
Son 5 yılda et satışı %70 düştü
YENİDÜZEN kasaplarla konuştu; et fiyatlarında yaşanan artışı ve hayat pahalılığının geldiği noktayı sordu...
Berivan BABAHAN
Artan hayat pahalılığı oranları gıda ürünlerinde ortaya çıkan fiyat tablosuyla birlikte gündemden düşmeyen et fiyatlarını YENİDÜZEN kasaplarla konuştu.
Kasaplar, canlı hayvan fiyatları, artan maliyetler ve UBP-DP-YDP hükümetinin bu konularda herhangi bir çalışma yapmamasına tepki gösterdi. Yurttaşın alım gücünün geldiği noktayı gözler önüne seren kasaplar, artık talebin ete değil kemiğe olduğunu vurguladı. Bazı marketlerin bu durumu fırsata çevirdiğinin altını çizen kasaplar, yurttaşa kemiğin kiloyla satıldığını ifade etti.
Ahmet Kamkam, 40 yıllık kasap olduğunu söyleyerek, bugüne kadar dükkanında bir kişiye dahi kemik satmadığını vurgulayarak, “O kadar “gariban” insanlar geliyor ve kemik istiyor ki nasıl para alabilirim” ifadellerini kullandı. Azmi Erkasap ise et satışlarının son beş yılda yüzde yetmiş oranında düştüğünü vurgularken, Ali Onbaşı da canlı hayvan fiyatlarına dikkat çekerek, hükümetin bu konuda elin taşın altına koyması gerektiğini söyledi.
Ahmet Kamkam: “O kadar çok “gariban” insanlar geliyor ve kemik istiyor ki nasıl para alabilirim”
“Et fiyatlarındaki artış yurttaşın alım gücünü çok fazla etkiledi. Son dönemlerde yakıtta yaşanan artış, taşımacılık fiyatlarını yükseltti bu da hayvancılara, haliyle et fiyatlarına yansıyor. Eskiye dönüp baktığımızda, insanların biraz da olsa alım gücü vardı. Bugün baktığımızda, elektrik pahalı, içtiğimiz suyun bile ton fiyatı 70 TL iken, ne vergilerimizi ödeyebiliyoruz ne de giderlerimizi karşılayabiliyoruz. Her şey pahalı oldukça kazanç düşüyor ve bu da alım gücüne yansıyor. Herkes aynı konumda ve beni etkileyen pahalılık doğal olarak yurttaşa da yansıyor. Son dönemde mazota yapılan zam, başlıca taşımacılığı ve dolayısıyla tüm sektörleri etkiliyor ve bu sadece tek kalemde et üzerinde yaşanan bir durumla kalmıyor. Bugün marketlere bakacak olursak A’dan Z’ye tüm fiyatlar değişmiştir. Gelen müşteriler artık pirzolayı taneyle alıyor ve ‘10 adet, 5 adet kes bana’ diyorlar. 4 kişilik bir aile bugün mangal yapmaya kalksa 10 bin TL tutarken asgari ücretli çalışan mangal yapmaya kalksa yapamaz. Son bir yıldır kemik satışları başladı çünkü insanların alım gücü düştü. Alım gücü düşünce insanlar kemiğe yöneldi ki kemikten olsun etin gıdasını alabilsin diye. Bana gelen müşteriler kemik isteyip para teklif ediyorlar fakat ben Ahmet Kamkam olarak kimseden kemik parası almış değilim. Marketlerde ve bazı kasaplarda kemiği para ile satıyorlar. Ben önceden çıkan kemiği çöpe atardım fakat şu an o kadar “gariban” insanlar geliyor ve kemik istiyor ki nasıl para alabilirim. Bunu devletin düşünmesi lazım, hükümetin el atması lazım. Birçok yerde fahiş rakamlar koyuluyor; mazotumuz, elektriğimiz veya bunlar gibi giderlerimiz çok fazla. Benim mandıram var, dükkanım var, evim var ve bu ay 130 bin TL elektrik faturası ödedim. Sadece mandırama 50 bin TL elektrik faturası geldi, ben nasıl kazanç sağlayacağım? Bir an önce devletin bu sorunlara el atmasını bekliyoruz”

Azmi Erkasap: “Eskiden her hafta sonu herkes mangal yakardı şimdi mangal da yanmıyor”
“Herkes güneye et almaya gidiyor ve bizim satışlarımız neredeyse sıfıra düştü. Bizdeki canlı hayvan ile güneyde satılan canlı hayvan arasında iki katı fiyat farkı var. Fakat zannedilmesin ki güneydeki kasaplar daha az kâr ediyor, onlar daha ucuza aldığı için daha ucuza satıyor. Bizim ülkemizde sene iyi geçmesine rağmen hayvan fiyatları ucuzlatılmadı, hayvancılar ucuzlatsın biz de ucuzlatalım ve herkes et yiyebilsin. Ben ne çobandan ne de kasaptan yanayım ben halktan yanayım. Son beş yıl içerisinde geldiğimiz noktaya baktığımızda et alımında yüzde 70’e yakın düşüş var ve özellikle yaz aylarında bu rakam çok daha geriliyor. Eskiden her hafta sonu herkes mangal yakardı şimdi mangal da yanmıyor. Son beş yıldaki bu yüzde 70 düşüş gerçekten çok büyük bir farktır ve güneydeki ucuz et fiyatları, kuzeydeki kasapları beraberinde çobanları ve hatta restoranları da daha fazla etkiliyor. Herkesin, hep birlikte elini taşın altına koyması ve bu fiyatları düşürmemiz gerekiyor ki biraz olsun güneyle rekabet edebilelim. Bizim bizden başka tutunacak yerimiz yok ve bu yüzden ürettiğimizi daha ucuza satarak halkın et yiyebilmesini sağlamalıyız. Yabancılardan çok fazla kemik talebi var fakat biz zaten kuzu etini kemikli satıyoruz. Ama marketler bunu fırsata çevirerek kemiği çok yüksek fiyatlara satıyor ve ekstra olarak kemikten de para kazanıyorlar. Devlet dahil olmak üzere herkesin elini taşın koyması lazım, etin fiyatını biraz daha düşürmemiz lazım ve halkı tekrar kuzeye çekmemiz lazım. Yoksa tabir yerindeyse biz “sinek avlarız” çoban malını satamaz. Güneydekiler de istediği gibi hayvanını, etini satmaya devam eder. Son olarak da şunu eklemek istiyorum; ben fiyatlarımı düşürdüm, kimse fırsatçılık yapmasın alışa göre satış yapsın”

Ali Onbaşı: “Beş yıl önce satışlardaki düşüş yüzde kırk iken şu anda yüzde yetmiş”
“Et fiyatlarındaki pahalılık devletin politikasından kaynaklı. Ayrıca hayvan üreticilerinin girdilerinin arttırılmasıyla birlikte canlı hayvan fiyatları 300 TL’den 500 TL’ye kadar yükseldi. Biz kasapların 500 TL’ye aldığı canlı hayvanların maliyeti ortalama 1.150 TL’ye mal oluyor ama her kuzunun, her tosunun fiyatı aynı değil. Bu piyasadaki dengesizlik ve istikrarsızlık günün sonunda yüzde altmış oranında işlerimizin düşmesine neden oldu. Ayrıca, Kıbrıs’ın güneyine yönelen hedef kitle var fakat beğenip beğenmemekten kaynaklı olmasa da bir dağılma söz konusu. Güneyde hayvan yemlerinin ton ile satılması üreticiye daha düşük maliyete geliyor ve bu durum da canlı hayvan fiyatlarının kasaplara daha ucuza satılmasını sağlıyor. Hesap yapıldığında güney ile kuzey arasında da canlı hayvanın kilo fiyatında 200 TL’lik bir fark ortaya çıkıyor. Fakat güneyde satılan ithal et ile yerli üretici arasındaki fiyat farkı ortada ve kuzeyden güneye geçiş masraflarını ele aldığımızda kuzey ve güneyde bulunan yerli ette çok ciddi bir fark oluşmuyor. Unutulmaması gerekir ki dışarıdan gelen ithal et donmuş ve şoklanmış olarak geliyor ve birçok negatif faktörü vardır. 2015 yılından beri kasap dükkanımı devraldım ve o günden ele aldığımda, halkımız o dönem de güneyde alışverişe giderdi. Fakat şimdiki orana göre daha azdı ve marketlerde de bugünkü kadar kasap yoktu. Halkımız et alışverişini geleneksel olarak kasaplardan yapıyordu ama marketlerde kasapların açılmasıyla birlikte kasaplar çok fazla etkilendi. Beş yıl önce satışlardaki düşüş yüzde kırk iken şu anda yüzde yetmiş ve yüzde yüzlere doğru ilerliyor. Kesin ve net bir şekilde devletimizin önlem alması gerekiyor. Kesintisiz her hafta kebabını yapan insanlar varken şu an sadece özel günlerde ve ay başlarında et alıyorlar. İnsanların harcamaları her geçen gün artıyor ve şu an olağanüstü bir düşüş var. Bunların yanı sıra en önemli konulardan biri, ben kasap olarak devletten teşvik almıyorum ve üstelik vergi ve yüzde iki stopaj ödüyorum. Ayrıca kesimimi özel mezbahada yapmam gerekiyor ve 650 TL küçükbaş, 5 bin TL’ye büyükbaş kestiriyorum. Bana 1.150 TL’ye mal olan eti 1.200 TL’ye satarsam para kazanamam ve bunların dışında elektrik, malzeme gibi giderlerim de var. Tüm bunlarla nasıl baş edebiliriz, bir de bu şekilde düşünülmesi gerekiyor ve üreticilere arpa desteği yapılıyor, süt desteği veriliyor ama hala canlı hayvanın fiyatı yüksek. Son dönemlerde yaşanan kemik satışları konuşuluyor, ben çocukluğumdan beri bu dükkânın içerisindeyim ve bu dükkânda asla kemik satılmadı. Marketler bu dengeyi, düzeni bozuyor ve kemikleri satanlar marketler var ve düzensiz çalışanlar tüm kasapları zan altında bırakıyor. Kemiğe talep artmış olmalı ki bu işi ticarete döküyorlar”



























