1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. BAKMAK DEĞİL… GÖRMEK…
BAKMAK DEĞİL… GÖRMEK…

BAKMAK DEĞİL… GÖRMEK…

BAKMAK DEĞİL… GÖRMEK…

A+A-

 

Neriman Cahit


Anılarımı hatırlamaya…
Hatırladıklarımı yazarak bir kenara koymaya çalışıyorum…
“Anı nedir?” diye sordu bir dost geçen gün…
“Yaşadığımız olaylardan belleğimizde kalan izler değil midir?” dedim… Olumladı…
- Yani, hatıra… dedi… Evet, Öyle…
… Yaşanan olayların bellekte bıraktığı iz, zamanla ya siliniyor ya da büyük bir bölümü değişiyor… dedim…
Kabul etti ama anı ile gerçek arasındaki uzaklığın da zamanla büyüyor olduğunu…
Ve geçmiş yaşamını dile getirenlerin ister istemez gerçeklikten koptuklarını da hesaba katmak gerektiğini ekledi… Haklıydı…
Sürekli sanat olaylarını izliyorum, neredeyse yıllardır… Genelde gördüğüm nokta ise, Marx’ın ünlü deyişiyle: “Yapıyorlar ama (çoğu) bilmiyorlar…”
Toplum, kendini ifade edebileceği ‘ortak dili’ yitirmiştir çünkü… Ama ayırdında değildir ki sanatçılarımızın çoğu…
Bu noktada, kendilerine iki kat daha önemli bir görev düşüyor: Bu dilsizliği, GERÇEK bir sanata dönüştürerek ebedileştirmek…

***
“TARİH” diye hünkürüyor bazıları, ‘bozuk plak’ gibi…
Sahi, nedir ki ‘tarih’ diye bildiklerimiz…
Anlatım ve yorum katılarak bize ulaştırılan ‘ölü bilgiler’ değil midir ki!
O yüzden, inanç başka şey ‘Bilimse’ başka… diyorum…

BAKMAK DEĞİL… GÖRMEK…
Şanssız bir neslin üyesiyim ben…
Emek verdiğim, inandığım her şeyin, bir aşkın bir siyasi düşüncenin, bir sistemin yıkılışını yaşadım… Çoğu kez, ağlamak ama akabinde güçlü olmaya yeminler ederek…

***
Her gün, yeni bir şeyler öğrenerek, hayatıma katarak yaptığım ‘var olma’ yeminleri…

***
Kendi ülkemde, her gördüğüm, her duyduğum, beni ölümüne üzer oldu…
Ben, sanki, neden, yüreğimi ve gözlerimi yanıma alıyorum bir yerlere gittiğimde…
Neden, görmeye çalışıyorum sadece ‘bakmak’ varken!..

***
Ahh, bu susmayan yürek, şöyle yanıtlıyor beni: “Hiçbir şeye kayıtsız kalamazsın… Çünkü: SEN İNSANDIN…

***
Birer ipek böceği tırtılıyız hepsimiz…
Kozalarımızın içinden, güzel birer kelebek olarak, kaçımız çıkmayı becerebileceğiz, yaşam sürecimizde…
Ve kaçımız, çıkamadan kıvrılıp kalacak, çıkamayacak kozalarının içinden…
Ama aslında…
Ölümü bile hak etmek…
Hak etmek için de ‘YAŞAMAK’ gerek…

***

Size soruyorum, hiç yaşadınız mı?
Yani, ayaklarınız yerden kesilecek kadar sevdiniz mi…
Çoğaldınız mı…

***
Bazen, bazı şeylere takılır kafam…
Ör: “Çoğalalım Beyler” ki bana göre yanlıştır…
Güzel olan, tekillerden oluşan “Çoğunluk” değil… ÇOĞULDUR…
Azınlık olmak, yürek ister…
Karakoyun olmak gerek…
KARAKOYUN…


-------------------------------------------------------------------


ÖRGÜTLENMEDE…
BİZE IŞIK TUTAR DİLEĞİYLE…

Hep söylenir de, insan kendi pratiğini yaşayınca daha bir somutlaşır pek çok şey…
Hani, bazı ‘kalıplaşmış’ sözler vardır… Pek de düşünmeden kullandığımız… İşte öyle… Alışmışlıktan gelen, dilimizin söyleyiverdiği. Ör: “Çok okuyan değil, çok gezen bilir…” sözü, bunlardan biri…
Ama yaşayınca, deneyimleyince, bilincine varıyorsunuz… Ercan’dan dışarıya – Türkiye’ye dahi – adımınızı attığınızda, eğer gayeniz sadece gezip tozmak, cicili bicili bir şeyler satın almak değilse… Çevrenize bakmayı, araştırmayı ve denemeyi göze alırsanız, pek çok şey öğrenirsiniz…
Hem de hayatın bizzat kendi pratiğinden…

