9 ayda 20 bin başvuru

9 ayda 20 bin başvuru

Ülkenin tek psikiyatri hastanesi, Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne Covid-19 salgınını da içeren 2020 yılının ilk dokuz ayında toplam 20 bin kişi başvurdu.

A+A-

Devrim DEMİR

Ülkenin tek psikiyatri hastanesi Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne, 2020 yılının ilk dokuz ayında, toplam 20 bin kişi başvurdu.

Ülkede son yıllarda artış gösteren adli ve şiddet olaylarının yanı sıra, Mart ayında ortaya çıkan Covid-19 endişesi de, Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi verilerine yansıdı.

180 yatak kapasitesi olup, şizofren, akut ve kronik hastalara 4 çocuk ve 3 yetişkin psikiyatrisi ile hizmet veren hastaneye başvuranların sayısı on binlerin üstünde.

Özellikle bu yılın ilk dokuz ayında hastaneye başvuran yetişkin ve çocuk sayısındaki ciddi artış, dikkat çekiyor.

YENİDÜZEN’e konuşan Hastane Başhekimi Doktor Abidin Akbirgün, geçmiş yıllara göre 2020 yılının çok farklı bir sene olduğunu pandemi nedeniyle toplumda ciddi bir ‘Kaygı’ ve ‘ölüm korkusu’ gözlemlendiğini belirtti.

 

Çocuk hasta sayısındaki artış endişe verici…

Zor bir dönemden geçildiğine değinen Akbirgün, hasta sayısı ile ilgili de verileri YENİDÜZEN’le paylaştı.

Akbirgün, dokuz ayda Polikliniğe ortalama 20 bin yetişkinin başvurduğunu, başvuruların içinde cezaevinden, asker ve adli vakaların da olduğunu söyledi.

Aynı aylarda yaklaşık 6 bin çocuğun da başvurduğuna işaret eden Doktor Abidin Akbirgün, özellikle kapanma sürecinde çocuk hasta başvuru sayısında ciddi bir artış olduğuna işaret ederek, “Aileler üç aylık süreçte hastanemizden ciddi şekilde destek aldı. Topluma açık bir şekilde güven verici söylemlerde bulunulması gerekmekte. Krize sakin girilmediği takdirde, bu iş kaosa dönüşür.

Kadına şiddet ciddi derecede artış gösterdi, beklenen bir şeydi. Çocuğa karşı da şiddet artışı gözlemliyoruz” dedi.

 

“Anti depresan tansiyon ilacından sonra ikinci tercih haline geldi”

Hastane Başhekimi Doktor Abidin Akbirgün, ‘anti depresan’ sorununun ilaçların reçetesiz satılmasından kaynaklandığını işaret ederek, doktorların yazdığının iki katı bu ilaçların dışarıda tüketildiğini kaydetti.

Depresyon için kullanılan bu tür ilaçların çoğu zaman değişik amaçlar için de kullanılmaya başlandığına işaret eden Akbirgün, “Benim görüşüm antibiyotiklerde olduğu gibi anti depresan ilaçları da reçete ile satılmasıdır. Bu ilaçlar bu şekilde satılmaya devam ederse, kontrolü hiç olmayacak. Bugün en çok satılan ikinci grup ilaçtır. Tansiyon ilaçlarından sonra, kullanılan ikinci sınıf ilaç haline gelen anti depresan alan kişilerde ruhsal anlamda ciddi tehlikeler yaratabilmekte. Yanlış ve bilinçsiz kullanılması halinde, saldırganlık, uykusuzluk, umursamazlık yaratır. Toplum için çok önemli olduğu için bu ilaçların kullanımı ciddi şekilde gözden geçirilmeli” dedi.


İnsanlar güvensiz…

Doktor Abidin Akbirgün, toplumda ‘gerginlik hali’, ‘acıtasyon’, ‘öfke ve belirsizlik hali’ şikâyetlerinde ciddi artışa ve bunda  pandeminin de etkilerinin çok büyük neden olduğuna dikkati çekti. 

Akbirgün, “İçinde bulunduğumuz politik durumlar gerilimin oluşmasına da ciddi etken oldu. Bu tip gerilimler, ekonomik kriz, insanların birbirlerine olan saygısı giderek azaldı, çocuklara karşı ilgi azaldı aile bütünlüğü ciddi şekilde etkileniyor. Bu saydıklarım ülkede kronikleşirse, ciddi semptomlar ve hastalıklar beklenmekte. Bu sene çok zor bir yıl, ekonominin yanında pandemi insanlarda ölüm korkusunu da tetikledi. Uyuşturucuda ciddi bir artış olduğunu inceledim pandemi kişilerde tamamen bir stres, gerilim güvensizlik oluşturdu” dedi.   

    

“Telefonla danışmanlıkta ciddi bir artış”

Pandemi sürecinde özellikle danışan sayısında ciddi bir sayı gözlemlendiğini kaydeden Akbirgün, üç ay boyunca telefoniyen hizmet veren hastaneye gelişlerin azaldığını ancak telefon üzerinden ciddi bir başvuru artışı olduğunu kaydetti.

Kapanma sürecindeki şikâyetler içinde ‘kaygı’, ‘başa çıkamama’ sorunlarının baş gösterdiğini ifade eden Akbirgün, toplumda tehlike çanları çaldığını söyledi.

 

‘Yeşil reçete’ye takip sistemi şart… 

Akbirgün, toplumdaki en büyük diğer sorunun ise ‘yeşil reçete’ olduğunu vurgulayarak, yeşil reçete için acilen takip sistemi oluşturulması gerektiğini kaydetti.

Gençler arasında sıklıkla bunun gündem olduğunu ve çoğu zaman genç hastaların sorgulandıkları zaman bu ilaca nasıl başladıklarına dair, bilgi alamadıklarını kaydeden Akbirgün, “Çok tehlikeli olduğu için önlemler arttırılmalı, öğrenci sayısının çok olduğu bir toplumda alkol, uyuşturucunun artacağı düşünülerek devlet bir politika oluşturmalı” şeklinde konuştu.

 

‘Ruh Sağlığı Yasası’ Meclis’te bekliyor…

Hasta sayısına göre çalışan sayısının yetersiz olduğunu kaydeden Akbirgün, Ruh Sağlığı Yasası olduğunu ve onun geçmesinin gerektiğini kaydetti. Hastaneye yeterli önemin verilmediğine de sitem eden Akbirgün, “Burada acil hizmetler dışında ‘Koruyucu Ruh Sağlığı’ hizmeti verilmesi gerekiyor. Uyuşturucu bağımlısı olmadan, şiddet ilerlemeden birilerinin gidip bunlara yerinde müdahale etmesi gerekiyor. Koruyucu Ruh Sağlığı, ülkemizde hiç yok. Koruyucu Ruh Sağlığı hekimliği bizim ülkemizde yapılmıyor. Belli bir kadro oluşmalı, Yasası şuan mecliste ve beklemede. Toplumun ruh sağlığının gerildiğini herkes biliyor ve farkında” sözlerini kullandı.

 

Yatılı hastalarda azalma var…

Hastane Başhekimi Doktor Abidin Akbirgün, Psikiyatri hizmeti veren tek hastane olan Barış Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin 180 yatak kapasitesi olup, şizofren, akut ve kronik hastalara hizmet vermekte olduğunu belirtti.

Hastanenin bir bölümünde, 40 kişinin daimi yatılı olarak kaldığını kaydeden Akbirgün, ağır hastalarda bir artış olmadığını stres karşılığında zorlanma, günlük stresle başa çıkamama daha çok danışmanlıkta artış olduğunu ifade etti. 20 ile 40 arasında değişen kısa süreli yatılı hastalar olduğuna da değinen Akbirgün, hastanede yetişkinler için 3, çocuklar için 4 doktor olduğunu ancak bu sayının çok yetersiz olduğuna işaret etti.


 “Çoğu insanın hayatını kurtardık”

‘Koruyucu Ruh Sağlığı’ Yasasına dikkati çeken Akbirgün, toplumun yüzde birinin ‘Şizofren’ olduğunu söyledi. Bu insanların yerinde tedavi görmesi gerektiğine değinen Doktor Akbirgün, modern psikiyatride bu hastaların toplum içinde tedavi gördüğünü akıl hastanesine kapatılmalarının ‘Hasta hakkı ihlaline’ girdiğine dikkati çekti.

Akbirgün, “Zekâ geriliği olan birinin yeri de akıl hastanesi değil…  Koruyucu psikiyatri olarak yerinde hizmet verebiliriz.

AMATEM yılsonuna kadar bitecek deniliyor ancak uyuşturucu bağımlıları da buraya geliyor. Onların da yeri burası değil, biz tıbbi müdahale yapıyoruz, ölmesin, yoksunluğa girmesin burada müdahale ediyoruz.

Çoğu insanın hayatını biz kurtardık. Maddeden kurtarmak için iki üç sene destek alması gerekir. Her ülkenin destek birimleri vardır ama burada böyle bir şey söz konusu değildir. Genç bağımlılarda aileler gözden geçirilmeli” dedi.

 

Öfke kontrol bozukluğu arttı…

 Ülkede farklı kültürlerin arttığına dikkati çeken Akbirgün, öğrencilerin sayısında ciddi bir artış olduğunu ve ülkede artan olayların bir başka nedenin de çok fazla kültürün çarpışması sonucu yaşandığını belirtti.

Ülkede birçok dinden öğrenci olduğunu ifade eden Akbirgün, öfke kontrol bozukluğunun arttığını söyledi.

Bu haber toplam 2620 defa okunmuştur
Etiketler :