1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. Uzaya çıkan ilk anne Kıbrıs’ta: “Dünyaya baktığınızda, sınırları değil, olağanüstü bir gezegen görüyorsunuz”
Uzaya çıkan ilk anne Kıbrıs’ta: “Dünyaya baktığınızda, sınırları değil, olağanüstü bir gezegen görüyorsunuz”

Uzaya çıkan ilk anne Kıbrıs’ta: “Dünyaya baktığınızda, sınırları değil, olağanüstü bir gezegen görüyorsunuz”

“Orada Dünya’ya bakarken, savaşlar ve anlaşmazlıklar uğruna yaşamını yitiren herkes için çok üzüldüm. Burada sanki çok önemliymiş gibi gördüğümüz sınırlar, oradayken ne kadar da önemsiz görünüyor…”

A+A-

Uzaya çıkan ilk ‘anne’ Astronot Anna Lee Fisher, ‘Apollo 11’in 50. yıldönümü nedeniyle Kıbrıs’a davet edildi. Dr. Fisher YENİDÜZEN’e konuşarak, tecrübelerini paylaştı.

 

Dila ŞİMŞEK

Uzaya çıkan ilk anne, Astronot Anna Lee Fisher, ay yüzeyine yapılan insanlı ilk uzay uçuşu Apollo 11’in 50. yıldönümü için Kıbrıs’a geldi.

Kıbrıs’ın güneyine, Amerikan Elçiliği tarafından kutlama için davet edilen Dr. Fisher, YENİDÜZEN’e konuştu.

Hayatını, uzay tecrübesini, erkek egemen bir zaman ve meslekte kadın olmayı anlatan Astronot Fisher, “O zamanlarda Amerika’da kadınlar için mesleki anlamda kısıtlama vardı, bir pilot olamazdınız. Bu nedenle astronot olma hayallerimden vazgeçmiştim” diyor.

Dr. Fisher, Apollo 11’in 50. yıldönümü kutlamaları kapsamında Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülkeye davet edildi.

NASA’ya seçilen ilk kadınlardan olan Dr. Fisher, aynı zamanda uzaya çıkan ilk anne unvanını taşıyor.

Fisher aynı zamanda, NASA’nın kadınları da kapsayan ilk astronot sınıfında yer aldı. 30 senelik NASA’ya hizmetinden sonra, şu anda emekli olarak yaşamını sürdürüyor…

Dr. Fisher, 8 Kasım 1984'te Kennedy Uzay Merkezi'nden başlatılan yörüngeli keşfin ikinci uçuşu olan Uzay Mekiği STS-51A görev uzmanıydı.

Fisher uzayda toplamda 192 saat kaldı.

“Babam emekli olduğunda 8. sınıfta olmama rağmen 13 okul değiştirmiştim”

70 yaşındaki Astronot Dr. Anna Lee Fisher, çocukluğunu ve mesleğe atılmadan önceki hayatını anlatıyor… “New York’ta doğdum ve Kaliforniya’da büyüdüm. Babam asker olarak çalıştığı için sık sık taşınmamız gerekiyordu. Babam emekli olduğunda 8. sınıfta olmama rağmen 13 okul değiştirmiştim. Bir okula gittiğimde, oradaki çocuklar birbirlerini anaokulundan beri tanıyor olurdu ve bu anlamda biraz zorlandım” diyor. Ancak taşınmanın getirdiği yeni yerler görme ve birçok yeni insanla tanışmanın güzel bir his olduğunu söyleyerek, çok kültürlü bir çevreye adapte olduğunu dile getiriyor. “1950’li yıllarda ayrımcılık ciddi anlamda çok yaygındı… Ailem ise hiçbir zaman insan ayırmaz, beni diğer çocuklardan ayrı tutup ‘onlarla oynama’ demezdi. Her etnik kökenden arkadaşım olmuştu ve bu şekilde büyümek çok iyi bir çocukluk geçirmemi sağladı” şeklinde konuşuyor.

 “O zamanlarda Amerika’da kadınlar için mesleki anlamda kısıtlama vardı, bir pilot olamazdınız. Bu nedenle astronot olma hayallerimden vazgeçmiştim.”

“O zamanlarda Amerika’da kadınlar için mesleki anlamda kısıtlama vardı”

Dr. Fisher, uzaya çıkan ilk anne unvanına sahip oluşunu kızına borçlu olduğundan ve kızı ile bu konuda şakalaştıklarından bahsediyor. “Kızım her zaman ‘iyi ki varım, uzaya çıkan ilk anne oldun!’ diye şaka yapar ve güleriz. Astronot olunabileceğini bildiğimden beri, astronot olmak istedim. Astronot olmak istediğime 12 yaşında karar verdim. Merkür 7 astronotları seçilirken, astronotluk bir meslek gibi değildi. Yani bunu iş olarak yapabileceğimi bilmiyordum. Böyle bir kariyer olduğunu da bilmiyordum. Öğrenir öğrenmez ise, bunu yapmak istediğimi anladım. Matematik ve feni çok seviyorum, ancak bu sevgimi birleştirip keşfe ve hayal gücüne adamak önemli bir seçimdi… Los Angeles Kaliforniya Üniversitesi'nde (UCLA) Kimya bölümü okuduğumda, astronot olma fikri sanki benden daha da uzaklaşmıştı… Çünkü zaten birçok kişi seçilmiş ve seçilenlerin hepsi de erkekti… O zamanlarda Amerika’da kadınlar için mesleki anlamda kısıtlama vardı, bir pilot olamazdınız. Bu nedenle astronot olma hayallerimden vazgeçmiştim. Kimya okuduktan sonra bu alanı sevmeme rağmen, mesleki anlamda tercih etmeyi istememiştim. Yüksek lisans eğitimi sonrası, matematik ve fen bilgimi insan ilişkileri ile de birleştirebileceğim tıp fakültesine başlamaya karar verdim ve de bitirdim” diyor.

1978’de NASA’nın astronot aradığını görünce, onun için umut ışığı tekrardan yanmış…

NASA’nın aradığı tüm özelliklere sahip olan Dr. Fisher, “40 yıl düşünsem NASA’ya astronot olarak seçileceğimi tahmin edemezdim. Kendimi çok şanslı hissettim. Böylelikle NASA’nın seçtiği ilk kadın grubu içinde yer aldım” diye konuşuyor.

 

 “Sanırım en zor kısmı, bir tarihin size yaklaştığını ve olası riskleri bilmenizdi. Eşim de ben de, eve geri dönememe gibi bir riskin olduğunu biliyorduk. Eşim de bir astronot ve benden bir sene sonra da o uzaya çıkacaktı. İkimizde çok iyi biliyorduk ki, birimiz geri dönemeyebilir…”

 

“Eylül’ün 26’sında, Cuma günü Kristin’ı doğurdum ve Pazartesi günü hazırlık için sabah 8’de işe gittim”

a1-098.jpg

Fisher, uzaya gideceğini ilk kızına 8.5 aylık hamileyken öğrenmiş. Kızı daha 14 aylıkken uzaya çıkan Dr. Fisher, “Uzaya çıktığımda Kristin 14 aylık bebekti. Göreve çağrıldığımda 8 buçuk aylık hamileydim ve beni çok zorlu bir süreç bekliyordu. Açıkçası hamileyken beni aramalarına şaşırmıştım ama tabii ki böyle bir fırsatı asla kaçıramazdım. Kristin sağlıklı, uysal bir bebek olduğu için çok şanslıydım. Öyle geceleri beni uykusuz bırakmazdı, sakin bir bebekti. Aksi halde neler yaşardım hayal bile edemiyorum. Eylül’ün 26’sında, Cuma günü Kristin’ı doğurdum ve Pazartesi günü hazırlık için sabah 8’de işe gittim. Hayatta en sevdiğim iki şeyi aynı anda yapıyordum, bir anne olmak ve uzaya çıkan bir astronot olmak… Sanırım en zor kısmı, bir tarihin size yaklaştığını ve olası riskleri bilmenizdi. Eşim de ben de, eve geri dönememe gibi bir riskin olduğunu biliyorduk. Eşim de bir astronot ve benden bir sene sonra da o uzaya çıkacaktı. İkimizde çok iyi biliyorduk ki, birimiz geri dönemeyebilir… Annelikle böylesine olağanüstü bir mesleği aynı anda yürütmek zordu. Ancak tüm bunların üstesinden, bu işi yapacağıma olan inancım ve isteğim sayesinde geldim. Hem anne, hem de astronot olarak yapabileceğimin en iyisini yapmaya karar verdim. Daha fazla düşünüp endişelenmenin lüzumu yoktu. Kristin ve eşimle geçirdiğim her anın kıymetini bildim. Olur da bir şey yaşanırsa diye, Kristin için bir video bile hazırladık. Eşim de ben de, Kristin’ı tek başımıza yetiştirme gibi bir riskin olduğunu biliyorduk” diye anlatıyor.

Dr. Fisher, işteyken tamamen odaklandığını, başka hiçbir şey düşünmediğini söylüyor, eve gittiğinde ise tamamen ailesine vakit ayırdığını dile getiriyor.

Uzaya çıkmadan altı hafta önce annesinin geldiğini belirten Fisher, “O olmasa çok daha fazla zorlanırdım” diyor.

Annesinin Kristin ile çok iyi ilgilendiğini söyleyerek, “Bu da içimin rahat olmasına yardımcı oldu. Anneme tamamen güveniyordum ve Kristin’e gösterdiği sevgi ve şefkat gözümün arkada kalmamasını sağladı” şeklinde konuşuyor.

 “Okulda, işte hep yüzlerce erkeğin arasında ya tek başıma, ya da birkaç kadından biriydim. Bu benim ‘normalim’ olmuştu. Sanırım en çok ayrımı doktor olarak gördüm. Hastamı kabul ettiğimde, ‘Benimle sen mi ilgileneceksin’ diye çıkışırlardı”

“Kadınların evin dışında da üretken bir hayat yaşama hakkı var”

Kadınların ev dışında bu kadar aktif ve talepkar bir işinin olmasının nasıl hissettirdiğine, ailesinden uzak kalmaktan duyduğu ‘suçluluk duygusuna’ değinen Dr. Fisher, “Bence böyle bir durumda, kadınların suçluluk duymayacağına karar vermesi gerekiyor. Evin dışında da, mesleğinizde veya yapmak istediğiniz şey neyse, mutlu olmaya hakkınız var. Evin dışında da üretken bir hayat yaşama hakkınız var. Amerika’da kültürel normlar sürekli değişiyor. NASA’ya seçilişimden on sene önce başvursam, asla kabul edilemezdim. Ancak birçok mükemmel kadın aktivistin, haklarımız için canla başla direnmesi sayesinde böyle bir imkana sahip olabildim. NASA’ya seçildiğimde de erkek egemen bir meslekteydim ve toplumda da bu oldukça hakimdi. Okulda, işte hep yüzlerce erkeğin arasında ya tek başıma, ya da birkaç kadından biriydim. Bu benim ‘normalim’ olmuştu. Sanırım en çok ayrımı doktor olarak gördüm. Hastamı kabul ettiğimde, ‘Benimle sen mi ilgileneceksin’ diye çıkışırlardı… NASA’da çalışmaya başladığımda da, kadınlardan beklenen bir davranış şekli vardı. Üzerimdeki tüm baskıya rağmen, işimi en iyi şekilde yapmaya çalıştım” diyor.

“Çin seddi uzaydan falan görünmüyor. Dünyadaki hiçbir sınırı görmüyorsunuz. Burası Amerika, şurası Orta Doğu, Rusya, Avustralya demiyorsunuz. Sınırları ve ülkeleri değil, dünyayı görüyorsunuz.”

 

“Burada sanki çok önemliymiş gibi gördüğümüz sınırlar, oradayken ne kadar da önemsiz görünüyor”

Uzayda tam 192 saat geçiren Dr. Fisher, bunun olağanüstü bir his olduğunu söylüyor. “Bu gerçekdışı bir tecrübeydi. Kalkış gününde kendi kendime ‘Vay be… Bugün gerçekten de uzaya çıkıyorum’ diye düşündüğümü hatırlıyorum. Hava güzeldi, ekipmanlarımız iyiydi. Büyük ihtimalle o gün iniş yapacağımızı biliyorduk. Kalkıştan önce o olağanüstü mekiğe baktım, aya baktım. Çok erken bir saatte kalkış yapıyorduk. Kendimi sanki bir filmdeyim gibi hissettim ama gerçekti, her şey o an yaşanıyordu. Mekiğe binen dördüncü kişi ben oldum. Dışarıda sıramı beklerken, ‘Bunu yapmak üzereyim’ dedim. Kalkışımız ise olağanüstü bir histi. En önemlisi an ise, camdan dışarıya bakıp Dünyayı gördüğüm andı. Ve şunu belirtmek istiyorum ki, Çin seddi uzaydan falan görünmüyor. Dünyadaki hiçbir sınırı görmüyorsunuz. Burası Amerika, şurası Orta Doğu, Rusya, Avustralya demiyorsunuz. Sınırları ve ülkeleri değil, Dünyayı görüyorsunuz. Ve diğer camdan dönüp baktığınızda, simsiyah bir boşluk… Farkına varıyorsunuz ki, insanlar belki yüzyıllarca diğer gezegenlere, belki hayat taşıyan bir gezegene ulaşamayacak. Orada Dünyaya bakarken, savaşlar ve anlaşmazlıklar uğruna yaşamını yitiren herkes için çok üzüldüm. Burada sanki çok önemliymiş gibi gördüğümüz sınırlar, oradayken ne kadar da önemsiz görünüyor…” diye anlatıyor.

a2-082.jpg

Dr. Anna Lee Fisher kimdir?

Anna Lee Fisher (24 Ağustos 1949), Amerikalı bir kimyager, doktor ve eski bir NASA]] astronotudur. Eski astronot Bill Fisher ile evli ve iki çocuk annesidir. 1984'te uzaydaki ilk anne oldu. Fisher daha önce en eski Amerikan astronotu idi. NASA'da kariyerinde Uzay Mekiği, Uluslararası Uzay İstasyonu ve Orion projesi olmak üzere üç ana programa katılmıştır.

Fisher, New York'ta dünyaya geldi ve Kaliforniya'daki San Pedro'da büyüdü. 1967'de San Pedro Lisesi'nden mezun oldu. 1971'de Los Angeles Kaliforniya Üniversitesi'nde (UCLA) Kimya alanında lisans eğitimi gördü. Fisher daha sonra UCLA'da kaldı ve metalokarbonların x-ışını kristalografik çalışmaları alanında kimya alanında yüksek lisans eğitimine başladı. Ertesi yıl UCLA tıp fakültesine taşındı ve 1976 yılında Tıp Doktoru oldu. 1977'de Torrance, California'daki Harbour General Hospital'da staj yaptı. Acil tıp alanında uzmanlaşmayı seçti ve Los Angeles bölgesinde birçok hastanede çalıştı. Fisher daha sonra kimya alanında lisansüstü okuluna geri döndü ve 1987'de UCLA'dan kimya alanında bir yüksek lisans aldı.

Fisher, Ocak 1978'de astronot adayı olarak seçildi. Ağustos 1979'da eğitim ve değerlendirme dönemini tamamlayarak uzay mekiği uçuş ekiplerinde görev uzmanı olarak göreve hazırlandı. Bir yıllık temel eğitim programı aldı.

Fisher, 8 Kasım 1984'te STS-51A'da görev alan bir misyon uzmanıydı. Frederick Hauck (uzay komutanı), David Walker (pilot) ve diğer görev uzmanları Dr. Joseph Allen ve Dale Gardner kendisine eşlik etti. Uçuşunun tamamlanmasının ardından Fisher uzay'da toplam 192 saat kaldı. Fisher, STS-51-A'ya çıktığında uzaydaki ilk anne oldu.

Bu haber toplam 2757 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler