1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Bahar Çıralı ile ‘Sanat Terapi’
Bahar Çıralı ile ‘Sanat Terapi’

Bahar Çıralı ile ‘Sanat Terapi’

“Sanat terapide verilen eğitim, sanat eğitimi değil. Sanat burada bir iletişim aracı olarak kullanılıyor. Sanat diliyle terapi yapıyoruz. Temelde psikoterapinin bir devamı olduğu için aslında psikoloji eğitimi alıyoruz.”

A+A-

Simge Çerkezoğlu

Bahar Çıralı genç bir ressam… Onu başka sanatçılardan farklı kılan yanı, sanatla terapi üzerine aldığı eğitimi. Altı yıl önce Girne’de Artterapi Merkezi ismiyle, bir ilke imza atıp, kişisel gelişim ve sanatla terapi üzerine çalışmaya başlıyor. İlk başta kendini anlatmakta zorlansa dahi, günümüzde sanatı alışılagelmiş yapısından farklı alanlarda kullanmak, toplum tarafından çok daha iyi anlaşılıyor. Kısaca Bahar Çıralı; bir sanat kursuna nazaran sunduğu zengin içeriği, çocukların kişisel gelişimine sağladığı katkıları, yaratıcılığa dair biz yetişkinlere hatırlattığı cesareti bir çatı altında toplayarak, bizlerin hizmetine sunuyor.

“SANAT BİR İLETİŞİM ARACI OLARAK KULLANILIYOR”

Hacettepe Üniversitesi Resim Bölümü mezunu olan Bahar Çıralı, yedi yaşından bu yana resim yapıyor. Öncelikle sanatla terapi üzerine aldığı eğitimi, bu bağlamda yaptığı çalışmalarla sohbetimize başlıyoruz.   

“Ankara’da Hacettepe Üniversitesi’nde eğitimimi tamamladıktan sonra İtalya’ya gittim. Öncelikle dil eğitimi aldım. Daha sonra üç yıl İtalya’da resim öğretmenliği yaptım, bu arada resim teknikleri üzerine çalıştım. Bu süreçte İtalya’nın sanat eğitimini tanıdım. Fark ettim ki resim bir dilse, ben aldığım eğitimle resmin sadece dil bilgisini öğrendim. Oysa ben bu dili konuşmayı da çok istiyordum. Böylece yüksek lisansımı Roma’da sanat terapi üzerine yapmaya karar verdim. Sanat terapi kavramını ilk kez 2012’de İngiltere’de işitmiştim ama bu konu üzerine eğitim almayı, o güne dek düşünmemiştim.”

Sanatla terapinin ne anlama geldiğini bizim için biraz daha ayrıntılı anlatırken, bu konunun psikolojinin bir devamı niteliğinde olduğuna da vurgu yapıyor. 

“Sanat terapide verilen eğitim, sanat eğitimi değil. Sanat burada bir iletişim aracı olarak kullanılıyor. Sanat diliyle terapi yapıyoruz. Temelde psikoterapinin bir devamı olduğu için aslında psikoloji eğitimi alıyoruz. Bu alanda yüksek lisans yapmak için sanat eğitimi almak veya psikoloji eğitimi almak gerekiyor. Benim sanata dair yapmak istediğim tam olarak böyle bir şeydi. Sanatçı olarak, sanatı öğretmek yerine, sanat bilgisi olmayan kişilerin de sanatı iletişim aracı olarak kullanmalarına yardımcı oluyorum.  Sanatla terapi, kişinin sözel dille anlatmakta zorlandığı duygu ve düşüncelerini özgürce ifade edebilmesine yardımcı oluyor.  

Sanat aracılığıyla kendini daha iyi tanımak ve başkalarıyla daha sağlıklı iletişim kurmak isteyen herkes herhangi bir sanat dalında deneyimi veya becerisi olmadan da sanat terapi seanslarına katılabilir. Bunun yanında karmaşık duygu ve düşünceleri olan kişiler için, sanat terapi sorunların aşılabilmesi için güvenli ortam yaratır. Çünkü sanat herkesin anadilidir.”

“GİRNE’DE SANATLA TERAPİ MERKEZİ”

2011 yılında Girne ‘de faaliyet gösteren Artterapi Merkezi’ni kurarak bir ilke imza atan Bahar Çıralı, böylece farklı yaş grupları için bir sosyal aktivite ve terapi merkezi yarattı. 

“Artterapi Merkezi’nde altı yıldan bu yana sanatla terapi üzerine çalışıyorum. Ayrıca merkezin sanat odaklı çalışmaları da var. Burada küçük bir müdahelede bulundum, sanat terapi ve sanat çalışmalarını ayırmak için. Sanat ve teknik içerikli eğitimler alan farklı gruplarım var. Bunun yanında çocukların sosyal becerilerini, kişisel yaşamlarını geliştiren gruplarım da var. Tabii tüm bu eğitimler, benim sanatla terapi eğitimimden dolayı, normal bir sanat kursundan çok daha zengin içeriğe sahip oluyor. Yaptığımız her şey terapi amacıyla da yapılmıyor. Çocuklar sosyal aktivite amacıyla da bana geliyor. Elbette terapi amacıyla gelenler de oluyor. Sadece çocuklarla çalışmıyorum ama Kıbrıs’ta çocuklara odaklı bir hayat var. Dolayısıyla merkez, zamanla çocuk odaklı yapıya dönüştü. Bu aslında tam olarak benim tercihim değildi. Biraz da koşullar bunu beraberinde getirdi. Elbette yetişkinlere de kapımız açık. Fakat ben tek kişi olduğum içi her gruba, çok farklı yaş gruplarına da yetişemiyorum. Altı yılda bilinen, kabul gören, güven veren bir yapıya kavuştuk.”

“YARATICI DÜŞÜNCEYİ ÇOCUKLARA KAZANDIRMAK İÇİN YARATIM SERGİSİ”

Her yıl açılan bir sergiyle, merkezdeki çalışmalarını toplumla paylaşan Bahar Çıralı, geçtiğimiz günlerde açılan ‘Yaratım’ sergisiyle merkezin altıncı yılında, altıncı sergisini gerçekleştirmeyi başardı.  

“Her yıl Artterapi Çocuk Sergisi başlığı altında, seçtiğimiz temaya göre bir sergi açıyoruz. Bu yıl kırk üç öğrencimle yaratım temalı bir sergi açtım. Aslında daha fazla öğrencim var ama arzu edenler sergiye katılıyor. Mecburiyet yok. Yaratıcı düşünce biçimini çocuklara kazandırmak gayesiyle, yaratım temasını seçtim. Beyinin yaratırken yaptığı işlemleri temel olarak alıp, bunları çocuklara öğretecek, uygulatacak biçimde sanat çalışmaları yaptık. Günümüzde yetişkinler de çocuklar da yaratıcı değil. Oysa bir şey işlemediğinde buna yeni bir yol, yeni bir çare üretecek şey yaratıcılıktan geçer. Ancak toplumumuza baktığımızda da yaratıcılık yok. Sunulanı alıyoruz, yaratmıyoruz, üretmiyoruz. Şu anki sistemi kime sorsak şikayetçi ama yeni bir sistem yaratan yok. Çocuklar da böyle olmasın korkusuyla bu temayı işlemeye kadar verdim.”

“YARATICILIĞIMIZI KULLANMAK İÇİN CESARETİMİZ OLMALI”

Sohbetimizde konu yaratıcılığa gelince, kimlerin daha yaratıcı olduğunu merak ediyorum. Sanatçının verdiği cevaplar ilgi çekici.

