1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. GİDİŞİNİN BİRİNCİ YILDÖNÜMÜNDE ABİM SALİH İNTAÇ’A
GİDİŞİNİN BİRİNCİ YILDÖNÜMÜNDE ABİM SALİH İNTAÇ’A

GİDİŞİNİN BİRİNCİ YILDÖNÜMÜNDE ABİM SALİH İNTAÇ’A

Silinmiş olsa da izlerin geçtiğin yollardan Bir dua gibi kalbimizde hep saklısın Dünyanın hali bıraktığından da beter Erken ölmekte galiba haklısın.

A+A-

 

Silinmiş olsa da izlerin geçtiğin yollardan

Bir dua gibi kalbimizde hep saklısın

Dünyanın hali bıraktığından da beter

Erken ölmekte galiba haklısın.

 

Gidişinin yıldönümü yaklaştı Salih

Gidip de geri dönmeyişinin

Dönemeyişinin.

Uğurlamıştık seni on günlük bir tatile

Tatilin altı gün sürdü

Yedinci gün gittin sen de o meçhule.

Bu yüzden;

“Bayram!” dedikleri 20 Temmuz’lar

Şimdi matem bize.

 

Bu sensiz ilk Temmuz’umuz Salih!.

Kim bilir kaç Temmuz

Kaç mevsim geçecek sensiz.

Mahşer dedikleri gün var mı bilmem

 Buluşmak var mı gittiğin yerde onu da bilmem

Öte âlem dedikleri ne biçim bir yer

Rahat mısın orada ondan haber ver

Rüyalarımda olsun bana cevap ver.

 

Ölüm sana yakışmadı kardeşim

Sevenlerin onu sana yakıştırmadı

Zamansızdı, habersizdi, apansızdı

Aldığımız kara haber düpedüz haksızlıktı

Tevekkülden başka ne gelir elden

Tanrı verdi Tanrı aldı seni bizden.

Evin sensiz öksüz şimdi

 Çiçeklerini topladığın yasemin mahzun

Yem verdiğin kuşlar uğramıyor bahçene

Salıncağın boş, balkon soluksuz kaldı.

Sesin çınlamıyor evinin hiçbir yerinde

Duvarlar, eşyalar ıssız kaldı.

Bir gemi demir aldı sessizce

Taşıdığı sendin yeşil giysinle

Dönmemecesine bıraktın bizi

O günden beri acı içinde.

 

O sokaktan geçemiyorum artık

Ağaçlıklı o dar yola bakamıyorum

Ucunda görünmediğin yollar haram oldu.

Her köşesi sen kokan o ev

 İçinde yoksun diye

 Gönlümde tarumar oldu.

 

Senin küçücük bir evin var şimdi

Dikdörtgen şeklinde, tek oda

Altı toprak, üstü toprak

Sevdiğin çiçeklerle bezeli bahçen

Artık bu evine geliyorum

Senin bana dizdiğin yaseminleri

Şimdi ben sana diziyorum

 

 Deniz mevsimi şimdi

Ne çok severdin sen denizi

Daldın mı bir türlü çıkmak bilmezdin

Uzun süre su yüzünde görünmezdin

Korkuturdun bizi, üzerdin

Sonra da hiçbir şey olmamış gibi

“ne oldu be birazcık yüzdüm” derdin.

 

Son yıllarda hep kıyametten söz ederdin

Kızardık, öyle şeyler düşünme diye

Israr ederdin sen, öyledir diye

Kuşlar, böcekler hep azaldı derdin

Mevsimlerin değiştiğini söylerdin

Kimse kimsenin yokluğuna üzülmesin derdin

Dayanamazdın sevdiklerinin yok oluşuna

Kopsun şu kıyamet

Hep birlikte gidelim derdin

Kendi kıyametin içine mi doğmuştu Salih?

 

Bitti hayat, bitti telâş, gitti bedeninden soluğun

Kurşun yemiş bir kuşun şaşkınlığında geldi sonun

Gözleri açık kalmazmış ölümden korkmayanların

Şimdi senin gibi yalnızdır duvardaki fotoğrafların.

Ne sıkıntı ne çile kalmadı şimdi sana

Rahat uyu Salih’im o ebedi mekânda.

 

 Müsterih ol!

Geride kalanlar düşünsün artık hayatın zalimliğini

Çünkü kısa da olsa boşa geçirmedin ömrünü

Sendin ömrün boyunca insanları çok seven

Darda olanın imdadına yetişip yardım eden

Sendin çocukluğunda en iyi at binici

En hırçın denizlerde yakışıklı yüzücü

Zalimlere aman vermez delikanlıydın

Haksızlığa direnen adam gibi adamdın.

 

Kavuştun mu oradaki sevdiklerine

Babana, annene , Osman abine?

Ay ve yıldızlar ışığınız olsun geceleri

Mekânınız nur, makamınız cennet olsun.

Biz dayanacağız çaresiz, sizsizliğe

Yeter ki siz rahat uyuyun

 Ebedi yerinizde.

 

 

 

 

Bu haber toplam 1041 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler