1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. “Devletin temellerine dinamiti bizzat koydular”
“Devletin temellerine  dinamiti bizzat koydular”

“Devletin temellerine dinamiti bizzat koydular”

Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı, Anayasa’yı yok sayan Cumhurbaşkanı ve hükümeti eleştirdi

A+A-

“Bize devletçilik, KKTC’cilik oynamasınlar. Dinamiti koyuyorlar, insanların devlete olan bağını, bağlılığını, hukuka olan inancını tamamen sarsıyorlar.”

“Biz şu soruya cevap veremiyoruz; Anayasa’da emredilen bir görevi yürütme, yargı, yasama veya bunları temsil eden makamlar yapmadığında, bunlara uyulmadığında yaptırım nedir? Bu sorunun cevabı yok. Çünkü yaptırım yok.”

“Peki neden vatandaşın kanunlara uymaması bir yaptırıma bağlanmışken, devletin en üst organları açısından bu yoktur? Bu çok basit çünkü Anayasa, Anayasa’nın üstünlüğü, uygulanması, bu anlamda yüceltilmesi zaten bu makamlara emanet edilmiştir.”

“Hatırladığım kadarıyla bir kere özel af yapıldı. O da 1980’lerde Arif Hasan Tahsin’e uygulandı. Çok enteresandır ‘Çirkef Yatağında Gülistanlık Olmaz’ başlığındaki yazısında mahkemelere çok ağır ithamlarda bulunur. O yıllarda Mahkeme tarafından yargılanır ve 60 gün hapis cezası alır. Cezadan sonra birkaç gün içerisinde Meclis tarafından affedilir ve çıkar.”

 “Yargı hedef altındadır, yapısı değiştirilmek isteniyor, bağımsızlığı yok edilmek, ele geçirilmek isteniyor. Ülkedeki yönetimsel yapı, bu yapıya yapılan müdahalelerle ortaya çıkan durum şu an yargının üzerindeki tehlikeyi kat be kat artırıyor.”

“Müdahaleyi yapanlar tam istedikleri hükümet düzenini kurmuş durumda. Tamamen başı boş bırakılmış, kendi başına, yalnız bırakılmış insanlar topluluğu haline getirilmeye çalışıldık. Şu an itibarıyla da bunu başardılar gibi görülür. O yüzden önümüzdeki dönem 2023’e kadar çok kritiktir.”

Fayka Arseven KİŞİ

Barolar Birliği Başkanı Avukat Hasan Esendağlı, Anayasa’nın devletin en üst makamları tarafından delindiğini hatırlatarak, “Bu şekilde devletin temellerine dinamiti bizzat koyuyorlar.  Bize öyle devletçilik, KKTC’cilik oynamasınlar. Dinamiti koyuyorlar, insanların devlete olan bağını, bağlılığını hukuka olan inancını tamamen sarsıyorlar” dedi.  

Esendağlı, yargının da hedef altında olduğuna işaret ederek, “Ülkeye müdahale eden güçler açısından yargı hedef altındadır, yapısı değiştirilmek isteniyor, bağımsızlığı yok edilmek, ele geçirilmek isteniyor. Ülkedeki yönetimsel yapı, bu yapıya yapılan müdahalelerle ortaya çıkan durum şu an yargının üzerindeki tehlikeyi kat be kat artırıyor” ifadesinde bulundu.

Bu hafta Barolar Birliği Başkanı Hasan Esendağlı ile ülkede yaşananları konuştuk.

