Bir Salgının Psikolojik Anatomisi: Ne yapmalı, nasıl başetmeli ?

Bir Salgının Psikolojik Anatomisi: Ne yapmalı, nasıl başetmeli ?

Dr. Hüseyin Çakal Lecturer (Assistant Professor) School of Psychology Keele University

A+A-

Koronavirüs gibi salgın hastalıklar ya da deprem veya sel gibi doğal felaketler bireysel yaşamı, sosyal ilişkilermizi, ve toplum düzenini çok kısa bir süre içerisinde olumsuz yönde değiştirme gücüne sahip olgular olarak, birey ve toplum psikolojisini belirsizlik, korku, ve panikten oluşan bir kaosa sürükleyebilirler. Bu kaos ruh ve akıl sağlığımızı kalıcı ve olumsuz yönde etkileyeceği gibi, aynı zamanda bize yaşamımızı ve toplumu oluşturan ilişkiler yumağını sorgulayıp yeniden kurma fırsatı verir. Şöyle ki, fiziksel bir salgın hastalığının hızla yayılması ile veya doğal afet sonrası ortaya çıkan şok, daha sonra yerini duygusal, ahlaksal, ve pratik boyutlardaki salgınlara bırakır. Bu farklı boyutlardaki salgınlar, birbirini besleyerek  kısa, orta, ve uzun vadede kalıcı fiziksel ve psikolojik zararlara yol açarlar. Peki bu süreçte ne yapmalı, salgının duygusal, ahlaksal, ve pratik boyutları ile nasıl başa çıkmalı?

 

1. Salgının Duygusal (Korku ve Şüphe) Boyutu

Salgının ortaya çıkmasıyla birlikte  ‘acaba bana bulaştı mı, ailemde yakın arkadaşlarım arasında bu salgına yakalanan var mı, bende varsa onlara bulaştıracak mıyım, bana bulaşırsa ne olurum, nasıl etkilenirim’ gibi sorular din, dil, irk, cinsiyet, eğitim seviyesi ve sosyo-ekonomik seviye gözetmeden bütün herkesi etkisi altına alır. Bu korku ve şüphe salgınının bir sonraki aşamasında, salgını yayabileceğini düşündüğümüz bireyler, gruplar, halihazırda teşhis edilenler dışlanır ve olumsuz değerlendirilir. ‘Bizden olanlar ve olmayanlar’ın matematiği yapılır. ‘Yabancı’ kategorisine sokulan herkesin ‘gönderilmesi’ hararetle dile getirilirken ‘bizden’ olanların biran önce kurtarılması vurgulanır. İngiltere’den gelen öğrencilermizi karantinaya alınacakları otele götüren otobüsün yolunun kesilmesi, bir belediye başkanının konuyla ilgili yaptığı talihsiz açıklamalar bu korku, panik, ve şüphe salgınının yayıldığını gösteriyor.

Kamusal alanlarda ise bireysel davranışlar ön plana çıkar. Herkes süpermarketlere saldırır, olası bir yokluk anında kendisini ve ailesini garantiye almak için gıda ve temel ihtiyaçlara yönelik stok yapar. Arz-talep dengesi bozulur, belli ürünler fahiş fiyatlarla satılmaya başlar. Bu durum, salgının korku, panik, ve süphe boyutudur ve salgının negatif fıziksel ve psikolojik etkilerini artırır.

 

2. Salgının Ahlaksal (Sebebler ve Sorumluk Yükleme) Boyutu

Korku, şüphe, ve buna bağlı olarak ‘safların belirlenmesinden’ sonra ‘Neden, Niçin’ ve ‘Sorumlusu kim’ aşamasına geçilir. Bu süreçte artık salgın hastalığın yayılma nedenleri sorgulanır. Toplumsal seviyede alınan veya alınmayan önlemler eleştirilir. Siyasi ve teknik erk sahibi bireylerin ve birimlerin kapasiteleri,  hareket tarzları, ve eylemleri sorgulanır ve bu erki nasıl kullandıkları tartışılır. Bu sorgulama ve beraberinde gelişen eleştirel ortamda belli bireyler ve gruplar öne çıkarak bazı davranış biçimlerinin yanlışlığını vurgularken, diğer yandan da yeni hareket tarzlarının ‘doğruluğunu’  savunurlar. Bu sürecin her ne kadar toplumsal olarak olumlu etkileri olsa da  - evde kalın / sosyal uzaklaşmaya yapılan vurgular gibi - Kuzey Kıbrıs gibi kafa karışıklığının sürdüğü ve genel seviyede belli normların olmadığı toplumlarda, doğru ve etkili kararların alnııp uygulanmasını olumsuz etkileyip ciddi tehlike yaratabilir. Bu da salgının ahlaksal boyutudur ve yine salgının negatif fıziksel ve psikolojik etkilerini artırır.

 

3. Salgının Pratiklik ve Çözüm (Uzmanlık) Boyutu

Bir sonraki aşamada panik ve ahlaksal karmaşa, toplumu yapısal (devlet kurumları) ve sosyal (bireysel davranış) olarak etki altına alır ve gündem, salgının nasıl önleneceği ve neler yapılması gerektiği konusuna, yani uzmanlık salgınına doğru evrilir. Salgının küresel, bölgesel seviyede seyri, alınan önlemler, ve sonuçlarının doğru ve yetkili kaynaklardan (uzmanlardan) gelmemesi ve yukarıda özetlediğim süreçlerin çalıştırılmaması ve/ veya suistimal edilmesi sonucunda bireyler, ulaşabildikleri bölük pörçük bilgilere dayanarak kendi çözümlerini ‘üretir’ ve paylaşır.  Kaynağı belirsiz ve büyük çoğunluğu naif fikir yürütmeden öteye geçemeyen  bu sesli düşünceler bir yandan belirsizliği artırır ve panik ve korku salgınını besler, diğer yandan da yapılan uygulamalar ve sonuçları konusunda soru işaretleri yaratır ve konsensüs sağlanmasını önler. Bu da salgının uzmanlık boyutudur ve diğer boyutları gibi salgının negatif fıziksel ve psikolojik etkilerini artırır.

 

Ne yapmalı?

Toplumsal (makro) seviyede

-Siyasi (politikacılar ve devlet yetkilileri) ve teknik erk (uzmanlar) koordineli bir şekilde bireysel ve toplumsal bazda alınması gereken önlemleri vakit geçirmeden gündeme almalı ve şeffaf bir tavırla bunu topluma iletmeli.

-Toplumsal uygulamalarda ayrım gözetilmeden herkese eşit davranılmalı.

-Toplumsal iletişim kanalları sürekli açık tutularak durumun seyri, hasta sayısı ve uygulanan test sayıları ve sonuçları gibi yerel önemi olan bilgilerle salgının küresel ve bölgesel seviyede seyri, alınan önlemler, ve sonuçları kesintisiz bir şekilde halkla paylaşılmalı.

-Bireylerin panik, korku, ve şüphe içinde olduğunun olabileceği göz önünde bulundurularak toplum psikolojisini temel seviyede hesaba katmanın gerekliliği vurgulanmalı. Siyasi ve teknik erk sahipleri bu bilinçle hareket etmeli

-Sorunun toplumsal olduğu ve ancak birlikte hareket edilerek aşılacağı sürekli olarak vurgulanmalı

-Halkın nabzı çeşitli yöntemlerle (sosyal medya takibi, düzenli olarak yazılı ve elektronik basın takibi, elektronik anketlerle) tutulmalı

-Salgını önlemeye yönelik uygulamalara yapılan eleştiriler ve yorumlar ciddiyet içinde ve uzmanlar tarafından yanıtlanmalı. 

Bireysel (Mikro) seviyede

-Bireysel hareketlerin (yapılan uyarılara uymama) toplumsal riski artırdığı düşünelerek bu bilinçle hareket etmelisiniz.  

-Uygulamalar ve önlemlerin toplumsal riski azaltmak ve salgının kısa, orta, ve uzun vadede vereceği zararları en aza indirmeye yönelik olduğu bilinciyle hareket etmelisiniz.

-Kontrolsuz ve belli çıkarlar doğrultusunda yayın yapan sosyal medya türevi ‘haber’ kaynaklarına itibar etmemeli panik ve korku yayan veya belli birey ve grupları dışlayan haber benzeri bilgileri ‘mizah’ içerikli bile olsa paylaşmamalısınız.

-Uzman değilseniz salgın hakkında tavsiyelerde bulunmamalısınız

-Mahalle veya semt bazında komşular arası iletişimi güçlendirmeli ve destek grupları oluşturmalı ve birbirinize destek çıkmalısınız.

 

Neden?

Tek bir kaynaktan koordineli ve halkın psikolojisini hesaba katan bir uygulama, toplum genelinde panik, korku, ve şüphe salgınının önüne geçecek ve halkın sağduyulu hareket etmesini sağlayacaktır. Teknik uzmanlara daha fazla söz hakı verilmesi ve bunun toplumu ilgilendiren her konuda yapılması, siyasi ve teknik erk sahibi birimlere halk nezdinde güven ve meşruluk kazandıracaktır.

Salgının ve yayılmasına karşı yönelik önlemlerin küresel, bölgesel, ve ülke bazında seyrinin doğru ve düzenli haber ve bilgi akışı ile kamuoyuyla paylaşılması, bireylerin Kuzey Kıbrıs’ta yapılan uygulamaları bir perspektif çerçevesinde değerlendirmelerine olanak verecektir. Bu da yapılan uygulamaların halk nezdinde kabulünü kolaylaştıracak, sosyal kuralların oluşmasını sağlayacak, ve salgının duygusal, ahlaksal, ve uzmanlık boyutlarının yayılmasını engelleyecektir.

Bireysel seviyede resmi kaynaklara itibar edilmesi, kişisel davranışların toplumsal etkileri olacağının akılda tutulması, yardımlaşma ve dayanışmayı artıracak ve panik ve korkunun uzun vadede yaratacağı psikolojik sorunları azaltacaktır.

 

Özetle

Toplumsal seviyede

a) bütünlük içerisinde ve karışıklığa yol açmayacak şekilde hareket edilirse

b) halk ve devlet iletişim kanalların açık tutulursa

c) uygulamalarda birey ve toplum psikolojisinin gözönünde bulundurulursa

Bireysel seviyede

a) kişisel hareket ve davranışlarımızın toplumsal etkilerinin olduğu gözönünde tutulursa

b) panik, korku, ve şüphenin salgının negatif etkilerini artıracağı bilinirse

c) salgının toplumsal bir olgu olduğu ve ancak birlikte hareket etmekle önleneceği hatırlanırsa

Salgının kısa, orta, ve uzun vadede yol açacağı sosyal, ekonomik, fiziksel, ve psikolojik zararları kontrol altına almak mümkündür.

Yard Doç. Hüseyin Çakal, Keele Üniversitesi

Bu haber toplam 6573 defa okunmuştur
Etiketler : ,