1. HABERLER

  2. KÜLTÜR & SANAT

  3. Müzik köyünün özgür mızıkacısı: Antonio Serrano
Müzik köyünün özgür mızıkacısı: Antonio Serrano

Müzik köyünün özgür mızıkacısı: Antonio Serrano

İspanyolların ünlü sanatçısı armonikayı flamenkoya ilk adapte eden müzisyen ünvanıyla da biliniyor.

A+A-

Murat OBENLER

13 yaşında mızıka ustası Larry Adler ile ciddi olarak çıktığı müzik kariyerinde klasikten caza,flamenkodan tangoya uzanan geniş bir yelpazede mızıkasıyla dolaşan Serrano her zaman öğrenmeye ve müziğini geliştirmeye açık yaklaşımı ile çeşitli araştırmalar ve deneyimleri hayatına katmayı sürdürüyor. Hala kendisine “Ben Kimim?”,“Ben neler yapabilirim” gibi  soruları sorarak hayatta ilerleyen müzisyenin yapım şirketlerinden, yasal sözleşmelerden uzak müzik anlayışı kendisinin adeta özgür bir kuş olarak istediği sahneye konmasını sağlıyor. Bizler de Yenidüzen adına Pharos Sanat Vakfı'nın İspanya Büyükelçiliği ile ortaklaşa düzenlediği etkilik için Kıbrıs’a gelen sanatçıyla kısa bir sohbet gerçekleştirdik.

 

“Bizler Akdeniz’in komşu yerleriyiz ve kardeşiz. Kendimi evdeymişim gibi hissediyorum”

Kıbrıs’a ilk gelişiniz. Nasıl buldunuz bir İspanyol olarak buraları?
Beni çok heyecanlandırdığını söyleyebilirim. Çok tanıdık hisler içindeyim. Ortam,manzaralar,deniz, hava, güneş,yemekler(deniz ürünleri çok ortak ve güzel),insanlar vs. tam  bir Akdeniz karakteristiği. Buradaki insanlarla da çok iyi iletişim kuracağımı düşünüyorum. Bizler Akdeniz’in komşu yerleriyiz ve kardeşiz. Kendimi evdeymişim gibi hissediyorum ve mutluyum. Konseri vereceğimiz Olive Grove da doğanın içerisinde bir yer ve bizlere çok büyük bir ilham veriyor. Tam arzuladığımız ortam. Böyle bir yer yarattığı için de Pharos Vakfı Direktörü Garo Keheyan’a özel bir teşekkür etmek isterim.

 

“O güvenle ve cesaretlendirmeyle bu yolculuğa sarıldım ve bugünlere geldim”

Larry Adler ile tanışmanız sizin müzikal kariyerinizin sıçrama taşı oldu değil mi? Ondan önce daha kapalı devre gidiyordu herşey.
Serrano: 13 yaşında mızıka ustası Larry Adler ile New Jersey’deki  Mızıka Kongresi’nde tanıştık. Ben çok iyi mızıka çalıyordum ve o beni çok etkiledi. Beni arayarak belli konserlerinde kendisi ile çalmamı istedi. Bu benim için müthiş bir imkandı ve ilk büyük profesyonel sahne tecrübem olan bu teklif bende büyük bir güven sağladı. O güvenle ve o cesaretlendirmeyle bu yolculuğa sarıldım ve bugünlere geldim.Mızıka zaten ender çalınan bir enstrümandır ve eğer bir müzisyen piyano, gitar gibi popüler enstrümanlar çalmıyorsa müzikal anlamda ciddi olarak kendinizi besleyemeyeceğinizi düşünüyorum. Ben ondan çocukken en güçlü enerjiyi aldığımı söyleyebilirim.

 

“Babam gerçekten müziği çok seven,çok hevesli bir müzisyendi ve beni konservatuara hazırladı”

Çocukluğunuz nasıldı peki? Normal bir aile,normal bir okul yaşamı vs.?
Normal bir aile olduğumuzu söyleyebilirim. Babam gerçekten çok hevesli bir müzisyendi ve müziği herşeyden çok seviyordu. O bir öğretmendi ve bizlere(3 kardeşiz) nasıl müzikten keyif alacağımızı ve doğru teknikle çalacağımızı öğretti. Gerçekten bir profesyonel müzik hayatım olacağını düşünmüyordum ama genç yaşta çalışmaya başladım ve para yaparak bu konuda ekonomik özgürlüğümü elime aldım.
Okulda müzikal etknliklere katılan birisi oldum. Okulda çok müzikal eğitim yoktu.Ben babamla çalıştım ve konservatuarı kazanarak oraya başladım. Konservatuvarda piyano öğrendim,keman öğrendim, mızıka öğrendim ve sadece mızıkacı değil bir müzisyen oldum.

 

“Referanslarım babam,Larry Adler ve Toots Thielemans’dır”

Bir müzisyen olarak kendi tekniğini oluşturması çok önemli bir özelliktir. Senin nasıl oldu bu süreç?
Aslında hepimiz müzikte kendimizi bulmaya çalışıyoruz. Ben hala daha “Ben Kimim?” sorusuna cevap arıyorum. “Ben neler yapabilirim” gibi  sorular sorarım. İlk başta ustaları takip ediyorsun.Zaman ilerledikçe yavaş yavaş kendin oluyorsun.Kendi yöntemini buluyorsun. Benim referanslarım babam,Larry Adler ve Toots Thielemans’dır.

“Flamenkoda armonika kullanan ilk müzisyen olduğum için gurur duyuyorum”

İspanya’nın flamenko müziğine armonikayı dahil eden müzisyensin? Bu süreç nasıl oldu ve armonika enstrüman olarak flamenkoya nasıl bir katkı yaptı?
Evet. Ben flamenkoda armonika kullanan ilk müzisyenim. Bunun için gurur duyuyorum.Müzik evrensel bir durum ve armonika, sesin uzaması gibi aslında birçok müzik türünde çalınabilir. Flamenko müziği blues gibi lokal bir müziktir.

 

“Kıbrıs'ta son iki projem olan Tootsology ve Clazzical’dan eserler icra edeceğiz”

Olive Grove’de Kıbrıslı müzikseverlere ne çalacaksınız?
Bugün flamenko değil caz standartlarından örnekler çalacağız. Benim son iki projem olan Tootsology(büyük caz armonika müzisyeni Toots Thielemans’ın tribute eserleri) ve Clazzical(klasik müziğin önemli melodilerini caz ezgileri ile birleştirerek farklı bir proje yarattık) parçalarını icra edeceğiz. Bu gece farklı bir caz gecesi olacak.

“Ruhumun,karakterimin bir parçası olarak araştırmayı ve yeni şeyler anlamayı severim” 

Çok yönlülük de sizin müzikal özgürlüğünüzün bir yaratıcısı.Havada istediğiniz yöne özgürce uçabilmek çok güzel bir his olsa gerek.
Ben müziğin farklı türlerine girmeyi çok seviyorum. Bir türde müzik yapmayı asla düşünmedim. Bazen beni dinlemeye gelen insanlar ne dinleyeceğini kestiremez çünkü farklı müziklerle karşılarına çıkabilirim. Klasik  de yaparım caz da,flamenko da çalarım tango da çalabilirim. Gençken bir tek şey yapamadığım  için biraz hüsrana uğramış hissederdim ama benim ruhumun, benim karakterimin bir parçası olarak araştırmayı ve yeni şeyler öğrenmeyi,anlamayı hep sevmişimdir.  Ben uzun bir öğrenme sürecindeki bir öğrenciyim.

Diğer sanat dalları ile de dans ediyormusun? Mesela sinema sanatında işler yaptığınızı biliyoruz. Hem de çok sevdiğimiz usta yönetmen Almadovar ile.
Sinemada bazı eserler besteledim ama çok değil. Pedro Almadovar’ın “Carne Tremula” filmi bunlardan birisi. O müzisyen-besteci Alberto İglesias ile çalışıyordu ve armonika ile bir film müziği istedikleri için beni aradılar(başka birisi de yoktu zaten). Şimdilerde yeniden ve daha fazla müzikal besteler yapmaya yöneldim.

 

“Herhangi bir şirket ile de herhangi bir sözleşmem yok ve bu  hayatımı kendime göre ayarlama özgürlüğünü bana veriyor”

Müzikte belli bir kariyere gelmiş birisi olarak belli bir program çerçevesinde mi albüm çıkarıyorsun ve turne vs. yapıyorsun yoksa zamana mı bırakıyorsun bu işleri?
Bu konuda gerçekten özgürüm. Herhangi bir şirket ile de herhangi bir sözleşmem yok (menejerim var ama onunla da güvene dayalı sözlü bir iyi niyet ilişkimiz var)ve bu  zamanımı ve hayatımı kendime göre ayarlama özgürlüğünü bana veriyor. Gerçekten özgür hissetmek çok önemli benim için.

Özgür bir sanatçının günlük hayatının nasıl geçtiğini merak ettim?
Ben Akdeniz’e kıyısı olan bir yerde yaşıyorum ve önümde denizle yaşıyorum. Sakin,huzurlu bir yaşamım var. Evdeki zamanımı müzikler yazmaya,bestelemeye ayırıyorum, hergün denizde yüzmeye giderim, kitap okumayı,yemek yemeyi severim. Basit bir müzisyen yaşamı benimkisi işte. Kız arkadışım da elbise tasarımcısı ve ikimizin de sanatsal etkinlikleri var. İkimiz de evde çalışıyoruz.

Kültür Bakanlığı ile ilişkiniz ne boyuttadır? Ülkeyi temsilen yurtdışındaki fuarlarda,özel günlerde sık sık çalma teklifi alıyor musunuz?
Pek sık denemez. Bir kez Dubai Expo’da İspanya adına piyanist Constanza Lechner ile birlikte İspanyol Klasik Müziği icra ettik. Çok iyi bir konser oldu. Ben tanıtımlardan çok öğretmeyi çok seviyorum.

 

“İnsanlara daha iyi müzisyen olmaları için yardım etmeyi çok önemsiyorum”

Evet not etmiştim.Öğretmenlik sizin için ne ifade ediyor? Üniversite öğrencileriyle ,yeni kuşak müzisyenlerle buluştuğunuzda ne hissediyorsunuz?
Ben çok şeyler öğrendim ve bunları başka insanlara aktarmak istiyorum. Özel öğrencilerim de vardır, zaman zaman ustalık sınıfı yapmak için üniversitelerin müzik bölümlerinden ararlar ve onlarla da birşeyler paylaşmayı çok seviyorum. İnsanlara daha iyi müzisyen olmaları için yardım etmeyi çok önemsiyorum. Yeni kuşak müzisyenler hem başka müzisyenlerin tecrübelerini dinlemeye hem de müzikle ilgili konuşmaya çok açık ve hepimizin farklı hayatlarını anlatmak/dinlemek bana da çok iyi geliyor. Hayat gerçektir. Müzisyen olarak çalmalıyız, kayıt yapmalayız, belli yerlerde olmalıyız ve insanlarla konuşmalıyız.  Korona döneminde her şey online oldu ve genç kuşaklar bu durumda nasıl davranmaları konusunda iyidirler ama hayatın gerçekleriyle karşılaştıklarında zorlanıyorlar. Ben de gerçek hayatta birçok deneyimi olan birisi olarak onlara yaşamımdan kesitler sunuyorum.

Babanıza adadığınız bir şarkınız var mıdır?
Yıllar yıllar önce onun için yazdığım bir şarkı vardı ama hiç çalmadım.  Ama gelecekte yazmalıyım.Güzel öneri için teşekkürler.

Kıbrıs'ta müzisyenlerle tanıştınız mı?
Dün adaya geldim ve bu gece geç saatte adadan ayrılıyorum. Bu gece konser sonrasında bazı müzisyenlerle tanışmayı umuyorum.

Türkiye’den herhangi bir müzisyenle tanışıklığınız var mıdır?
Paco De Lucia’nın grubunda çalarken Türkiye’de birçok konser verdim. Şimdi isimleri unutttum ama olmuştu. Gelecek sefere Türk müzisyenlerle de çalmak isterim.

KISA KISA...KISA KISA...KISA KISA
Larry Adler....Deha
Flamenko...Tutku
Paco De Lucia... Usta
Madrid.... Evim
Barselona... Avrupa
Müzik... Hayatım
Armonika... Tutkum
Caz... Özgürlük
Grammy Ödülü... Önemli değil
Toots Thielemans... Öğretmenim
P.Almadovar... Ülkem
Berklie Koleji.... Eğitim
Piazzolla... Devrimsel
Ev... Kız arkadaşım

1-317.jpg

3-208.jpg

2-269.jpg

Bu haber toplam 845 defa okunmuştur