***
Türkiye gazetelerinin birinde: “Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Yetkilileri” ile yapılmış bir röportajı o yüzden ilgi ile okudum… Bu dernek, gerçekten de çok önemli çalışmalar içinde… Çok fazla gönüllüyü bir araya getirmişler… Konu ile ilgili ne buldumsa topladım…
Ve sizlerle de paylaşmak istiyorum sevgili okuyucular…
Çok fazla gönüllüyü bir araya getirebilmişler… Gayet enerjik, umut dolu, çağdaş izciler gibi çalışıyorlar… Daha da önemlisi, bu çalışmalarında ‘KARAMSARLIĞA’ asla yer vermiyorlar…

ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ…


Arı gibi çalışıyorlar ve çalışma yöntemlerini de şöyle sıralıyorlar:

• Çeşitli komisyonlar oluşturmuşlar:
ÜYELİK KOMİSYONU’nun iki işlevi var:
Bir yandan yeni üyeler kazanmaya çalışmak…
Öte yandan da var olan üyeleri ‘ETKİN’ kullanmak…
Onlardan, en üst düzeyde yararlanmanın yollarını aramak…

• KAMUOYU OLUŞTURMA KOMİSYONU
Toplantılar, seminerler, imza kampanyaları düzenliyor… ‘Yerel Yayın Kuruluşlarında’ düzenli programlar yapıyorlar…

• BÖLGENİN MİLLETVEKİLLERİNİ, ilkeler doğrultusunda daha duyarlı yapmak için sistemli çaba harcıyorlar…

• TOPLUM HİZMETİ KOMİSYONU
Bu komisyonun etkinlikleri çok yaygın:
Muhtaç gençlere burs sağlamak… Sağlık, kitap, yemek, giyim vb. konularda yardımcı olmak… Hatta, onları toplu halde ‘tiyatroya, konsere’ götürmek.

• PİLOT BÖLGE KOMİSYONU
Bazı mahallelerde, planlı bir çalışma yürütüyorlar… Kadınlara, erkeklere, çocuklara yönelik ayrı etkinlikler var. Yoksul ailelere yardım da yapıyorlar…

• HUKUK – ÇEVRE – EĞİTİM, KOMİSYONLARI…
“Çağdaş Yaşam Çocuk Kulübü, Toplumsal Etkinlik ve Finans Komisyonu…

***
Tanıtma Kitaplarında da alınacak dersler var:
“Bir araya gelebilmek başlangıçtır / Bir arada kalabilmek gelişimdir / Birlikte çalışabilmek ise BAŞARIDIR…”
Diye başlıyor ve şöyle devam ediyorlar:
• “Daha aydınlık bir Türkiye için… Daha güzel yarınlar için: “BEN NE YAPABİLİRİM…” diyorsanız, gelin bize katılın… El ele verelim, çoğalalım…”
***
Çok sayıda tanınmış bilim adamının, işadamının, gazetecinin, yazarın, sanatçının, eski siyaset ve devlet adamının isminin yan yana olduğu birlikler…

AMAÇLARI  MI…

• “Yoksulluk ya da yalnızlık” içindeki çok sayıda genci, karanlık güçlerin yurt yardımlarına muhtaç olmaktan kurtarmak…
• Parası olan, para yardımı ile Vakfa destek olabilir ama bunun yanında, Vakfın başlattığı üç kampanya daha var: 
• “Giymediğiniz giysileri, raflarınızda süs haline gelmiş kitapları, artık dinlemez olduğunuz kasetleri de verebilirsiniz…”

***
Bunlar gibi, ‘gönüllü çalışmalar’ hızla artıyor Türkiye’de… Ve, çok da yararlı oluyorlar…

SAHİ…
BİZ NE ZAMAN BAŞLAYACAĞIZ BU TÜR ÇALIŞMALARA…

Bu haber toplam 470 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 193. Sayısı

Adres Kıbrıs 193. Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler