1. HABERLER

  2. ÖZEL HABER

  3. 'Sağlık çöktü, ekonomi vurdu'
'Sağlık çöktü, ekonomi vurdu'

'Sağlık çöktü, ekonomi vurdu'

YENİDÜZEN sokağa çıktı, ‘ülkenin en büyük sorunu ne?’ sorusuna cevap aradı. Sağlıktan ekonomiye, Kıbrıs sorunundan çevre kirliliğine birçok konudan yakınan vatandaşlar, COVID-19’un var olan sıkıntıları derinleştirdiği konusunda hemfikir…

A+A-

Derya ULUBATLI

Yaklaşık iki yıldır devam eden COVID-19 süreci, ülkede var olan bazı sıkıntıların daha da büyümesine neden oldu. Bu duruma hükümette yaşanan siyasi sıkıntıların da eklenmesi, ülkede giderek yükselen bir ‘kaos’ ortamının oluşmasına yol açtı. Halkı hem sosyal hem de psikolojik olarak etkileyen bu sürecin, toplumun her kesiminde farklı bir etki bıraktığı gözlemlendi.

‘Ülkedeki en büyük sorun ne?’ sorusuyla sokağa çıkan YENİDÜZEN vatandaşlarla konuştu, halkın sıkıntılarını dinledi. Soruyu yanıtlayan kişilerin büyük çoğunluğu, gelinen noktada en büyük sıkıntının ‘sağlık sistemindeki aksaklıklar’ ve ‘ekonomik çöküntü’ olduğu konusunda ortaklaştı. Şikayet edilen diğer sorunlar arasında ise çevre kirliliği, Kıbrıs sorununun çözümsüz kalması, hayat pahalılığı ve COVID sürecinin yanlış yönetilmesi gibi çeşitli konular göze çarptı. Birçok kişi var olan sorunların temelini mevcut hükümetin ‘yetersizliği’ olarak yorumlarken, bazı kişiler ise hükümetin işleyişinde hiçbir sıkıntı olmadığını, sorunların tamamen bireysel olduğunu savundu.


İsmail Bükülmez:

“Aşılama oranındaki düşüklük en büyük sorun”

Market sahibi olan İsmail Bükülmez, ülkedeki en büyük sıkıntının içinden geçilen COVID-19 sürecinde toplumun yeterli aşılama seviyesine ulaşmaması olduğunu dile getirdi. Normal hayata dönmek için aşının elzem olduğunu belirten Bükülmez, hükümet yetkililerinin bu konuda yeterince disiplinli davranmadığını savundu. Bükülmez şöyle devam etti: “Hükümet aşı olmayanlara ciddi yaptırımlar uygulamalıdır. Eğer bu kişilere taviz verilmeye devam ederlerse COVID-19 ile mücadele edilemez. Bu durum piyasanın tamamen açılmasını ve normale dönülmesini engellemektedir. Dolayısıyla ekonomik olarak da zora girmekteyiz. Devlet yeni bir politika geliştirmeli, verilen süre içinde aşı olmayanlara cezai yaptırım uygulamalıdır. 50 bin aşı geri gönderiliyor, bu durum yöneticilerin beceriksizliğinden ve iktidardaki eksiklikten kaynaklanmaktadır”.

 

“Ülkedeki sıkıntılar saymakla bitmez”

Sokağa çıkma yasağının da artık kaldırılması gerektiğini savunan Bükülmez, bu durumun da ekonomik ilerlemeyi yavaşlattığını aktardı. Bükülmez şunları söyledi: “Halen işletmelerin 11’den sonra açık kalamama sorunu var. Ülkeye öğrenciler gelmeye başladı. Bu kişiler saat 11’den sonra alışveriş için markete gelmek istiyorlar ancak kapatmak zorunda olduğumuz için gelemiyorlar. Aynı durum sabah saatleri için de geçerli”.

Artan kiraların da öğrenci için zorlayıcı olduğunu ifade eden Bükülmez, ülkedeki sıkıntıların saymakla bitmeyeceğini anlattı. Devletin aldığı kararların her konuda yetersiz olduğunu dile getiren Bükümez, özellikle aşı konusunun bir an önce çözülmesi gerektiğini yineledi.

 

Börteçine Baş:

“Sağlık sistemi tam bir kaos”

Ülkenin en büyük sıkıntısının Sağlık sistemindeki sıkıntılar olduğunu dile getiren Börteçine Baş, bunu eğitim sistemindeki aksaklıkların takip ettiğini aktardı. COVID-19 sürecinin doğru yönetilemediğini söyleyen Baş, bu durumun ülkede kaos yarattığını ve bireylerin psikolojisini bozduğunu savundu. Kendisinin de bir onkoloji hastası olduğunu söyleyen Baş, aşının kendisi için tehlikeli olduğunu bu yüzden aşı olmadığını söyledi. Baş şunları aktardı: “Aşılarla ilgili de bir belirsizlik var. Bu yüzden herkes mutlaka doktoruna danışarak aşı olmalıdır. Bazı aşılara halen güvenemiyoruz ve Sağlık Bakanlığı da bunu saklıyor. Bunun dışında benim alerjilerim de var. Güneyde bir alerji merkezi var ancak bizde bu da yok. Bir diğer sorun da hasta kayıtlarının tutulmasındaki sıkıntı. Ne yazık ki sağlık sistemimiz bunların hiçbiriyle ilgili adımlar atmıyor. Sağlıkçılarımız ellerinden geleni yapıyorlar ancak hükümet ve ona bağlı olarak düzenlenen sağlık sistemi ne yazık ki büyük bir kaostur”.

Sokağa çıkma yasağının da artık bitmesi gerektiğini belirten Baş, Casino ve tatile gelen kişilere sınırlama konması gerektiğini ancak bu yasağın tüm vatandaşlar için uygulanmaması gerektiğini savundu. Hükümetten hiçbir şekilde memnun olmadığını aktaran Baş, bu sistemin iyileşmeyeceğini, çarkların sadece ‘cebini doldurmak isteyenler’ için döndüğünü ifade etti.

 

Mehmetali Göçer:

“Hayat pahalılığı bizi mahvediyor”

Vatandaşın en büyük sıkıntısının da hayat pahalılığı olduğunu söyleyen Mehmetali Göçer, ikinci sırada da sağlık sistemindeki aksaklıkların olduğunu belirtti. Göçer şunları anlattı: “Hayat pahalılığı bizi mahvediyor. Belirlenen asgari ücret de yeterli değil. Memleket çok kötü bir durumdadır ve bunun nasıl çözüleceğini bilmiyoruz. Hükümetin bu dönemde aldığı kararlar da oldukça çelişkili. Önce testler ücretsiz olacak diyorlar, sonra ücretli yapıyorlar. Ne yazık ki düzgün bir denge kuramıyorlar. Bu durumdan memnun değiliz”.

 

Sadık Üstüner:

“Çevre kirliliğine çözüm bulunamıyor”

Çevre kirliliğinin çok büyük bir sorun olduğunu vurgulayan Üstüner, bunun hiçbir şekilde çözülemediğine dikkat çekti. Üstüner şunları aktardı: “Sıklıkla Sarayönü Meydanı’nda vakit geçiriyorum. Burası ülkeye gelen turistlerin ve öğrencilerin mutlaka uğradığı bir geçiş noktasıdır. Buranın bu kadar kirli olması utanç vericidir. İnsanların da birbirine hiç saygısı olmadığını düşünüyorum. Herkes istediği gibi davranıyor, kuralları hiçe sayıyor. Defalarca buradaki yıkık duvarların onarılması gerektiğini, çevre kirliliğinin giderilmesi gerektiğini yetkililere söyledik ancak sonuç alamadık. Tüm dünyada bu tarz meydanlar önemli turistik yerler olarak ilgi görüyor, oralara özen gösteriliyor ancak bizim ülkemizde ne yazık ki bu böyle değil”.

Hükümetin icraatlarından da memnun olmadıklarını söyleyen Üstüner, “bu ülke bir tiyatro sahnesi, biz de içerisindeki figüranlar gibiyiz” şeklinde konuştu.

 

Mustafa Tunçbilek:

“Sürekli artan bir belirsizlik var”

Mustafa Tunçbilek, ülkedeki en büyük sıkıntının belirsizlik olduğunu ifade etti. Her alanda bir belirsizliğin hakim olduğunu aktaran Tunçbilek, bu durumun giderek arttığını dile getirdi. Spesifik olarak sağlık sisteminden rahatsızlık duyduğunu anlatan Tunçbilek şunları söyledi: “Günümüzde tüm odak noktası koronadadır ancak bunun dışında birçok hastalıkla mücadele eden insanlar vardır. Sağlık Bakanlığı ve yetkililer bu kişilere yeterli önemi vermiyor. Ben de şu an bir rahatsızlıkla mücadele ediyorum ancak korona geldikten sonra sağlık yetkililerinden hiçbir şekilde gerekli ilgiyi göremiyorum. Her yeni kararda yetkililere derdimi sil baştan anlatmak zorunda kalıyorum. Bunun ne kadar zor bir şey olduğunu ancak ben hissedebilirim. Çevremde bana yardımcı olan tanıdıklarım olmasa gerçekten çok zorlanırdım. Bu duruma bir çözüm gelebileceğine ve bu sistemin düzeleceğine inanmıyorum ancak yine de ‘keşke düzelse’ diye hayal ediyorum”.

 

Bengü Yüncü:

“Ekonomi çöktü, fakirleştik”

Ülkenin sürekli sorunlarla uğraşan bir ülke olduğunu söyleyen Bengü Yüncü, “bu yaşıma kadar bu ülkede herhangi bir şeyin çözüme ulaştığını hiç görmedim” şeklinde konuştu. COVID-19’un da ülkeye ek bir sıkıntı getirdiğini ifade eden Yüncü, bu dönemde ekonominin ciddi şekilde sarsıldığını belirtti. Yüncü şunları söyledi: “Bu dönemde ülke olarak fakirleştik ve yetkililerin herhangi bir şekilde çözüm odaklı hareket ettiğine inanmıyorum. Hükümettekilerin ‘yönetme’ derdinde olduğuna bile inanmıyorum. Bu ülkenin hiç bu kadar kötü yönetildiğini hatırlamıyorum. İnsanlar hiçbir şey ile başa çıkmaya çalışmıyor, sadece Türkiye’ye yaranmaya çalışıyor”.

Kendilerinin de korona sürecinde sıkıntı yaşayan birçok işletme sahibi gibi bankalardan borç almak zorunda kaldığını ifade eden Yüncü, devletin bu süreçte işletmelere yeterince yardım etmediğinden yakındı. Yaşanan hayat pahalılığının da dükkan sahiplerini sarstığını dile getiren Yüncü, “bu ülke bir kaos ülkesi oldu, kimse ne yaptığını bilmiyor” dedi. Yüncü, ülkenin artık bağımsızlığını kazanması ve kendi ekonomisini kurması gerektiğini de sözlerine ekledi.

 

Ahmet Kürşat:

“Barış sürecindeki çözümsüzlük tüm sorunların temeli”

Kıbrıs’taki en büyük sorunun adadaki barış sürecinin tıkanması ve çözümsüzlük olduğunu dile getiren Ahmet Kürşat, “ülke olarak çektiğimiz tüm sıkıntıların temeli budur” şeklinde konuştu. Hükümetin de gerekli iktidarı gösteremediğini savunan Kürşat, bu hükümet döneminde halkın her geçen gün daha da geriye gittiğini belirtti. Kürşat şunları söyledi: “Halkın ekonomik durumu ve hayatı giderek daha da kötüye gidiyor. Bu hükümet halkın ileriye gidebilmesi için hiçbir adım atmıyor. Barışın gecikmesi ise genel olarak Kıbrıs halkının geleceğini tehlikeye sokuyor. Öte yandan eğitimdeki sıkıntılar, COVID-19 ile gelen sağlık sorunları ise mevcut durumların üzerine tuz biber olmuştur”.

 

Cemaliye Büyükoğlu:

“Sağlık sistemimiz berbat…”

Bandabulya esnaflarından Cemaliye Büyükoğlu, vatandaşın en büyük sıkıntısının sağlık sektöründeki yetersizlik olduğunu ifade etti. Sağlık alanındaki sıkıntıların COVID-19 öncesinde de var olduğuna dikkat çeken Büyükoğlu, “sağlık sistemimizin berbat olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu. Son iki yıldır yaşanan COVID sürecinin de birçok alanda sıkıntı yarattığını dile getiren Büyükoğlu şunları anlattı: “Yeni dönemde okullar açıldı ancak bu ne kadar sağlıklı, çocuklarımız ne kadar güvende bunu bilemiyoruz. Öte yandan yaşanan kapanmalarda işletmeler olarak bizler de etkilendik. Ekonomide de ciddi bir düşüş yaşandı. Çözüm olarak devletin halkına daha fazla sahip çıkması gerektiğini düşünüyorum. Bizler esnaf olarak yapılan yardımların hiçbir faydasını göremedik. Hem halk daha duyarlı olmalı, hem de devlet halkına yardım etmelidir”.

 

İsmail Yumurtacıoğlu:

“Ekonomik darboğazdayız”

Ülkedeki en büyük sıkıntının hükümetin ülkeyi düzgün yönetememesi olduğunu savunan İsmail Yumurtacıoğlu, ülke genelinde bir düzensizlik ve iktidarsızlık olduğunu dile getirdi. Yumurtacıoğlu şöyle devam etti: “Sağlıkta da ciddi sıkıntılarımız var ancak özellikle ekonomik olarak şu an tüm ülke bir darboğaz içerisindedir. Biz özel sektörüz ve genellikle turistlere çalışıyoruz. Bu süreçte devletten çok az destek gördük. Ben kendi adıma hükümetten bir kuruş bile destek almadım. Bu dönemde  kiramızı, elektriğimizi, çeşitli giderlerimizi ödemeye devam ettik ancak bunları öderken ne kadar zorlandığımız hiçbir şekilde sorulmadı. Bize yardım edilmedi”.

Mevcut durumda Türkiye’ye bağlı yaşandığını aktaran Yumurtacıoğlu, en kesin çözümün ülkenin ekonomik bağımsızlığına ulaşması olabileceğini aktardı. Yumurtacıoğlu, “kendi çarkımızı döndüremiyoruz” dedi.

 

Mehmet Pamukçu:

“Sorunlar tamamen kişisel”

Ülkedeki sıkıntıların çoğunlukla kişisel olduğunu savunan Mehmet Pamukçu, hükümetin işleyişinde bir sıkıntı görmediğini belirtti. Şu an yaşanan COVID-19 sürecinin ve bununla gelen diğer sorunların sadece Kıbrıs’ta değil tüm dünyada yaşandığını söyleyen Pamukçu, “herkes zor bir dönemden geçiyor, bunu kabul etmemiz gerekiyor” dedi. Pamukçu şöyle devam etti: “Bence hükümetin işleyişinde ya da süreç yönetiminde hiçbir sıkıntı yok. İnsanların özel harcamalarıyla ilgili, özel hayatlarından kaynaklanan maddi sıkıntıları var. Bunu genele yaymayı ‘fakir edebiyatı yapmak’ olarak değerlendiriyorum. Bende düzgün çalışan herkes bu dönemde de para kazanabiliyor”.

yd-destek-gorseli-223.jpg

Bu haber toplam 869 defa okunmuştur
Etiketler :