Kıbrıs Sorununda İlginç Bir Süreç Başlayacağa Benziyor…
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin (BMGS) kişisel temsilcisi bu haftayı Kıbrıs’ta geçirdi; liderlerle görüştü, liderlerin özel temsilcileri ile görüştü; daha başka temas ve görüşmeler de yaptı… Gelecek haftayı da garantörler Türkiye ve Yunanistan’ın başşehirlerinde görüşmeler yaparak geçirecek. Sonrası New York, BMGS’ye tekmil verme…
Belli ki BMGS, kendi dönemi sona ermeden Kıbrıs sorununda bir başarı hikayesi yazmak istiyor; kararlı ve sistematik bir çalışma içinde… Kıbrıslı Rum lider seçildiğind>en beri BMGS’nin Kıbrıs için özel temsilci atamasını ve Kıbrıs sorununu çözmek için resmi 5+1 görüşmeleri hemen başlatmasını hep istedi. Ancak, BMGS böyle bir adım atmadı; uluslararası siyaset Kıbrıslı Rum liderin samimi olmadığını kanıksamıştır ve onun talebine soğuk durmuştur. Erhürman KKTC Cumhurbaşkanı (CB) ve dolayısıyla da Kıbrıslı Türk lider seçilince BMGS güvenilir bir müttefik ve yeni bir fırsat edinmiş oldu. Türkiye CB Erdoğan da elini taşın altına koyabileceğini iki yıl kadar önce söylemişti. Ayrıca, üç ay önce Ankara’da BMGS’ye ‘Atatürk Uluslararası Barış Ödülü’ verildi ya, CB Erdoğan ile BMGS de görüşmüştü ya, bu görüşmenin ardından da BMGS şimdilerde uyguladığı inisiyatifi aldı ya, belli ki bu inisiyatifin hayat öpücüğünü CB Erdoğan vermiş… Anımsanacağı üzere, CB Erdoğan son günlerde “Kıbrıs sorunu da artık çözülmelidir” de demişti…
BMGS’nin Holguin’e yeniden verdiği taraflarla görüşmesi misyonunu elbette “Bu sefer süreç başka olacak” sözü doğrultusunda gelişecektir. Ona göre, bir sonuç odaklı, zaman tahditli, eski uzlaşılar geçerli, BM Güvenlik Konseyi kararı bağlamında Kıbrıslı Türklerin siyasi eşit ve etkin katılımı teyitli olacak… Erhürman bunları yeni sürecin metodolojik önerileri olarak derledi ve bir de Kıbrıslı Rumların süreci gene çökertmesi halinde Kıbrıslı Türklerin şimdiki statükoya geri dönmeyeceğine dair bir ilkesel kararın da sürecin başında kaydedilmesini önerdi… Dolayısıyla, Temmuz sonu, Ağustos başı gibi 5+1 Gayri Resmi Görüşmenin gerçekleşeceğine kesin gözle bakılabilir.
Esas konu, bu toplantının 5+1 Resmi Görüşmelerin başlamasına yol açıp açmayacağında… BMGS kararlı, müttefiki CB Erhürman istekli, BMGS’ye cesaret verdiği anlaşılan CB Erdoğan gıyaben katılımcı, Hristodılidis arzulu (rolünde), Yunanistan hazır… Manzara bu… Gayri Resmi 5+1 Görüşmenin gündemi resmi 5+1 gündemlerini şekillendirerek Kıbrıs sorununa BM Ölçütlerinde kapsamlı ve bütünlüklü çözüm arama, bulma çalışmalarını zaman tahditli bir program sonucunda başarı ile sonuçlandırmak ve dahi bir stratejik anlaşma düzenleyip bunu iki halkın referandumuna sunmak üzere tarih belirlemek… Esas misyon bu… Kıbrıs Rum liderliği bu misyona koşut ve olumlu katılımcı olursa, sonuca varmak olası…
Gerçekçi olmak gerek… Kıbrıs Rum liderinin BM Ölçütlerinde bir çözüme dair samimiyetine güvenmek saflık olacak gibi bir evhamım var… Dolayısıyla, ‘Bir sonuç odaklı olacak’ diyen BMGS, BM Ölçütleri doğrultusunda ve öngördüğü zaman tahdidi içerisinde çözüm üretmeyi başaramazsa, CB Erhürman’ın metodolojik önerilerinin dördüncü maddesini kullanmayı denemesi olasılığı yüksektir. Zaten bu madde (yani, Kıbrıslı Türklerin şimdiki statükoya geri dönmemesi) de eski BMGS Annan’ın raporundan ilham alınmış bir maddedir, BM için sürpriz bir madde değildir…
İşte bu aşamada ilginç gelişmeler olabilir… Örneğin?! Aşamalara (fazlara) bölünmüş bir süreç olabilir… Bu konu Talat’ın döneminde de gelmişti; çözüm sürecini aşamalara bölüp, bir aşama tamamlanınca yenisine geçmek… Kıbrıs Türk tarafı bunu “Salam politikası” diye nitelemiş ve kabul etmemişti çünkü aşamalar ilerlerken Kıbrıslı Türklerin uluslararası entegrasyonu resmi bir kimlikle olmayacaktı… Daha kolay anlaşılabilmesi için şöyle bir örnekleme yapılabilir: Birinci ‘Salam dilimi’ Rumların Maraş’a geri dönüş hakkını kullanması ve karşılığında Ercan ve Mağusa limanlarının uluslararası ulaşıma açılması… Ancak, bu limanlar şimdiki Kıbrıs Cumhuriyeti (yani, oluşması öngörülen Federal Kıbrıs Cumhuriyeti değil) limanları olarak açılacak ve yönetilmesinde Kıbrıslı Rumlar da fiilen yer alacaksa, Kıbrıslı Türkler için yönetişimde resmi ve etkin yer alma olmayacak ve dahi Temmuz 1974 öncesine dönmüş olacak… Bu arada Maraş da 1974 öncesine dönecek… Dolayısıyla, ‘Salam politikası’ Kıbrıslı Türklerin Federal Kıbrıs vizyonuna ters gelişecek ve ilerleyecek… Şimdilerde gene böyle bir öneri gelir mi bilinmez; gelirse de Kıbrıs Türk tarafı ‘Salam dilimlerinin’ resmi ambalajlı olmasını talep etmesi gerekecek. Aşamalar olumlu ilerlerse, tarafların birbirine ekonomik bağımlılığı ve güveni artan bir aşamaya gelirse, sonuca gidecek bir çerçeve ile referanduma başvurulabilir… Bu süreç herhalde bir-iki yıl alır.
Başka ne olabilir?! Resmi 5+1 Görüşme sürecinde Kıbrıs Rum liderliği gene oyunbozanlık yaparsa, Kıbrıslı Türkler şimdiki statükoya geri dönmemek üzere BM ile görüşüp Kıbrıs Türk tarafını uluslararası meşruiyete sahip bir siyasal yapı ile dünyaya entegre etmeyi düzenleyen bir sonucu BM ile bağıtlayabilir. Bu bağlamda, Kıbrıslı Rumların Maraş’a ve dahi Maronitlerin kendi köylerine geri dönüşü de konuşulabilir… Maraş BM gözetiminde açılabilir; tamam da BM fiilen şehir-kasaba yönetecek bir organizasyon değildir. Dolayısıyla, BM’nin belirleyeceği kıstaslar ile Kıbrıs Türk tarafının fiilen uygulayacağı ve Kıbrıslı Rumların Maraş’a dönüşünü sağlayacak BM denetimli bir model geliştirilebilir.
BMGS zaman tahditli, sonuç odaklı bir süreç olacak diyor ya, süreç başlarsa, gelişimi standart 5+1 Resmi görüşmeler ile BM Ölçütlerinde çözüm ile tamamlanabileceği gibi, bu olmazsa, gene BMGS’nin dediği “Bir sonuç” arayışına geçilip farklı seçeneklerle farklı bir süreç çalışabilir. Her halükârda, en geç Ağustos başı ile birlikte ilginç bir süreç başlayacak ve bu sürecin Kıbrıslı Türkleri öyle veya böyle farklı bir meşru statüko ile dünyaya entegre etmeyi sağlama olasılığı yüksek görünüyor. Yaz çok sıcak geçek, kış da öyle; ilkbahar bahar olsun…






