
“İfade özgürlüğü seçim hesaplarıyla kuşatma altında”
CTP Milletvekili Ürün Solyalı, “İfade Özgürlüğünü Çok Yönlü Kuşatma Heyecanı” başlıklı konuşmasında, hükümetin seçim sürecine kamu kaynaklarını kullanarak hazırlandığını ve ifade özgürlüğünü farklı alanlarda baskı altına aldığını belirtti.
CTP Milletvekili Ürün Solyalı, “İfade Özgürlüğünü Çok Yönlü Kuşatma Heyecanı” başlıklı konuşmasında, hükümetin seçim sürecine kamu kaynaklarını kullanarak hazırlandığını ve ifade özgürlüğünü farklı alanlarda baskı altına aldığını belirtti.
Solyalı, seçim sürecinin başladığını belirterek, hükümetin daha önceki seçim dönemlerinde olduğu gibi benzer adımlarla ilerlediğini söyledi.
Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde de benzer uygulamaların yaşandığını söyleyen Solyalı, son dönemde Resmi Gazete’de yayımlanan kararların bunun göstergesi olduğunu ifade etti.
Bir oturumda 50’den fazla kişiye istisnai vatandaşlık verildiğini kaydeden Solyalı, geçmişte de benzer şekilde yüzü aşkın kişiye vatandaşlık verildiğini hatırlatarak, kamu kaynaklarının seçim malzemesi haline getirildiğini kaydetti.
Kırsal kesim arsası dağıtımı ve Tasdik Memurları Yasası’ndaki değişiklikleri de eleştiren Solyalı, hak sahiplerine belge verilmesini siyasi destek beklentisi olarak nitelendirdi.
Daha önce tasdik memurluğu başvurularının bağımsız bir komisyon tarafından değerlendirilip sıralandığını, bakanlığın ise bu listeyi siyasi müdahale olmadan Bakanlar Kurulu’na ilettiğini belirten Solyalı, yapılan değişiklikle komisyon kararının yalnızca “görüş” haline getirildiğini, son kararın ise Maliye Bakanı’nın takdirine bırakıldığını ve bunun siyasi rant amacı taşıdığını söyledi.
Vatandaşlık, kırsal kesim arsaları, tasdik memurluğu, silah izinleri ve T izinlerinin seçim öncesi kullanılan bir formül haline geldiğini dile getiren Solyalı, “Seçim tarihini kafanızda netleştirdiniz ve adım adım oraya gidiyorsunuz” dedi.
Geçtiğimiz haftalarda Meclis önünde yaşanan büyük eylemlere de değinen Solyalı, polis ile eylemcilerin karşı karşıya gelmesi, yaralanmalar ve Meclis’e girme girişimlerinin sorumluluğunun hükümete ait olduğunu söyledi.
“Hükümetin inadı ve halka karşı kuru kafa tutumu nedeniyle bu olaylar yaşandı” diyen Solyalı, eylemcilere karşı aşırı güç kullanmayı reddeden bazı polislerin görev yerlerinin değiştirildiğini söyledi.
“Polis müdürlüğü itibarı, birilerini eylemcilere aşırı güç kullanmak suretiyle müdahale etmedik diye sürmekle geri kazanılamaz” ifadelerini kullanan Solyalı, bu konuda hassasiyet gösterilmesi gerektiğini söyledi.
İfade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü ve haberleşme özgürlüğünün uzun süredir kuşatma altında olduğunu da ifade eden Solyalı, geçmişte gazetecileri susturmaya yönelik yasa girişimlerinin toplumsal muhalefetle geri püskürtüldüğünü, Ceza ve Bilişim Suçları Yasaları’nın ise halen komitede beklediğini hatırlattı.
Türk Telekom fiber protokolü tartışmalarına da değinen Solyalı, siber güvenlik, veri merkezlerinin kontrolü ve dijital egemenlik konularında ciddi soru işaretleri bulunduğunu söyledi.
Hükümete yakın kişilerin sosyal medya üzerinden muhalif isimlere, gazetecilere, milletvekillerine ve medya kuruluşlarına yönelik organize saldırılar yaptığını söyleyen Solyalı, bunun ifade ve düşünce özgürlüğüne ciddi zarar verdiğini kaydetti.
“Kimisi vuruldu, kimisinin sıyırdı geçti ama toplumun önemli bir kesimi yara aldı” diyen Solyalı, bu saldırıların insanların ekmek teknelerini de etkilediğini söyledi.
Bu konuda hükümeti de eleştiren Solyalı, eleştirel seslerin susturulmasına karşı herhangi bir güvenlik önlemi alınmadığını ve ciddi bir mücadele ortaya konmadığını söyledi.
Sosyal medya platformlarına yönelik müdahalelerde Türkiye üzerinden çözüm aranmasını da eleştiren Solyalı, bunun kolaycı ve tehlikeli bir yaklaşım olduğunu söyledi.
Uuluslararası dijital platformların Tayvan, Kosova ve Filistin gibi tanınma sorunu yaşayan bölgelerde de çeşitli temsil ve iş birliği modelleriyle faaliyet gösterdiğini belirten Solyalı, KKTC’nin de kendi kurumları üzerinden bu alanlarda girişim yapabileceğini ifade etti.
Platformlara ifade özgürlüğünü bastırmaya dönük siyasi taleplerle değil; çocuk güvenliği, dolandırıcılıkla mücadele, sahte reklamlar, kamu kurumlarının taklit edilmesi, siber güvenlik ve seçim dönemlerinde şeffaflık gibi başlıklarla başvurulması gerektiğini belirten Solyalı, bu şekilde ülkede bir “platform ilişkileri ofisi” benzeri yapının kurulabileceğini söyledi.
Hükümetin doğrudan başka bir devletin hukuk sistemi üzerinden müdahale istemek yerine, uzmanlarla birlikte dijital alanı düzenleyecek yapısal adımlar atması gerektiğini de ifade eden Solyalı, “Derhal uzmanları masa başına dahil edin” çağrısında bulundu.





















