Polisin halktan nefret etmesini isteyen karanlık insanlar!
Hayat pahalılığı kararnamesi ile ilgili dava Anayasa Mahkemesi'nde görüşülerek, 9 Nisan Perşembe gününe ertelendi…
-*-*-
Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ile sendikalar, perşembe günü Anayasa Mahkemesi'ne Hayat Pahalılığı (HP) ödeneğini düzenleyen yasa gücündeki kararnamelerle ilgili 11 dava dosyalayarak, ara emri başvurusunda bulunmuştu.
-*-*-
Mahkeme, “karşı tarafa da söz hakkı verilmesi için…” 9 Nisan’a ertelendi!
-*-*-
Ne var bunda?
-*-*-
Bir şey yok da; eğer yanlış bilmiyorsam, 8 Nisan günü, yani 9’undan bir gün önce, KKTC ile TC arasında ekonomik protokol imza şeyisi şey edilecek…
Ve bu imza şeyisi şey edilirken, bir gün sonra mahkeme, TC ile imzalanan anlaşmaya “ara emri” veya “yasadışı” gibi bir karar mı verecek?
-*-*-
İlginç!
Sizce de değil mi?
-*-*-
Her gün saat 17.00’ye kadar günlük yazılarımı Yenidüzen’e mail aracılığı ile teslim ederim…
17.05 gibi, yeniduzen.com sayfasında; ertesi gün de basılı gazetede yayınlanır…
-*-*-
Bu yazıyı saat 16.00 sularında yazmaya başladım…
-*-*-
Saat 10.00’da taoplanması gereken veya beklenen Meclis henüz toplanmamıştı…
-*-*-
Haliyle biz yazıyı yazdıktan sonra, her an her şeyin olabilme olasılığı söz konusuydu…
-*-*-
Dünkü eyleme ilk gelenlerden biriyim…
Sendikalar, üç ayrı noktada toplanacaktı…
Doğrudan toplanma yerine gittim.
-*-*-
Harika bir organizasyonla karşılaştım…
-*-*-
Halk tarafı da hazırdı polis tarafı da!
Polis konusuna değinmek şart ama gözlemleri aktarayım, sonra polis meselesine ağırlıklı olarak değineceğim!
-*-*-
Organizasyon, bir önceki kalabalık mitingin en büyük sıkıntısı olan “tuvalet” sorununu bu kez portatif tuvaletlerle çözmüştü…
-*-*-
Enfes bir ses sistemi ve küçük de bir sahne kurulmuştu…
Ancak polis, kalabalığın içeri alınmasına izin vermedi, sahne külliyenin tam ortasından geçen ana yola kuruldu!
Sahnenin arkası Meclis’e, önü ise cami tarafına bakıyordu…
-*-*-
Saat 10 sularında yolun her iki şeridinden, ham sağdan hem de soldan, binlerce kişi meydana akın etti!
-*-*-
Neden Doğudan ve Batıdan değil da sağdan ve soldan dedim!
Çünkü uzun süre miting alanında sohbet ettiğim birkaç arkadaşım, “sağ”dandı!
Hatta içlerinde “fino UBP”li vardı!
-*-*-
“Neyse, Lefkoşa Belediye Başkanı Mehmet Harmancı da bizimle birlikte…” anonsu, sanırım en çok ses getiren anons oldu, ciddi alkış aldı…
-*-*-
CTP, TDP ve Bağımsızlık Yolu’nu “siyasi parti” olarak meydanda gördüm.
Kitleleriyle birlikte tüm sendikacıları ve yönetimiyle Hayvancılar Birliği’ni…
-*-*-
Kalabalık müthiş…
Bir ara miting alanından ayrıldım…
CTP vekilleri bu esnada, “oturum başlayabilir” diyerek Meclis’e giriş yapıyorlardı…
-*-*-
Derken, polisin içeri almak istemediği eylemcilerle polis arasında, bir önceki gibi bir arbede yaşandı ve halk kapıya dayandı!
-*-*-
Şimdi!
Polis meselesine değinmek lazım!
-*-*-
Polisi yönetenler; yani Türk Silahlı Kuvvetleri’nin KKTC’deki bazı kadroları, bu tür etkinlikleri, eylemleri, “polisin eğitimi” açısından önemli bulurlar!
-*-*-
Buraya çok dikkat edin!
Halkın polisle karşı karşıya gelmesinden keyif alırlar ve bunu bir eğitim olarak kabul ederler!
Tam bir sömürge zihniyeti!
Yapmayın!
Vazgeçin!
-*-*-
Polis, İngiliz Polisi değildir!
Dönem, İngiliz Sömürge Dönemi değildir!
Buna izin vermeyin!
-*-*-
Sayın Başbakan, sevgili Ünal Abi, lütfen!
Ne İngiliz dönemi Kıbrıs’ında yaşıyoruz!
Ne de burası Türkiye’dir!
Müdahale et!
-*-*-
Halkı polisle karşı karşıya getirmek istiyorlar!
Her karakolda, her bölgede birkaç polis bırakıp, tümünü eylem bölgesine getirdiler.
-*-*-
Polise saldıran halk imajı yaratacaklar ve polis de halka kin besleyecek; bundan sonraki olası eylemlerde de gerekirse silaha bile sarılacak!
-*-*-
Bizim polisimiz…
Bizim kardeşlerimizdir bu insanlar…
Ve verilen kavga, onlar için de verilmektedir…
-*-*-
Karanlık güçler, bu yanlıştan bir an önce dönün!
Kimlere mesaj gönderip, “polise saldırıyı kınayın” diye uyardığınızı da açıklattırmayın!
-*-*-
Kıbrıs’tan nefret eden ve KKTC’yi ayıptır söylemesi sadece sömürenlerin, bu ülkeyi bu duruma düşürmesine daha fazla izin vermemek lazım!
Lütfen!
-*-*-
Tekrar ediyorum; Polis kardeşimizdir… Burası Türkiye değildir… İngiliz Sömürge Yönetimi Dönemi’nde yaşamıyoruz!
Bilmem anlatabildim mi?
-*-*-
Bu konu, hayat pahalılığı ödeneği ile ilgili kanun hükmünde kararnamenin Anayasa Mahkemesi’nden dönüp dönmeyeceğinden de, yasa tasarısının geri çekilip çekilmemesinden de daha önemlidir!
-*-*-
Haaaa, polis arkadaşlarıma da açık mesajımdır, bu oyuna gelmeyin; evet siz görevinizi yapıyorsunuz ama unutmayın, kim ne isterse söylesin, burası ne Türkiye’dir ne de Amerika!
-*-*-
Yazı biter…
Grev devam edecek mi?
Meclis oturumu açılacak mı?
Öğrenemeden…
-*-*-
Ve son bir not…
Sevgili Ünal Abi…
Herkesi şaşırt…
Erken seçimi geçiriver, haşırt!
Ya halktan onay al, ya da onay alanlar, hayat pahalılığı ile de olası her türlü felaketle de uğraşıversin!
Kavazoğlu ve Misaoulis’i saygıyla anarken
Derviş Ali Kavazoğlu ve Kostas Misiaoulis için Dali'de bir anma töreni düzenlendi…
Nisan 1965’te öldürüldüler…
Kim öldürdü?
-*-*-
“Biz öldürmeseydik, TMT bizi öldürecekti…” diyen üç kişi falan…
-*-*-
Sonuçta herkes çok ama çok iyi biliyor ki, “Kıbrıs’ta hem Rum hem Türk toplumlarının özgürlük ve barış mücadelesinin simgesi” olan bu iki kahramanı, NATO – Gladio – Türkiye – TMT emir komuta zinciri” katletti!
-*-*-
Hiç inkara kalkmayın; en azından “dönem onu gerekitiryordu” falan deyin anlarım!
-*-*-
Kavazoğlu ve Misaoulis, şu anda hala çabaları bir şekilde devam eden iki toplumun yeniden yakınlaşmasının ve barış içinde kardeşçe yaşamasının, sömürüsüz bir dünya özleminin sembolleridir.
-*-*-
Her yıl olduğu gibi bu yıl da AKEL ve Dev – İş, iki şehit için anma töreni düzenledi…
Dev İş Başkanı Semih Kolozali ve AKEL lideri Stefanos Stefanou, Pazar günü düzenlenen anma töreninde konuşma yaptı. Stefanou, çok anlamlı uyarılarda bulundu…
-*-*-
Müzakerelerin aciliyetine vurgu yaptı…
Çözümsüzlüğün, bölünmeyi kalıcı hale getirme riski taşıdığı konusunda uyardı…
-*-*-
Stefanou, Kavazoğlu ve Misaoulis’in 61 yıl önce öldürmelerinin rastgele bir eylem değil, aşırı sağcı milliyetçilerin umudu susturma ve Rumlar ile Kıbrıslı Türkler arasındaki barış içinde bir arada yaşama ve işbirliği örneklerini silme girişimi olduğunu söyledi…
-*-*-
Aşırı sağcı milliyetçilerin girişimleri durmuş değildir…
Artarak devam edecektir…
İki toplumdaki barış unsurlarının dikkatine!
-*-*-
Kavazoğlu ve Misaoulis’i saygıyla anıyorum…







