1. YAZARLAR

  2. Serhat İncirli

  3. Fas rüzgârı, CTP ve kadın!
Serhat İncirli

Serhat İncirli

Fas rüzgârı, CTP ve kadın!

A+A-

Fas’tan ya da Fas istikametinden gelen rüzgarların yaz aylarında Kıbrıs’a çöl kumu getirdiğini biliyoruz!

-*-*-

Aynı rüzgârın şu anda getirmesi yüksek hatta çok yüksek olasılığı ise iki ay kadar sonra kadın bir başbakanımızın olması!

-*-*-

Fas’ta, tarihte ilk defa bir kadının hükümet kurması bekleniyor…
Liberal lider Fatima Azzahra Al Mansouri Fas’ta bir ilki gerçekleştirdi ve ilk kadın başbakan olacak…

-*-*-

Bizde daha önce Dr. Sibel siber, seçim hükümetine başbakanlık yapmıştı… 

-*-*-

Ama anketler, sokak, gidişat öyle gösteriyor ki, aralık ayının ilk haftası, ilk kez bir partinin kadın genel başkanına, hükümeti kurma görevi verilecek…

-*-*-

Ve çok yüksek bir olasılıkla, 2027 yılına, kadın bir başbakanla girmiş olacağız…

-*-*-

Siyasetimizde Fas rüzgârı esecek… 

-*-*-

Bu arada önümüzdeki üç – dört hafta içerisinde, tüm siyasi partilerin milletvekili adayları da netleşmiş olacak…

-*-*-

CTP 11 Ekim’de, UBP ise 24 Ekim’de seçime girecek adaylarını ve bunların sıralamalarını yapacak… 

-*-*-

CTP’de Genel Başkan ve Genel Sekreter’in yanında, yedi tane de kontenjan adayı netleşti… 

-*-*-

Geriye kalan 41 adayı parti üyeleri seçecek ve sıralamalarını yapacak… 

-*-*-

Bu arada CTP’de yüzde 40 cinsiyet kotası da söz konusu… 
Bu kotanın her bölgede yüzde 40 veya ülke genelinde yüzde 40 olup olmayacağına Parti Meclisi karar verecek… 

-*-*-

Bu konuya tekrar değinmek lazım; konu “kadın kotası” değildir!
Cinsiyet kotasıdır!
Elbette özellikle kadınların siyasal yaşama katılımının teşviki hedeflenmiş olabilir ama CTP’de, özellikle bazı belediye meclis üyeliği adaylıklarında bu kota, erkeklerin yüzde 40’ı oluşturması için de kullanılabilecek… 

-*-*-

CTP’de, geçtim genel başkanın ve iki ay sonraki başbakanın kadın olmasını; öteki partilere göre kadın ağırlığı veya kadınların siyasete aktif olarak katılımının ciddi şekilde yüksek olmasını, bu ülkenin en güzel gelişmesi olarak da değerlendirmek bence mümkündür!

-*-*-

Şunu da eklemekte fayda görüyorum, bazı araştırmalar, kadınların siyasal ve ekonomik temsili ile daha düşük yolsuzluk düzeyleri arasında ilişki bulunduğunu ortaya koyuyor…

-*-*-

Haliyle, CTP önderliğinde, kadınların aktif siyasetteki rolünün yükselmesi demek; ülkede kangrenleşen yolsuzluk ve usulsüzlüklerin azalması – hatta tamamen sıfırlanması anlamına da gelecek… 


Güney’de 2027 yılı 1 Ekim törenlerinde 
Türk askerleri de yürüyecek mi?

Yabancı orduların ülkedeki ataşelerinin veya temsilcilerinin 1 Ekim günü, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin bağımsızlığının ilanı ve kuruluşu törenlerine misafir olarak katılması gayet doğaldır!

-*-*-

Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 66’ncı Bağımsızlık Günü’nde, askeri geçit töreni düzenlenmesi de, her geri kalmış ülkenin saçmalıkları arasındadır ve doğaldır!

-*-*-

Aynı geri kalmış saçmalığı KKTC de TC de yapmaktadır!

-*-*-

Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Bağımsızlık Günü merasiminde Yunan askerlerinin yürüyüş yapması, Yunan uçaklarının uçuşu da “komşuya bülücük gösterme merakı” ile alakalıdır ama yine biz de yaptığımız için aşağılanacak ya da suçlanacak bir durum değildir!

-*-*-

Ama, geçit törenine, Amerika, Fransa, Mısır ve İngiliz ordularının temsilcisi birliklerin katılması çok ilginçtir!

-*-*-

Hatta Amerika, Fransa ve Mısır’ı geçtim, bahse konu törende İngiliz askerleri ve Birleşik Krallık Bayraklı geçişin yer alması şaşırtıcıdır!

-*-*-

Öyle ya da böyle, Kıbrıs’ta 1960’taki bağımsızlık, o askerlere ve o bayrağa karşı verilen mücadele ile kazanılmıştır… 

-*-*-

Şaşırma sebebim saklı kalmak kaydıyla; şunu sormak istiyorum:

-*-*-

Büyük bir medeniyet ve dostluk gösterisi olarak, EOKA’nın çok sayıda ölü vererek sağladığı bir bağımsızlıktan söz ediyoruz… 

-*-*-

Kimse kalkıp da EOKA’nın bağımsızlıkta hiç etkisi yo0ktu demesin sakın!

-*-*-

Ve EOKA, bağımsızlık ya da Enosis için kimle savaşmıştı?

-*-*-

İngilizlerle!

-*-*-

O zaman, bir sonraki törende, Yeniçeriler ve Mehmetçikler de yürüsün mü?

-*-*-

Çünkü Yeniçeriler ya da Osmanlı Ordusu, 1571’de Ortodoks Kıbrıslıları, Katolik Venediklilerin zulmünden kurtardı!

-*-*-

Türk Silahlı Kuvvetleri ise beğenirsiniz – beğenmezsiniz; Rum ahalinin en az yarısını, Yunan Cuntası ile o faşist cuntanın aşağılık işbirlikçilerinden kurtardı!

-*-*-

Haksız mıyım Girye Proedros Hristodulidis?
Şovun ucunu kaçırdınız sanırım!


Çehov mu Nietzsche mi?

Rus yazar Anton Çehov der ki: 
"Normal ve makbul biri olmak istiyorsan, sürüye katıl."

-*-*-

Alman filozof Friedrich Nietzsche ise tam aksi taraftan seslenir: 
"Birey, sürünün tahakkümünden özgür kalabilmek için sonsuz bir mücadeleyi göze almalıdır."

-*-*-

Çehov, kalabalıkların sunduğu o konforlu ve güvenli limanı işaret eder: 
Uyum sağlarsan çatışmazsın, fırtınalardan korunur, "normal" kabul edilirsin. Ancak bu uyumun bedeli çoğu zaman kendi özgünlüğünü feda etmektir. 

-*-*-

Nietzsche ise özgürlüğü bir armağan değil, bedeli yalnızlıkla ödenen amansız bir savaş olarak görür. 
Ona göre toplumun kalıplarına teslim olmak kolaydır; ancak kendin olabilmek, herkesin gittiği yönün aksine yürüyebilme cesaretidir.

-*-*-

Bu bilgileri ya da bu yazıyı, internetten indirdim… 
Ama aklıma takıldı!

-*-*-

Biz hangisi olmalıyız?
Hangisi haklı?

fea701f1-384c-4939-8146-aef5cdcb5a00.png

Bu yazı toplam 351 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar