1. YAZARLAR

  2. Ünal Fındık

  3. Müzakereler Başlasa Ne Olacak
Ünal Fındık

Ünal Fındık

Müzakereler Başlasa Ne Olacak

A+A-

New York süreci bu yıl da boşa geçti. Her yıl olduğu gibi bu yıl da BM Genel Kurulu için liderler New York’a gitti. İki lider de çeşitli temaslar yanı sıra BM Genel Sekreteri Guterres ile de görüştüler.

Ancak 3’lü, ya da 5+1 olarak tanımlanan 5’li herhangi bir görüşme olmadı. Zaten Guterres genel kuruldan bir hafta önce düzenlediği basın toplantısında bir soru verdiği yanıtta ne 3’lü, ne de 5’li bir toplantının gündeminde olmadığını, bunun için gerekli hazırlıkların henüz tamamlanmadığını söylemişti.

Buna rağmen Rum lider Hristodulidis, Guterres’ten 3’lü bir zirve toplamasını talep etti. Guterres de Rum liderin bu talebini Erhürman’a iletti. Erhürman da gerek GYÖ’lerde, gerek metodolojide, gerekse de özlü konularda en küçük bir ilerleme sağlanacaksa ben varım dedi.

Buna rağmen BM Genel Sekreteri adına kendisine bu soruyu ileten Holguin’den geri dönüş olmadı.

KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman New York dönüşünde düzenlediği basın toplantısında bu süreci zamanlamasıyla birlikte, şeffaf biçimde izah etti.

Buna rağmen bazı çevreler Erhürman’ı, Ersin Tatar’la bir tutmaya ve Erhürman’ı da Ankara’nın sözcüsü olmakla suçlamaya devam ediyorlar.

Rum basınında ise farklı görüşler seslendiriliyor. Bir kesim Hristodulidis’in yaptıklarını alkışlarken, bir kesim de eleştiriyor.

Politis, Kıbrıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi Başkanı Dr. Kostas Paraskeva ile bu konuda bir söyleşi gerçekleştirdi. Bu söyleşide Paraskeva “siyasi eşitlik olmadan Kıbrıs sorununun çözülebileceğine inananların, çözüm istemediğine inanıyorum” dedi.

Şimdi eğri oturalım, doğru konuşalım, Kıbrıslı Rumlar ortak kurduğumuz ama 60 yıldır tek başlarına yönettikleri ve hem BM, hem AB üyesi olan Kıbrıs Cumhuriyeti devletini bizimle paylaşmak istemiyorlar.

Bu nedenle Hristodulidis ve onun gibi düşünenler siyasi eşitlik konusunda hala ayak sürümeye devam ediyorlar. Bunlara göre Kıbrıslı Türkler nüfus olarak azınlıkta oldukları için, nüfus olarak çoğunlukta olan Rumlarla eşit olamazlar.

Bunu açıkça söylemiyorlar, ama sergiledikleri tablo bunu gösteriyor. Açıkça söylememelerinin nedeni ise çok nettir. İki bölgeli, iki toplumlu Federal çözüm istediklerini söylüyorlar.

Federal çözümün esası, federal devleti oluşturan ortaklar arasında siyasi eşitlik olmazsa olmazdır. Elbette siyasi eşitlik, sayısal eşitlik değildir.

Bilindiği gibi Avrupa Birliği de bir ortaklıktır. Bu ortaklıkta da siyasi eşitlik esastır. Ülkelerin nüfus ve toprak büyüklüğüne bakılmaksızın bütün ülkeler eşittir. Bu nedenle büyüklüğüne ya da küçüklüğüne bakılmaksızın her bir katılımcı devlet 6 ayda bir AB’nin dönem başkanı oluyor.

Bu konuda 2004’ten bu yana AB üyesi olan Kıbrıs Cumhuriyeti de biri 2012, diğeri de 2026 yılında olmak üzere 2 defa AB dönem başkanı oldu.

Bu yılın ilk 6 ayında AB dönem başkanı olan ve bunu gururla üstlenen Hristodulidis, bunun yanlış olduğunu, nüfusu çok daha fazla olan Almanya, Fransa, İspanya, İtalya ile Kıbrıs’ın eşit olamayacağını hiç söylemedi.

Temmuz sonunda adamızı ziyaret eden BM Genel Sekreteri Guterres yeni bir 5+1 zirve toplanabilmesi için liderlere ev ödevlerini vermişti. Guterres “GAÖ’ler, Metodoloji ve Müzakere İçeriğine ilişkin gerekli hazırlıkların tamamlanmasının ardından yeni bir genişletilmiş 5+1 toplantısı düzenleme kararı aldığını” söylemişti.

O günden bu yana 2 ay geçti. Liderler Erhürman’ın çabasıyla birkaç kez görüştü. Ancak hiçbir konuda en küçük bir ilerleme sağlanamadı.

Bu ev ödevlerini hiç gündeme getirmeyen Hristodulidis hemen her gün müzakerelere Crans Montana’da kaldığı yerden devam etmeye bugün bile hazır olduğunu tekrarlayıp duruyor.

Ancak Guterres’in işaret ettiği hazırlıkları muhatabı Erhürman’la birlikte konuşarak çözüm bulmaya yanaşmıyor. Liderler ve temsilcileri arasında görüşme oluyor. Ama Guterres’in ortaya koyduğu 7 tane GAÖ’den bir tanesinde bile uzlaşı sağlanamadı.

Erhürman, 7 GAÖ’den 6 tanesinde uzlaşmaya hazır olduğunu açıkladı. Buna karşılık Hristodulidis bu 7 GAÖ konusunda tek kelam etmedi. Bunun yerine yeni 19 GAÖ sundu.

Guterres’in üzerinde uzlaşın dediği 7 GAÖ’yü unutturmak için 19 yeni GAÖ ortaya çıkardı.

7 GAÖ’den bir tanesi “Karma evliliklerden doğan çocukların KC vatandaşlık haklarının en kısa zamanda verilmesidir”. Bakınız bu talebi cumhurbaşkanı seçildikten hemen sonra Erhürman talep etti. Ama bugün artık BM Genel Sekreteri Gutrres’in de talebidir. Çünkü Guterres’in sıraladığı 7 GAÖ’den bir tanesi de budur.

Bu çok önemli bir gelişmedir. Buna karşın Rum Yönetimi Sözcüsü Konstantinos Letymbiotis, Kıbrıslı Türk bir ebeveyn ile üçüncü ülke vatandaşı bir ebeveynden doğan çocuklara Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmesinin “Güven Artırıcı Önlem” (GAÖ) olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Letymbiotis ve elbette Hristodulidis “karma evliliklerden doğan çocukların KC vatandaşlıklarına biz karar veririz, çünkü KC sizin değil, bizim devletimizdir” diyorlar.

Bunu daha da uzatabiliriz. Bizi her alanda uluslararası ilişkilerden mahrum bırakmaya çalışmalarını, tanınmışlığı ve BM ve AB üyesi olmayı kullanarak bizim bütün bağlarımızı koparmaya çalışmalarını, silahlanmayı ve İsrail ile ortak askeri tatbikatlara katılmayı, bunu sözde yeni güç dengeleri yaratmak için yapmalarını sayabiliriz.

Hristodulidis bir yandan müzakereler Crans Montana’da kaldığı yerden hemen başlasın diyor. Öte yandan da hazırlıklar konusunda ve Guterres’in liderlere verdiği ev ödevleri konusunda en küçük bir adım atmadan kendi yolunu yürümeye çalışıyor.

Bu en hafif deyimiyle samimiyetsizliktir. Rum lider çözüm istemiyor. Tufan hocanın deyimiyle yalnızca bir fotoğraf istiyor.

Bu durumda müzakereler başlasa ne olacak, başlamasa ne olacak.   

Bu yazı toplam 233 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar