1. HABERLER

  2. KÜLTÜR & SANAT

  3. 'Tabipler'de görev dağılımı gerçekleşti
‘Uçakla Gelen 6 Tabut’a Güzelyurt’ta yoğun ilgi

‘Uçakla Gelen 6 Tabut’a Güzelyurt’ta yoğun ilgi

Duygusal anların yaşandığı etkinlikte ‘Demokrasi şehitleri anısına anıt’ talebi de dile getirildi.

A+A-


CTP-BG Güzelyurt Bucak Örgütü’nün düzenlediği etkinlikte 1970’li yıllarda Türkiye’de öldürülen altı Kıbrıslı üniversite öğrencisi anıldı, o dönemler anlatıldı, ‘Uçakla Gelen 6 Tabut’ kitabı hakkında bilgiler verildi. Duygusal anların yaşandığı etkinlikte ‘Demokrasi şehitleri anısına anıt’ talebi de dile getirildi.
Türkiye’de 1970’li yıllarda yüksek öğrenimdeyken siyasi cinayetlere kurban giden 6 Kıbrıslı gencin hikayesini belgelere dayalı olarak anlatan ‘Uçakla Gelen 6 Tabut’ kitabı ve kitapta anlatılan dönem Güzelyurt’ta tartışıldı. CTP-BG Güzelyurt Bucak Örgütü tarafından organize edilen etkinlik dün akşam (28 Mayıs Salı) CTP Güzelyurt İlçe Örgütü binasında yapıldı.

Etkinlikte o dönemde yüksek öğrenim gören Dr. Nazım Beratlı, Dr. Hüseyin Erçal, Avukat Özkan Murat, Dr. Erkut Öner ve Türkay Derelizade anılarını anlattı. “Uçakla Gelen 6 Tabut”un yazarı Sami Özuslu da gecede hazır bulunarak konuşma yaptı ve kitabını imzaladı. Güzelyurtluların yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte duygusal anlar yaşandı.

CTP Güzelyurt Bucak Örgütü Başkanı Osman Bican etkinliğin başında yaptığı konuşmada CTP olarak toplumun ve ilerici hareketin tarihine sahip çıkmayı görev bildiklerini söyledi. Bican, ‘Uçakla Gelen 6 Tabut’ kitabının unutulmaya yüz tutmuş tarihimizin nesillere aktarılması bakımından önemli bir katkı olduğunu söyledi.

BERATLI: O TABUTUN KOKUSUNU UNUTAMAM

Demokrasi şehitleri anısına saygı duruşuyla başlayan etkinlikte moderatörlük görevini de üstlenen Nazım Beratlı, 1970’li yıllarda İstanbul’da öğrenim görürken kaybettikleri arkadaşlarıyla ilgili anılarını paylaştı.
Türkiye’de vurularak öldürülen ilk demokrasi şehidi olan Özer Elmas’ın hastanede tedavi gördüğü sırada babası Elmas amcayla yaşadıklarını nakleden Nazım Beratlı, canı yoğurt çeken Özer’e sağlığına zarar vereceği için yoğurt veremediklerini, bunu babasına belli etmemek için çok çaba sarf ettiklerini belirtti. Beratlı “Özer’in ölümünden sonra yoğurt yiyemez olduk” dedi.
1976’da vurulan Mehmet Ömer’in morgdan aldıkları tabutunun kokusunu hiçbir zaman unutamadığını anlatan Beratlı, cenaze teslimatı sırasında ve sonrasında Mehmet Ömer’in ailesine yapılanların insanlıkla bağdaşmadığını söyledi. Nazım Beratlı, düşünceleri nedeniyle öldürülen Kıbrıslı üniversite öğrencilerinin kendilerine ışık tutmaya devam edeceğini de ekledi.


MURAT: FIRTINAYA DİRENEN KARANFİLLER

Dönemin üniversite öğrencilerinden Özkan Murat da Türkiye’de öldürülen Kıbrısı öğrencileri ve o dönemde mücadele veren gençleri ‘fırtınaya direnen karanfiller’ olarak tanımladı. Çok zor koşullarda öğrenim görürken bir yandan da ilerici mücadele içinde yer almanın yürek istediğine dikkati çeken Murat, o günleri anlatan bir belgeselin mutlaka yapılması gerektiğini belirtti. İstanbul’da öldürülen Sadık Cemil’le hem köylü, hem de çok yakın arkadaş olduklarını anlatan Özkan Murat, abisiyle gittikleri morgda gördüklerini anlatırken zorlandı. Özkan Murat “Sadık’ın gözleri kapalıydı ama yüzünde tebessüm vardı” dedi.

DERELİZADE:SADIK CEMİL’İN CESEDİ

Türkay Derelizade de etkinlikte yaptığı konuşmada üniversite yıllarının her bakımdan bir okul olduğunu, örgütlü mücadele sayesinde dayanışmayı, paylaşmayı ve kenetlenmeyi öğrendiklerini söyledi. Derelizade, çok yakından tanıdığı Mehmet Ömer’in “Özer’i yanlışlıkla, benim yerime vurdular” diye kendi kendini yediğini, iki ay sonra onun da aynı şekilde öldürüldüğünü hatırlattı.
Yine çok yakın arkadaş olduğu Sadık Cemil’in öldürüldüğü gün kendisinin sınavdan çıktığını, polis ekiplerinin derneğe giden yolu güvenlik nedeniyle kapattığını, yerde gazeteyle örtülü bir ceset olduğunu anlatan Derelizade, “Ancak o cesedin Sadık’a ait olduğunu ertesi gün basından öğrendik ve büyük bir şok yaşadık” dedi.

ÖNER: CENAZEDE POLİS PROVOKASYONU

Dr. Erkut Öner de konuşmasında, ‘Uçakla Gelen 6 Tabut’ kitabıyla hem eski olayları yeniden yaşadığını, hem de bilimediği bazı gerçekleri de öğrendiğini söyledi. Öner, özellikle Kıbrıs Türk basınında o dönemde yer alan birçok haber ve yorumdan haberdar olmadığını, bunları ilk kez kitapta okuma fırsatı bulduğunu belirtti.
O dönemin Türkiyesi’nde hem öğrenim görmenin hem de hayatta kalabilmenin çok zor olduğuna dikkati çeken Dr. Erkut Öner, baskının her çeşidini yaşadıklarını söyledi ve kendisinin de haksız yere iki kez hapse atıldığını dile getirdi. Öldürülen arkadaşları arasında özellikle Sadık Cemil’le çok yakın olduklarını, Kıbrıs Yurdu’nda yemek dağıtım sorumlusu olarak beraber görev yaptıklarını anlatan Öner, Mehmet Ömer’in cenazesinde yaşanan polis provokasyonunu ve o provokasyon girişiminin soğukanlılıkla nasıl atlatıldığını da ifade etti.

ERÇAL: ÜLMEN’İN BAŞINDA NÖBET

Etkinlikte son sözü alan Dr. Hüseyin Erçal ise Muharrem Özdemir ve Ülmen Aygın’ın kaçırılıp vurulmaları sonrası yaşananlarla ilgili önemli detaylardan söz etti. Muharrem’in ölümü haberini alır almaz yaralı olan Ülmen’in yanına gittiklerini anlatan Erçal, tıp öğrencisi olarak stajyer hekim sıfatıyla hastanede Ülmen’in başında sürekli nöbet tuttuğunu belirtti. Erçal Ülmen’in ağzına sıkılan üç kurşundan birinin sinüs boşluğunda durduğunu, diğerinin yanağını delip çıktığını, son merminin ise balıkçı yaka kazağının boğazını sıyırdığını anlattı.
Hüseyin Erçal, Ülmen’i kontrole gelen profesörün şaka yollu da olsa “Sende silah var mı?” diyerek kendisini yokladığını da nakletti. ‘Uçakla Gelen 6 Tabut’ kitabı vesilesiyle o dönemleri yaşayanların anılarının anlatıldığı etkinliğin son kısmında söz alan izleyiciler, tarihin karanlık noktalarının aydınlatılmasına katkı koyan bu tür eserlerin ve etkinliklerin çoğalmasını istediler. CTP Güzelyurt Bucak Örgütü’ne bu etkinlik için teşekkür eden katılımcılar, şehirlerde demokrasi şehitlerinin anılarını yaşatacak anıtlar yapılması dileklerini de dile getirdiler.

Bu haber toplam 1340 defa okunmuştur