  • YENİDÜZEN: Anayasa’nın hükümet edenler tarafından ihlal edilişine tanıklık ediyoruz. Bu süreçler ne kadar sağlıklı?
  • ESENDAĞLI: İlk defa muhatap oluyoruz böylesi bir sürece. KKTC devleti diğer devletler gibi ana bir sistem üzerine kuruldu. Bu sistem de Anayasa hükümleri ile başlayıp, yasa ve mevzuatlarla destekleniyor. Devlet kuralları, kanunları koyar, insanlar bunlara uymak durumundadır ayrıca kendi koyduğu kurallarla devlet de bağlıdır.
    Sistemin sürekliliği nasıl sağlanır? Yasayı ve mevzuatı koyarsın, uymayana da yaptırım uygularsın.
    Esas kural, sistemin kritik noktası da devletin kendi koyduğu kurallara uymasıdır. Bir hukuk devletinde Anayasa ve yasalar, Devlete karşı olan yükümlülüklerle; devlete karşı sahip olunan hak ve özgürlükleri dengede tutmak için vardır.
    Anayasa dediğimiz şey de aslında bize neyi verir? Devletin temel çatısını kurar. Devletin organlarını kurar, güç dağılımını belirler, hangi yetkilerin, hangi makamlar tarafından kullanılacağını saptar. Devletin omurgasını oluşturur. Devletin vatandaşa karşı olan yetkileri ve görevleri konulur. Vatandaşın devlet karşısındaki hak ve özgürlükleri, devlete karşı olan sorumlukları düzenlenir.
     Bu da karşılıklı bir olarak bir çeşit sözleşme haline geliyor kurulan devletle vatandaş arasında. Sistem bu şekilde çalışır.
    Devlet kendi koyduğu kurallara uyar, kendi anayasasını yüceltir, kendi anayasasına bağlılığı özellikle bunu hiç tartışma konusu yapmamak suretiyle buna uyulmasını sağlar. Bu sebepledir ki biz şu soruya cevap veremiyoruz; Anayasa’da öngörülen bir şeyi yürütme, yargı, yasama veya bunları temsil eden makamlar yapmadığında, bunlara uyulmadığında yaptırım nedir? Bu sorunun cevabı yok. Çünkü yaptırım yok.
    Peki neden vatandaşın kanunlara uymaması bir yaptırıma bağlanmışken, devletin en üst organları açısından bu yoktur? Bu çok basit çünkü anayasa, Anayasa’nın üstünlüğü, uygulanması, bu anlamda yüceltilmesi zaten bu makamlara emanet edilmiştir. Doğrudan bu makamların koruyuculuğuna verilmiştir. O yüzden bu makamların korumakla yükümlü oldukları Anayasa’yı bizzat ihlal edeceklerine bu Anayasa’yı yapan irade ihtimal vermemiş. Bu dünyanın hiçbir yerinde de böyle değil zaten. Sen bu Anayasa’yı korumakla mükellefsin o yüzden sana emrettiği şeyi yapacaksın.
    Örneğin sen bir Cumhurbaşkanı'ysan bir Başbakan bir bakanı görevden almakla ilgili sana bir kararname yolladığında onu imzalarsın. Çünkü Anayasa onu imzalamanı emreder. Sen onu imzalamazsan, geciktirirsen hükümet krizlerine yol açarsın ki bunu yaşadık.
    Sen bir meclissen bu ülkedeki temsili demokrasinin en üst yasama organıysan eğer Anayasa sana derse ki; ‘sen 4 yılda bir belediye seçimlerinin yapılmasını sağlaman gerekir bununla ilgili karar alman gerekir’ bunu yapmalısın.
    ‘Şu tarihte ara seçim yapmalısın’ derse bunu da yapman gerekir. İşte bunları yapmazsan sen o Anayasa’yı bizzat delmiş olursun. Evet bunun bir yaptırımı yoktur ama ne olur o zaman? o Anayasa’ya uymasını ve Anayasa altındaki tüm yasa ve mevzuata uymasını beklediğin halka, bu Anayasanın delinebileceğini buna uyulmayabileceğini bizzat göstermiş olursun…
    Peki bunu yapan devlet temsilcileri olarak daha sonra insanların mevzuata, hukuk sistemine, devlete bağlı kalmasını talep etme hakkın olur mu? Olmaz. Bu şekilde devletin temellerine dinamiti bizzat koyuyorlar.  Bize devletçilik, KKTC’cilik oynamasınlar. Dinamiti koyuyorlar, insanların devlete olan bağını, bağlılığını, hukuka olan inancını tamamen sarsıyorlar.
     
  • YENİDÜZEN: Devleti kendileri yok ediyorlar aslında…
  • ESENDAĞLI: Aynen öyle. Devletin protokolünde en önemli yerleri tutuyorsan, temsil makamıysan, devletin bütünlüğünü taahhüt ettiysen, hukuka uyma taahhüttü altına girdiysen, bu konuda yeminler ettiysen, birinci derecede anayasanın sana emrettiği şeyi hiçbir izahat yapmadan, gerekçe sunmadan, ‘ben yapmasam da olur, oybirliği ile mi oy çokluğuyla mı deliyoruz’ gibi muhabbet konusu haline getirirsen insanlara ‘gelin bu kurallara uyun, devletin otoritesine inanın güvenin’ deme hakkı ortadan kalkar. Başımıza gelen şey de bu. İnsanlar bağını, bağlılığını, toplumsal birliktelik duygularını, devlete olan inançlarını kaybetmek üzere.

 “Belediyeler de görüş almak için soruyor ama cevabım gerçekten yok”

  • YENİDÜZEN: Haziran ayında yapılması gereken yerel seçimler yapılmıyor. Daha önce bazı hukukçular mevcut yöneticilerin görev sürelerinin bitmesi ile yerel yönetimlerde işleyiş anlamında kaos olabileceğine yönelik değerlendirmelerde bulunmuştu.  Sizin görüşünüz nedir?
  • ESENDAĞLI: Benim buna cevabım yok. Çünkü Anayasa demiş ki ‘yerel organların seçimleri 4 yılda bir yenilenir’. Yani 4 yıllığına seçilir. Hiç düşünülmemiş ki 4 yıl geçecek ve bu devlet seçim yapmayacak. O yüzden ertesi gün ne olacağını düzenlememiş.
    Şimdi belediyeler de görüş almak için bize soruyor. Ama benim cevabım gerçekten yok. İlk etapta aklıma, ertesi gün belediye başkanı değilsiniz demek gelir. Bitti senin görev süren. Peki ama hizmetler devam edecek, alternatif yok, vekil yok, nasıl olacak? Belediye meclis üyelerinin, muhtarların, azaların da görev süresi bitmiş. Evrak düzenleyebilirler mi, düzenleyemezler mi? Cevap yok. Çünkü düşünülmemiş. Bunun yapılmayacağı, bunun boşlukta bırakılacağı düşünülmemiş.
    Şimdi bir yasa yapıp karar alırlar, ‘filanca tarihte seçim olacak, o güne kadar da görev yapacaklar’ Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmediği sürece o sonuç doğuracağı için bir şekilde yolunu bulacaklar. Ama bu Anayasa’ya aykırı olacak.
     
  • YENİDÜZEN: Yargı son zamanlarda yoğun bir saldırı altında. Aldığı kararlar da toplum tarafından tartışılıyor.
  • ESENDAĞLI: Yargının verdiği kararlar hiçbir şekilde eleştirilemez, bundan hoşnutsuzluk ifade edilemez gibi bir iddiada değiliz. Verilen kararları eleştirilebilir. Hukuk eğitimi, bilimi mahkeme kararlarının eleştirilmesi üzerine ilerleyen bir bilimdir. Bu işin doğasında vardır. Dolayısıyla yargıya hiç laf söyletilmez iddiasında değiliz. Ama Anayasa’nın 136’ncı maddesi yargı bağımsızlığını düzenlerken, özellikle mahkemeleri etki altına almaya yönelik beyanların, telkinlerin, sözlerin engellenmesini sağlar ki, yargıç bağımsızlığının sağladığı güvenceden bütün vatandaşlar yararlanabilsin. İkisini birbirinden ayırmak lazım.
     ‘Ben bu kararı beğenmedim, bu benim adalet duygumu rencide etti’ demek başka bir şeydir, bu anlamda benim de birçok kararla ilgili söyleyeceğim şey vardır, adaletsiz bulduğum, doğru bulmadığım, eleştirdiğim çok karar vardır. Neticede insan yapısıdır adalet dediğimiz ürün. O yüzden muhakkak hatalar içerir.
    Ama belli bir amaca yönelik, belli bir neticeyi sağlamak, saldırmak, yargıyı yıpratmak, yargı bağımsızlığına zarar verecek şekilde hareket etmek başka bir şeydir.  
     
  • YENİDÜZEN: Son BRT Müdürü olayı bu mu?
  • ESENDAĞLI: Evet. Özellikle konuda çok enteresan bir ironi vardır. BRT Müdürü’nün başına gelene üzülmek başka bir şeydir… İnsan olarak ben de üzüldüm, hapiste olması üzücü… Ama öte yandan onun başını belaya sokanlar, o yayını yapmasına sebep olanlar, o yayını kestirtmeyenler göz göre göre seçim yasaklarını deldirenler, hiyerarşik bağı kurarak veya siyasi baskıyla bunu yaptıranlar, şimdi bu ceza verildi diye mahkemelere saldırıyorlar. Bu kabul edilebilir bir şey değil.
    Özel af konusuna gelince; Meclis’in genel af çıkarma yetkisi olduğu gibi, özel af çıkarma yetkisi var. Bu Meclis’e tanınan asli bir yetkidir. Dolayısıyla bunun çıkarılması noktasında şu aşamada söz söylemeye gerek yok.
    Ama devlete tanınan her yetkinin standart, eşitlikçi kullanılması ve gerekçesinin izah edilmesi lazım.
     
  • YENİDÜZEN: Bugüne kadar hiç özel af oldu mu?
  • ESENDAĞLI: Hatırladığım kadarıyla bir kere özel af yapıldı. O da 1980’lerde Arif Hasan Tahsin’e uygulandı. Çok enteresandır ‘Çirkef Yatağında Gülistanlık Olmaz’ başlığındaki yazısında mahkemelere çok ağır ithamlarda bulunur. O yıllarda Mahkeme tarafından yargılandı ve 60 gün hapis cezası aldı. Cezadan sonra birkaç gün içerisinde Meclis tarafından affedilir ve hapisten çıkar.
    Ama ikinci bir özel af yasasını hatırlamam.
     
