Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Miras

A+A-

Kıbrıslı Türklerin, hatta adanın kuzeyine yerleşen herkesin çok sessiz bir uzlaşısı var.

Kıbrıs’ın en derin sözleşmesi belki de budur.

1974 sonrası kuzeyde kurulan hayatın önemli bir bölümü, terk edilmiş ya da geride bırakılmak zorunda kalınmış Kıbrıslı Rum mülkleri üzerinde yükseldi.

Zaman geçti…
Bu durum normalleşti.
"Büyük görmezden geliş" hep devrede oldu.

Öyle ki bugün Kıbrıs sorununu anlatırken, kimi çevreler çözümsüzlüğü yalnızca Kıbrıslı Rumların uzlaşmazlığı üzerinden okuyor.

Hep talep eden tarafız.
Siyasi eşitlik…
Dönüşümlü başkanlık…
Uluslararası temsiliyet…
Tanınma…

Hep mağduruz.

Ama iş kendi yarattığımız mağduriyetlere geldiğinde, hafızamız zayıflıyor.

Ne kadar ilginçtir ki, bir başkasından unutmasını istediğimiz mallar için kendi aramızda birbirimizi çiğniyoruz.
Kimse kimseye "koklatmıyor" tek karış!
Unutmuyor malını, başkaları "unutsun" diye bekleyenler...

Bu ülkede mal mülk yüzünden parçalanmamış ev var mı?
Miras kavgası yaşamamış kaç aile tanıyorsunuz?

Birbirinin hakkını yemeyen, birbirine darılmayan kaç insan gösterebiliriz?

Üzerine titrediğimiz o malların bir de ilk sahibi olduğunu ne kadar hatırlıyoruz?

***
Bugün “miras” dediğimiz birçok şey, aslında bir başkasının değil mi?

O nedenle bazen kendi kendime soruyorum...

Kıbrıslı Rumlar yarın çıkıp, bugüne kadar talep ettiğimiz ne varsa kabul etse…
Siyasi eşitliği de verse…
Dönüşümlü başkanlığı da…
Uluslararası statüyü de…

Hatta en ileri taleplerimizi de…

Biz hazır mıyız?
Ne aldıysak geri vermeye…

İşte Kıbrıs sorununun en zor sorusu burada duruyor.

Çünkü adalet yalnızca almakla ilgili değildir.
Vermekle de ilgilidir.
Yüzleşmektir karşılıklı samimiyetle...

Bu nedenle çözüm arayışını yalnızca kendi mağduriyetimiz üzerine kurarsak, haklılığımızı da zedeleriz.

Kıbrıs’ın ihtiyacı olan, kimin daha çok acı çektiğini ispatlamak değil; herkesin taşıdığı yükle yüzleşebilmesidir.

Çünkü bu adada iki taraf da kendi acısını tarihe dönüştürdü. Karşı tarafın acısını ise dipnota…

 

Bu yazı toplam 395 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar