Yeniden Umutlanırken...
Kıbrıs’ta yaşayan insanlar, yarım asrı aşkın süredir sadece çatışmaları değil, anlaşmazlıkları, sessizlikleri de dinleyerek büyüdü.
Her yeni nesil, "belki bu kez olur" cümlesini annesinden, babasından, abisinden, ablasından, dedesinden miras aldı. O yüzden Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in
Kıbrıs’ta çözüme yönelik attığı her adım, yaptığı her görüşme ve kurduğu her bir cümle yalnızca diplomatik bir ziyaret değil; aynı zamanda yıllardır bekleyen insanların yüreğine bırakılmış küçük bir umuttur.
Guterres'in hem Kıbrıslıtürk lider Tufan Erhürman hem de Kıbrıslırum Nikos Hristodulidis ile ayrı ayrı görüşmesi ve ardından verdiği mesajlar çok önemlidir.
"Çözüme olan bağlılığımızı göstermek için buradayız" sözü, aslında Birleşmiş Milletler'in Kıbrıs dosyasını yeniden masanın başına koyduğunu göstermektedir. Daha da önemlisi, çözümün Kıbrıslıların kendi iradesiyle inşa edilebileceğini vurgulaması, yıllardır unuttuğumuz ortak geleceği yeniden işaret etmektedir.
Bu adanın insanları savaş istemedi.
Hiçbir anne, hiçbir baba evladını sınırların arasında büyütmek istemedi.
Hiçbir genç, ambargolar nedeniyle hayallerini de yanına alıp başka ülkelere gitmek zorunda kalmayı hak etmedi.
İşte tam da bu yüzden bugün konuşulan mesele, insanların hayatıdır.
Kıbrıs sorunu çözüldüğünde yalnızca siyasi bir anlaşma imzalanmayacak, insanların geleceği aydınlanacak, ekonomi den eğitime, sağlıktan spora ciddi açılımlar olacaktır.
Son yıllarda yaşanan gelişmeler gösterdi ki “statüko” kimseye mutluluk getirmedi.
Uluslararası toplum çözümsüzlüğün artık sürdürülebilir olmadığını daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.
İşte bu nedenle önümüzdeki dönemde gerçekleşmesi beklenen 5+1 gayriresmî toplantısı, Crans-Montana'dan sonra ilk kez tarafların yeniden aynı masaya umutla bakabileceği bir toplantıdır.
Elbette mucize beklemek de gerçekçi değildir.
Ancak büyük barışlar, önce küçük cesaretlerle başlar.
Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın göreve gelir gelmez federal çözümü yeniden gündemin merkezine taşıması, "zaman şimdi" vurgusu yapması ve toplumun çözüm iradesini uluslararası platformlarda güçlü biçimde dile getirmesi de bu sürecin önemli parçalarından biridir.
Ve belki de uzun yıllardan sonra ilk kez şunu tekrarlıyoruz dilimizde;
"Barış mümkündür."
Bu cümle, sadece bir temenni değil; gerçekleşme ihtimali olan bir gelecek gibi durmalı.
İnançla, sabırla ve umutla...