 “Ünlü sanatçı Bruno Munari her insan belli ölçüde yaratıcıdır, diyor. Ama yaratıcılık büyüdükçe ölüyor gibi bir algımız var. Oysa Munari diyor ki yetişkinler çocuklardan daha yaratıcı olmalı. Çünkü bizler yaş aldıkça, çok şey görüyor, bilgi birikimine ulaşıyoruz. Ama zamanla sanırım cesaretimizi kaybediyoruz. Çocuklardan farkımız bu. Yaratıcılığımızı kullanma becerisine sahip olmamız için cesaretimiz de olmalı. Yeni bir şey yapmak için var olan şeyleri bozmak, yeniden farklı şekilde birleştirmek böylece yeni bir şey yaratmak gerekiyor. Cesaretimizi toplumsal yargılarla kaybediyoruz. Bilgimizi yeterince kullanmıyoruz. Kullanmaya cesaret edemiyoruz. Bıkkınlığımız var. birkaç kişi aramızdan bazen bunu dener ama onların da cesareti kırılır, vaz geçer. Bizler çocukları bilgiyle donatırken, cesaretlerini yıkmadan büyümelerine yardımcı olmalıyız. Ancak o zaman başarıya ulaşabilirler. Büyüdükçe çok daha yaratıcı olabilirler.”

Bu serginin bir devamı olarak bir de konferans düzenleyen Bahar Çıralı, yaratıcılık konusunda velilerle öğretmenlerin de işbirliği içerisinde olmaları gerektiğine inanıyor.

“Yaratıcılık üzerine bir konferans verdim. Bruno Munari’nin düşüncelerini paylaştım. Bunun üzerinden uygulanabilecek sanat programını nasıl yapabileceğimizi, veliler, eğitimciler olarak yaklaşımların nasıl olabileceğini anlattım. Amacım çocuğun yaratıcılığını geliştirecek bir eğitim programı yaparken, sistem içinde fark etmeden onun cesaretini kırabiliyoruz. Tek bir sanat kursuyla çocuğun yaratıcılığı gelişti, geleceğe hazırdır diyemeyiz. Hep birlikte, işbirliği halinde devamlılıkla bu eğitimi desteklemeli, çocukların cesaretini kırmamalıyız. O nedenle bu konferansı yaptım. Elbette çok geniş bakabilen velilerimiz, eğitimcilerimiz var ama bunun yanında öncü olmamız gereken eğitmemiz gereken bir kitle de var. Bizde harekete geçmekte de sıkıntı var, konferansa katılım sayısından da bu belliydi. Sanırım bir dahaki sergi konum, harekete geçmekle ilgili olacak.”  

“DEĞİŞİMİ SEVİYORUM” 

Bahar Çıralı, sanatla terapi çalışmaları yanında, elbette yetenekli de bir ressam. Açtığı her sergide farklı deneyimlerini sanatseverlerle paylaşırken, müziğin ritmiyle sergi sırasında yaptığı resimler, benim için unutulmazlar arasında…  

“Elbette bu merkez yanında sanatsal çalışmalarıma da devam ediyorum. İlk sergim kimlik konuluydu.(kıbrıstaki ilk sergim, öncesinde italyada ve avusturyada açtığım 2kişisel sergim var J)Sanırım o yıllarda, sanatsal anlamda bir arayış, kendini bulma söz konusuydu. Zaman içinde kendimi sanatsal anlamda keşfettiğime inanıyorum. Kendimi tanıdıkça, kimliğimi oturttukça resimlerim de değişime uğruyor. Hayatımda değişimi seviyorum. Son yaptığım resimlerin, geçmişte olduğu gibi, dışavurumcu bir tarafı var ama buna dekoratif öğeleri de kattım. Bunu yanında devam eden, bir bütünü parçalar halinde oluşturan çalışmalarım da var. Elbette Artterapi Merkez olarak çok zamanımı alıyor. Maalesef resim yapmaya yeterince zaman ayıramıyorum. Hedefim, her zaman resim yapmaya daha fazla zaman ayırmak.”

 

 

 

 

     

 

 

 

                    

 

Bu haber toplam 1790 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 336 Sayısı

Adres Kıbrıs 336 Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler