Gazze biter – biz izler!
Gazze’de televizyon kamerası kalmadı!
Medya, orada savaş – ölüm yokmuş gibi davranıyor!
-*-*-
Sözde “ateşkes”in üzerinden neredeyse 10 ay geçti ama Filistinlilerin acısı dinmiş değil!
-*-*-
Gazze’de insanların evlerinin yüzde 90’dan fazlası harap edildi, yıkıldı, kullanılmaz halde
-*-*-
Nüfusun yüzde 70’i bizim göçmenlik zamanlarımızdaki gibi çadırlarda, barakalarda yaşam mücadelesi veriyor…
-*-*-
Resmi istatistiklere göre tarımsal amaçlı su kuyularının da yüzde 90’a yakını hasar gördü… Yıkıldı…
-*-*-
Gazze’de ayakta kalan konutlarda yaşamaya çalışan yüzde 30’luk nüfusun da sağlıklı temizlik maksatlı suya erişimi sıfır…
-*-*-
Elektrik üretiminin yüzde 90’ı hasarlı…
-*-*-
Çocukların yüzde 91’i okula gitmiyor, gidemiyor ve okulların yüzde 93’ünün yeniden inşa edilmesi gerekiyor…
-*-*-
İki yaşın altındaki bebeklerin tamamı; küçük çocukların yüzde 70’i ise ya orta ya da en yüksek seviyede gıda güvensizliği yaşıyor…
-*-*-
Pekiiiii; bu rakamları kimden öğreniyoruz?
-*-*-
Amerikan Kongresi’nden!
-*-*-
Ne ilginçtir ki Amerikan Kongresi’nde 85 yaşındaki Yahudi kökenli sosyalist siyasetçi olan Bernie Sanders’den başka konuya değinen de yok!
-*-*-
Netanyahu ve ekibi Gazze’de resmen kıyım hatta soykırım gerçekleştirdi!
Üç yıl içinde Gazze’de çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlı olmak üzere neredeyse 75 bin insan katledildi!
175 bin insan yaralandı…
-*-*-
Gazze’nin altyapısı tamamen yok edildi.
-*-*-
İsrail Gazze’nin tahminen yüzde 70’ini kontrol tam anlamıyla ediyor…
-*-*-
Gazze’nin içinde onlarca askeri karakol kurmuş durumda…
-*-*-
“Ateşkes”in ilan edilmesinden bu yana geçen dokuz ay içinde İsrail, son günlerde altı kişilik bir aile de dâhil olmak üzere en az 1 200 civarında Filistinli öldürüldü…
-*-*-
İşgal, kalıcı hale gelmek üzere!
-*-*-
Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, “Gazze bizimdir” dedi… Binlerce “yerleşimci”, yakın bir gelecekte Gazze’ye “çökecek!”…
-*-*-
Amerika mı?
-*-*-
Amerika Birleşik Devletleri, Gazze’de yaşananların kesinlikle suç ortağıdır.
-*-*-
Uluslararası hukuk mu?
-*-*-
Avrupa mı?
-*-*-
Avrupa Birliği mi?
-*-*-
Yoksa Filistin halkının babası, kahramanı Recep Tayyip Erdoğan mı?
-*-*-
Ne yazık ki Türkiye’den ya da Recep Tayyip Erdoğan’dan tek bir ses gelmiyor!
-*-*-
Azerbaycan ve Türkiye’nin “acıdır ama gerçektir”, İsrail devleti ile ilişkilerinde sıkıntı olmadığı da gayet net bir şekilde aktarılıyor!
-*-*-
Amerika, savaş suçlusu İsrail Başbakanı Netanyahu’ya ve hükümetine – Lübnan ve İran’a da bomba yağdırsın diye on milyarlarca dolarlık askerî yardım yapmaya devam ediyor… Hatta birlikte bombardımana katılabiliyor…
-*-*-
Gazze’den veya Gazze ile ilgili tek olumlu haber yok!
-*-*-
Ne mi diyecektim?
-*-*-
Haaa diyecektim ki; bir toplum veya bir halk, kendi kurtuluşunu gerçekleştiremez, ona buna bel bağlarsa, kesinlikle tükenir, tüketilir ve kimse de sesini çıkarmaz…
-*-*-
Ama önce o toplumun içten zayıflatılması kolay tüketilmesi açısından çok önemlidir…
Bu yüzden o toplumun ikiye bölünmesi, bir tarafın hain – öteki tarafın da biatçı hale getirilmesi ilk şarttır!
-*-*-
Bilmem anlatabildim mi?
-*-*-
İş işten geçtikten sonra, özellikle Amerika’dan, İngiltere’den, Avrupa Birliği’nden, NATO’dan ya da Rusya ile Çin’den ve hatta ve hatta Türkiye ile Azerbaycan’dan destek beklemek, ölüden gözyaşı beklemek olur!
-*-*-
Sonuç: Gazze bitti ve Dünya sadece bu bitişi izledi…
-*-*-
Kıbrıs Türk Toplumu mu? Tükenmeyi durdurmak imkansız…
-*-*-
Ne öğretiyorlar bize?
Ya hepimiz Türküz, Kıbrıs Türküyüz!
Ya da Kıbrıslı!!!
-*-*-
“Kıbrıslı Türk” olmak birinci grup için ihanet sebebine dayanıyor, ikinci grup için ise azınlık olmak!
-*-*-
“Kurtarılmak” da hiç işe yaramıyor anlayacağınız!
-*-*-
Benden ol mutu ol!
Değilse kaybol!
Bir kültürün bitişinin mühürlenmesi…
İnsan ömrü sınırlıdır tabii ki…
Allah sırayı bozmasın; Allah gecinden versin…
-*-*-
Çok değerli iki Kıbrıslı değeri daha yitirdik…
Tekin Birinci ve Orhan Mullahasan…
-*-*-
Tekin Birinci, iş dünyamızda marka olmuş çok değerli bir isimdi…
-*-*-
Orhan Mullahasan, bir dönem, siyasetin kalbinin attığı, toplumsal anlamda değeri olan Kıbrıslı kahveciliğinin belki de en bilinen adresine ismini veren Mulla Hasan’ın oğluydu; o tarihi mekanı ağabeyinden sonra bir süre çalıştıran kişiydi…
-*-*-
Her ikisini de kaybettik…
Orhan Mullahasan’ı Lefkoşa’dan uğurladık; Tekin Birinci’yi de Cuma ikindi namazı sonrası yine Lefkoşa’dan uğurlayacağız…
-*-*-
Elbette hepimiz bir gün meçhule giden yolculukta yerimizi alacağız da; Kıbrıslı Türk olmanın verdiği bir eziklik var içimde…
-*-*-
Böyle değerli isimler, topluma katkısı çok fazla olmuş – markalaşmış insanları tek tek yitirdiğimizde tabii ki daha çok üzülüyorum ama asıl üzüntüm ya da acım; bu ölümlerle birlikte bir devrin, bir kültürün tamamen tükenişinin mühürleniyor olmasıdır…

(Orhan Mullahasan)

(Tekin Birinci)






