1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. "İrademiz için sokaktayız, vesayeti reddediyoruz"
Güç ve Eylem Birliği” protokolü imzalandı.

"Güç ve Eylem Birliği” protokolü imzalandı.

Protokole imza koyması beklenen, taslak metinde imza yeri bulunan HÜR-İŞ ise, protokolü imzalamaktan vazgeçti ve bu amaçla düzenlenen toplantıya katılmadı

A+A-

Devrimci İşçi Sendikaları Federasyonu (DEV-İŞ) ile Kıbrıs Türk İşçi Sendikaları Federasyonu (TÜRK-SEN) Ulusal Birlik Partisi (UBP) hükümetinin çalışanların haklarını gerilettiğini gerekçe göstererek kamuda ve özel sektörde çalışanların haklarını korumak ve geliştirmek için “güç ve eylem birliği” protokolü imzaladı.
Protokole imza koyması beklenen, taslak metinde imza yeri bulunan Hür İşçi Sendikaları Federasyonu (HÜR-İŞ) ise, protokolü imzalamaktan vazgeçti ve bu amaçla düzenlenen toplantıya katılmadı.

“UBP ÇALIŞANLARIN HAK VE MENFAATLERİNİ GERİLETMEKLE İLGİLİ UYGULAMALARINA DEVAM EDİYOR”

TÜRK-SEN Genel Merkezi’nde gerçekleşen bugünkü imza törenine TÜRK-SEN Genel Başkanı Arslan Bıçaklı ve DEV- İŞ Genel Başkanı Mehmet Seyis’in yanı sıra bu federasyonlara bağlı sendika başkanları katıldı.

Arslan Bıçaklı, UBP’nin çalışanların hak ve menfaatlerini geriletmekle ilgili uygulamalarına devam ettiğini kaydetti.

Devlet işçilerinin Toplu İş Sözleşmesi’nde var olan kıdem tazminatı hakkının UBP hükümeti tarafından sınırladığını ileri süren Bıçaklı, “Bundan sonra işe gireceklere kıdem tazminatı ödenmeyeceği de gündeme geldi” diye konuştu.

“EYLEMLERE DESTEĞE DEVAM…”

Toplu İş Sözleşmesi’ne imza koyan HÜR-İŞ’e bağlı Kamu İşçileri Sendikası’nın (KAMU-İŞ) grevde olduğunu anımsatan Arslan Bıçaklı, “TÜRK-SEN ve DEV-İŞ olarak devlet işçilerinin haklarının kaldırılmasına karşıyız, eylemlere fiilen destek verdik, vermeye de devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

“PROTOKÖLÜ BİRLİKTE HAZIRLADIK”

TÜRK-SEN, DEV-İŞ ve HÜR-İŞ’in 2 ve 3 Nisan tarihlerinde TÜRK-SEN genel merkezinde bir araya geldiğini anlatan Arslan Bıçaklı, “Çalışanların haklarının korunması ve geliştirilmesi için birlikte hareket edeceğimize dair federasyon yetkilileri olarak ortak bir protokol hazırladık” dedi.

Bıçaklı, “HÜR-İŞ Başkanı Yakup Latifoğlu bu sabah bizimle temas kurarak kendi içlerinde sorun olduğunu, protokole imza atamayacaklarını söyledi. Biz, beraber hazırladığımız bu protokole imza koyduk. İş ve eylem birliğimiz devam edecek” diye konuştu.

Arslan Bıçaklı, “HÜR-İŞ sorununu çözüp iş ve eylem birliği yapmaya karar verirse, imza yeri açıktır, protokole imza koyabilirler. Protokolü neden imzalamadıkları konusunda da onlar adına konuşmamız doğru olmaz. Herhalde konu hakkında kamuoyuna bir açıklama yapacaklar…” ifadesine yer verdi.

“PROTOKOLÜ YOK SAYAMAZDIK”

DEV-İŞ Genel Başkanı Mehmet Seyis, TÜRK-SEN, DEV-İŞ ve HÜR-İŞ’in işbirliği ve eylem birliği protokolünü beraber hazırladıklarını yineleyerek, “HÜR-İŞ geri çekildi diye protokolü yok sayamazdık” dedi.

DEV-İŞ ile TÜRK-SEN arasında geçmişten beri iş birliği olduğunu dile getiren Seyis, “Mücadelemizi daha ileri taşıyacağız” ifadelerine yer verdi.

İmzalanan protokol nedeniyle DEV-İŞ ve TÜRK-SEN’in Sendikal Platform’da geri planda kalmayacağını belirten Mehmet Seyis, “Kamuda örgütlü diğer sendikalarla iş ve güç birliğimiz sürmeye devam edecek. İşçi federasyonlarının, Toplu İş Sözleşmesi ya da özel sektörde örgütlenme çalışmaları gibi işçilere özel sorunlarda mücadelesi güçlenecek” dedi.

“BİRBİRİMİZİN DERDİNDEN ANCAK BİZ ANLARIZ”

Mehmet Seyis, DEV-İŞ ve TÜRK-SEN’e bağlı sendikaların üyesi olan işçilerin toplu iş sözleşmelerinden kıdem tazminatının kaldırılmasına izin vermeyeceklerini söyledi.

Devlette çalışanların mücadelesine destek vereceklerini de ifade eden Seyis, “Devlet çalışanları Toplu İş Sözleşmesi’ndeki haklarının korunması için kavga ediyor. Onlar da işçidir. Birbirimizin halinden ancak biz anlarız. Desteğimiz devam edecek” dedi.

ORTAK MÜCADELE…

TÜRK-SEN Genel Başkan Vekili Tuluy Kalyoncu’nun 7 maddelik protokolü okumasından sonra Bıçaklı ve Seyis protokolü imzaladı.

Protokolde, kamu ya da özel sektör ayırımı gözetmeksizin tüm emekçilerin Anayasa ve ILO sözleşmelerince tescil edilmiş yasal hakları olan sendikalı ve toplu iş sözleşmeli çalışma düzenine kavuşmasına kadar ortak mücadele verileceği belirtildi.

İş güvencesi anlamına da gelen Kıdem Tazminatı’na yönelik saldırılara karşı birlikte direneceklerini açıklayan örgütler, kıdem tazminatı hakkı bulunmayan emekçilerin söz konusu haktan yararlanabilmesi için emekçi örgütleri ile birlikte mücadele etmeye karar belirtti.

“SÜRDÜRÜLEBİLİR EKONOMİYE GEÇİŞ PROGRAMI EKONOMİK, SOSYAL, SİYASAL VE KÜLTÜREL DAYATMA ARACIDIR”

“Sürdürülebilir Ekonomiye Geçiş Programı”nın yalnızca emekçileri değil, halkı fakirleştireceği, gençleri göçe zorlayacağı, kişileri ülkelerine yabancılaştıracağı dile getirilerek, programın ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel dayatma aracı olduğu, örgütlerin bu uygulamalara karşı ortak mücadele vereceği belirtildi.

Ayrıca, İhtiyat Sandığı Fonu olmak üzere Sosyal Sigortalar Fonu ve diğer işçi fonlarının hükümetlerin saldırısına uğradığı, işçilerin birikimlerinden oluşan fonların yönetiminde işçi temsilcilerinin çoğunlukta olması gerektiği aktarılarak, bunu sağlayacak yasal düzenlemeler için örgütlerin işçi fonlarına sahip çıkacağı ifade edildi.

Kuzey Kıbrıs halkına ait varlıkların yerli veya yabancı sermayeye peşkeş çekilerek özelleştirilmesine, işçilerin taşeronlar aracılığı ve esnek çalışma saati gibi düzenlemelerle çalıştırılmasına karşı durulacağı, çalışma yaşamına yönelik gelişmeler karşısında işçi haklarının korunup geliştirilebilmesi için örgütlerin ortak tavır belirlemesiyle yasal mücadele verileceği belirtildi.

 

PROTOKOL
Küresel anlamda uluslararası sermayenin tüm emekçilere dayattığı Neo-Liberal politikalar, ülkemizde de tüm emekçi kesimlere benzer şekilde dayatılmaya çalışılmaktadır. Uluslararası sermayenin kendi yarattığı sözde ekonomik krizlerin faturası, bu krizlerde hiçbir sorumluluğu olmayan emekçi kesimlere ödetilmek istenmektedir. Uluslararası sermayenin, Dünya Bankası, IMF gibi teşkilatları vasıtasıyla tüm dünya zenginliklerini eline geçirmektedir. Tüm dünyada işbirlikçi hükümetler aracılığı ile bu politikalar emekçilere dayatılmaktadır. Ülkemizde de işbirlikçi UBP Hükümeti tarafından benzer adımlar bir süreden beridir peşi sıra atılmakta, çalışanların kazanımları birer birer geriye götürülmektedir. Bu koşullarda bu gün bir araya gelen; DEV-İŞ, HÜR-İŞ ve TÜRK-SEN Federasyonları kamu – özel ayrımı yapmaksızın tüm emekçilerin haklarının korunup geliştirilebilmesi için aşağıdaki konuları temel alan ancak, gelişebilecek süreçlere bağlı olarak ileride üzerinde uzlaşılabilecek konuları da göz ardı etmeden mücadeleyi güç ve eylem birlikteliğine dönüştürerek sürdürme kararı almışlardır.

1. Örgütlerimiz, serbest pazarlık yöntemi ile toplu iş sözleşme düzenine artan saldırılara karşı dayanışma içinde birlikte mücadele etme konusunda mutabıktırlar.

2. Kamu – özel ayırımı gözetmeksizin tüm emekçilerin Anayasa ve ILO Sözleşmelerince de tescil edilmiş yasal hakları olan sendikalı ve toplu iş sözleşmeli çalışma düzenine kavuşmasına kadar örgütlerimiz birlikte mücadeleyi yükseltme kararı almışlardır.

3. İş güvencesi anlamına da gelen Kıdem Tazminatı hakkına yönelik saldırılara karşı birlikte direnmeye ve bu hakka dokundurtmamaya kararlı olan örgütlerimiz, Kıdem Tazminatı hakkı bulunmayan tüm emekçilerin bu haktan yararlanabilmesi için onların örgütleri ile birlikte mücadele etmeye de kararlıdır.

4. Sözde “Sürdürülebilir Ekonomiye Geçiş Programı”, ki biz bunu kısaca “PAKET” olarak adlandırıyoruz. Paketler, örgütlerimiz tarafından; yalnızca biz emekçilerin değil, halkımızın tüm kesimlerini fakirleştirecek, kendi ülkesinde yabancılaştıracak ve gençliğimizin ülkeden göçünü artıracak ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel dayatmaların aracı olarak görülmektedir. Örgütlerimiz, bu dayatma paketteki uygulamaların hayata geçirilmesine karşı mücadeleyi ortaklaştırarak yükseltme kararı almışlardır.

5. Başta İhtiyat Sandığı Fonu olmak üzere Sosyal Sigortalar Fonu ve diğer işçi fonları hükümetlerin saldırısı altındadır. İşçilerin birikimlerinden oluşan fonların yönetiminde de işçi temsilcileri çoğunlukta olmalıdır. Bunu sağlayacak yasal düzenlemelerin gerçekleştirilebilmesi için örgütlerimiz birlikte mücadele etmeye ve işçi fonlarına sahip çıkmaya kararlıdırlar.

6. Örgütlerimiz, halkımıza ait varlıkların yerli veya yabancı sermayeye peşkeş çekilerek özelleştirilmesine, işçilerin taşeronlar aracılığı ve esnek çalışma saati gibi düzenlemelerle çalıştırılmasına ve köleleştirilmesine karşı direnmeye ve mücadeleyi yükseltmeye kararlıdırlar.

7. Çalışma yaşamına yönelik olumlu veya olumsuz her türlü gelişme karşısında örgütlerimiz, istişare içinde ortak tavır belirleyerek işçi haklarının korunup geliştirilebilmesi için her türlü yasal mücadeleyi birlikte vermeyi kabul ederler.

(tak)

Bu haber toplam 1339 defa okunmuştur