1. YAZARLAR

  2. Ödül Muhtaroğlu

  3. Açlık ve yoksulluk sınırı uçtu. Hükümet ise seyrediyor…
Ödül Muhtaroğlu

Ödül Muhtaroğlu

Açlık ve yoksulluk sınırı uçtu. Hükümet ise seyrediyor…

A+A-

4 kişilik bir ailenin sadece gıda harcamalarını kapsayan açlık sınırı, durmadan yükseliyor. KTAMS, açlık sınırının, mayıs ayı sonunda  43 bin 949 TL olarak hesaplandığını açıkladı. Üstelik de bu rakam, son yapılan elektrik zammından önce belirlenen tutardır. Haziran sonunda bu rakam daha da yükselecektir.

Mayıs ayı verilerine göre, Gıda enflasyonundaki yıllık artış, yüzde 40’a dayandı. Dar gelirlilerin maaşları, günden güne artan gıda harcamalarına bile yetmekte zorlanmaktadır.

Öte yandan, 4 kişilik bir ailenin Mayıs ayı sonunda yoksulluk sınırının yaklaşık 237 bin TL olduğunu KTAMS açıkladı. Bu veriye göre, 237 bin TL’nin altında geliri olan aileler yoksul olarak görülmektedir.Bu da bize , ülkedeki geçim sorununu net olarak göstermektedir.

Son 4 yıldır, yaşanan yüksek enflasyon nedeniyle ailelerin yalnızca sağlıklı beslenme için yaptıkları harcamaların değil, anayasal hak olan ücretsiz sağlık ve eğitim hizmetlerinden yeterince yararlanılamaması nedeniyle özel sektörden alınan bu hizmetlere yapılan harcamalar da çoğalmıştır. Bu bağlamda, ülkedeki fakirleşme hızla artmaktadır.

Konut kiraları, eğitim, sağlık giderleri,  akaryakıt, elektrik, haberleşme ve giyim maliyetlerindeki artışlar, insanca ve çağdaş bir yaşam için gerekli kültür, dinlenme ve eğlence harcamaları da, yoksulluk sınırı hesaplamaları içinde bulunmaktadır.

Yükselen fiyatlar, ülkemizi  aşırı pahalı hale getirirken, Hükümet, halkın esas gündemi olan pahalılık ve geçim derdine odaklanmamaktadır. Pahalılıktan dolayı, tüketim güneye kaymakta, devlet ve işletmelerimiz gelir kaybına uğramaktadır.

2025 ve 2026 yıllarında, kuzeyden güneye yapılan geçişlerinde artış olması, güneyden kuzeye toplam geçişlerde ise düşüş gerçeklemesi resmi istatistiklere de yansımaktadır. Başta, et alımları ile başlayan güneye  tüketim kayması, daha sonra market alışverişlerine ve restoranlara da sirayet etmiştir.

Haziran ayı başında, elektriğe yapılan yüzde 22‘lik okkalı zam, enflasyon endeksinde tüm aya etki edecektir. Ayrıca, elektriğin endeks içerisindeki ağırlığının dışında, tüm mal ve hizmet sektörlerinde elektriğe yapılan zam, diğer zamları da tetikleyecek, birçok sektörün girdi maddesi olduğu için, önümüzdeki günlerde yeni bir zam furyasına yol açacaktır.

Yükselecek hayat pahalılığından dolayı, Asgari ücret de artacağı için, personel maliyetleri de yükselecek ve piyasadaki pahalılık da katmerlenecektir. Umarım, bölgemizdeki savaş erken zamanda bitip de petrol fiyatları iner ve döviz kurları dengeli  bir seyir izler.

Pahalılıktan dolayı, maaş, emekli maaşları, ve asgari ücrete yapılan artışlar kısa sürede erimekte, dar gelirliler ay sonuna getirememekte, kredi kartı borçları çoğalmaktadır. Sosyal yardım ve engelli maaşları ise, sadece gıda harcamalarına bile yetmemektedir.

Göstermelik tasarruf tedbirleri ve çıkarılan aflar çare değildir Piyasa ucuzlamadığı sürece, halkın satın alma gücü artmayacak, dar gelirliler de rahatlamayacaktır. Hükümet ise,enflasyonu pahalılığı durdurmak için, hiç bir çaba göstermemektedir.

Asgari ücretin (52,5 bin TL) büyük bir bölümü gıda harcamalarına gitmektedir. Diğer harcamalara para kalmamaktadır. Hükümetin piyasa denetimlerinde yetersiz kalması, bir çok alanda yüksek kar marjları uygulanarak fırsatçılık yapılması da, pahalılığı tetiklemektedir.

Hükümet, Haziran ayı sonunda oluşacak 6 aylık hayat pahalılığı oranını kamu çalışanlarına ve emeklilere yasal olarak vermek zorundadır. Ayrıca, asgari ücret de bu orana göre belirlenecektir.

Hükümetin oluşacak hayat pahalılığın sadece yarısını vermek amacıyle hazırladığı yasa tasarısı, halkın büyük tepkisineticesinde, Meclis komitesinde aylardır beklemektedir.

Hükümetin yapması gereken, Haziran sonunda oluşacak 6 aylık hayat pahalılığı oranınının tümünü maaşlara yansıtmak olmalıdır. Hayat Pahalılığı ödeneğinin yarısını şimdi, geri kalan yarısını 6 ay sonraya ötelemek, yani taksitle maaş artışı vermek, halkın çok büyük tepkisini çekecektir.

Öte yandan, 2015 yılında yapılan Tüketici Fiyatları Endeksi sepeti güncelliğini yitirmiştir. Bu nedenle, açıklanan enflasyon rakamları gerçek yaşam maliyetlerini  yansıtmakta eksik kalabilmektedir.

Bu nedenle,  İstatistik Kurumu tarafından yürütülen enflasyon endeksi ve sepetinin güncelleme çalışmalarının, doğru verileri yansıtacak şekilde tamamlanması gerekmektedir.

Bu bağlamda, bu amaç için evleri ziyaret eden ve anket gerçekleştiren görevlilere hane halkları yardımcı olmalı ve yapılan çalışmaya katkı sağlamalıdır. Neticede, doğru güncellenen endeks ve sepet, oluşacak hayat pahalılığı hesaplamalarının daha güncel verilerle yapılmasını sağlayacaktır.

Bu yazı toplam 433 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar