1. YAZARLAR

  2. Ödül Muhtaroğlu

  3. Eylül ayında enflasyon yine coştu. Hükümetin enflasyonu düşürme hedefi ve gailesi yoktur
Ödül Muhtaroğlu

Ödül Muhtaroğlu

Eylül ayında enflasyon yine coştu. Hükümetin enflasyonu düşürme hedefi ve gailesi yoktur

A+A-

KKTC’de, 2026 Eylül ayı enflasyonu, yüzde 3.34 olarak açıklandı. Yıllık enflasyon ise, (Geçen  Eylül den bu Eylül’2) yüzde 35.02’ ye ulaştı. Böylece, yılın ilk 9 aylık toplam  enflasyonu da yüzde 28.15 olarak gerçekleşti.

Türkiye’de ise, Eylül ayı enflasyon oranı yüzde 1,84,  yıllık  enflasyon oranı ise, yüzde 29.73 olarak gerçekleşti. Güney Kıbrıs’ta ise, yıllık enflasyon yaklaşık yüzde 4, AB ortalaması da %3 düzeyindedir.

Ana harcama grupları itibariyle bir önceki aya göre en yüksek artış yüzde 12.52 ile eğitim ana grubunda gerçekleşti. Ulaştırma ana grubunda yüzde 5.66, gıda ve alkolsüz içecekler ana grubunda yüzde 2.66, artış oldu. Bunları değer gruplar takip etti.

Ülkemizde, yıllık gıda enflasyonu da şu anda yüzde 30’u geçmiştir. Hem genel enflasyon oranında, hem de gıda enflasyonunda Avrupa da birinci sıradayız. Avrupa Birliği yıllık gıda enflasyonu ortalaması ise, yaklaşık yüzde 2.3 düzeylerindedir.

Gıda enflasyonunun yüksekliğini, 4 kişilik bir ailenin sadece gıda harcamalarını kapsayan açlık sınırında  da görüyoruz.

4 kişilik bir ailenin sadece gıda harcamalarını oluşturan açlık sınırı, Ağustos ayı sonu itibarıyle, 47 bin 568  TL’ ye ulaşmıştır.  Eylül ayı rakamları açıklandığı zaman, bu tutarların daha da arttığını göreceğiz. Gıda harcamalarını zor karşılayan asgari ücretle, dar gelirlilerin geçinmesi mümkün değildir.

Ülkemizdeki gıda ürünlerinin özellikle de meyve, sebze, et fiyatlarının aşırı yükselmesi, halkın tepkisini çekmektedir.

Ülkemizde yetiştirilen tarımsal ve hayvansal ürünlerin fiyatlarının aşırı yükselmesinin temel nedenleri, üretim miktarının düşmesi, girdi maliyetlerinin yükselmesi, devlet desteklerinin yetersiz kalması ve üreticiden makul fiyatlarla alınan ürünlerin, tüketiciye ulaşana kadar geçen süreçlerde fiyatlarının aşırı derecede yükselmesidir.

Halkın temel ihtiyaçları olan, özellikle gıda, sağlık, eğitim alanlarındaki pahalılık, vatandaşların harcamalarının önemli bir kısmını oluşturmakta olup, bütçelerinin sarsılmasına neden olmaktadır.

ABD  ile İran arasında yaşanan gerginlik, petrol fiyatlarının hala yüksek seyretmesine neden olmaktadır. Eylül  ayında da akaryakıt fiyatlarının litresine bir haftada 9  TL yapıldı. Bu zamların bir miktarının enflasyon endeksine yansıması eylül ayında gerçekleşmiştir. Diğer miktarı da Ekim ayına yansıyacaktır.

Akaryakıtın girdi maddesi olması nedeniyle, yapılan mazot ve diğer akaryakıt  zamları, toplu taşıma ücretleri, halkın yakıt giderleri ve başta tarım ve sanayi  olmak üzere pek çok sektörde kullanılan bir çok mal ve hizmete zam olarak gelmektedir.

Akaryakıt ve elektriğe yapılan  zamlar, ana girdi maddesi olmasından dolayı, tüm sektörleri bire bir etkileyerek, mal ve hizmetlere gelen zamlarla birlikte, enflasyonun da genel olarak yükselmesine  neden oluyor. Bu bağlamda, yılın  kalan aylarında  enflasyon oranının, daha yukarıya çıkma potansiyeli bulunmaktadır.

Öte yandan, petrol fiyatları şu sıralarda dalgalı seyretmektedir.Ani yükselişler olmakta, daha sonra düşüşe geçmektedir.Böylesi dönemlerde, petrol fiyatları yükseldiğinde akaryakıta zam yapılıyorsa, petrol fiyatları düştüğünde de indirim yapılmalıdır.Türkiye,  bu uygulamayı yaparken, KKTC’de maalesef göremiyoruz.

Pahalılık, çalışan maaşları, emekli maaşları ve asgari ücrete yapılan artışları kısa sürede eritmekte ve satın alma gücünü düşürmektedir. Her asgari ücret artışından, elektrik ve akaryakıt zamlarından ile kur artışlarından sonra, mal ve hizmet fiyatları yükselmektedir.  

Yüksek enflasyon, uygulanan hayat pahalılığı ödeneğini de artırmaktadır. Bu bağlamda, devletin bu artışı verebilmesi için, gelirleri yetmediği için, aldığı borçları da çoğalmakta ve bütçe açıkları artmaktadır.

Hükümetin piyasa denetimlerini düzenli olarak gerçekleştirmemesi de, pahalılık ve enflasyonu günden güne artırmaktadır. Ayrıca, Son dönemde alınan  tasarruf tedbirleri ile  gelir artırma yöntemleri  ise yeterli değildir.

Döviz kurlarında da, son dönemde kademeli olarak bir artış görülmektedir.İthalatla gelen tüm malların fiyatları, kiralardan, araçlara, evlere, okul harçlarına kadar, pek çok yerde döviz kullanıldığı için, tüm bunlar enflasyonu da tetiklemektedir.

Beklentimiz, Ortadoğu'daki  çatışmaların bitip de petrol fiyatlarının inmesi ve döviz kurlarının dengeli bir seyir izlemesidir. Aksi halde, Hükümetin halkı ve sektörleri, korumak için atacağı bir adım yoktur.

Hayat pahalılığını önlemek için, bu alanlarda Hükümet, KDV ve fon indirimleri yapmamaktadır. Oysa, Güney Kıbrıs’ta geçtiğimiz günlerde hayat pahalılığına karşı temel tüketim mallarında KDV oranının sıfırlanmasına karar verildi, Üstelik de güneyde yıllık enflasyon oranı yüzde 3-4 bandında seyrediyor.

Bu yazı toplam 296 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar