Maronit açılımı ne oldu?

Maronit açılımı ne oldu?

YENİDÜZEN’e konuşan Gürpınar Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Hoca, sordu: "Maronit Açılımı ne oldu?"

A+A-

Maraş’ta "mal sahipleri gelsin, malını alsın" açıklamaları, gözleri Maronit köylerinin iadesine çevirdi. Uzun süredir "iade" kararı olmasına rağmen adım atılmayan süreçte tıkanma yaşanıyor.

Aygün Bahar ÖKMEN

TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Maraş’ın yasal sahiplerine yönelik “geliniz” çağrısı sonrasında, gözler bu kez de “Maronit açılımı”na çevrildi. Maronitlerin de “yasal sahibi” oldukları mülklerine ve köylerine geri döneceği söylenmiş, ancak süreç ileriye taşınmamıştı.

Gürpınar Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Hoca, “Her şey çok güzel ilerliyordu ancak birden her şeyin önü kesildi” dedi.

Aymarina Muhtarı Partellis Hadjifessa ise, neden köylerinin halen askeri bölgede olduğunu sordu, Erdoğan ve Tatar’dan cevap beklediklerini iletti. “Maronitler olarak bize verilen sözlerin yerine getirilmesini talep ediyoruz” diyen Hadjifessa, “4 Maronit köyü bulunuyor, daha fazla değil” şeklinde konuştu. “Bunlardan ikisi Ayia Marina ve Asomatos neden hala askeri bölgedir?” diye sordu.

Maronit açılımını yakından takip eden Sosyolog Salih Örses ise, sürece dair “Hukuki hatalar, koordinasyonsuzluk ve paydaşların süreçlere dâhil edilmemesi en büyük hatalardı” şeklinde konuştu.

Hoca:  “Maraş askeri bölgeden çıkarılmadığı müddetçe herhangi bir değişim yaşanmayacak. Tıpkı Gürpınar’da olduğu gibi…”

Maronit Açılımı hakkında konuşan ve durumu Maraş Açılımı ile kıyaslayan Mehmet Hoca, “Köylerin açılması için çok güzel çalışmalar oldu. Birden bire, bir yerlerden birileri frene bastı. Maraş askeri bölgeden çıkarılmadığı müddetçe herhangi bir değişim yaşanmayacak. Tıpkı Gürpınar’da olduğu gibi…” dedi.

Maronit Açılımı’nı anlatan Hoca, “Kamuoyunun bildiğine göre Gürpınar’ın açılım projesi oluşturulmuştu. Bu proje uygulamaya konuldu” şeklinde konuştu. “Bu proje ile Gürpınarlı Maronitlerin köylerine dönmeleri öngörülüyordu. Tabii bu arada Gürpınarlı Türkler de evlerine döneceklerdi çünkü orası karma bir köydü 74 öncesinde” ifadelerini kullandı. “Türkler de Maronitler de köye döneceklerdi. Onun için bir Gürpınar Dayanışma Derneği kuruldu. Bu dernek vasıtası ile işlemler yürürlüğe girdi” dedi.

Hoca, “Biz sivil bir kuruluş olarak başladık. Maronitler köye davet edildi. Yapılacaklar projelendirildi” diye gelişmeleri anlattı.

Mehmet Hoca sözlerini şöyle sürdürdü:

 “Tabi biliyorsunuz köy askeri bölgedir. Askeri bölge olduğu için bunlar askerin bilgisi dâhilinde yapıldı çünkü asker orayı sivile devredecekti. Koruçam’da olan statü aynen bu köylerde de uygulanacaktı ancak olmadı. Bu köyün eski sahipleri köylerine dönecekti. 1974’ten sonra Maronitler yabancı statüsünde kabul edildi. Ve mallarına dokunulmadı. Bunların malları kendilerinindir ve dokunmak da anayasaya aykırıdır. Koruçam’da olan statü aynen bu köylerde de uygulanacaktı ancak ileri gidilemedi. Tüm bunlardan sonra köy içerisinde bazı iyileştirme çalışmaları başladı. Örneğin köydeki eski kilise tamir edildi. Köye kışladan ayrı olarak bir yol yapıldı. Köye su götürüldü. Hatta bu köy Türkiye’den gelen suyu ilk alan yerlerden biri oldu. Köyde bir cami yapıldı. Mezarlıklar elden geçirildi, bakımları yapıldı. Maronit mezarlığı çevresine duvar yapıldı. Her şey çok güzel devam ediyordu. Sonra Cumhurbaşkanlığı’nda bir toplantı yapıldı. Bu toplantıya Türkiye’den Dış İşleri Bakanı Sayın Çavuşoğlu da katıldı. Cumhurbaşkanı, ilgili bakanlar katıldı toplantıya. Tüm Maronitlere teşmil edilmesi konusunda bir karar alındı. Tüm Maronitlere haklarının verilmesi kararı alınarak konu o noktaya evirildi. Çalışmalar devam etti. Karpasia’daki (Karşapa) Subay evleri köyün dışına çıkartıldı. Askeri bölgeden çıkartılacak yerler tespit edildi”

“Birden bire, bir yerlerden birileri frene bastı”

Hoca, “Çok güzel çalışmalar oldu. Birden bire, bir yerlerden birileri frene bastı. Bu Türkiye Genel Kurmayı’ndan da olabilir, Türkiye Cumhurbaşkanlığı’ndan da olabilir, Kıbrıs’tan da olabilir” dedi.

Gürpınar Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet Hoca sözlerini şöyle sürdürdü:
“Böylece konu yavaşlatılmaya ve soğutulmaya başlandı. Son dörtlü hükümet döneminde başbakan ve başbakan yardımcısı, Cumhurbaşkanlığı’na giderek bu konuyu hükümet ele alarak uygulamaları hükümet yürütsün dedi. Bu noktadan sonra benimle temasları tamamen kesildi. O nedenle ne oldu bilmiyorum.”

“Bakanlar Kurulu’nun oradan askerin çıkartılması kararı alması gerekirdi ama o da alınmadı”

“Bazı günlerde, örneğin özel Aymarina Günü’nde Maronitlere bazı izinler veriliyordu, pandemi dönemine kadar” diyen Hoca pandemi dönemi ile birlikte bunun da son bulduğunu dile getirdi.

Mehmet Hoca, “Konu bu şekilde kapatıldı. Bakanlar Kurulu’nun oradan askerin çıkartılması kararı alması gerekirdi ama o da alınmadı” diye sözlerini tamamladı.

“Maraş da aynen böyle olacak”

“Maraş da aynen böyle olacak” diyen Hoca,  “Şimdi söyleyecekler ama Maraş askeri bölgeden çıkarılmadığı müddetçe herhangi bir değişim yaşanmayacak” şeklinde konuştu. “Belli saatler konacak, vatandaş sıkıştırılacak. En sonunda o kapılar tekrar kapanacak. Tıpkı Gürpınar’da olduğu gibi” şeklinde konuştu.


 


Aymarina (Gürpınar) Muhtarı Partellis Hadjifessa:

“Köylerimize dönmeye hazırdık, Sayın Erdoğan ve Sayın Tatar’dan bu konuda cevap bekliyoruz”

Aymarina Muhtarı Partellis Hadjifessa, neden köylerinin halen askeri bölgede olduğunu sordu, Erdoğan ve Tatar’dan cevap beklediklerini iletti.

“Maronitler olarak bize verilen sözlerin yerine getirilmesini talep ediyoruz” diyen Hadjifessa, “4 Maronit köyü bulunuyor, daha fazla değil” şeklinde konuştu. “Bunlardan ikisi Ayia Marina ve Asomatos neden hala askeri bölgedir?” diye sordu. Hadjifessa, “Ölmeden önce köklerimize dönebilmek istiyoruz. Bu konuda Sayın Erdoğan ve Sayın Tatar’dan cevap istiyoruz” şeklinde konuştu.

“Maronit Açılımı 2017’de duyuruldu. Asker köylerimizden taşınmak konusunda sıkıntı yaşadığı için dönemedik”

Hadjifessa sözlerini şöyle sürdürdü:

“Öncelikle dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Akıncı 2017 yılında Maronit Açılımı’nı duyurdu ve biz köylerimize dönmeye hazırlık. Daha sonra ne oldu bilmiyoruz. Politikacılar, askerin köylerimizden taşınmak konusunda bir takım sorunlar yaşadığını bildirdi. Taşınmak için ve ordu için yeni bir pozisyon belirlenmesi gerektiği söylendi.”

“74’ten ve 2017’deki duyurudan beri köylerimize kavuşmayı bekliyoruz”

 “O zamandan beri bir şeylerin değişmesini bekliyoruz. Ama bugün bizi arayıp köylerinize dönebilirsiniz deseler, biz köylerimize dönmeye hazırız. Maronitler ve adada azınlık olarak elbette mallarımızı ve köylerimizi istiyoruz. 1974’ten beri bekliyoruz ve şimdi de 2017’deki duyurudan beri bekliyoruz.”

“Maraş’ta ne olup bittiği Maronitleri ilgilendirmiyor”

Maraş’ın açılması ile kendi durumlarını kıyaslayan Hadjifessa, “Maraş konusu bambaşka bir konu. Çözümün bir parçası… Ancak biz Maronitler olarak kendi köylerimizin açılması sözünü umursuyoruz. Maraş’ta ne olup bittiği bizi ilgilendirmiyor. Bu problem onların arasındadır” şeklinde konuştu. Hadjifessa,  “Maronitlerin Kıbrıslı Türklerle arası her daim iyi olmuştur” dedi.


 

Sosyolog Salih Örses:

“Karma köylerin mülklerinin geri verilme süreci olarak başlamıştı, yarıda kaldı”

 

Öncelikli olarak Maronit açılımının ne olduğunun tanımlanması ve anımsatılması gerektiğinin altını çizen Sosyolog Salih Örses, “Maronit açılımı aslında Kıbrıslı Türkler ve Maronitlerin açılımı idi” diye konuştu.

Açılımın büyük bir kısmının Gürpınar yani Aymarina ile bağlantılı olduğunu dile getiren Örses, “Gürpınarlı Kıbrıslı Türklerin, askere rağmen, köyün dönüşümünün gerçekleştirilmesi açısından büyük bir çabası vardı” dedi.

“Özne olan insanları dışladığımız politikalar sürdürülebilir politikalar değildir”

“Bir noktada Türkiye Dış İşleri’nin de ikna edilip sürece dâhil edildiğini gördük” ifadelerini kullanan Örses, “Biz bu işi tek başımıza, kuzeydeki otorite olarak yapacağız denmişti. Maronitlere haklarını devredeceğiz gibi bir söylemle başlayan olaylar kargaşaya dönüştü” şeklinde konuştu. Örses, “Özne olan insanları dışladığımız politikalar sürdürülebilir politikalar değildir” dedi. Durumu Maraş ile kıyaslayan Örses, “Maraş’ta da özne dışlanıyor” şeklinde konuştu. “Ancak özneyi dışlayarak bir noktaya ulaşamayacağımız da bir gerçektir” ifadelerine yer verdi.

“Hiçbir açılımı doğru zamanda yapamadık”

Maronit Açılımı konusuna geri dönen Örses, “Biz bu süreçte tapu devrini bile tamamlayamadık” dedi.

Durumu otoritenin yetersizliğine, koordinasyon eksikliğine ve güven verememenin yarattığı koşullara bağlayan Örses, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ailemden dolayı biliyorum ki, bu olaydan sonra Maronitler içerisinde çok büyük bir güven kaybı yaşandı. Söz verdiğimiz ve yapılmasını öngördüğümüz hiçbir açılımı doğru zamanda yapamadık. Evet, Maronitler köylerine dönmek istiyor ama biz burada nasıl bir sosyal yaşam kuracağız ki bu insanlar bir şeyler yapabilsin, belli değil. Maronitler köylere ancak hafta sonlarında gidebileceklerini ya da Kıbrıs Cumhuriyeti ile sorun yaşayabilecekleri için gelmeye korkuyorlar.”

“Kıbrıs Cumhuriyeti gözünde İşgal altındaki topraklara geri dönün diyoruz”

“Kendilerinin dâhil olmadığı bir çözüm modeli nedeni ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yarattığı sorunlarla da karşı karşıyadır Maronitler. Biz bu insanlara Kıbrıs Cumhuriyeti’ne göre açık açık işgal altındaki topraklara geri dönün diyoruz, bu geri dönüşü de Kıbrıs Cumhuriyeti rızası dışında yapmasını talep ediyoruz. Bu nedenle insanlar korkuyor.”

“Hukuki hatalar, koordinasyonsuzluk…”

Finansman sıkıntısına da değinen Örses, bu finansman sıkıntısının altından ne kuzeyin ne de güneyin tak başına kalkamayacağını dile getirdi.

Örses, “Kıbrıs Cumhuriyeti belki uluslararası kaynakları oraya aktarırsa olabilir ama bu kaynakların Kıbrıs Cumhuriyeti’nden gelerek kuzeyde nasıl bir proje ve planla hareket edebileceği de çeşitli sıkıntılar doğuruyor” dedi.

Örses sözlerini şöyle sürdürdü:
“Aymarina’daki tarihi kilisenin yapımında bile doğru restorasyon gerçekleştirilemedi. Hukuki hatalar, koordinasyonsuzluk ve paydaşların süreçlere dâhil edilmemesi en büyük hatalardı. Bence Maronit açılımı ile Maraş açılımının politik ekseni çok daha farklı. O dönemdeki kaygılarla, bu dönemdeki kaygıların politikası biraz değişti diye düşünüyorum. Özellikle Türkiye yönetiminin de Kıbrıs’a bakış açısı değişti aslında. Bunun da etkisi var.”

Tıpkı Maronit açılımında olamadığı gibi Maraş’ın da açılabileceğini düşünmediğini dile getiren Örses, “Bölgedeki kozlara, uluslararası aktörlerin uygulayacağı kararlara ve politikalara göre adımlar atılacaktır. Uzun bir süre askeri bölge olarak devam edecektir” şeklinde sözlerini tamamladı.

 

 

Bu haber toplam 1765 defa okunmuştur
İlgili Haberler