Elektrik zammı, enflasyonu ve pahalılığı tetikleyecektir…
Geçtiğimiz hafta, KIB-TEK, elektrik fiyatlarına yüzde 22 oranında zam yaptı. Akaryakıt ve gaza yapılan zamlardan sonra, elektriğe de okkalı zam yapılması, hem hane halklarını, hem de sektörleri zora sokacaktır.
Karara göre zamlı tarife, 1 Haziran 2026‘dan itibaren yürürlüğe girecek. Bu zam, dünya petrol fiyatlarının, savaş nedeni ile artması ile birlikte, uzun zamandır bekleniyordu. Zira, ülkemizde elektrik üretimi çok büyük oranda mazot (Fuel Oil) ile yapılmaktadır.
Elektrik zamları, halkın ve işletmelerin ekonomik yükünü daha da artırıyor. Özellikle, dar gelirli aileler ile küçük işletmeler ve esnaf daha fazla olumsuz etkileniyor.
Elektrik, başta üretimin, sanayinin, tarımın, hayvancılığın, turizmin , yüksek öğretimin, ticaretin ve tüm sektörlerin temel girdi maddelerinden biridir. Zam kararı, üretim maliyetlerini artıracak, rekabet gücünü, ekonomik büyümeyi azaltacak ve tüm sektörleri olumsuz etkileyecektir.
Üretim sektörlerine avantaj sağlayan elektrik teşvikleri de de yıllar içinde git gide azalmıştır. Hükümet, bu konuda sektörlerin taleplerine kulak tıkamaktadır. Elektrik teşvikleri, mevcut ekonomik konjenktüre göre yeniden güncellenmelidir.
Elektrik, gaz ve akaryakıt fiyatlarına yapılan zamlar, girdi maliyetlerini de artırmakta, tüm mal ve hizmetlere zam olarak yansımakta ve enflasyonu da yükseltmektedir. Bunun yanında, Hükümet ‘in piyasa denetimlerinde yetersiz kalması, pahalılığı artıran en önemli nedenlerden biridir.
Böyle durumlarda, Hükümet, elektrik zamlarını halka daha az yansıtmalı, yapılacak elektrik zamlarının bir kısmı, vatandaşa ve piyasaya ağır yük getirmeden, Maliye Bakanlığı tarafından karşılanmalıdır. Ama, durmadan borçlanan ve gelirleri, giderlerini karşılamaya yetmeyen Maliye’nin bunu yapması beklenmemektedir.
Özellikle, son yıllardaki hükümetler, Elektrik Kurumu’ na gereken önemi vermemiş, ileriye dönük planlama yapmamış ve KIB-TEK’i iyi yönetememişlerdir.
İyi yönetilen bir KIB-TEK’e, halkın ve sektörlerin her zaman ihtiyacı vardır. Ne hikmetse, ülkede bir kesim, KIB-TEK’i görevini iyi yapmayan, devamlı zarar eden, pahalı elektrik satan, özelleştirilmesi gereken bir kurum gibi göstermeye çalışmaktadır.
Halbuki, esas sorun, KIB-TEK'in profesyonel uzmanlar tarafından değil, hükümetler tarafından atanan, uzman olmayan kişiler tarafından kötü yönetilmesidir.
KIB-TEK’ in mali yapısının güçlenmesi, verimli olması ve maliyetlerin düşmesi için, doğru planlama ile, yeni nesil üretim santrali yatırımlarına, iletim ile dağıtım hatlarının yenilenmesine, santrallerin düzenli bakımına ve tüm trafo merkezlerine yeni yatırımlar yapılmasına ihtiyaç vardır. Bütün bunlar yapıldığı taktirde, giderler ve maliyetler düşecek, elektriğe çok daha az zam yapılabilecektir.
Öte yandan, Akaryakıtta , kurlar dengede iken ve petrol fiyatları da düşerken, mutlaka indirim yapılmalıdır. Akaryakıt ürünlerine, nasıl ki, petrol fiyatları ve kurlar yükseldiğinde zam yapılıyorsa, bu fiyatlar düşünce de, indirimler gecikmeden yapılmalıdır.
Pahalılık arttıkça, satın alma gücü düştükçe, borçların miktarı ve borçlu sayısı, süreç içinde çoğalmaktadır. Geçinemeyen binlerce vatandaş, nakit parası yetmediği için, çaresizlikten kredi kartı kullanımına yönelmektedir. Kredi kartı borçlarının tümü de ödenemeyince, borçlar artmaktadır.
Halkın içinde, kirasını, elektrik, su, telefon, benzin faturalarını ödemekte zorlanan, devlette ilaç bulamadığı için, eczanelerden ilaç satın almakta ve çocuğunun okul masraflarını karşılamakta zorlanan, binlerce insanımız yaşamaktadır.
Yaz mevsimine girdiğimiz bu günlerde, ülkemizde klima kullanımının artmasıyla birlikte fatura bedelleri de katmerlenerek artacaktır. Asgari ücretle çalışan kesimlerin ve dar gelirlilerin artan bu elektrik maliyetlerini karşılaması çok zordur.
Piyasada, elektrik zammından dolayı oluşacak yeni zam dalgası, enflasyonu artıracak, bu da hayat pahalılığı ödeneğinin büyümesini ve bütçeye yükünü oldukça ağırlaştıracaktır. Zaten, Hükümet, hayat pahalılığı ödeneğinin tümünü ödememek için, yasa tasarısı yapmış, ama halkın tepkisi ile komitede bekletmektedir.
Ekonomik örgütler ve sendikalar da, yaptıkları açıklamalarda, elektrik zammının, hem hane halklarını, hem de tüm işletmeleri çok olumsuz etkileyeceğini açıklamaktadır.
Sonuç olarak, Ocak ayında asgari ücrete ve kamu çalışanları ile emeklilere yapılan maaş artışları, bütün mal ve hizmetlere gelen zamlarla anlamını yitirmiştir. Bunun üstüne, akaryakıt, gaz ve elektriğe gelen yeni artışlar ve bunun piyasadaki mal ve hizmetlere zam olarak yansıması ile de, dar gelirlilere maaşları hiç yetmemekte ve fakirleşme de günden güne artmaktadır. Bu bağlamda, elektrik zammı, yeniden değerlendirilerek, makul ve rasyonel ölçülere çekilmelidir.