  • YENİDÜZEN: İşitme engelli kadının cinayetten yargılanması sonrasında aldığı ceza ile BRT Müdürü’nün aldığı ceza sonrasında gündeme gelen özel af konusu da çok tartışıldı. 
  • ESENDAĞLI: Onun siyasi boyutta bir konusu yoktu. Orada mahkemenin değerlendirmelerinde devlete yönelik eleştirileri var.  Kadına da işin sonunda 9 yıl verilen hapis cezası var. Kamuoyu orada da ikiye bölündü. Mahkemenin saptamaları var, kadının çaresizliğine ve bu suçu işlemesine ilişkin…
    Cinayetten mahkum olan birine nispetten daha az ceza verilmiş. Ama neticede 9 yıl hapis… Kimileri kararı beğendi, kimileri kararın içinde belirtilenlerle verilen cezanın uyumlu olmadığını, ağır bir ceza aldığını söyledi.
    İşte bunlar sağlıklı eleştirilerdir. Bunlar yapılabilir. Bu noktada mahkemenin her kararı kutsanmak, her kararına saygı duyulmak zorunda değil. Eleştirebilir, beğenmeyebilirsin.
    Ama özel af konusuna gelirsek o kadın için özel af olsa bütün toplumdan destek görür, tartışma konusu olmazdı.
    Bugüne kadar göz ardı edilmiş, hiçbir hakkı tanınmamış, engellerinin yarattığı dezavantajlar kaldırılmamış, bir şekilde aylarca yıllarca tacize maruz kaldıktan sonra cinayet işlemek durumunda kalmış, engelleri yüzünden dünya algısı, bizim gibi olmayan ne olduğunu tam olarak anlayıp anlamadığı belli olmayan bir kadına bir şekilde yargı tarafından verilen ceza sonrası özel af uygulansaydı sanırım toplum vicdanında sorgulanmazdı. Belki şu an yapılan şey de bu kadar tepki almazdı.

 “Yargının üzerindeki tehlike kat be kat artıyor”

  • YENİDÜZEN: Yargı ne kadar tehlike altında? Gözlemleriniz nedir iç ve dış müdahale mi var?
  • ESENDAĞLI: Çok. Yargının tüm aksamalarına, nitelik kaybına, yönetimsel sorunlarına rağmen Anayasa tarafından sağlanan bağımsızlık niteliği devam ediyor.
    Bu bağımsızlık da bizim için çok önemli güvence teşkil ediyor. Ülkeye müdahale eden güçler açısından da o bağımsızlık aynı derecede rahatsızlık teşkil ediyor. Hedef altındadır, yapısı değiştirilmek isteniyor, bağımsızlığı yok edilmek isteniyor, ele geçirilmek isteniyor, o anlamda da büyük tehlike var.
    Ülkedeki yönetimsel yapı, bu yapıya yapılan müdahalelerle ortaya çıkan durum şu an yargının üzerindeki tehlikeyi kat be kat artırıyor.
  • YENİDÜZEN: Barolar Birliği içinde geçmekte olduğumuz süreçte ne yapmayı planlıyor?
  • ESENDAĞLI: Elinden geldiği, gücünün yettiği kadar mücadele edecek. Birinci eylem planımız ifade özgürlüğüne ilişkin 3 yasa ile alakalıdır. O yasaların geçmemesi için, geçerse uygulanmaması için her türlü eylemi yapma konusunda kararlıyız. Sokak da bunlardan biridir.
    Yargı bağımsızlığı bizim açımızdan hayati bir konudur. Yargıya olabilecek her saldırıda karşı duruş sergilemeyi görev biliriz. Yargı bağımsızlığı hepimiz için ihtiyaçtır, hayatidir. Yargı bağımsızlığı tüm vatandaşlar için güvence teşkil eder.
     
  • YENİDÜZEN: Hükümet toplum ile barışık değil, her kesimle ilgili bir kavga içerisinde. Bunlarla bu toplum nasıl başa çıkacak?
  • ESENDAĞLI: Müdahaleyi yapanlar tam istedikleri hükümet düzenini kurmuş durumda. Bununla ilgili hissiyatım bizim seçtiğimiz insanlar tarafından bu devletin yönetildiği, başımızda birinin olduğu hissinde değilim. Tamamen başı boş bırakılmış, kendi başına, yalnız bırakılmış insanlar topluluğu haline getirilmeye çalışıldık. Şu an itibarıyla da bunu başardılar gibi görülür. O yüzden önümüzdeki dönem 2023’e kadar çok kritiktir.

yd-destek-gorseli-2-730.jpg

Bu haber toplam 2254 defa okunmuştur