1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. “Şiddete karşı cezalar tek başına yeterli değil”
“Şiddete karşı cezalar tek başına yeterli değil”

“Şiddete karşı cezalar tek başına yeterli değil”

8 Mart Dünya Emekçi Kadın Günü’nde kadın milletvekilleri, kadına karşı şiddette ceza artırımının tek başına yeterli olmayacağına vurgu yaptı, sığınma evi eksikliğine dikkat çekti.

A+A-

Ayşe GÜLER

8 Mart Dünya Emekçi Kadın Günü’nde kadın milletvekilleri, kadına karşı şiddette ceza artırımının tek başına yeterli olmayacağına vurgu yaptı, sığınma evi eksikliğine dikkat çekti.

Bu konuda koruyucu ve önleyici politikaların geliştirilmesinin altını çizen vekiller, Polis Genel Müdürlüğü içerisinde oluşturulan Kadına Karşı Şiddetle Müdahale Şubesi’ndeki ekibin daha da genişletilmesi gerektiğini istedi.

CTP Milletvekili Doğuş Derya, “Toplumsal cinsiyet eşitliği devlet politikası olmalı” diyerek,

devletin şiddeti önlemek konusunda geliştirmeye çalıştığı kurumsal düzenlemelerin yetersiz kaldığını, her gün suç ithal eden bir ülke durumuna gelindiğini söyledi.

Halkın Partisi Milletvekili Gülşah Sanver Manavoğlu ise şiddetin çoğalmasındaki etkenin nüfus artışı olduğunu ifade ederek, bu konuda polise ciddi görevlerin düştüğünü dile getirdi.

Öte yandan UBP Milletvekili Yasemin Öztürk ise “ Şiddeti eğitimle düzeltebiliriz” diyerek, “Kadına şiddeti yasalarla önleyemeyiz. Ağır cezalar bile versek, o insanın karakteri şiddete müsaitse, yapacak” şeklinde konuştu.

Halkın Partisi Milletvekili Jale Refik Rogers da “Sığınma evleri en azından her ilçede bir tane olacak şekilde artırılmalı” dedi.


KADIN MİLLETVEKİLLERİ NE DÜŞÜNÜYOR?

CTP Milletvekili Doğuş Derya:

“Toplumsal cinsiyet eşitliği devlet politikası olmalı”

“Tüm dünyada olduğu gibi bizim toplumumuzda da kadına yönelik şiddetin artış gösterdiği bir gerçek. Bunun birkaç nedeni var: Bir neden, şiddet kültürünü her gün yeniden üreten otoriter ve faşizan siyasetlerin yaslandığı ayrımcılık ve ötekileştirme politikalarının çoğalması. Bir diğer neden devletin geliştirmeye çalıştığı koruyucu-önleyici politikalar ile doğru orantılı bir şekilde seyretmeyen kontrolsüz nüfus akışının artması. Maalesef devletin şiddeti önlemek konusunda geliştirmeye çalıştığı kurumsal düzenlemelerin yetersiz kaldığı bir durum var ve her gün suç ithal eden bir ülke durumuna geldik. Bir başka neden de yaşanan şiddet olaylarının artık daha fazla kayıt altına alınmasını, dolayısıyla daha çok görünür olmasını sağlayan bazı kurumsal mekanizmaların gelişmesi. Çünkü biliyoruz ki kadına yönelik şiddet ülkemizde hep vardı fakat bu şiddetin görünür olmasını sağlayan mekanizmalar geçmişte hayata geçmemişti. Bugün polis ve hastanede şiddete müdahale birimleri kuruldu ve oraya yapılan başvurular ülke gerçeklerinin daha çok ortaya çıkmasına yardımcı oldu. Şüphesiz ki kadın örgütlerinin şiddetin önlenmesi konusunda ortaya koyduğu irade ve kararlılık da şiddet vakalarının kamusal alanda daha çok tartışılmasını ve koruyucu-önleyici politikaların gelişmesi için ortaya koyulan taleplerin daha çok görünür olmasını da sağladı. Bu tip vakaların önlenebilmesi için ceza artırımı tek başına asla yeterli değildir. Cezaların caydırıcı olması elbette ki bir yere kadar şiddet vakalarını azaltabilir ama şiddeti üreten kültüre müdahale edilmediği müddetçe bu vakalarda azalma olmaz. Bugün cinsel suçlara "idam cezası" veren ülkelerde kadına yönelik şiddet vakalarının hiç de azalmadığını, bilakis sürekli artış meylinde olduğunu görüyoruz. Çünkü kadınları eşit görmeyen, toplumsal cinsiyet eşitliğini devletin gündemi yapmayan muhafazakâr iktidarların olduğu ülkeler bunlar. Bizde de kadına yönelik şiddet deyince sadece Sığınma Evi ihtiyacı konuşuluyor. Sığınma Evi, kadınların şiddetten kaçtığı zaman can havli ile sığındığı yerdir ve ancak geçici bir süre barınabildiği mekândır. Hâlbuki Sığınma Evi'ne ihtiyaç olmayacağı bir ortam yaratmak zorundayız. Şiddet ortaya çıktıktan sonra değil, tam da vuku bulmadan önce konuşmamız gereken bir konu. Bunun için de Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin bir devlet politikası olması gerekiyor. Bu konuda yaptığımız ve tamamladığımız çok çalışma var. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi bünyesinde kurulması gereken mekanizmalar mesela. Polis ve Hastanede Şiddete Müdahale Birimleri kuruldu. Ama Çalışma Bakanlığı hala yasanın öngördüğü Şiddeti Önleme ve Danışma Merkezlerinin kurulması için girişim yapmadı. İçişleri Bakanlığı'nda Cinsiyet Odak Noktası kuruldu ancak hala aktifleşmedi. Eğitim Bakanlığı ise 1 senedir kurması gereken Cinsiyet Odak Noktasını henüz kurmadı. Yine Asım Akansoy döneminde devletin bir sığınma evi açması için tahsis edilen araziye sığınma evi yapılmadı. Tüm bunların devlet mekanizmalarında bir an önce hayata geçirilmesi şart.”

Halkın Partisi Milletvekili Gülşah Sanver Manavoğlu:

“Şiddetin artmasına etken nüfusun artması”

“ Şiddet artıyor, önüne de geçilmeye çalışıyor. Buna da etken nüfusun artmasıdır. Özellikle polise çok büyük bir görev düşüyor. Son günlerde, polis içerisinde oluşturulan Kadına Karşı Şiddetle Müdahale Şubesi’ndeki kişiler bu konuda çok istekli. Bu ekibin daha da genişletilerek, polisin daha çok önlem alacağını ve şiddetin azalması için bazı girişimleri artıracaklarına inanıyorum. Fakat, yasal olarak da düzenlemeler yapılması gerekiyor. Bununla alakalı, KAYAD’ın ‘Ev İçi Şiddet’ Yasa çalışması var. Bu çalışmanın sunumu kadın vekillere yapılmıştı, istişarelerde bulunduk. Düzenlemeler yaparak, önümüzdeki günlerde komiteye veririz diye ümit ediyorum. Öngörülen çalışma; dünya standartlarındaki uygulamalar ve yasal düzenlemeler yapılmasıdır. Cezanın uygulanmasında kadının korunması, polisin şiddetin şekline ve durumuna göre nasıl davranacağını içeriyor.”

UBP Milletvekili Yasemin Öztürk:

“ Şiddeti eğitimle düzeltebiliriz”

"Kadına şiddeti yasalarla önleyemeyiz. Ağır cezalar bile versek, o insanın karakteri şiddete müsaitse, yapacak. Ama biz, ne yapabiliriz? Eğitimi, küçük yaşlarda vermemiz gerekiyor. Ağaç yaşken eğilir. Şiddet uygulayan çocukları biz yetiştiriyoruz. Bu nedenle kendimize bakmamız gerekiyor. Okullarda eğitilmesi lazım. Şiddetin yanlış ve kötü bir şey olduğunu öğretmeliyiz. Sadece kadınlara değil, her canlıya şiddet yanlıştır. Bugün hayvanlara yapılan şiddet de benim gözümde aynıdır. Kadına, çocuğa, hayvana, hepsi aynı… Yapılmaması gerekiyor. Bununla ilgili bir çalışma yapmak istiyorum. Oğuzhan Hasipoğlu ile konuştum. Cezaları artırılalım ama bunun çözüm olacağını sanmıyorum. Çünkü bir insan, diğerine şiddet uygularken acaba ne kadar ceza alacağım diye düşünmez. En ufacık bir kıvılcım yeter. Bunu önlemek için insanları bilinçlendirmek gerekiyor. Şiddetin ne kadar yanlış olduğunu, bazen geri dönüşü olamayan şeylere neden olduğunu bilmek gerekiyor. Şiddet, yalnızca fiziki değil. Psikolojik şiddete maruz kalanlar da var. Şiddeti eğitimle düzeltebiliriz.”

Halkın Partisi Milletvekili Jale Refik Rogers:

“Sığınma evleri en azından her ilçede bir tane olacak şekilde artırılmalı”

“Her yıl 8 Mart’ta kutlanan Dünya Emekçi Kadınlar Günü kadınların siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda eşitliğine ve özgürlüklerine dikkat çekmek açısından önemli bir gündür. Sosyal devlet olarak ülkemizde özellikle sosyal hizmetler ve sağlık alanlarda kadınlarımız yeterli hizmeti alamamaktadır. Şiddetin her geçen gün daha görünür olduğu bu zamanda sadece LTB’nin kısıtlı kapasitede bir sığınma evi olması kabul edilebilir değildir. Bu sığınma evlerinin en azından her ilçede bir tane olacak şekilde artırılması önemlidir. Bu hükümet döneminde poliste şiddetle mücadele biriminin kurulması şiddet gören kadınların başvurabileceği belirli bir güvenilir ortam oluşturulması açısından olumlu bir adım olmuştur. Toplumsal cinsiyet eşitliği dairesi için açılan münhallerin doldurulması ile şiddetle mücadele yönünde olumlu adımlar atılmaya devam edileceğine inanıyorum. Sağlık alanında, özellikle kürtaj konusunun gündeme gelmesi ile aile planlaması ile ilgili devletin kadınlara sunduğu hizmetin eksiklikleri de göz önüne serilmiştir. Uzun zamandan sonra ilk defa bu hükümet döneminde gebelikten korunma yöntemi olarak ücretsiz spiral takılması sağlık merkezlerinde başlamıştır. Bu önemli bir adım olmakla birlikte devlette şu anda kürtaj hizmetinin dar gelirli kadınlara bile sunulamaması bir eksiklik olarak önümüzde durmaktadır. Gerek aile planlama ile ilgili destek, gerekse ülkemizde diğer büyük bir sorun olan kadınları ilgilendiren kanser hastalıklarında erken tanı hizmetlerinin güçlendirilmesi ve ulaşılabilir olması çok önemlidir. Halkın Partisi Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komitesi (HP-TCEK) bu yıl 8 Mart dolayısıyla bir dizi “Kadın Sağlığı” ile ilgili seminer serisi planlamıştır. İlki geçen hafta sonu Yeni Erenköy bölgesinde halka açık bir şekilde düzenlenen bu seminerde kadın sağlığı, kadın hastalıklarından korunma, erken tanı ve aile planlaması gibi konular tartışıldı. Toplumu bilinçlendirmek ve farkındalık yaratmak için yapılan bu seminerlere ülkenin başka bölgelerinde de devam edeceğiz. HP-TCEK’in diğer yaptığı etkinlik ise Lefkoşa’da bir kafede müzik dinletisiydi. Bu müzik dinletisinden toplanan tüm geliri de LTB kadın sığınma evine bağışlıyoruz.”

CTP Milletvekili Fazilet Özdenefe:

“Kadın istihdamı konusunda önemli yolumuz var”

"Ülkemizde kadın istihdamının yüzde 35 oranında kalması, önümüzdeki dönemde bu eşitsizliğin ortadan kaldırabilmesi için kat edilmesi gereken önemli bir yolumuz olduğunu bize gösteriyor. Kadına karşı şiddetin önlenmesi ve her türlü ayrımcılığın ortadan kalkması için sorumluluklarımızın bilinciyle mücadele edeceğiz. Ülkemizdeki kadınların ekonomik, siyasi ve sosyal alanda verdikleri eşitlik mücadelesini selamlarken, Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin hükümette olduğu her dönemde Kıbrıs’ın kuzeyinde kadın ve insan haklarında ilerleme kaydedildiğini vurgularım."

Bu haber toplam 833 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler