1. YAZARLAR

  2. Eralp Adanır

  3. Çetinkaya TSB-3, AEL-1 (1949)
Eralp Adanır

Eralp Adanır

Çetinkaya TSB-3, AEL-1 (1949)

A+A-

Çetinkaya Türk Spor Birliği, o yıllarda Kıbrıslı Türkler için en büyük gurur kaynağıydı.

Ligde terk Türk takımı olarak yer alması, tüm Kıbrıslı Türk sporseverleri birleştiren bir güce sahipti. Ve evet sadece spor değil “milliyetçilik” ruhuyla da bir gurur kaynağı olarak görülmekteydi.

1949 yılında Çetinkaya TSB ile AEL takımlarının karşılaşmasını yansıtan söz konusu gazete haberi bana göre sadece bir “spor haberi” değildir. En azından bugün için “kaynak” niteliğinde bir haberdir.

Örneğin; o yıllarda bazı maçların hikâye anlatılır şekilde kaleme alınması dikkat çekiciydi. Ya da bu haberden de çıkardığımız başka bir bilgi, ÇTSB’nin o yıllardaki forma renginin sadece “sarı” olduğunun bu anlatımdan öğrenmemiz gibi. Bilgi dağarcığımıza kattığımız bir başka kaynak bilgi de, sahalardaki seyirci kitlesi. Örneğin bu maçta 2.000 Kıbrıslı Türk seyirciden bahsediliyor.

Şimdi maçın o havası koklayalım hep birlikte...

 

İstiklâl gazetesi, 08 Kasım 1949, syf:1/2

Çetinkaya T.S.B. 3, A.E.L.1

Mevsimin, heyecanlı futbol karşılaşmalarından biri olacağını evvelce bildirdiğimiz Ç.T.S.Birliği A.E.L. karşılaşması: Pazar günü saat 3’de Lefkoşa stadında 3.000’ni mütecaviz seyirci önünde cereyan etmiştir.

Saat üç’e beş dakika kala gençlerimiz, sarı üzerine numaralı formaları ile yenilmiyeceklerini ilân ede ede binlerce kişinin alkışları arasında sahaya geldiler.

Ç.T.S. Birliğini takip eden A.E.L. oyuncularını da taraftarları alkışlıyordu..

Takımların sahaya girmelerinden bir dakika sonra Hakem Bay Faik Müftüzade sert bir düdük öttürüşünden sonra iki takım kaptanı, taraf seçimi için hakemin yanına gidiyor ve bilinen formalitelerden sonra gençlerimize güneşe karşı olan kale isabet ediyordu, iki takım da yerinde hazır Hakemin başlayınız emrini heyecan içinde bekliyorlar. Bundan bir müddet evvel otomobil kazasında ölen, A.E.L.’in eski spor sevenlerinden olan Spiro’nun ruhuna bir dakikalık azim duruşu ifa ediliyor, sonra A.E.L.’in topa vuruşu ile oyun başlıyor.

İlk on dakika A.E.L. müthiş baskımız altında kıvranıp duruyor, tam onuncu dakikadayız sol açıktan hücuma geçen takımımız Bardak’ın güzel iki çalımından sonra topu ortaya attığını fakat orta ve iç muhacimlerimiz (saldırıda bulunan) heyecanından olacak boş kaleye gol atamıyor, ve böylelikle büyük bir çans kaybediyoruz. Yirmi dakika oyun umumiyetle baskımız altında devam ediyordu. Tekrar Bardak’ın bir makine gibi rakip takımın müdafaasını geçtiğini ve sağlam bir şütle topu ağlara taktığını sevinç içinde görüyoruz. Vaziyet bir sıfır leyhimize dönüyor. Adedi 2.000’e yaklaşan Türk seyircileri “Yaşa Bardak” sesleri ile etrafı çınlatıyor ve tekrar ortadan başlıyan top kalemiz önlerinden kovuluyor ve hücuma geçiyoruz. İki dakika fasılasız devam eden baskımızdan kurtulan A.E.L. senterhafı 30 metre geriden havadan attığı bir şütle 22’inci dakika top kalemizin direğine çarparak ağlara takılıyor. Bu gol herhalde kalecinin güneşten topu pek iyi göremediğinden ileri gelmiştir.

Topu ortadan başlatan gençlerimiz A.E.L.’in kale ağzına kadar giriyor. 35’inci dakikada Derviş’in vurduğu nefis bir vole ne yazık ki direği yalayarak dışarı çıkıyor. 40’ıncı dakikaya kadar kayde değer bir vak’a cereyan etmiyor fakat birdenbire hücuma geçen muhacimlerimiz Cemal’in güzel bir ortalamasından Defteralı kendine has kafa vuruşunu gole tahvil ediyor. Vaziyet yine iki bir yine leyhimize, oyun böylece beş dakika devam ettikten sonra birinci devre sona eriyor.

10 dakikalık dinlenme devresinden sonra sahaya çıkan sarı formalı gençlerimiz sür’at ve imanla yerlerini alıyorlar. Heyecan içinde ikinci devreyi seyre başlıyoruz. Bir ara bizimkilerin müdafaaya geçtiklerini görüyouz. Bunun sebebini ben hiç bir türlü anlamadım. Müdafaa oynadığımız için tabii olarak hâkimiyet onların eline geçiyor ve bizi bir çeyrek saat kadar sıkıştırıyorlar. Oyun böylece devam ederken 20’inci dakikada Vedat’ın sol açık yerinden aldığı topu fevkalâde idare ederek bomba gibi bir şütle 3’üncü golümüzü atmıya muvaffak oluyoruz. Geri kalan 25 dakika oyun karşılıklı hücumlarla devam ediyor ve hiç bir gol kaydedilmeden oyun 3-1 galibiyetimizle neticeleniyor.

NOT: Bardak, Ali, Derviş, Toğrul, Ertoğrul, Kaleci çok iyi, Vedat ve Defteralı biraz şahsî oynamalarına rağmen iyi idiler. Cemal, Fayik ve Salâhi kendilerinden beklediğimiz oyunu her nedense çıkaramadılar. Haftaya Anortosis’le oynatacağımız oyunda birer kıymet olduklarını bize isbat edecek ve kendilerini lâyık candan alkışlayacağız.

M.T.R.”

 

Basın ve Edebiyat-Kültür dünyamızın önemli isimlerinden olan Mapolar, gazetenin birinci sayfasında yer alan köşesinde bu zaferi kutlayan bir yazı kaleme alıyor.

Mapolar, köşe yazısında özellikle başarının elde edilmesi için eleştirilerin önemine dikkat çekiyor. Hatta bu eleştiri kültürünün demokrasinin bir gereği olduğunu da belirterek sadece sporda değil siyasi anlamda da eleştirinin hazmedilmesi ve ondan dersler alınması gereği hakkında mesaj veriyor. Tahminimce, bu maç öncesinde ÇTSB’nin bazı maçları için yapılan eleştiriler karşısında bunun olgunlukla karşılanması noktasında bazı sıkıntılar yaşanmış.

İşte “Görüşler” başlık köşesinde Mapolar’ın kaleme aldığı “zafer” yazısı...

 

İstiklâl gazetesi, 08 Kasım 1949, syf:1

Görüşler –Hikmet Afif Mapolar

SPOR ZAFERİMİZ

Her yazıma başlarken muhakkak büyük Atatürk’ten bazı satırlar okurum. Bu benim için en büyük bir ilham kaynağıdır. Bugün de yazıma büyük Atatürk’ün ölmez bir vecizesiyle başlıyorum: “Zafer (Zafer benimdir) diyebilenin, muvaffakiyet (Muvaffak olacağım) diye başlıyanın ve (Muvaffak oldum) diyebilenlerindir.”

Gerek sanat sahasında, gerek spor sahasınca gerekse her işimizde hepimiz için sembolleşmesi icap eden bu vecizenin taşıdığı büyük mananın enginliği içerisinde istenene erişebilmek elimizde olan bir kuvvettir. Her şeyin başında gelen sebat ve enerjiyi yıkacak bir kuvvet tasavvur edilemez.

Ferdi teşebbüslerin neticesiz kaldığı gibi, murakabesiz (dikkatle izlemeden) ve muhalefetsiz (eleştirisiz) işlerin de sonuçsuz olacağı hakikat olan bir meseledir. Her şeyde mukabele ve her işte muhalefetin elzem olduğu demokrasinin belli başlı esaslarındandır. Murakabesiz millet ve muhalefetsiz cemiyet hiçbir zaman ayakta duramaz.

Bugün spor sahasında kazandığımız zaferi murakabeye ve muhalefete borçluyuz. Eğer arada bir muhalefet olmamış olsaydı, bugün spor sahasında yüzümüzü güldürecek ve bayrağımızı zafer direğinde dalgalandırabilecek bir neticeye kavuşamayacaktık.

Bir hakikattır ki, keyfi yapılan cemaat işleri kötü neticeler doğurabilir. Muhalefet sayesinde sağlanacak murakabe işlerimizi düzenler, cemiyetimize muvaffakiyetler sağlar.

Unutulmamalıdır ki, tarihi zaferlerle dolu bir medeniyetimiz vardır. Geçmiş zaman olur ki, hayâli altında değer. İşte bu hakikat karşısında geçmiş tarihimizi yeniden canlandırmak ve ona hakımıza yaraşan bir şekilde hız vermek mecburiyetindeyiz.

Çetinkaya Türk Spor Birliği’nin kazandığı zafer, hepimizin zaferidir. Gençlerimizi büyük muvaffakiyetlerinde alkışlar ve onlara daha birçok başarılar dileriz.”    

5-189.jpg

Bu yazı toplam 482 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar