1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Kıbrıs’ın Kuzeyinde Aile İçi Şiddet
Kıbrıs’ın Kuzeyinde Aile İçi Şiddet

Kıbrıs’ın Kuzeyinde Aile İçi Şiddet

Kıbrıs’ın Kuzeyinde Aile İçi Şiddet

A+A-

Feminist Atölye (FEMA)
info@feministatolye.org


Şubat 2012 içerisinde ülke genelinde 1000 evli kadın ile yüz yüze mülakatlar şeklinde gerçekleştirilen çalışma, toplum nüfusunu temsil edecek şekilde rastgele örnekleme yöntemiyle seçilen başlangıç noktalarından hareketle gidilen evlerdeki evli kadınlarla yapılmıştır. Çalışma Kıbrıs’ın kuzeyinde aile içi şiddetin yaygınlığı, ne şekilde algılandığı, sebepleri ve kadınların şiddet ve toplum baskısına bakış açısını ölçmeyi amaçlar niteliktedir.
Şiddetin Tanımı
İlk olarak katılımcıların aile içi şiddet denilince ne tür bir şiddet algıladıkları ölçülmüştür. Beklenildiği üzere fiziki şiddet en fazla algılanılan tanım olarak ortaya çıkmıştır.

Katılımcıların aile içi şiddet denilince akıllarına gelen şiddet türleri şunlardır:
- Fiziksel şiddet: %61.4
- Psikolojik şiddet: %43.1
- Ekonomik şiddet: %37.7
- Özgürlüğün kısıtlanması: %34.9
- Cinsel şiddet: %20.6

Kadın katılımcıların yorumları yukarıdaki verilere büyük benzerlik gösterse de, erkekler aile içi şiddetten genellikle erkeğin kadını dövmesi anlamını çıkarmıştır. Genel olarak şiddet erkeklere göre dayak ve fiziki şiddet anlamına gelmektedir. Psikolojik ve ekonomik şiddet, özgürlüğün kısıtlanması gibi tanımlar erkek tarafından şiddet tanımı içerisinde algılanmamaktadır.

Şiddet Oranları

Katılımcıların %33’e yakını eşinden şiddet gördüğünü belirtmiştir. Bu da evli her üç kadından birinin şiddet gördüğünü ortaya çıkaran ürkütücü bir orandır. Kadınların gerek korku, gerek utanç, gerekse toplumsal baskıdan dolayı bu konuda konuşmaktan çekindikleri de göz önüne alınacak olursa bu oranın anketin ortaya koyduğundan daha yüksek olması ihtimali kuvvetlidir.

Kötü şeylerin hep bir tanıdığımızın başına geldiği varsayımından yola çıkarak anket katılımcılarına eşinden dayak yiyen birini tanıyıp tanımadıkları sorulmuştur. Ankete katılan kadınlar ortalama olarak %2.58 ‘eşinden dayak yiyen kadın’ tanıdıklarını belirtmişlerdir. Bu da aslında aile içi şiddetin ne derece yaygın olduğunu ortaya koymaktadır.

• Şiddet türleri arasında eşin kıskançlığı % 74 oranıyla en yaygın başlık olarak belirlenmiştir.
• Eşin kadının giyimine karışması da %59 oranıyla en sık yaşanan ikinci sorun olarak karşımıza çıkmıştır. Kıskançlığı çoğu kadın veya erkek sevmek ile karıştırmakta, kendine ait gördüğü eşini sevdiğinden dolayı paylaşamayacağını belirtmektedir. Kıskançlık bir nevi sevgi ibresi olarak kullanılan toplumumuzda bunun bir şiddet unsuru olduğu çoğunlukla görmezden gelinmekte, sevdiğimiz kalbimize bastırıla bastırıla kırılmaktadır.
• Sevginin bir başka göstergesi olmasa da eşe bağırma oldukça yaygın olarak yaşanmaktadır. Anket katılımcılarımın %57.76’sı eşinin kendisine bağırdığını belirtmiştir.
• Bağırmaktan bir adım öteden olan hakaret etmeye ise toplumda %30 oranında rastlanmakta olduğu anket katılımcılarının cevaplarından çıkarılabilecek bir sonuçtur.
• Yine bir şiddet türü olan eşlerin başkalarının yanında kadını azarlama oranı ise anket bulgularına göre %24’dür.
• Bir kontrol veya güç unsuru olarak paranın kullanılması çok eski ve bilinen bir yöntemdir. Anket katılımcılarının %23.32’si eşinin elindeki parayı istediği gibi harcamasını engellediğini belirtmiştir.
• Yine bir şiddet türü olan eşin kadını çocuklara zarar vermekle tehdit etme oranına diğer şiddet türlerine kıyasla Kıbrıs Türk toplumunda çok yaygın olarak rastlanmamakta ve bu oran %8.5’de kalmaktadır.
• Eşin kadını dayakla tehdit etme oranı ise %17 olarak bildirilmiştir. Bu rakam ilginç bir şekilde gerçekten şiddet uygulanmasının altındadır.
• Eşi tarafından evden kovulan kadınların oranı %10 gibi fazla yüksek olmayan bir oran olsa da Kıbrıs’ın kuzeyinde evden kovulan kadının sığınacağı bir barınak olmadığı düşünülecek olunca ürkütücü bir boyut almaktadır.
• Şiddete eğilimi bulunan eş karısını dövmenin yanında evdeki eşyalara da zarar verebilmektedir. Katılımcılara eşlerinin evdeki eşyalara zarar vermesi durumunun gerçekleşip gerçekleşmediğini sorduğumuz zaman bunun %22 oranında gerçekleşebildiğini görmekteyiz.
• Eşi de olsa zorla cinsel ilişkiye girmek tecavüz tanımına girmekte ve yasa tarafından da yasaklanmaktadır. Bunu belki bilmediğinden belki de karşı koyacak gücü veya cesareti kendinde bulamadığından %14 oranında kadın eşi tarafından cinsel ilişkiye zorlandığını belirtmiştir.

• Toplumsal Roller
• Bu çalışmanın bir amacı da kadınların toplumsal rolleri ile ilgili bakış açılarını gözlemleyebilmekti.

• ‘Kadının yeri evidir’ diyen ve kadınların ev dışında istedikleri işte çalışamayacaklarını belirten %13.43 oranında bir kesim olduğu tespit edilmiştir.
• Ayni şekilde katılımcıların %16’ya yakını kadınların ellerindeki parayı kendi tercihleri doğrultusunda harcayamayacağı şeklinde görüş belirtmiştir.
• Ankete katılan kadınların %7’ye yakını bazı durumlarda şiddetin kabul edilebileceğini ve erkeklerin eşlerini dövebileceğini düşündüklerini ortaya koymuşlardır.
• Ankete katılan kadınların %6’sı kadınların istemese bile eşleriyle cinsel ilişkiye girmenin görevi olduğunu belirtmiştir.
• Kadınların %23’e yakını çocukları terbiye etmek için bazen dövmek gerektiğine inanmaktadır bu kadının şiddet görme oranı ile ilişkili bir bulgudur.
• Kadınların %23’e yakını çocukları terbiye etmek için bazen dövmek gerektiğine inanmaktadır bu kadının şiddet görme oranı ile ilişkili bir bulgudur.
• %22 oranında katılımcı kadının tavır ve davranışlarından ailenin erkeğinin sorumlu olduğuna inanmaktadır. Bu da aslında kadının kendini içine soktuğu toplumsal rolün ve toplum baskısının kaynağıdır. Kadın bunu kendi kız ve erkek çocuklarına iletmekte, ve özellikle erkek çocuklar da bu baskı ile büyüyerek şiddetin en büyük sebebini küçük yaşta annelerinden öğrenmektedirler.
• % 16 oranında kadın herhangi bir konuda eşiyle ayni fikirde olmayan bir kadının susması gerektiğine inanmaktadır.

Baskı Çeşitleri

Bir kadın olarak aşağıdaki baskı çeşitlerini ne derece üzerinizde hissettiğinizi veya hissetmediğinizi belirtin sorusuna kadınların verdikleri cevaplar aşağıdaki gibidir:
- Eş baskısı: %35
- Anne –baba baskısı: %27
- Arkadaş çevresinden baskı: %12
- Toplum baskısı: %24

Bu çalışmanın ortaya çıkardığı çarpıcı sonuçlardan biri erkeğin kadına bakış açısıdır. Kadının toplumdaki rolünü ‘hanım hanımcık’ anne olarak tanımlayan erkek ‘rahat’ kadın etiketinden ürkmekte bunun eşlerine yapıştırılmaması için gerekirse şiddeti de içerebilecek önlemler almaktadır. Kendini kadının namus bekçisi olarak gören, kıyafetine, işine, arkadaşına karışan erkek modeli ne yazık ki tahmin edilenin aksine toplumun tüm katmanlarına yayılmış durumda olup istisnadan çok müstesna konumundadır. Bu da Kıbrıs Türk toplumunun hayatı paylaşan eşit görev ve sorumluluklara sahip modern çift tanımından ne kadar uzakta olduğunu göstermektedir.
Kadınların kendilerine biçtiği rollere bakıldığı zaman ise hala geleneksel tanımlamalara rastlanmakta, ‘kadının yeri erkeğinin dizinin dibi’dir rolünden sıyrılmış olsa da yine de çok da ileriye gidilemediği ortaya çıkmaktadır. ‘Erkeğin aklını çelen başka kadındır’ yaklaşımı ise toplumda hala oldukça yüksek oranda destek bulabilmekte ‘namussuzluk’ her iki durumda da kadının suçu olarak görülmekte ve kadın, kadın tarafından toplum baskısına maruz kalmaktadır.
Feminist Atölye olarak bizler, ülkemizde de bu denli çarpıcı boyutlarda olan kadına yönelik şiddete artık dur deme zamanının geldiğini ve hatta çoktan geçtiği yineliyoruz.  Şiddeti önlemenin yolunun Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine dayandığını ve bunun içinde artık hayatın her alanında önlemler alınması gerektiğini vurguluyoruz.

Kaynak: Kıbrıs’ın Kuzeyinde Aile İçi Şiddet Raporu, Mine Yücel, Göç Kimlik ve Hak Çalışması Merkezi
OLMAZ DE, DUR DE, KADINA ŞİDDETİ ENGELLE!!

 

Mor Alkışlar
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Ankara İl  üyesi erkekler, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında “Şiddet Erkekliktir, Erkekliği Reddediyoruz” başlıklı bir açıklama yaptı. “Erkek egemenliği cinsiyetçiliktir, heteroseksizmdir, şiddettir, savaştır, tacizdir, tecavüzdür.” diyen ve kadınlar ile LGBTİ bireylerin baskı altına alındığı bir toplumda hiç kimsenin özgür olmadığını belirten arkadaşlarımıza mor alkışlar gönderiyoruz.

Bu haber toplam 3837 defa okunmuştur
Gaile 241. Sayısı

Gaile 241. Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler