Salih Sarpten

Salih Sarpten

Diplomalı Genç İşsizler

A+A-

Eğitim ve işsizlik ilişkilerini açıklamak için üç ana gösterge belirlenmiştir. Bunlar:

  1. Cinsiyet ve Yaşa Göre İşsizlik Oranları: Bu gösterge, eğitim yetersizliğinin özellikle belirli gruplar üzerindeki olumsuz etkilerini gösterir. Bu gösterge ayrıca, eğitim düzeyi ve iş bulma bakımlarından kuşaklar ve cinsiyetler arası farklılık ve benzerliklere odaklanıldığında bir çıktı göstergesi olarak yorumlanmaktadır.
     
  2. Eğitim Düzeyine Göre İşgücü ne Katılım Oranları: İşgücüne katılım oranı eğitimin yapısıyla ilişkilidir. İşsizliğin yapısı ve sıklığı da bir bütün olarak bu göstergeye bağlıdır.
     
  3. Genç Nüfusta İşsizlik Oranları: Bu gösterge, 15-24 yaş grubundaki bireylerin iş dünyasında hangi oranda yer aldığı ya da hangi oranda işsiz olduğunu içermektedir.

Bu göstergeler bakımından ülkemizdeki durumu ve bunun eğitimle ilişkisini kısaca analiz etmeye çalışalım. KKTC İstatistik Kurumu’nun 2020 Hane Halkı İşgücü Anketi’ne göre ülkede genel işsizlik oranı %10.1 Ancak daha vahimi bu işsizliğin altında yatan diğer unsurlar. Gelin bu unsurlara beraber bakalım.

  • KKTC’de Genç nüfusta işsizlik oran %29.3 Başka bir ifadeyle 15-24 yaş arasındaki 15 bin 885 genç işsiz (üstelik bu rakam sadece işsiz olduğunu beyan edenler). Dahası bu genç işsizlerin kadın nüfusundaki oranına bakacak olursak, oran daha da vahim bir hal alıyor. Ankete göre 15-24 yaş arasındaki genç kadınlarımızın %34.8’i işsiz…
     
  • KKTC’de en genel anlamda işgücüne dahil OLMAYAN kadınların oranı %62 Başka bir ifadeyle KKTC’de 83 bin 799 kadın iş dünyasından uzakta…
     
  • Ne var ki bütün bunlardan daha vahim olan bir istatistiki rakam var: KKTC genelinde istihdam edilenlerin %64,5’i lise ve lise altı okullarda eğitim alanlar ile hiç eğitim almayanlar oluşturmaktadır. 
     

hg-009.jpg

Bir yandan grafikteki rakamlar, diğer yanda da yüz civarındaki öğretmenlik münhali için 1950 adayın başvurduğunu göz önüne alırsak eğitim ve işsizlik ilişkisinin ne büyük bir boyutta sorun yaşadığını rahatlıkla görebiliriz.

Bütün bunlar yüksek öğrenimlerinde süresince; hak ettikleri bursları alamayan, farklı baskı ve sorunlarla boğuşan gençlere bir de “mezun olduğunuzda iş yaşamına dahil olamayacaksınız” mesajı veriyor.

Zaten bu mesaja bağlı olarak ortaya çıkan durum da eğitim araştırmalarına yanmış görülüyor.  Eğitim ve iş dünyası arasındaki dengesizliğe bir de Covid-19 Pandemisi koşulları eklenince ülkemizde yapılan eğitim bilimi alanındaki birçok araştırmada;

  • Diplomalı işsiz sayısının, çok uzun olmayan KKTC tarihinin en yüksek seviyesine ulaştığını,
  • Gençlerin, iş bulma ümidi taşımadıkları için iş aramaktan vazgeçtikleri bulgularına sıkça rastlanmaktadır.

Ortada ciddi anlamda kaygılanmamıza gerektiren bir durum var değil mi!

  • Liseden mezun olan herkes üniversiteye gittiği halde, iş dünyasında lise altı bireylerin yer alıyor…
  • Pandemi öncesindeki rakamlara göre yaklaşık 45 bin yabancı işgücüne karşın 12 bin diplomalı genç işsizimiz vardı. Bugün ise 16 bin civarlarına yükseldi…

Bütün bunlardan 3 temel sonuç çıkarmalıyız:

  1. Bugün için yükseköğretime girmek işsizlik sorununu çözmüyor aksine artırıyor…
  2. Eğitim sistemimize, bugünün iş dünyasının ihtiyaç duyduğu yeni beceri ve kazanımlarını ivedilikle entegre etme gerekliliğimiz var…
  3. Ve belki de en önemlisi eğitim sistemimizin daha etkin bir yönlendirme mekanizmasına ihtiyacı var…

Yönlendirme, bireyin eğitiminde dikkate alınması gereken en önemli unsurlardan birisidir. Yönlendirme bireyin ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda eğitim alması, güçlü yanlarını daha da güçlendirmesinin yegâne anahtarıdır. Ve pek dile getirilmese de eğitim sistemlerinin en önemli görevi bu yönlendirmeyi gerçekleştirmektir. Aksi durumda bugünkü gibi işsizlik, verimsizlik, başarısızlık ve mutsuzluk kaçınılmaz olur.

Elbet bir gün pandemiden kurtulacağız ancak diplomalı genç işsizler ordusunu büyütmekten kurtulmak için yukarıdakileri dikkate almamız gerektiğini şimdiden bir yerlere not etmeliyiz.


Gülmece

Zenginlikte Bakış Açısı

Babadan kalma paralarla zengin olan iki farklı köyün ağası bir iş için gittikleri şehirde karşılaşırlar. Tabi haliyle zenginlikleriyle övünecekler… Biri, biraz gerilerek, biraz da gururlanarak hemen söz başlar:

  • "Bizim orda sabah güneş doğmadan biniyoruz arabaya, akşam oluyor biz hala çiftliğin öteki ucuna yetişemiyoruz."

Buna karşılık, öteki zenginden yanıt gecikmez:

  • "Yahu bizim de vardı öyle bir arabamız ama geçenlerde satıp yeni modelini aldık."

 

 

 

 

Okumuş muydunuz?

 

Tüm yanıtları bilmektense karşılaşacağın problemleri bilmek daha iyidir

James Thurber

 

Bu yazı toplam 1550 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar