1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Kosova’nın ilerlemesi için teknolojiyi kullanmak: İyi hissetmek için iyi şeyler yapmak…”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518

“Kosova’nın ilerlemesi için teknolojiyi kullanmak: İyi hissetmek için iyi şeyler yapmak…”

A+A-

Azem KURTİÇ/BIRN

Balkan Araştırmacı Gazetecilik Ağı BIRN’de Azem Kurtiç’in “Kosova’nın ilerlemesi için teknolojiyi kullanmak: İyi hissetmek için iyi şeyler yapmak” başlıklı yazısında, Nik Şala’nın öyküsü anlatılıyor…

BIRN’de 5 Şubat 2026’da yer alan Kurtiç’in yazısını, okurlarımız için özetle derleyip Türkçeleştirdik. Kurtiç, yazısında şöyle diyor:

***  Balkan Araştırmacı Gazetecilik Ağı’nın savaş nedeniyle göçmen düşmüş insanların, yurtlarıyla bağlarını nasıl diri tuttuklarına dair yazı dizisinin ilkinde Nik Şala,  Finlandiya’da göçmen bir çocukken bilgisayar yeteneklerinin Kosova’daki insanlara nasıl yardımcı olduğunu anlatıyor bize… Kreşnik “Nik” Şala, savaştan söz ettiğinde, bombalardan ya da korkudan bahsederek başlamıyor konuşmaya. Bilgisayarlardan söz ederek anlatıyor bunu.

***  1999 yılında henüz 15 yaşındayken, Nik Şala Kosva’dan bir göçmen çocuk olarak Kuzey Makedonya’da bulunuyordu. Yugoslav kuvvetleri ile Kosova Kurtuluş Ordusu arasındaki çatışmadan kaçmakta olan binlerce diğer insan gibi, savaş yoğunlaşınca Nik’in ailesi de Priştine’den kaçmıştı… Pek çok ergen çocuk, yeni gerçekliklerine adapte olmaya çalışırken, Nik Şala, savaş nedeniyle ailelerinden haber alamayan tüm dünyadan insanları bir araya getirmek için bir bilgisayarın başında veri yüklerken buluyordu kendini…

***  “Hala çocuktum” diyor Şala. “Ancak aniden insanlar bizi Amerika’dan, Kanada’dan, Avustralya’dan aramaya başlamıştı, aile bireylerinin hayatta olup olmadığını öğrenmeye çalışıyorlardı…” Uyduruk göçmen enformasyon merkezi, onun ilk IT (Information Technology/Bilgi Teknolojisi) işine dönüşecekti. Bu da onun hayatta yol alacağı yönü belirleyecek anahtar deneyimlerden birini oluşturacaktı.

***  Şala, günümüzde Finlandiya’da işletme yönetimi, bilgi ve bilgisayar bilimleri ve makinelerin öğrenimi konularında uzmanlığı olan dijital çözümler uzmanı olarak görev yapıyor. İnternet sayfaları ve uygulamalar dizayn ediyor, kendi projelerini yürütüyor ve Kosova’dan sivil toplum örgütleri ve kültürel insiyatifler için platformlar oluşturuyor – bunları çoğunlukla ücretsiz biçimde yapıyor, bununla kalmayıp kendi parasını da bunların pek çoğuna yatırıyor. Bunu neden yaptığı sorulunca, Şala, “Dopamin!” diyor. “İyi şeyler hissetmek için, iyi şeyler yapmak gerekir…”

***  1983 yılında dünyaya gelen Şala, Kosova’da teknolojiye erişimin sınırlı olduğu bir dönemde büyümüş. Elektronik ve bilgisayarda uzmanlaşan teknik bir okula devam etmiş. Windows işletim sistemleri bir standarda dönüşmeden çok önce MS-DOS’u öğrenmiş. “Bütün okulda bir veya iki bilgisayar vardı” diye hatırlıyor. “Pratikten çok, kitaplardan birşeyler öğrenmekteydik okulda…”

***  Son derece sınırlı kaynaklara karşın, Bilgi ve İletişim Teknolojisi’ne (ICT) aşık olmuş… Okuldaki ikinci senesinde savaş araya girmiş ve eğitimine yarıda kesmiş, o güne kadar bildiği hayatı da noktalanmış. Ailesi önce Kuzey Makedonya’da Tetovo’ya kaçmış. Sahip oldukları hemen herşeyi Priştine’de bırakmışlar ve ailenin hayatta kalabilmesi için annesi, insani yardım örgütlerinden yardım almak durumunda kalmış.

***  “Bir gün ona sormuşlar: Bilgisayar kullanmayı bilen çocuğun var mıdır?” O zaman eve gelip “Git bak bakalım nedir istedikleri” demişti bana” diyor Şala. İngilizce bilen ve tıp okuyan ablasıyla birlikte Şala, insani yardım gruplarının desteklediği ve göçmenlerin yürüttüğü bir bilgi merkezine katılmış. Görevleri de, el yazısıyla kaleme almış göçmen Kosovalılar’ın listelerini dijital ortama geçirmek ve onların yurtdışındaki akrabalarından gelen telefonlara bakmakmış.

***  “İki hafta boyunca, yalnızca isimleri sisteme giriyorduk” diyor Şala. “Sonra da telefon hatlarını açtılar…” Bundan sonra yaşananlar, bugüne kadar hayatını ve kararlarını etkilemiş. “Ailelerinin hayatta olduğunu işiten insanlar ağlamaya başlıyorlardı. Bize dua ediyorlardı. Bir çocuk için çok duygulandırıcı şeylerdi bunlar…” diyor Şala.

***  Özellikle bir telefon, oldukça kişiselmiş. Kosova’dan kendi komşularının isimlerini aramış Şala, gelen telefon üzerine. Onların nerede olduklarını bulmuş ve telefondaki kadına, kendisinin kim olduğunu söylemiş. “Beni tanıyordu” diyor. “Bizim de hayatta olup olmadığımızı soruyordu…”

Bir başka an da onlarca yıl boyunca belleğinde kalmış: New York Times’dan bir gazeteci, veri bankasında araması için Şala’ya bir dizi Arnavut kökenli aile ismi vermiş. Şala tümünün de izini bulunca, gazeteci buna inanamamış. “Gidip New York’taki evinde kalabileceğimizi söyledi bana” diyor Şala. “New York düşleri kuruyordum. Ancak annem bunu reddetti. Annem, kendi ana-babasının hayatta olup olmadığını bilmiyordu ve Amerika’nın da çok uzak olduğunu düşünüyordu…” Bu düş orada sona ermiş ancak gazetecinin kartviziti, Şala’nın kişisel arşivinde duruyor. Hiçbir zaman ona bir elektronik posta atmamış ancak bu gazetecinin şimdilerde nasıl olduğunu merak ediyor. BIRN’e konuşurken Şala duygularını kontrol altında tutmaktaydı, ta ki gazetecilerden söz etmeye başlayıncaya kadar…

***  Kuzey Makedonya’da birkaç hafta kaldıktan sonra Şala’nın ailesi Finlandiya’ya gitmiş. Bazı göçmen kabul merkezlerinden geçtikten sonra nihayetinde Jeonsuu adlı küçük bir kasabaya yerleşmişler. Şala ve kızkardeşi orada gönüllü tercüman olarak çalışmışlar, Arnavutça ve İngilizce’den çeviri yapmaktaymışlar “Sınır Tanımayan Hekimler” için ve tıbbi yardım ihtiyacında olan diğer göçmenler için. Üç ay içerisinde Şala, Finlandiya’da bir liseye kaydolmuş ancak herşeye sıfırdan başlamak zorunda kalmış çünkü Kosova’da aldığı eğitim tanınmıyormuş.

***  “Hiç Fince konuşamıyordum” diyor Şala. “İngilizcemle ve üç sözlükle hayatta kalabildim…” Matematik ve fizik gibi, dil engeline takılmayacak dersler seçmiş ve yavaş yavaş Fince öğrenmiş. Sonraları ailesi Helsinki’ye daha yakın bir yere taşınınca liseyi bitirmiş ve İngilizce eğitim veren bir işletme kolejine girmiş, burada etkinlik yönetimine odaklanmış işletme ve pazarlama okumuş. Bu da Nordea Bankası’nda, daha sonra da Avrupa’nın en büyük teknoloji konferanslarından biri olan “Slush”ta kapıları açmış ona. Küçük bir pazarlama ve markalaşma şirketi de çalıştırıyormuş bu arada…

***  Teknoloji, esas tutkusu olmaya devam ediyormuş. Daha sonra işletme ve bilgi iletişim teknolojileri konusunda üniversitede master yapmış ve dijital çözümler konusunda uzman olmuş – bunlar arasında internet platformları kurmak, “cloud” sistemleri için cep telefonlarına yönelik uygulamalar dizayn etmek de varmış. 12 yıl boyunca Finlandiya’nın ulusal posta servisi olan “Posti”de çalışmış. Yakın geçmişte ise Arizona Devlet Üniversitesi’nden “makinelerin öğrenimi ve büyük data analizleri” konusunda bir master daha yapmış. Şimdilerde altı dil konuşuyor: Arnavutça, Sırpça, İngilizce, Fince, İsveççe ve biraz da Rusça…  “Kod yazmayı seviyorum” diyor, “Ancak insanlarla buluşmayı da seviyorum. Bir ofise tıkılıp kalacak birisi değilim. Kullanıcıların sorunlarını çözümlemeyi seviyorum…”

***  Fin toplumuna entegrasyonu her zaman o kadar da kolay olmamış. İlk okulunda, yalnızca iki yabancı öğrenci varmış… “Kabul görmediğimiz anlar oluyordu” diye hatırlıyor. “En iyi arkadaşım Angola’dandı. İnsanlar ona karşı bazan ırkçı davranışlar sergiliyordu…” Bir kış günü bir yaya geçidinde, bir sürücünün arkadaşını neredeyse ezdiğini hatırlıyor. Arabadan kaçmaya çalışırken arkadaşı elindeki telefonu düşürmüş. Sürücü ise bilinçli olarak o telefonun üstünden geçmiş arabasıyla. “Gülümsedi yalnızca ve ‘Burası Finlandiya’dır’ dedi…” diyor Şala.

***  COVID-19 pandemi döneminde Şala, tam zamanlı olarak internet sayfaları geliştirilmesine gömülmüş. Kosova’da küçük işletme sahibi arkadaşları ondan internete geçmek için yardım istemişler. Aynı zamanda Kosova’daki sivil toplum örgütlerinin ve kültürel projelerinin, görünülürlük konusunda nasıl mücadele vermekte olduklarını farketmiş. İlk ücretsiz projesini, “Hive” (“Arı Kovanı”) adlı Blerta Başolli’nin yönettiği film için yapmış. Film uluslararası ödüller kazanınca, Şala da alan adını satın alarak bir internet sitesi kurmuş, böylece film ekibi film gösterimlerini bu siteye koyarak global düzeyde bilet satabilecekmiş. “Film hakkında yazılanları okuyabilecekleri, filmin fragmanını izleyebilecekleri, filmin nerelerde gösterileceğini takip edebilecekleri bir internet sitesine ihtiyaçları vardı” diyor. “Bunu da ücretsiz olarak yaptım” diye anlatıyor.

***  Bekar anneleri ve evlatlarını destekleyen bir hayır kurumu için internet sitesi kurmuş, ardından kardeşinin yürüttüğü uluslararası bir film festivali olan Kosova Banff Mountain Film Festivali için internet sitesi hazırlamış. Yalnızca teknik destek vermekle kalmamış, Kosova’daki medyaya yönelik iletişim ağlarını da onların hizmetine sunmuş. “Alan adlarını ve bu sitelerin ev sahipliğini kendi cebimden karşılıyorum” diyor. “İnsanlar, ücretsiz çalışmanın bile paraya malolduğunu pek bilmiyor” diye konuşuyor. Balkan Araştırmacı Gazetecilik Ağı’nın Kosova’daki “Gazetecilik Evi Müzesi”nin internet sitesini de o yaratmış…

***  Şala, senede dört veya beş defa Kosova’ya geri dönüyor… Uzaktan çalıştığı için Kosova’da haftalar geçirebiliyor, halen teknoloji alanında çalışan eski sınıf arkadaşlarıyla buluşup yeni projeleri tartışıyor. Priştine’de UX yani “User Experience” (“Kullanıcı Deneyimi”) Akademisi kurmayı umuyor, böylece Kosova üniversitelerinde neredeyse varlığı hiç bulunmayan bir alanda, genç dizaynerleri eğitmek istiyor. “Bizler, kullancılar ile teknoloji arasındaki köprüyüz” diye anlatıyor. “Büyük şirketler, insanların gerçekte ihtiyaç duymadığı ürünleri yaratmak için milyonlarca lira harcıyor. UX şunu soruyor: Bu faydalı mıdır? Kullanımı kolay mıdır?”

***  Şala için bu daha büyük bir misyonun parçasıdır: Beceri ve ustalıkları Finlandiya’dan Kosova’ya aktararak, yerel kapasiteyi kurmak… Ancak en iddialı düşüncesinin işle alakası yok, Kosova’daki çok sayıda sokak köpeğine birer yuva bulmak istiyor. “Köpekleri seviyorum” diyor. “Kosova’ya her gittiğimde sokak köpeklerini görmek, yüreğimi burkuyor…” Bu konuda Kosova’daki tüm hayvan barınaklarını İskandinavya ve Avrupa’dan köpekleri sahiplenecek olanların birleştirilebileceği bir dijital platform kurmak istiyor, bu platformda köpeklerin sağlık kayıtları, aşılarıyla ilgili bilgiler ve izleme sistemleri bulunacak. “Finlandiya’da insanlar, İspanya’dan köpeklere sahip çıkıyor. Neden Kosova’dan olmasın ki?” diyor.

***  Priştine’de kamuya açık alanlarda dev ekranlardan sahiplenilmiş olan köpeklerin yurtdışında sağlıklı yaşam sürdürdüklerine dair videoların gösterileceği bir ortam düşlüyor. “İnsanların şunu görmesini istiyorum: Bu köpek, Priştine’de itilip kakıldı ama şimdi Helsinki’de yaşıyor…” Ona göre bu proje yalnızca hayvan refahına yönelik değil, aynı zamanda sosyal değişimle de ilgili. “Gösterişli binalar inşa ediyoruz ancak sokak köpekleri nedeniyle insanlar yürümekten korkuyor. Tıpkı Finlandiya’da olduğu gibi bilgi, mikroçiplere, köpeğin tarihçesine ihtiyacımız var…” diyor.

***  Şala’nın ailesi kızkardeşlerinin, kendisinin ve erkek kardeşinin iyi birer eğitim almasında ısrarcı olmuş. Üç kızkardeşi Kosova’da ve Almanya’da hemşire ve doktor olmuş, kardeşi ise bir finans profesörü. Ana-babası öğretmenmiş… “Kendimi başarılı bulmamın nedeni param değil” diyor. “Başarılı olduğumu düşünüyorum çünkü insanlara yardım edebiliyorum…”

https://balkaninsight.com/2026/02/05/doing-good-to-feel-good-using-tech-to-help-kosovo-progress/

(BIRN’de 5.2.2026’da yayımlanan Azem Kurtiç’in yazısını özetle derleyip Türkçeleştiren: Sevgül Uludağ/YENİDÜZEN).

sayfanin-alti-sol-s-16-ari-kovani-filminde-sanatcilar-sala-bu-film-icin-ucretsiz-olarak-web-sitesi-kurdu.jpg

Arı Kovanı filminde sanatçılar. Şala bu film için ücretsiz olarak web sitesi kurdu...

sayfanin-ustu-s-17-sala-ailesinin-bir-kismi-birarada.jpeg

Şala ailesinin bir kısmı birarada...

Bu yazı toplam 528 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar