büyük problemin faiz olduğu görüldü.  Türk Lirası kullanıyorsak, yaşanan mağduriyete karşı mutlaka bir koruma kalkanı olmalıdır.

 “Türk Lirası'nın sorunu dijital ya da banknot olması değildir, dünyadaki değer kaybıdır. Türk Lirası kullanımı nedeniyle kontrol edemediğimiz bir hayat pahalılığı vardır ve KKTC için asıl çıkmaz buradadır. Ekonomik protokollerin önceliği ‘Türk Lirası’ kullanımı nedeniyle yaşadığımız kayıpların nasıl giderileceğini saptamak, enflasyona dayalı koruma planları oluşturmak olmalıdır.”

  • YENİDÜZEN: Daha düne kadar Euro’ya geçelim talepleri varken, protokolde gördük ki TL’nin daha da yaygınlaştırılması maddesi var. Bunun etkileri ne olur?
  • ÇELEBİ: Türk Lirası ön plana çıkarılmak ve TL’ye değer kazandırılmak isteniyor. Bunun için de dijital para konusuna geçiş yapılıyor. Enflasyon ile baş edebilmek için dijital para konusunu gündeme getirmeye çalışıyorlar. KKTC de pilot bölge seçildi. Kıbrıs’ı bir deneme alanı olarak görüyor olabilirler. Ancak buna geçiş yönünde altyapımız hazır değildir.”
     
  • YENİDÜZEN: Dijital para nedir?
  • ÇELEBİ: Dünyada dijitalleşme söz konusu… Kağıt para değer, maliyet ve kullanım açısından hem maliyetli hem de zor… Banknot kullanımı yakın gelecekte belki de ortadan kalkacak. Yeni dünya düzenine ayak uydurma çabası ve TL’na yeni bir hareket alanı kazandırma düşüncesi öne çıkabilir. KKTC pilot bölge olarak yine bir laboratuvar gibi görülüyor.
     

 “Dijital paraya geçiş düşüncesi, yeni dünya düzenine ayak uydurma çabası veya Türk Lirası’na hareket ya da değer kazandırma düşüncesinden kaynaklanabilir. KKTC pilot bölge seçildi. Dijital para için güçlü internet altyapısına ve veri güvenliği anlamında uluslararası standartlara ihtiyaç vardır.”

  • YENİDÜZEN: Bu hemen olabilecek bir şey mi?
  • ÇELEBİ: Dijital para ciddi alt yapı gerektiren bir durumdur. Paranın dijital temsilinden söz ediyoruz, bunu kripto para ile karıştırmayalım. Kripto, dijital paranın alt başlığıdır. Dijital para dijital ortamda üretilir, depolanır ve Merkez Bankası’nın kontrolü altındadır. Kripto parada devlet yönetimi yoktur.
    Dijital para merkez bankası tarafından üretilen ve denetlenen bir paradır. Türkiye’den bu hizmeti almamız ön görülüyor.
    Dijitalleşme zaten bankacılık sektöründe dijital bankacılık adı altında gerçekleşen bir durumdur. En temelde güçlü bir internet altyapısına ihtiyacınız vardır. Mobil iletişim kapsamına, 7/24 bankacılık sistemine, çok ciddi yasalara, kurallara ihtiyaç vardır. Özellikle veri güvenliği anlamında uluslararası standartları yakalamadan dijital parayı konuşmak gerçekçi olmaz. Pandemi döneminde eğitimde gördük, ülkemizdeki mevcut internet altyapısı dünyanın çok gerisinde kalmıştır.
    Türk Lirası'nın sorunu dijital ya da banknot olması değildir, dünyadaki değer kaybıdır. Türk Lirası kullanımı nedeniyle kontrol edemediğimiz bir hayat pahalılığı vardır ve KKTC için asıl çıkmaz buradadır. Ekonomik protokollerin önceliği ‘Türk Lirası’ kullanımı nedeniyle yaşadığımız kayıpların nasıl giderileceğini saptamak, enflasyona dayalı koruma planları oluşturmak olmalıdır.

“Dijital paranın en önemli avantajı da gelirleri ve giderleri kayıt altına almasıdır. Bu bizim için çok büyük bir eksikliktir. Hem vergide hem kayıt dışı ekonomide…”

  • YENİDÜZEN: Dijital paranın normalde avantajları nedir?
  • ÇELEBİ: Dijital ortamda üretildiği için kağıt para üretimindeki maliyeti yok. Şu an 1 TL’yi üretmenin maliyeti 1 TL’den daha fazladır. Dijital para elbette maliyetleri aşağıya çekecek. Paranın depolanması, nakli, işyeri kirası, işçilik gibi giderlerini de aşağıya çekecektir. İnternet ortamında bir tık kadar hızlı alışveriş yapabilirsiniz. Bu da paranın dolanım hızını artırır.
    En önemli avantajı da gelirleri ve giderleri kayıt altına almasıdır. Bu da bizim için çok büyük bir eksikliktir. Hem vergide hem kayıt dışı ekonomide …
    Dijital para ile para hareketlerini kayıt altına alıyorsunuz. Böylelikle paranın izini de sürebilirsiniz. Kayıt dışı ekonomi çok büyük ölçüde önlenebilir. Kamu gelirleri de bu şekilde çok ciddi artırılabilir. Reel faiz oranları da düşer. Bilgi iletim ağının olduğu her yerde 7/24 işlem yapabilmek demek ekonominin de gelişmesine neden olur.
    Dijital paranın ortaya çıkış sebebi pandemiydi. Çünkü fiziksel paraya dokunmak hastalığı artırmıştı.
     
  • YENİDÜZEN: Ülkemizde dijital para kullanımının dezavantajları ne olur?
  • ÇELEBİ: Ciddi denetim, yasalar, etkin kontrol gerektiren bir olay ancak şu an bunu nasıl topluma anlatabilirsiniz? Hiçbir güvenlik açığı olmaması gerekiyor. TL’nin kullanımına yönelik dezavantajı olabilir. Çünkü insanlar çok hızlı bir şekilde TL’sini dövize dönüştürebilecek. Hepsinde öte altyapımız yeterli değil, uluslararası bir ağ içerisinde yer almıyoruz, neredeyse tüm toplumun kopya programlar kullandığı bir düzen var.

yd-destek-gorseli-2-720.jpg

Bu haber toplam 1365 defa okunmuştur