1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. SİYASET BELİRSİZ
“Sınavlarla bu çocukların  nesini ölçeceğiz?”

“Sınavlarla bu çocukların nesini ölçeceğiz?”

Uzaktan eğitimin ardından, uzaktan sınava eğitim bilimciler itiraz etti

A+A-

Pandemiyle birlikte çocuklar için yeni bir uygulama olan online (uzaktan) eğitim sürecine, şimdi de bilgisayar başında, online sınav süreci eklendi. Bakanlık yılsonu sınavları için bünyesindeki okullara zorunluluk koşulu koymazken, merkezi sınavlar öğrenci ve ailelerin kaygısını arttırıyor…

Eğitim Bilimciler, uzaktan eğitim yılının ardından ölçme değerlendirmelerin sınavla yapılmasının doğru bir uygulama olmadığına dikkat çekerken, Gelişim Psikologu Seren Uğur, bu durumun aileler ile öğrenciler üzerindeki kaygıyı arttırabileceğine değindi.

Fehime ALASYA

Uzaktan eğitimde bir yılı geride bırakmaya hazırlanan okullar, sınav sürecine girmeye başladı. Kimi okul, ödevlerle ölçme ve değerlendirme yaparken, kimileri ise rutin periyotlarda uzaktan sınav uygulamalarına başladı.

Eğitim Bilimciler, bilgisayar başında online (uzaktan) yapılan eğitimin ardından yüz yüze yapılacak olan merkezi sınavların doğru bir ölçme değerlendirme olmadığı görüşünü paylaştı. Gelişim Psikologu Seren Uğur ise bu durumun aileler ile öğrenciler üzerindeki etkilerini YENİDÜZEN’e değerlendirdi.

Çocuklardaki yüksek sınav kaygısıyla baş etmenin yöntemlerine değinen Uğur, ailelere de bu süreci en az hasarla atlatmak için önerilerde bulundu.

Eğitim Bilimci - Kıbrıs Eğitim Araştırmaları Birliği (KEAB) Başkanı Salih Sarpten:

“Sınavlarla bu çocukların nesini ölçeceğiz?”

“Çocukların sırtındaki yük katmerlendi. Okul ortamından uzak kalan bir çocuktan sınıfta 150 dakika test çözmesini bekleyeceğiz, en çok doğru yapanı da başarılı sayacağız. Bu çok yanlış. Sınavlarla bu çocukların nesini ölçeceğiz?”

Gerek merkezi sınavlar, gerekse de yılsonu sınavlarının yapılmasının doğru bir ölçme değerlendirme yöntemi olmayacağı görüşünü belirten Eğitim Bilimci - Kıbrıs Eğitim Araştırmaları Birliği (KEAB) Başkanı Salih Sarpten, pandemi sürecindeki eğitim kayıpları için de bir planlama yapılmadığını kaydetti.

Merkezi giriş sınavlarının kapsamının daraltılmasını ve önceden duyurulmasını “Gerçek anlamda sistemin sorunu olan bu sınavların varlığ,ı bir nebze de olsa bu yolla hafifletildi” diyerek değerlendiren Sarpten, her şeye rağmen hiç yüz yüze eğitim yapmayan bir çocuğu kağıt üzerinde ölçmenin yanlış olduğunu kaydetti.

Sarpten, “Çocukların sırtındaki yük katmerlendi. Okul ortamından uzak kalan bir çocuktan sınıfta 150 dakika test çözmesini bekleyeceğiz, en çok doğru yapanı da başarılı sayacağız. Bu çok yanlış.” dedi.  

“Öğrenciler herhangi bir şeye değil katılmak, görmek veya duymak bile istemiyorlar”

Okullarda yıl sonu yapılacak olan online sınavların da yanlış bir değerlendirme olduğunu savunan Sarpten, şöyle devam etti:

“Öğrenciler artık uzaktan eğitim, uzaktan sınav, ya da uzaktan herhangi bir şeye değil katılmak, görmek veya duymak bile istemiyorlar.

Uzaktan olan bu yapı öğrencileri, aile ve öğretmenleri perişan etti, ciddi kayıplar yaşattırdı. Anlamı kazanım elde edemedik, bu çocukların nesini ölçeceğiz? Bu sınavdan beklentilerimiz neler? Bu sınavlar aslında performansa yönelik olmalı, proje odaklı, sosyalleşmesine yönelik uygulamalar olmalıdır.”

“Eğitim kayıplarının nasıl giderileceği düşünülmedi”

Eğitim kayıplarının görmezden gelindiğine de değinen Sarpten, bu kayıpların nasıl giderileceğinin hiç düşünülmediğini belirterek, birçok ülkede ulusal destek programları, eksikleri giderme planları, aileleri güçlendirme projeleri gibi uygulamaların hazırlandığını dile getirdi.

Sarpten, “Özellikle ilköğretim kademesinde “okuyamama ve yazamama”, “temel matematik işlemlerini yapamama”, “verilen ödevleri gerektiği gibi tamamlayamama”, “öğrencinin özdisiplinini kaybetmesi” gibi hayati etkilerin bir nebze de olsa giderilmesine yönelik çalışma yapılmalı” dedi.

Önümüzdeki öğretim yılında da benzer şeyler yaşanabileceğine dikkat çeken Sarpten, bakanlığın tüm paydaşların desteğini almış bir “destek programı” hazırlayarak, bunu ivedilikle planlanması ve hayata geçirilmesi gerektiğine değindi.

 


Eğitim Bilimci Kemal Akkan Batman:

“Tüm sınavlar pandemi şartlarında daha farklı ele alınmalıydı”

“Genel olarak bu yıl yapılacak olan tüm sınavlar, pandemi şartlarında daha farklı ele alınmalıydı”

Genel olarak bu yıl yapılacak olan tüm sınavların pandemi şartlarında daha farklı ele alınması gerektiği görüşünü belirten  Eğitim Bilimci Kemal Akkan Batman, özellikle olanaksızlar içinde bu eğitim yılını tamamlayan çocukların çok büyük kayıplar yaşadığına işaret etti.

Merkezi sınavların çocuklarda büyük travma yaşattığının zaten yıllardır bilindiğine dikkat çeken Batman, “Yine de Kolej Giriş Sınavı’nda sınavında çocukların daha az konulardan sorumlu tutulması iyi oldu” değerlendirmesinde bulundu.

Bir yılı aşkındır sürekli bilgisayar başında olan veya hiç sınav deneyimi olmayan çocuklarda kaygının çok yüksek olacağını ifade eden Batman, fırsat eşitliğinin de ortadan kaldırıldığına değindi.

Batman, şöyle devam etti:

“Keşke bu yıldan başlanarak farklı bir ölçme devreye konulsaydı. İlgili tüm paydaşların olacağı bir portfolyo değerlendirmesi ile bu sorun ortadan kaldırılabilirdi. Bu yapılacak olan sınavlar, her şekilde kaygıları da çok ciddi oranda arttıracaktır. Üstelik olanağı bulunmayan, imkanı olmayan çocuklara haksızlık yaptık.”

 


Gelişim Psikologu Seren Uğur:

“Oluşabilecek mutsuzluklarını ve kaygılarını gidermeliyiz”

“Oluşabilecek mutsuzluklarını ve kaygılarını gidermeliyiz. Çocuklara baskı yapmayın. Kaygıyla kısa vadede başa çıkabilmek için en etkili çözüm onlara her koşulda sevdiğinizi sık sık söylemektir.”

Uzaktan eğitimin ardından öğrencilerin gerek bilgisayar başında, gerekse de yüz yüze sınava girmesinin aileler ile öğrenciler üzerindeki etkilerini değerlendiren Gelişim Psikologu Seren Uğur, çocuklara baskı yapılmaması gerektiğini anlattı.

Online eğitim sürecinde tüm çocukların kayıp yaşadığına değinen Uğur, çocukların sınav neticelerine göre oluşabilecek mutsuzluklarının veya sınav kaygılarının azaltılması gerektiğine de dikkat çekti. 

“Kısa vadede en etkili çözüm onların her koşulda sevdiğinizi sık sık söylemek”

Uğur, özetle şunları ifade etti:

“Uzaktan eğitim hem aileler hem de çocuklar için çok zor. Çocukların eğitim yılında bu nedenle zaten odaklanma problemleri oldu. Çok verim alınamayan bir yıl oldu ve bu nedenle çocuklar düşük puanlar alabilir. Aileler evde çocuklarına çalışma otoritesini kursunlar. Evde süreli test çözerek çalışsınlar, eksiklerine yoğunlaşsınlar, tüm günü değil de, bir saat dinlenerek bir saat çalışarak planlanmalı. Çocuklar denetimli olarak internet ortamında olmalı. Ders dışında telefon kullanımı yerine aileyle sosyal aktiviteler, doğa yürüyüşleri yapılmalı. Aile evde olmadığı zamanda bile nene-dede ile olan çocuklar için önceden bir program hazırlamalı. Neler yapılabilir, çocuk kendi başına nasıl etkinliklerle meşgul olabilir önceden planlanmalı.

Sınav kaygısı görülen çocuklara ise kısa vadede yardım edilmeli. Eğer çocuklarda nefes darlığı, kalp atışında hızlanma, sınav esnasında terleme, her şeyi unutma, negatif düşünceleri gözlemliyorsak, çok yoğun sınav kaygısı yaşadığını anlayabiliriz. Bununla baş edebilmek için uzun süre destek gerekecektir ama kısa vadede en etkili çözüm onlara her koşulda sevdiğinizi sık sık söylemektir.

Diğer yandan kolej dışında olan seçenekleri de belirtip kaygısını azaltmalıyız. Yoğun kaygısı yoksa da, kaygısını kolejin artılarını göstererek biraz kaygı yaratmak da işe yarayacaktır. Aile çocuğu niyetlendirmeli, sanat veya spor etkinliklerinden alınmamalı.

Baskıcı ve otoriter olmadan, planlı programlı ve denetimli çocukla ilerlemek gerek.

Tüm çocukların eğitim kaybı var, çok az bir süreç kaldı, aileler baskı yapmadan her gün çocuğuyla eksiklerine odaklı sorular çözmeli, onu bunlarla motive etmeli.”

yd-destek-gorseli-2-102.jpg

 

Bu haber toplam 1132 defa okunmuştur
Etiketler : , , ,