"Bugünü" Öngöremeyen Aklın, "Yarını" Tasarlama Çabası
Eğitim, bir toplumun omurgasıdır. Ne var ki bugün ülkemizde bu omurga yapısal krizlerin ağırlığı altında ezilmektedir.
Eğitimin ulaşması gereken hedefleri vardır. Bu hedefler el yordamıyla değil, akılcı planlarla belirlenir. Bir ülkenin eğitim planlaması, nüfus projeksiyonlarıyla başlar: Hangi şehirde kaç çocuk doğuyor, hangi bölge ne kadar göç alıyor, 5 yıl sonra hangi bölgede, hangi kademede, nasıl bir okula ihtiyaç duyulacak?
İşin esası şu:
Gerçeklik: Temel becerileri kazandırmanın imkansızlaştığı tıklım tıkış sınıflar.
Vaat edilen: Yapay zeka entegrasyonu
Peki ama vaat ne kadar doğru, ne kadar inandırıcı ve en önemlisi ne kadar bilimsel?
Eğitim bilimi yapay zekanın eğitimdeki rolünü reddetmez; aksine akılcı ve doğru kullanılması halinde destekler.
Yapay Zeka = Güçlü internet altyapısı x nitelikli veri x dijital okuryazarlık
Yukarıdaki basit formülde çarpanlardan biri bile "sıfır" olursa, sonuç koca bir sıfırdır. Böyle bir durumda en akıllı yazılım bile bilgisayar oyunundan öteye geçemez. Çünkü yapay zekâ bir öğretmen ya da bir öğretim yöntemi değildir.
Eğitim bilimi araştırmaları; eğitimde başarının anahtarının teknolojik cihaz sayısıyla değil; öğretmen kalitesi, sınıf mevcudunun idealliği ve okulların fiziksel imkanlarıyla doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir.
Eğitimi yönetenlerin artık şu gerçeği kabul etmesi gerekiyor: Bilimsel ve inandırıcı bir eğitim reformu, yapay zekadan önce öğrenciye kazandırılması gereken becerileri kazandırıp-kazandıramadığı ile ilgilenir.
Geleceği yakalamak istiyorsak, önce bastığımız toprağı sağlamlaştırmak zorundayız. Eğitimde derinleşen sosyal adaleti, şirazesi kaçan fırsat eşitliğini, zemini kayan öğrenme-öğretme uygulamalarından işe başlamalıyız.
Yapay zeka biraz beklesin. Çünkü ondan önce kaliteli öğretim yapabilecek, çocukların ihtiyaç duyduğu becerileri kazandırabilecek; tıklım tıkış olmayan nitelikli öğretim ortamlarına, yaratıcı sanat etkinlikleri atölyelerine, spor alanlarına; sağlıklı beslenebilecekleri, oyun oynayabilecekleri alanlara kısacası akıllı okullara ihtiyacımız var.
Kalabalık sınıf sorununu çözmeden, öğretmenin sırtındaki yükü düşünmeden ve ayrım gözetmeksizin her çocuğa insan onuruna yakışır bir sınıf sunmadan atılacak her "yapay zekâ" adımı, çöle atılan bir damla su gibi buharlaşıp yok olmaya mahkumdur.
En basit demografik veriye bile ulaşamayan, bu verileri okuyup ona uygun eğitim yapılandırması kuramayan bir anlayış; yapay zekayı eğitime entegre edeceğini iddia etmesi ya “yapay zekanın” ne demek olduğundan bihaberdir ya da samimiyetten çok uzaktadır.
Hangisi olursa olsun durum üzücüdür.
Eğitimdeki temel sorun “yapay zeka” eksikliği değildir. Asıl sorunun "stratejik akıl ve planlama yeteneği" eksikliğidir.

Anlayana Gülmece
Etrafı Koku Sardı
Balık pazarında dolaşan yaşlı adam bir balık tezgahına yaklaşıp, balıkları tek tek eline alıp kuyruklarını koklar… Bu durumu gören tezgahtar yaşlı adama seslenir:
- "Amca… Amca… Nedir yaptığın? Balık baştan kokar… Kuyruğunu niye kokluyorsun ki…”
Adamcağız kendinden emin bir tavılar….
- “Biliyorum evladım… Koku zaten buraya kadar geldi… Acaba kuyruğuna kadar kokmayan bir balık var mı diye bakıyorum…”
Okumuş muydunuz?
Herkesin, işlemeyen bir planı vardır.






